“ben de sizi yüce tanrının huzurunda karı ve koca ilan ediyorum

#03 - The Break Up

 

“ben de sizi yüce tanrının huzurunda karı ve koca ilan ediyorum.. scott, gelini öpebilirsin..”

 

scott gülümseyerek andreanın zarif duvağını kaldırır ve heyecandan gözleri dolan genç kadını öperken herkes büyük bir sevinçle alkışlıyor, sienna da kucağındaki baş nedimeyi zıplatıyorken liv uzanarak annesinin duvağına tutunur, andrea arkasını dönerek kızını kucağına alırken liv herkese bu güzel günün şerefine dişsiz bir gülümseme sunuyor, babası kızının mis kokulu saçlarını öpüyorken andrea gözlerini siliyordur, kızlar hemen awwwlarken scott gülerek karısının yüzünü tutar ve dudaklarını örterken liv annesinin gelinliğine tutunur..

 

 

“biiiir..ikiii..üç!”

 

andrea kıpkırmızı gül buketini arabaya binmeden hemen önce fırlatırken buket siennanın eline düştüğünde kızlar alkışlar, beyler flaslere dönerek tebrik ederkenken genç adam siennaya gülümser, güzel hava kıran gülleri koklarken kalabalık yeni evlileri balayına yollamaya hazırlanıyor, herkes liv’e çok büyümemesini tembihliyorken ufaklık anlamıyor, sadece gülücük saçıyorken ewan ve calis scott’a iş düşünmemesini emrediyorlardır, kraliyet arabası saraydan ayrıldığında konuklar için eğlence daha bitmemiş, davetliler tekrar kokteyle dönmek için serbestken herkes yeni kraliçeyle daha yakın olmak için can atıyor, gelin ve damat sahneyi terkettiğinde gazeteciler için kraliyet ailesine yönelmek daha kolay oluyordur...

 

 

SOUNDTRACK / David Lanz - Variations on a Theme From Pachelbel's Canon in D Major

 

 

“nedime kostümleri muhteşem sienna, modacısı kim bunun?”

 

sienna teşekkür ederek cevap verirken saraydan içeri giren lenald’ı gördüğünde izin isteyerek eteklerini toplar ve gülümseyerek etrafına bakınan genç adamın yanına giderken lenald onu görünce gülümser

“benim ahşap evleri neden kimsenin istemediğini anladım böylece..”

sienna gülerken genç adamın koluna girmiş, içeri kadar ona eşlik ediyorken sorar

“çiçekler için neden gelmedin?”

“birisi evlerin birine üflemiş, onunla uğraşmak zorunda kaldım..”

 

sienna üzüldüğünü söylerken lenald önemli değil diyor, sorar

“kraliçeyle konuşabiliyor muyuz?”

“tabii, gel tanıştırayım..”

 

sienna genç adamı götürecekken lenald onu tutar

“şaka yapmıştım-“

“neden? saraya kadar geldin, hadi..”

 

lenald peki diyerek takip ederken sienna biana ve latty’nin yanına gelmiştir

“biana.. latty..”

 

iki kız kardeş o tarafa dönerken ikisi de siennayı gördüklerinde gülümser, lenald iki güzel kadına bakıyorken sienna genç adamı göstererek konuşur

“bu arkadaşım lenald gotham, kendisi mimar, babası bay gotham bütün bu güzel çiçeklerin sahibi..”

 

latty çok memnun olduğunu söylerken elini uzatır, lenald kibarca öperek prensese elini geri verirken kraliçeye döner

“majesteleri..”

 

kraliçe gülümseyerek elini uzatır

“çok memnun oldum bay gotham..”

 

lenald aynı şekilde kraliçenin de elini öperek selam verirken biana elini geri aldığında genç adama ne tür  yapılarla ilgilendiğini sorar, lenald cevaplarken sienna genç adamı izliyor, bir an garip bir gururla dolarken bakışlarını kalabalığa çevirir, o sırada onları izleyen tessayla göz göze gelirken küçük kardeş parmağıyla işaret ederek bu mu? diyordur, sienna hafifçe başını sallarken tessa elini kalbine koyar, sienna gülmemeye çalışarak tekrar önüne dönerken biana ahşap evleri insanların neden sevmediğini anlayamadığını söylüyordur..

 

 

lenald durmadan önüne sunulan şampanyaları devirmeye devam ediyorken bir kaç kişiyle daha konuşmuş, ama isimleri derhal unutmuşken birazdan yanına başka bir adam yaklaştığında o tarafa döner, adam ona elini uzatmış, konuşur

“bay gotham, ben flasler wesva.. sienna’nın arkadaşı olduğunuzu öğrendim..”

 

lenald kadehi diğer eline alarak flasler’in elini sıkar ve memnun olduğunu söylerken uzaktan onları gören tessa siennayı bulmuş, kolundan çekiştirir

“saat üç yönünde tehlike..”

sienna kaşlarını çatarken sağına bakar ve iki adamı gördüğünde gözleri büyürken tessaya döner

“ne yapacağım!?”

“yanlarına git-“

“ne diyeceğim-“

“ne demek ne diyeceğim sienna! git tanıştır, bu benim erkek arkadaşım de-“

“bu da seni onun için terkedeceğim adam flasler, hadi arkadaş olun!”

 

tessa gülerken sienna gülmemesini söylüyordur, genç kadının elindeki kadehi alıp kafasına diker, boş kadehi geri verip o tarafa giderken flasler onu görmüş, kolunu genç kadına uzatırken, sienna gülümseyerek genç adamın yanına geçer

“lenald’la tanışmışsın..”

 

flasler öyle oldu diyorken sienna lenald’a döner

“lenald flasler erkek arkadaşım..”

 

lenald anlık bir aydınlanma yaşarken başını sallar

“tekrar çok memnun oldum, izninizle tuvaletleri bulmam gerekiyor..”

flasler merdivenin sol tarafından dolaşması gerektiğini söylerken lenald teşekkür eder, siennaya da hafifçe selam vererek yanlarından ayrılırken genç kadın dudağını ısırıyor, flaslerin uzattığı kadehi alıyorken nasıl olduğu sorusunu cevaplıyordur..

 

 

sienna birazcık nefes almak için üst kata çıkmış, odasında biraz oturup tekrar aşağı inmek için koridora çıktığında merdivenlerin köşesinden dönen lenald’ı görür, genç adam da onu görünce dururken sienna gümüş renkli eteklerini toplayarak yürüyor, konuşur

“ne işin var burada?”

“kayboldum..”

“buraya çıkan tek bir merdiven var o da antrenin ortasında, nasıl kaybolduğunu sorabilir miyim?”

 

lenald gülümseyerek başını eğerken yine ellerini cebine sokuyor, başını kaldırır

“peki, kaybolmadım.. seni takip ettim..”

“lenald burada olmaman gerek, hadi inelim-“

 

sienna biraz sonra sertçe duvara yaslandığında lenald üzerindedir, genç kadın korkuyor, ama lenald’dan değil, yutkunurken genç adam fısıldar

“bir haftadır sürekli seni düşünüyorum sienna, çiçekler için de bilerek gelmedim, ama sonra dayanamadım.. sonra flasler denen adam-“

“lenald..”

“onun sana verdiklerini ben veremem, biliyorum.. bilememe rağmen şimdi burada seni buraya kıstırmak da tam bir aptallık ama aklımdan çıkmıyorsun..”

 

sienna yine yutkunurken her an birisi o merdivenleri çıkabilir, her an bir şey olabilirdir, genç kadın içten içe titrerken genç adamın mavi gözleri pırıl pırıldır, sienna hayatındaki en adice, ama en heyecanlı şeyi yaparak genç adamı başından tutup kendine çekerken lenald genç kadının dudaklarına gülümseyerek kendini ona bastırır..

 

 

sienna usulca inleyerek genç adamı kendinden iterken dudakları kızarmış, yanakları al al, nefesine hakim olamıyorken lenald onun yüzünü tutuyor, konuşur

“bu ben de seni düşünüyordum mu demek oluyor?”

sienna gülümseyerek başını eğerken lenald eğilerek tekrar genç kadının dudaklarını bulur, sienna nefesini tıutarak genç adamı öpüyorken öpüş gittikçe büyüyor, genç kadının artık dizleri titriyorken lenald’ı üzerinden iter

“nefes..”

lenald dudaklarını ısırarak gerilerken konuşur

“yarın sabah seni kafenin önünden alırım..”

 

sienna yutkunarak ona bakarken göğsü inip kalkıyor, lenald cevap beklemeden gülümser ve genç kadını hızla öperek merdivenlere döner, onun adım sesleri uzaklaşıyorken sienna gözlerini kapatarak elini göğsüne koyar, başını duvara yaslayarak sakinleşirken önce gülümser, sonra flasler aklına geldiğinde gözlerini açarak inlerken ellerini yüzüne kapatır..

 

 

sienna o gece yorgun olduğu bahanesiyle flaslerden ayrı uyumuş, ama gecenin ortasında tessa’nın kapısını çalıp onunla beraber yatağa kıvrılmasıyla sabaha kadar ikisi de uyumamış, ne oldu ne bitti, şimdi ne olacak, her şey konuşulmuşken sabah ikisi de erkenden ayaklanmıştır, sienna hızlı bir duş almış, saçlarını kurutup geri dönmüşken tessa onun giyeceği şeyleri yatağa koyuyordur, sienna havlusunu atıp yatağın üzerindekileri sırayla üzerine geçirirken konuşur

“ne zaman döneceğim bilmiyorum tessa-“

“ben bir şeyler uyduracağım, sen ne yapman gerekiyorsa onu yap-“

 

sienna mavi elbiseyi başından geçirirken sinirle güler

“sanki gizli göreve gidiyorum!”

“öyle! gidip göreceksin, o adamla nasıl oluyor, ne oluyor-“

“ne olacağı şimdiden belli, neden giyiniyorum, direkt çıplak gideyim!?”

 

tessa gülerken elini ağzına kapatır, sienna da gülerek sessiz olmasını söylerken kulağına inci küpelerini takıyordur, aynaya bakarak saçlarını düzeltirken derin bir nefes alır

“ya aşık olmuşsam?”

“ki bu güzel bir şey-“

“tessa-“

“ne tessası sienna?! hayatın boyunca flaslerle olacaksın diye bir kural mı var? tamam adam saraylı, falan filan-ama lenald çok.. şey...”

“taş?”

 

tessa arghlayarak kendini yatağa bırakırken sienna kardeşinin bacağına vurur

“kendi kocana bak sen..”

“şimdi onun yanına gideceğim zaten..”

 

sienna beyaz atkısını ve paltosunu alıyor, güler

“terbiyesiz..”

“çıplak gideyim diyen sensin..”

 

sienna tam hazır olduğunu hissediyorken çıplaklık meselesi aklına gelince yine yatağa oturur

“sürtük gibi hissediyorum..”

“öylesin çünkü-“

“tessa!”

 

tessa başını yastığa gömerek bir kahkaha atarken sienna onun poposunu sıkıştırır

“flasler bütün gün yine çok meşgul olur, o bir şey sormadan söyleme-“

“nasıl yalan söyleneceğini biliyorum ablacığım, sağol-“

“doğru, annemi tek ayak üstünde oynatırken öğrendin..”

 

tessa buna cevap vermeyi redderken sienna uzanarak onun başını öper

“ablan kafayı yedi tatlım, akşama görüşürüz..”

“çok güzel olursa gelme, ben bir şey bulurum..”

“bunun karşılığında ne isteyeceksin çok merak ediyorum, ama neyse..”

 

tessa sırıtırken sienna da gülümser ve elinde ayakkabıları, sessizce koridora çıkarken daha kimse uyanmamıştır, genç kadın hızla merdivenleri inerek ayakkabılarını giyer, kapıyı olabildiğince yavaş açarak çıkarken güneş pırıl pırıl, beyaz karların üzerinde parlıyordur, sienna arabasının anahtarlarını çıkararak yürürken çok garip bir gün olacaktır, ama genç kadın iyi bir gariplik olmasını umuyorken soğuktan ürpererek arabaya girer ve motoru çalıştırır..

 

 

SOUNDTRACK / John Mayer – Back to You

I tried to forget you, I tried to stay away, but it's too late

Something about you..

It's just the way you move,

The way you move me..

Doesn't it scare you

Your will is not as strong, as it used to be.

 

 

sienna arabayı ilk geldiği gün bıraktığı otoparka bırakmış, kafeye yürüyorken güneş parlıyor ama ısıtmıyordur, genç kadın beyaz paltosunu biraz daha kapatırken saati kararlaştırmadıkları aklına gelir, olduğu yerde dururken düşünür, ya gelmemişse? ya gelip gitmişse?

 

genç kadın saatine bakarken daha çok erkendir, gelmemiştir..

 

sienna kafenin önüne geldiğinde sokağa bakan köşede oturan lenald’ı görmüş, genç adam da onu görmüşken derhal kalkar, masaya biraz para bırakıp paltosunu da kaparak dışarı çıkarken sienna kapıdan bir adım geri atar, genç adam paltosu hala elinde, sienna bakıyorken güler

 

“gelene kadar gerçekten geleceğini düşünmemiştim..”

“ben de geleceğimi düşünmemiştim..”

“ama geldim..”

 

sienna başını sallarken ikisi hala öylece duruyor, sienna etrafına bakıyorken lenald’ın hala giyinmediğini farkettiğinde genç adamın paltosunu işaret eder

“üşüyeceksin..”

“üşümem..”

“peki..”

 

lenald sonunda yapacak bir şey bulamamış, paltosunu giyerken sienna kollarını kendine sarmış, ayağının ucuyla karı eşeliyorken biraz sonra lenald yüzünü tutup dudaklarına eğildiğinden neden geldiğini hatırlamış, nefesi kesilerek genç adamın yakalarına tutunur..

 

 

“çok güzel...”

 

sienna önünde duran manzaradan büyülenmiş, öylece bakıyorken lenald onu bahsettiği eve getirmiş, ev gölün hemen yanında, sabah güneşi suyun üzerinde binlerce pırıltı bırakıyorken uzaktaki dağların tamamı bembeyaz, pamuk gibi görünüyordur..

 

sienna gülümseyerek gölün ortalarına doğru giden iskeleye çıkar, hiç basılmamış karların üzerinde yürürken bir anda ayağı sağlam olmayan bir tahtaya gelmiş, genç kadın feryat ederek dengesini kaybederken lenald fırlar, ama o yetişemeden sienna kendini buz gibi suda bulurken bağırarak yüzeye çıkıyor, telaştan sürekli dalıp tekrar yükseliyorken lenald paltosunu çıkarıp karlara atar, hemen sonra suya atlarken sienna ona ulaşmaya çalışıyor, genç adam onun elini yakaladığı gibi kendine çeker, sienna buz gibi su canını acıtıyorken titriyor, genç adama tutunarak sürüklenirken lenald isklenin ucundaki merdivenlere gelmiş, siennayı öne geçirir, genç kadın titreyerek basamaklara tutunur, lenald da hemen arkasından çıkıyorken sienna daha şimdiden dudakları morarmış, titreyerek lenald’ı tutar, genç adam onu kucağına aldığı gibi içeri götürürken sienna genç adama sarılır...

 

 

lenald siennayı eve sokarken kapının yanındaki küçük kontrol tablasından ısıtıcıyı çalıştırır, sienna tir tir titriyorken lenald onu bırakır ve hızla genç kadının üzerinde ne varsa çıkarırken sienna itiraz etmiyor, titreyen ellerle atkısını çıkarıp bir kenara atarken lenald paltoyu atar, sienna titreyek gülerken lenald da gülüyordur, sorar

“neden gülüyorsun?”

“hi-hiç.. öyles-sine..”

“elbiseyi de çıkar-“

“sen üşümüyor mus-“

“üşümüyorum sienna, bir çeşit iblisim, hadi çıkar-“

“ne ibli-lisi? be-ben de hava-va bük-ke-kenim-“

“o nedir?”

 

sienna gülerken bir an sonra ikisinin de üzerinden sıcacık bir rüzgar geçtiğinde lenald anlar, sienna rahatlamış, çenesinin titremesini kontrol altına alırken konuşur

“biraz daha çabuk yapmayı öğrenmem gerekiyor sadece..”

 

lenald gülümserken sienna ıslak eteğini bacaklarından çekiyor, ayakkabısının tekinin nerede olduğunu merak ediyorken lenald ona yaklaşıp belini kavradığında başını kaldırır, genç adam dudaklarına eğildiğinde sienna gülümseyerek ona tutunur..

 

 

SOUNDTRACK / Santana – Let Me Love You Tonight

Come with me and we can make the heavens sing..

 

 

lenald genç kadını duvarların birine yaslayıp dudaklarını parçalarcasına öperken sienna hiç bu kadar sert öpülmemiş, genç adamın tutkusu damarlarına akıyorken inleyerek parmaklarını ıslak saçlardan geçirir, lenald onu duvardan çekip yanlarındaki kapıyı iterek mutfağa sokar, mutfak masasının üzerinde ne varsa eliyle itip yere saçarken siennayı boş masanın üzerine yatırır, kendisi de diziyle masadan destek alarak üzerine eğilirken sienna inleyerek bacağını genç adamın bacağına doluyor, lenaldın eli elbisenin eteğinden girip genç kadının kalçasını kavrıyorken sienna başını geri atar, genç adamın parmakları ıslak çamaşırdan içeri girerken sienna kalçasını kaldırarak kendini onun eline bastırır, lenald genç kadının çenesini ısırıyor, parmakları siennayı inletirken genç kadın elini arkaya atarak sert ahşapta tutunacak bir yer arıyor, ama bulamıyorken lenald bir kez daha bastırdığında feryat ederek genç adamın boynuna tutunur, ikisinin dudakları çarpışırken lenald onu masadan kaldırıp kucağına alıyor, sienna bacaklarını genç adamın beline doluyorken ikisi hala hızla öpüşüyor, bir kapıdan daha geçerek üst kata çıkan merdivenlerde trabzanlara çarparak çıkıyorlardır..

 

 

lenald yatak odasına giriyorken sienna ıslak elbisesini üzerinden sıyırıp yere fırlatır, genç adam sırıtarak onu yatağa atarken sienna dudaklarını ısırarak gülümser, lenald eğilerek onun göğüslerini öperken sienna gülerek başını geriye atar, birazdan az önceki parmaklar çamaşırını çekerek çıkarırken lenald doğrulmuş, kendi pantolonunu açıyor, sienna onun karşısında korumasız, açık ağzından derin nefesler alıyorken genç adam pantolonunu indirip tekrar üzerine eğildiğinde genç kadın bacaklarının arasındaki sertlikle inler, lenald onun alt dudağını ısırarak kendini iterken sienna inleyerek bacaklarını biraz daha açar, genç adam kendini her seferinde biraz daha derine itiyorken sienna kollarını iki yana açmış, yatağın örtülerini koparırcasına sıkıyor, her darbede sırtı yumuşak örtülerde gidip geliyorken birazdan kulağının dibinde lenald’ın inlemesini duyduğunda o da nefesini tutarak kasılıyordur..

 

 

az önceki yatak ikisine de yumuşak gelmiş, lenald biraz sonra sırtını yerde bulurken şöminenin önündeki kıpkırmızı battaniye onların yatağı olmuş, sienna genç adamın üzerinde oturuyor, eğilerek dudaklarına sahip olurken lenald onun başını tutuyodur, genç kadın gülerek geri çekilip doğrularak genç adamın üzerinde alçalırken lenald inleyerek yumruğunu yere vurur, sienna gülümseyerek dudağını ısırıyorken odadaki hava ikisi için de çok sıcak, buz gibi suyla ıslanan bedenler şimdi ateşle nemleniyorken sienna kasılarak feryat eder ve kendini genç adamın üzerine bırakırken lenald gözleri kapalı, bütün vücudu titriyor, üzerindeki kadının başını tutarak hafifçe gülerken sienna da genç adamın boynunu öperken gülüyor, gözlerini kapatarak derin bir nefes alıp biraz dinlenmek istiyordur..

 

 

sienna ve lenald battaniyenin altına girmiş, hala şöminenin önünde yatıyorken sienna uyuklayan adamın saçlarıyla oynuyordur, lenald gözlerini açarak ona bakarken gülümser, sienna da gülümserken genç adam onu belinden kendine çeker, sienna onun boynuna başını saklayarak gülerken lenald mırıldanır

 

“çok gülüyorsun..”

 

sienna başını geri çekerken sorar

“gülmeyeyim mi?”

“mutluysan gül..”

“bilmiyorum.. mutlu olmak için gülsem?”

“bir kere yattık diye seni bırakmayacağım, biliyorsun değil mi? bir kere beni aldın, geri iadesi yok..”

 

sienna gülümserken usulca sorar

“kimsin sen?”

“bir gün çiçekçide gördüğü bir kıza aşık olan adamım..”

“yalan söyleme..”

“aşığım dedim, yalancıyım demedim..”

“aşk bu kadar çabuk mu olur sence?”

 

lenald genç kadının saçlarını omzundan geri atarken konuşur

“aşk çabuk olduğu için aşktır, diğerinin adı sevgidir, aşk bittiğinde geriye o kalıyorsa doğru seçim yapmışsın demektir..”

“geriye sevginin kaldığını nasıl anlayacağım?”

“aşkın bitmesini bekleyeceksin..”

“ya daha aşık değilsem..”

“aşıksın-ve kime diye sorarsan bana, nasıl diye sorarsan bir anda, neden diye sorarsan kader, kaderci değilsen bu..”

 

genç adam uzanarak siennanın dudaklarını örterken genç kadın onun yüzünü tutuyor, ikisi yavaşça birbirlerini tadarak ayrılırken sienna gözlerini açar,

 

aşıktır..

 

 

Bir hafta  sonra...

 

“kahve yok, süt..”

conrad latty’nin elinden kahve kupasını alırken genç kadın itiraz eder

“vien bir süre daha sütlü kahve içebilirsin dedi-“

“ben vien’in üstüyüm, yasakladım-“

“prensesim ben-“

“ama benimsin.”

 

latty sesini keserken gülümser, conrad genç kadının eline bir bardak süt verip yavaşça karnını okşar

“kız-oğlumun-“

“öyle deme dedim sana kaç kere, kız gibi olacak çocuk-“

“oğul-kızım dersem de kız çıkınca erkek gibi olacak-“

“bebeğim de o zaman-“

“farklı olmalıyım ben-“

“deli olmalısın sen..”

“ama seninim değil mi?”

 

latty sütünü içiyorken gözlerini kırparak evet der, conrad onun başını öperken mutfaktan içeri delora dalıp kapıyı arkasından kapatır, latty bardağını indirirken conrad kaşlarını çatıyor, ne olduğunu sorar, delora çok fena diyorken ellerini birbirine vurur

 

“gazetede sienna’nın o çiçekçi adamla öpüşürken çekilmiş bir resmi var, hatta bir değil, bir sürü.. bir eve girerken, evden çıkarken arabaya gitmeden önce ayrılırken.. flasler az önce onu gördü, siennayı arıyor!”

 

latty aman allahım diyorken conrad o çiçekçi adamın beynini ezmek istiyorum diyordur, latty ve delora aynı anda itiraz ederken delora konuşur

“adam zorla öpmemiş herhalde..”

“kimin tarafındasınız siz?”

 

latty ve delora bakışırken conrad’dan usul bir eyvah duyulur..

 

 

SOUNDTRACK / Westlife – I Cry

 

 

flasler gazeteyi yumruğunda sıkmış, üst kata çıkarak sienna’nın odasının önüne gelir, tam kapıyı çalacakken sienna açar, genç adamla yüz yüze geldiğinde bir adım gerilerken elindeki telefon az önce tessa’dan haberi aldığını söylüyor, bakışları telaşını anlatıyorken kelimeleri flasler için hiçbir şey ifade etmiyordur, genç adam gazeteyi genç kadının ayağının dibine atarak arkasını dönüp uzaklaşır..

 

 

“flasler!”

 

sienna merdivenlerden uçarcasına iniyorken kimse ortalıklarda görünmüyordur, herkes bir deliğe saklanmışken bu siennayı daha çok korkutuyor, daha önce hiç flaslerin öfkesini gerçekten görmemiş, genç adamın arkasından koşuyorken bir kez daha seslenir

“flasler lütfen dinle-“

“NEYİNİ DİNLEYECEĞİM SIENNA! BENİ ALDATACAK KADAR AŞAĞILIK OLMANI MI, YOKSA BUNU SOKAĞIN ORTASINDA YAPACAK KADAR APTAL OLMANI MI?! NEYİ!?”

 

genç adamın kanı kaynıyorken o centilmen bir anda yok olmuş, yerine, evrensel olarak aldatılan ve ucuz magazin haberlerinde alay konusu olan sonuna kadar öfkeli bir adam gelmiştir, sienna korkuyla geri adım atarken flaslerin alnındaki damar atıyor, genç adam böyle bir şeyin nasıl olduğuna inanamıyorken sinirle güler

“arkadaşın.. tabii ya, arkadaşın-BENİM GÜVENİMİ NASIL BİR HİÇ YERİNE KOYARSIN!”

“flasler-yalvarırım lütfen bağırma-“

“BAĞIRMAK İSTİYORUM! BAĞIRMAK, KIRMAK, DÖKMEK İSTİYORUM SIENNA! BEN BU ADAM DEĞİLİM, AMA YAPMAK İSTİYORUM, CANINI ACITMAK, SENİ İNCİTMEK İSTİYORUM VE KENDİMDEN NEFRET EDİYORUM!”

 

sienna gözleri dolarak başını eğerken flasler yumruklarını sıkmış, birini dudaklarına bastırırken önündeki kadına bakıyordur, elini indirdiğinde sorar

“bana ne zaman söyleyecektin-ya da söyleyecek miydin?”

“flasler-“

“ADIMI BİLİYORUM SORUMA CEVAP VER!”

“söyleyecektim! yemin ederim!”

“ne zaman!?”

“tanrı aşkına flasler yalvarırım-“

 

sienna ağlayarak genç adamın koluna tutunurken flasler sertçe kolunu çeker ve iğrenmiş bir ifadeyle genç kadına bakarak arkasını döner, siennanın hıçkırıklarına aldırmadan kendini dışarı atarken arkada kalan genç kadın sarsılarak ağlıyor, daha fazla ayakta duramayarak yere çöküyorken bütün gururu ayaklar altına alınmış, işte şimdi kendini beş para etmez bir sürtük gibi hissediyorken canı yanıyordur, nefes alamıyordur, hıçkırıkları onu boğuyorken arkasından ona sarılan kolları hissettiğinde daha da ağlayarak onu kendine yaslayan andrea’ya tutunur..

 

 

flasler arabayı terkedilmiş bir araziye çekmiş, elleri hala direksiyonu sımsıkı tutuyor, dişlerini sıkarak direksiyona sertçe vururken hemen sonra torpide gözüne eğilir, içinden çıkardığı kadife bir keseyi açar, avcunun içine zarif bir nişan yüzüğü düşerken genç adam bir an yüzüğe bakar, planlarını düşünür, hislerini tartar, sonra kapıyı açarak dışarı çıkarken tüm gücüyle yüzüğü göz alabildiğine uzanan karların arasına fırlatır, keseyi de bir kenara atıp tekrar arabaya biner ve motoru çalıştırıp nereye gittiğini bilmeden uzaklaşır..

 

 

“ne yapacağım ben..”

 

sienna başını andreanın göğsüne yaslamış, ara ara içini çekiyorken elindeki peçete parça parça olmuş, gözleri kızarmış, andrea’dan başka kimsesi yokken, birazdan kapı tıklatılır, eidan görünürken sienna genç adama bakıyor, başını sallarken andrea gülümser, eidan girerken kapıyı kapatıyor, ama o kapatmadan dorian kapıyı tutarak içeri giriyorken sienna yine ağlayarak andreaya sokuluyor, eidan genç kadının ayaklarının ucuna oturarak bacaklarına yaslanıyorken dorian da diğer yanına oturarak elini tutuyordur...

 

 

SOUNDTRACK / John Mayer - Gravity

 

 

flasler saatler sonra saraya geri döndüğünde tetikte bekleyen delia kapıya koşar

“flasler, iyi misin-saatlerdir arıyoruz..”

“gördüm, ama konuşmak istemedim.. özür dilerim..”

 

delia önemli değil diyorken uzanarak genç adama sarılır, flasler onu öylesine tutuyorken genç kız çekildiğinde sorar

“sienna nerede?”

“yukarda, andreayla beraber..”

 

flasler tamam diyerek teşekkür eder ve merdivenlere yönelirken delia üzüntüyle onun arkasından bakıyor, iç çekerken genç adam yavaş adımlarla yukarı çıkıyordur..

 

 

sienna sonunda uyuyakalmış, andrea genç kadının odasından çıkıyorken koridorda flaslerle karşılaştığında konuşur

“çok üzgünüm flasler, gerçekten.. ama lütfen sienna’yı daha fazla parçalama, hatalı olduğunu biliyor, berbat hissediyor.. saatlerce ağladı.. en azından özür dilemesine izin ver..”

 

genç adam yorgun, başını sallarken andrea uzanarak ona sarılır, flasler iç çekerken andrea yanından geçip uzaklaşıyor, genç adam siennanın kapısını açarak yavaşça içeri giriyordur..

 

 

“sienna..”

 

sienna zaten diken üstünde uyuyor, en ufak sese bile gözlerini açıyorken flaslerin sesiyle yattığı yerden arkasını döner, genç adamın gerçekten orada olduğunu, yatakta hemen yanında oturduğunu gördüğünde yavaşça doğrulur, sırtını yatağın başına yaslayarak ona bakarken genç adam uzanarak elini tuttuğunda gözleri dolar

 

“özür dilerim, hiç böyle olsun istemedim, ben seni çok seviyorum flasler, asla seni kıracak bir şey yapmayı istemem, düşünmem bile, ama bu.. söyleyecektim, anlatacaktım..”

“biliyorum..”

 

sienna susarken burnunu çekerek gözlerini siler, flasler komodindeki kutudan bir kağıt mendil çekip ona uzatırken sienna alıp teşekkür eder, yavaşça burnunu silerken flasler onu izliyordur, sorar

“ne zamandan beri berabersiniz?”

“sadece o gün, gerçekten-“

“ne zaman karar verdin? onunla olmaya..”

“düğünde..”

“düğünde?”

 

sienna başını sallarken flasler iç çekerek elini saçlarından geçirir, tekrar omuzları düşerken konuşur

“benimle olmak zorunda değilsin sienna, ama ne olursa olsun, benden nefret bile etsen-“

“etmiyorum, asla-“

“biliyorum, ama etmiş olsan bile en azından bana dürüst olmayı borçlusun.. aynı şekilde bende sana.. eğer bugün bunu öğrenmemiş olsaydım bu hafta içinde sana evlenme teklif edecektim..”

 

genç kadın gözleri dolarak elini ağzına kapatırken flasler usul sesiyle bile onun canını acıtabiliyor, devam eder

 

“ama bunun bir önemi yok.. o adamla beraber olmak istiyorsan asla önünde durmam, ama sana destek olmamı, ya da arkadaş kalmamızı bekleme.. eski moda bir adamım ben sienna, aldatıldığım zaman kabuğuma çekilirim..”

 

sienna elinin tersiyle yaşlarını silerken flasler devam ediyordur

 

“yaşadığımız şey devam ettiği sürece çok güzeldi.. sen muhteşem bir kadınsın, her şeyinle öylesin.. bugün söylediklerim tamamen öfkemin getirdiği şeylerdi, sana asla kendini basit hissettirmek istemedim, çünkü değilsin.. kalbin, ruhun, her şeyin çok değerli.. umarım bunların değerini bilecek bir adamla beraber olursun ve en önemlisi mutlu olursun..”

 

sienna sessizce sarsılarak ağlıyorken flasler uzanarak genç kadının başını öper, geri çekilecekken sienna genç adamın koluna asılır, başını kaldırarak yaşlı gözlerle ona bakarken flasler eğilerek genç kadının dudaklarını bulur, sienna genç adamın yüzünü tutarak tüm gücüyle öpüyorken flasler onu kollarından tutarak geri çekilir, yataktan kalkıp odadan çıkarken sienna ellerini ağzına kapatıp hıçkırırak ağlıyordur..

 

 

SOUNDTRACK / Bond – Dream Star

 

 

4 ay sonra...

 

“bilmiyorum delora, gerçekten.. şu anda tek düşündüğüm karnımdaki insan..”

 

latty artık iyice büyümüş karnını okşarken delora gülümser

“..ama teklif etti değil mi?”

“etmedi..etse söylerdik, değil mi? yüzük var mı-“

latty ellerini kaldırıp sallar

“-yok.. o zaman kimse bir şey teklif etmedi-“

“anlamıyorum..”

“ben de anlamıyorum, ama kalkıp hadi conrad, evlenelim! de diyemiyorum..”

 

ikisi de güzel yaz gününde bahçeye iniyorken delora sorar

“konuşmuyor musunuz, ne biçim bir şey bu? 4 ay oldu latty, bir 2 ay sonra eve bir bebek gelecek, evlilik dışı mı olsun?”

“zorlayamam delora-“

“zorla demiyorum-asla.. ama konuşmanız gerekiyor, ikiniz de birbirinizden korkuyorsunuz, farkındayım.. ayrıca sen çok istesen çoktan adamın başının etini yemiştin, sen de istemiyorsun..”

 

latty beyaz çardakların birine giriyor, iç çekerek oturur

“zamanı gelince olur delora, daha yaşadığımız şeyleri sindiremedik bile-“

“o şeyler yaşanalı 5 ay oldu latty.. o kadar sindirdik ki flasler ve sienna bile ayrıldılar, kız kalkıp venüse taşındı-“

“flasler’den haber var mı?”

 

delora başını sallar

“bu sabah konuştum, verona’dan dönmeye niyeti yok, ki hak veriyorum. bütün ailesi orada, ama içimden bir ses oreon’a hiç dönmeyeceğini söylüyor.. saygı değer verona kralımız elçimize göz dikmiş durumda, sonra bir de claire faktörü var-“

“claire francoyla flört ediyor sanıyordum..”

 

delora ben de öyle diyordur, ekler

“ne zaman sorsam sadece arkadaşız diyor- ki zaten cuslov franco’yu göreve yollamak istiyor..”

“ne göreviymiş?”

“çok uzağa değil, luplex polis departmanındaki  kapanmış davalara bakacak-“

“kapanmışlara neden bakıyor?”

 

“kim kapanmış davalara bakıyor?”

favian bayanların yanına gelmişken delora gülümseyerek oturduğu bankta biraz kayar, genç adam açılan yere otururken delora anlatıyordur

“delil yetersizliğinden ya da bilmiyorum, herhangi bir sebepten dolayı kapanıp zamanaşımına uğramış davaları tekrar açan bir departman var.. cuslov benim biraz araştırmamı istemişti, departmanın başındaki kadın yıllardır bu işi yapıyor ve kadını kimse ciddiye almıyor açıkçası.. sorduğum her insan, ah kathryn mi? arkada dosyalarla oynuyor havasında.. sinir oldum..”

 

favian gülerken latty de gülümser

“o yüzden biz de kadının yanına franco’yu mu veriyoruz?”

“alelade bir dedektifin yanına da verebilirdik, ama ben kathryn’le çalışsın istiyorum, çok tatlı, çok güzel bir kadın-“

“delora..”

“ne? franco dalyan gibi çocuk! bütün gün kahve içip çörek yiyen adamların yanında olsun diye sarayımızdan yollamıyoruz..”

 

favian genç kadının ne kadar düşünceli olduğunu söyleyerek sarı saçları öpüyorken latty karar çoktan verilmiş zaten diyordur, derin bir nefes alarak temiz havayı hem kendi hem de bebeği için içine çeker..

 

 

SOUNDTRACK / Justin Timberlake – Damn Girl (feat. Will.i.am)

 

 

“ewan! ziyaretçin var..”

 

ewan koridorun sonundan colm’un sesini duymuş, kim diye sorarken genç adam sırıtıyordur

“kız kardeş..”

“benim kız kardeşim yok..”

 

colm gözlerini devirirken adama dolaylı yoldan bir şey anlatmak imkansızdır

“cameron, morgan olan.. hani senin şu düğünde-“

“tamam, anladım. bianayı meşgul tut.”

 

ewan ofisine giderken colm arkasından seslenir

“kötü bir şey yaparsan beynini ezerim.”

“çok korktum, evet..”

 

colm gülerken ewan hızla bu problemden kurtulmak istiyor, asansöre girerek ofisine uçmayı diler..

 

 

“cameron..”

 

genç kadın masanın üzerine oturmuş, minnacık eteği bacak bacak üstüne atılmış sütunları birer baş yapıt gibi sergilerken ewan içeri girdiğinde muhteşem gülüşü parlar

“ewan.. uzun zaman oldu-“

“öyle öyle..iyi misin? nasılsın? ne kadar kalacaksın?”

 

cameron uzanarak genç adamı gömleğinden kendine çekerken mırıldanır

“sana bağlı..”

 

ewan rahatsızca gülerek genç kadının ellerini üzerinden çeker

“artık değil, zaman ve kavramlar değişti-ki bak ben değiştim, çirkinleştim, kara kuru-“

 

cameron sıkılmış, ewanı başından çekerek dudaklarına yapışırken genç adam yay gibi gerginleşir, kontrolünü kaybetmesine ramak kalmışken bir güçle genç kadını iter

“olmaz. biriyle beraberim ben-“

“yeni kraliçe, evet.. duydum, ama o ölmüyor, değil mi? ben ölüyorum-“

“gayet kanlı canlısın, muhteşemsin, saçını mı kestirdin?”

 

ewan odanın diğer ucuna giderken cameron öfleyerek masadan iner

“tek kolay kapım sendin, yeni birini bulmam gerek..”

“koridorlarda şöyle bir dolaş-“

“öylesini istemiyorum..”

 

ewan şaşırmış, gerçekten mi diye sorarken cameron masadaki bir kalemi ona atar

“bir önerin yoksa ben kendi başımın çaresine bakacağım, chris eve dönene kadar zamanım var..”

“ve bu kaç saat?”

“her saniyem değerli crash-ya da lysander mi demeliyim.. her yerde sizi okuyoruz, sıkıldık artık..”

“milyonlarca hayranıma mesajını iletirim..”

“hala kendini beğenmiş adamın tekisin, seni şu anda masaya atmamam için bir sebep ver..”

 

ewan sırıtırken o masanın ilk çekmecesini açmasını söyler, cameron pekala diyerek masanın etrafından dolaşıp çekmeceyi açar, küçük, kırmızı bir kadife kutu gördüğü anda çekmeceyi çarparak kapatır, ewan onu izliyorken sorar

“yeterince iyi bir sebep oldu mu?”

“oldukça..”

ve genç kadın zarif topuklarının üzerinde yürüyerek ewan’ın dibine gelir, genç adama eğilerek dudaklarını sımsıkı öper, hafifçe emerek bırakır ve geri çekilirken gülümser

“düğün davetiyesini bekliyorum, tebrikler..”

ewan aptallaşmış, ağzı açık, başını sallarken yarım ağızla güler, cameron onun yanaklarını sıkıştırarak odadan çıkarken ewan başını silkeleyerek kim olduğunu sorgular..