Odette saraya cisimlendiğinde conrad hala kendi dillerinde bir şey konuşuyor, biraz sonra şarkı söylemeye başlarken odette yüz

#03 – A New Life Began 6 Months Ago

 

 

Odette saraya cisimlendiğinde conrad hala kendi dillerinde bir şey konuşuyor, biraz sonra şarkı söylemeye başlarken odette yüzünü buruşturur, abisini çekiştirerek içeri götürüyorken mutfak kapısı açıldığında odette dönerek o tarafa bakar, merdivenlerin altından sienna geliyorken odette hava kıranı görünce conrad’a bakar, genç adam susmuşken sienna kaşlarını kaldırarak onlara bakıyordur

 

“sarhoş mu oldu?”

 

odette başını sallarken conrad hala sienna’ya bakıyordur, birazdan çekiştirelerek merdivenlere götürülürken odette konuşur

 

“kimse görmeden odasına atmam gerekiyor, ama yukarı cisimlenemedim..”

 

sienna yardım etmek için genç adamın diğer kolunun altına girerken odette genç kadının conrad’ı nasıl tuttuğuna bakıyor, nasıl olduğunu soruşunu izliyorken iç çekerek merdivenleri çıkar..

 

 

odette ve sienna conrad’ı yatağına bırakırken genç adam sienna’nın anlamdığı dilde bir şarkı mırıldanıyordur, odette genç adamın ne dediğini gayet iyi anlıyorken conrad rüzgarla ilgili şarkısını söylemeye devam ediyordur. Odette abisinin bacaklarını yatağa kaldırıp koyduktan sonra sienna’ya döner

 

“benim gitmem gerekiyor, sen göz kulak olabilir misin?”

 

sienna tabii diyorken odette teşekkür eder ve conrad’a bir bakış atıp ortadan kaybolurken conrad başını çevirerek siennaya bakar ve rüzgar şarkısına baştan başlarken sienna gülümseyerek genç adamın yanına oturur..

 

 

“bıraktın mı?”

 

odette başını sallarken ewan’ın koluna girerek konuşur

 

“sienna’ya bıraktım, o bakıyor-“

“ne yaptın!?”

“aynen öyle yaptım-“

 

ewan bir şeyler gevelerken odette abisine döner

 

“latty’i sevmiyorum ewan, abimi layık olduğu kadar sevdiğini de düşünmüyorum-“

“onların bir çocukları var odette, işine geldiği gibi insanların hayatlarına karışamazsın-“

“karışırım. Jonathan onlar beraber olmadan da yaşar.. bir ayna kırıldığı için aylardır bir adam süründürülmez, ki böyle olacağını tahmin etmiştim-“

“o ne demek?”

 

odette bir an susarken ewan başını iki yana sallayarak parmağını kardeşine kaldırır

 

“sakın,sakın bana o aynayı senin kırdığını söyleme..”

“olur, söylemem..”

 

ve genç kadın uzaklaşırken ewan şokla onun arkasından bakıyor, ailecek deli olduklarını düşünüyorken başını tutarak etrafına bakar, biana’ya ihtiyacı vardır, evet..

 

 

sienna elinde bir bardak suyla içeri girerken sarayda herkes uyuyor, sadece sarhoş conrad ve sienna uyanıkken genç kadın yatağın kenarına oturarak conrad’ın kolunu tutar, genç adam onu tutan eli hissettiğinde gözlerini açar, mırıldandığı şarkıyı keserek sienna’ya bakarken genç kadın pijamaları içinde, saçları kabarmış, ama aldırmıyor, elindeki bardağı kaldırır

 

“su getirdim, hadi kalk biraz..”

 

conrad hafifçe doğrulurken sienna ona bardağı uzatır, conrad’ın uzattığı eli alıp bardağa tutturur ve içmesine yardım ederken conrad suyu bitirdiğinde bardağı indirir, sienna boş bardağı komodine koyarken sorar

 

“neden o kadar çok içtin? Çok mu eğlendiniz?”

 

conrad cıklarken sienna ona bakar

 

“canın bir şey mi sıkıldı?”

 

genç adam başını sallarken sienna kararsız kalmış, ama yine de sorar

 

“flasler mi bir şey söyledi?”

“onunla konuşmadım bile, her yan prens ve lord kaynıyordu..”

 

conrad yüzünü buruşturarak kalabalığı hatırlarken sienna gülümser, tekrar bardağa uzanıp yataktan kalkacakken conrad kolunu tuttuğunda durur, biraz sonra genç adam oturduğu yerde doğrularak onun dudaklarına uzanıyorken sienna daha ikinci nefesini alamadan conrad onun dudaklarını kapatmış, elinden bardağı alıp yere atmış, yüzünü tutarak yatağa itiyorken sienna genç adamın kollarını tutumuş, yatağa düşerken conrad’ın yüzünü tutarak geri iter

 

“hayır, sarhoşsun-“

 

conrad siennaya aldırmadan genç kadının ellerini yüzünden çeker ve bileklerini yatağa yapıştırırken sienna şokla üzerindeki adama bakıyor, ağzı açılırken conrad onun yüzünü izler, sienna göğsü inip kalkarak yutkunurken biraz sonra conrad tekrar üzerine eğildiğinde gözlerini kapatarak başını genç adama kaldırır..

 

 

SOUNDTRACK / Dishwalla – Candleburn

It’s so easy how we come undone...

 

 

Conrad bütün gücüyle altındaki narin kadını öpüyorken sienna bilekleri sımsıkı tutulurken nefes nefese conrad’a karşılık veriyor, neden verdiğini de bilmiyor, ama deli gibi istiyorken birazdan bacağını genç adamın bacağına dolayarak kendine çektiğinde conrad onun bileklerini bırakır ve tüm ağırlığını genç kadının üzerine verirken sienna ellerini conrad’ın saçlarından geçirerek başını tutar, ikisi ağızları açık, birbirlerinin dudaklarını acıtarak öpüyorken sienna nefes almak için başını çevirir, conrad dudaklarını onun boynuna yaslarken genç kadın gözleri dolarak elini yüzüne kapatıyor, biraz sonra ağlamaya başlıyorken conrad onun saçlarını tutarak usulca ağlamamasını söylüyordur, tekrar sıcak teni öperken sienna ağlıyor, conrad onu tutuyorken altındaki rüzgar usulca yaşlarını döküyordur..

 

 

“yapamam conrad-“

“sienna-“

 

sienna onu üzerinden iterek kalkarken conrad başı dönerek doğrulur, genç kadının koluna uzanarak tekrar yatağa çekerken sienna onun suratına bir tokat patlattığında diğer eliyle yüzünü tutar ve karanlık gözlerle hava kırana bakarken genç kadın yaşlı gözlerle konuşur

 

“flasleri aldattığımda elinde olsa beni öldürecektin! Şimdi neden aynı şeyi yapıyorsun!?”

“flasler sana aşıktı-“

“latty de sana aşık-“

“değil! Hiç kimse bana aşık falan değil-“

“beni kullanamazsın! En çok hasar alan, hayatı en mahvolmuş ben olduğum için beni altına alamazsın conrad!”

 

conrad elini indirerek genç kadının kolunu ona geri atarken sienna yataktan kalkar, dişlerini sıkarak önündeki karanlık adama bakıyorken konuşur

 

“reynard’la beraber yaşayacağım. Sen latty’i kazanamamış olabilirsin, ama ben hayatımı kuracağım-“

 

conrad kendi kendine gülerken sienna ona atılarak çenesinden tutup kendine baktırır

 

“kendi toparla conrad!”

“sen kendini toparlayabildin mi!? başka birisine aşık olduğunu hissettiğinde, kalbin başka bir yere döndüğünde sen de kendini toparladın mı!? kaç gün odanda ağlayıp o bebeği öldürmek istediğini ben biliyorum-“

“nicole’ü bu işe karıştırma!”

“GELİP BANA AĞLAMADAN ÖNCE DÜŞÜNECEKTİN! İSTERSEM HERKESİ KARIŞTIRIRIM!”

 

sienna genç adamın çenesini iterek bir tokat daha atacakken conrad onun elini yakalar, bu sefer daha sert çekerek yatağa düşürürken bacaklarını açarak arasına girer ve acımadan hava kıranın dudaklarına eğilip kendini bastırırken sienna genç adamın sırtına asılmış, ikisi de bütün günahlarıyla kendilerinin olmayan bir yatakta birbirlerine dokunurlar..

 

 

conrad sienna’nın pijamasını bacaklarından çekerek çıkarırken genç kadın da conrad’ın gömleğini iki yana çekiyor, genç adam pijamanın üstüne saldırıyorken sienna yatakta doğrulur, kumaş saçlarını kaldırıp başından çıkar ve conradın elinden çıkıp yere düşerken genç kadının elleri conrad’ın pantolonunu çözüyor, o sırada ikisi de birbirlerine bakarken sienna bir an durur, conrad da elleriyle yatağa tutunuyorken sienna biraz sonra hızla düğmeleri açıp kumaşı iter bacaklarını conrad’a dolayıp kendine çekerken yatağa geri uzanır, conrad onun üzerinde yükselirken yeşil gözler tam onun kahverengilerinin içine bakıyor, ikisi artık geri dönemezken genç adam yavaşça kendini siennanın içine ittiğinde genç kadın gözlerini kapatarak ağzını aralar ve kesik bir nefes alarak belini kaldırırken conrad kendini iyice içeri ittiğinde sienna inleyerek genç adamın omuzlarına tutunur..

 

 

sienna conrad’ın kucağında yükselirken saçları genç adamın yüzünün iki yanına düşüyor, conrad onları iterek güzel kadının kulakları arkasına alırken sienna gözlerini kapatarak yükselip alçalmaya devam ediyordur, biraz sonra odada sıcak bir rüzgar eserek ikisini de okşarken sienna inleyerek conradın ensesini sıkar, nefes nefese hareket etmeye devam ediyorken gözlerini açtığında başını eğer ve onu izleyen adama bakarken son bir kez alçaldığında kalçasını sıkar, conrad nefesinin arasında yine başka bir dilde bir şeyler fısıldayarak boşalırken sienna dudaklarını onun alnın bastırıyor, sırtına tutunarak bir süre daha öyle kalırken conrad kucağındaki kadının göğsünü öperek gözlerini kapatıyordur..

 

 

conrad sızmak üzereyken kolunu sardığı beden ondan sıyrılır, genç adam gözlerini açarak ayaktaki siennanın sırtına bakıyorken genç kadın yerdeki giysilerini alıp üzerine geçirir, sonra dönerek conrad’a bakar, genç adam yataktan doğruluyorken sienna saçlarını elleriyle toplayarak önüne döner ve bir şey söylemeden odadan çıkarken conrad tek başına yattığı yatağa bakarak gözlerini kapatır..

 

 

SOUNDTRACK / Sarah McLachlan – Dirty Little Secret

I’ve relied on my illusions to keep me warm at night, but I denied in my capacity to love..

I am willing to give up this fight..

 

 

Conrad sabahın köründe saçma sapan bir baş ağrısıyla uyanmış, soğuk bir duş alıp odadan çıkmışken saatlerdir jonathan’ın odasına oğlunun uyanmasını bekliyordur..

 

Küçük beden biraz sonra dönerek kendini üzerindeki battaniyeden kurtarırken dudağını emerek gözlerini açar, babası yatağının parmaklıklarının arasından ona bakıyorken concon eliyle gözlerini kapatarak kıkırdar, conrad da gülümseyerek onun küçük ellerini tutarken jonathan sırt üstü döner, babası kalkıp onu yatağından kaldırırken minik adam esniyor, babasının boynuna tutunurken küçük başı genç adamın omzuna düşüyordur, o sırada odanın kapısı açılıp annesi içeri girerken genç kadın conrad’ı içerde gördüğünde gergin omuzları rahatlar, conrad da ona bakıyorken ikisi de konuşmuyor, latty sessiz sessiz babasının kucağında duran oğluna bakar, sonra conrad’a dönerken jonathan’ı huzursuz etmeyecek sakin bir sesle konuşur

 

“konuşmamız gerek conrad..”

 

genç adam başını sallarken latty de oğluna bakarak gülümser ve elini sallayarak dışarı çıkarken kapıyı arkasından kapattığında kapının eşiğine tutunur ve içine oturan ağırlığı hissederken alnını ovarak merdivenlere ilerler..

 

 

bir süre jonathan marla’ya teslim edilmiş, conrad latty’i arıyorken marla prensesin odasında olduğunu söylediğinde conrad dün akşam başka bir kadınla paylaştığı odaya dönmüştür, kapıyı tıklatıp içeri girerken latty yatakta oturuyor, eli örtüleri tutuyorken kapı açıldığında başını conrad’a kaldırır, gözlerindeki yaşlar hala oradayken conrad onun bir şeyler hissettiğini biliyor, kapının kolunu bırakmazken latty konuşur

 

“içeri gir lütfen conrad..”

 

genç adam içer girip kapıyı kapattığında latty ayağa kalkmış, ilerleyerek conrad’ın suratına sert bir tokat patlatırken ağlıyordur

 

“nasıl yaparsın!? Benim yatağımda! Benim odamda! Biliyordun! Buraya adımımı attığım anda hissedeceğimi biliyordun! BU KADAR MI NEFRET EDİYORSUN BENDEN!?”

 

conrad cevap vermiyorken latty ellerini yüzüne kapatarak yere çöker, sarsılarak ağlıyorken uzanarak yatağa tutunur, başını iki yana sallarken conrad onu izliyor, dişlerini sıkarak kendini tutmaya çalışıyorken latty başını ona kaldırır

 

“jonathan ne olacak?”

 

conrad başını iki yana sallarken latty yatağın örtülerini sıkarak konuşur

 

“neden o? Neden sienna?”

 

genç adamın verilecek hiçbir cevabı yokken latty yeterince acı çekiyordur, yatağa tutunarak ayağa kalkarken topladığı saçlarını başının iki yanından bastırarak düzeltir, burnunu çekerek aynada kızarmış gözlerine bakarken kendini görünce tekrar gözleri dolar, başını çevirerek conrad’a bakarken genç adamın da yanağında bir damla yaş süzülüyor, tek bir kelime etmeden arkasını dönüp odadan çıkarken latty elini ağzına kapatarak önündeki aynaya tutunur..

 

 

latty bir süre daha odada kalmış, ama başka bir kadının ruhu, onun izleri canını acıtıyorken kendini dışarı atmıştır, saray daha yeni güne uyanmamışken latty dişlerini sıkarak merdivenlere ilerler ve bir alt kata inerken koridorda hızla yürüyor, sienna’nın kapısının önüne geldiğinde yumruğunu kaldırır, ama kapıya vurmadan önce gözleri dolarken biraz sonra yumruğunu kirişe dayayıp gözlerini kapatır, derin bir nefes alarak tekrar doğrulurken arkasını döner ve bir adım atacakken sanki başka bir güç içine girmiş, bir an bile düşünmeden tekrar döner ve siennanın kapısına asılıp içeri girerken bütün gece ayakta kalmış olan sienna latty’i gördüğünde pencerenin yanından çekilir, latty açık kapının önünde ona bakıyorken gözleri dolu, ama bakışları öfkeliyken başını iki yana sallar

 

“neden? Neden?

 

sienna parmaklarını dudaklarına bastırırken latty gözlerinden yaşlar dökülerek usulca mırıldanır

 

“bizim bir oğlumuz var sienna.. her şeyden sonra, flaslere olanlardan sonra bunu nasıl yaparsın?”

 

sienna elleri titreyerek öylece duruyorken latty kapının kolunu sıkarak başka bir şeyler daha söylemek ister, ama kelimelerini toparlayamazken vazgeçerek kapıyı bırakır ve arkasını dönüp giderken sienna boş bakışlarla açık kalan kapıdan koridoru izliyordur..

 

 

SOUNDTRACK / Dishwalla - Candleburn

 

 

Latty biana’nın odasının önüne gelmiş, kapıyı çalıp çalmamakta tereddüt ediyorken biraz sonra hafifçe tıklattığında içerden ses gelmez, genç kadın elleri titreyerek bekliyorken kapının kolu çevrildiğinde başını indirir, aralanan kapıdan ewan’ın uykulu yüzü görünürken latty’nin ağladığını gördüğünde gözleri açılır

 

“ne oldu?”

 

latty genç adamın arkasından yataktaki ablasına bakıyorken biana onu gördüğü anda yataktan fırlamış, ewan onların yolundan çekiliyorken latty ablasına tutunduğu anda kendini bırakır ve ağlayarak ona sarılırken biana genç kadının saçlarını okşuyor, endişeyle ewan’a bakar, genç adam kaşlarını çatmış, bir an latty’i izlerken sonra onları bırakarak odadan çıkar ve kapıyı arkasından kapatırken ellerini saçlarından geçirerek hızlı adımlarla merdivenlere gider..

 

 

ewan conrad’ın kendine ait odasına dalarken içerdeki sienna ve conrad kapıya dönerler, ewan suratına çarpan buz gibi havayla gerilerken sienna tekrar conrad’a bakar

 

“nasılsa herkes biliyor, değil mi? sienna’nın nasıl bir sürtük olduğu ortada-“

“kimse sana sürtüksün demiyor sienna..”

 

ewan içeri girip kapıyı kapatırken sienna onu geçerek dışarı çıkmak ister ama içinden bir güçle itilirken ewan genç kadına bakar

 

“ben izin vermeden buradan ayrılamazsın..”

 

sienna gözleri büyüyerek efendisine bakıyorken bir adım geriler, ewan onu bırakıp conrad’a dönerken genç adam berbat görünüyordur, ewan abisinin duruşunu süzerek onu kolundan tutup yatağa oturtur

 

“bana tek bir mantıklı cümle edersen senin yanında dururum..”

“edemem, aklım karışık-“

“neden sienna’yla yattın conrad?”

 

genç kadın kapının yanında dışarı çıkmak istiyorken yapamıyor, onları dinliyorken conrad başını kaldırarak sienna’ya bakar, genç kadının gözlerinde öfke varken conrad kardeşine döner

 

“çünkü artık hissetmek istedim..”

“latty’i de hissettiğini sanıyordum-“

“ben hissediyordum, ama o beni hiç hissetmedi ve ben tükendim ewan.. artık sürekli onu koruyan, seven, çocuğuna babalık eden adam olmak bana yetmedi-“

“jonathan senin de oğlun conrad-“

“öyle. o çocuk benim her şeyim, ama latty’nin öyle olup olmadığından emin değilim, bana hiç gerçekten öyle olduğunu göstermedi.. çok denedim, kendimi parçaladım, uzaklaşmamı istediğinde çekildim, ikinizi bile kabullendim! Ama o hep bir şekilde bana döndü, belki de herkes onu bıraktığı için..”

 

conrad başını iki yana sallarken bilmediğini söyler, ewan onun omzunu sıkarken bakışlarını sienna’ya çevirir

 

“ne yapacaksın?”

“gideceğim, izin ver ewan-“

“nereye gideceksin?”

 

sienna conrad’a dönerken genç adam kaşlarını çatmış, konuşur

 

“yine mi kaçacaksın?”

“burada kalıp herkesin suratıma utançla bakmasını mı izleyeyim? Sen kendini ararken ben kendi çocuğumla bir köşede oturup birilerinin beni affetmesini mi bekleyeyim!? Hayır dedim conrad! Yapma dedim-“

“altımda inlerken öyle demiyordun-tanrı aşkına!”

 

conrad ağzından çıkan kelimelerden ölesiye nefret ediyorken sienna gözleri dolarak ewan’a bakar

 

“izin ver ewan, lütfen.

 

Ewan başını sallarken sienna serbest kaldığını hissetmiş, kapıya asılarak dışarı çıkarken conrad başını ovuyor, yatağın yanını yumruklarken ewan onu ensesinden çekerek kendine baktırır

 

“siennayla aranızda ne var-“

“hiçbir şey-“

“O ZAMAN NEDEN ARANDA BİR ŞEY OLMAYAN BİR KADINLA LATTY’NİN YATAĞINDA SEKS YAPIYORSUN CONRAD!? ANLAMIYORUM! HİÇBİRİNİZİ ANLAMIYORUM! NEDEN ELİNİZDE OLANLA YETİNEMİYORSUNUZ?! NEDEN VAR OLANLA MUTLU OLMUYORSUNUZ!? BİR DAHA MI ZAMAN İÇİNDE DOLAŞIP YANLIŞLARIN DÜZELTİLMESİ GEREK?! NEDEN KARAR VERMİYORSUN!?”

 

conrad ayağa fırlayarak karşı duvara yürürken ensesini ovuyor, dört duvar ona dar geliyorken ewan da arkasından ayağa kalkar

 

“latty karar veremiyor, sen de mi veremiyorsun-“

“flasler gittikten sonra başladı.. onun için değil belki, ama benim için öyle oldu. konuştuk, o ağladı, anlattı, ben dinledim.. nicole doğduktan sonra reynard da rehabilitasyona yattığında biz ikimiz kaldık-“

“o sırada bir şey oldu mu?”

 

conrad başını iki yana sallarken konuşur

 

“latty’le evlenmeye hazırlanıyorduk, bir şey olmadı-“

“yalan söylüyorsun..”

 

conrad gözlerini yumarak başını tutarken ewan onu dinlemiyor, kendisi ne duyması ya da görmesi gerekiyorsa conrad’ın aklından çekip alıyorken conrad başını tutarak duvara yaslanır...

 

 

SOUNDTRACK / David Lanz – Courage of the Wind

 

 

6 ay önce...

 

“hadi bebeğim, birazcık daha..”

 

nicole annesinin sütünü emmeyi reddediyorken sienna yorulmuş, kızını hafifçe sallayarak oturduğu yerde bekliyorken nicole kesinlikle dudaklarını açmıyordur. Sienna gözleri dolarak üzerini toparlar ve bebeğini kaldırıp tekrar yatağına yatırırken nicole ağlamaya başladığında sienna da yatağa tutunarak ağlıyor, flasler gittikten sonra her şey darmadağın olmuşken genç kadın güçsüz kaldığını hissediyordur. Bebeği bile onu istemiyorken sienna her şeyle nasıl başa çıkacağını bilmiyor, çoğu zaman böyle çaresizce ağlıyordur..

 

nicole bütün gücüyle ağlamaya devam ederken sienna küçük kızı tekrar kucağına alır, sırtını ovarak lütfen susmasını söylerken odalarının kapısı açılır, conrad içeri girerken elindeki biberonu kısa boylu bir sehpanın üzerine bırakıp sienna’ya ellerini uzatır

 

“bana ver-“

“conrad-“

“ver dedim, çocuk açlıktan ölecek..”

 

sienna yaşlı gözlerle bebeğini conrad’a verir, genç adam ağlayan kızı alıp kollarında havaya kaldırıp indirirken nicole yavaş yavaş sakinleşmiş, hatta bir süre sonra gülmeye başlamışken conrad da gülümser, küçük kızla beraber koltuğa otururken biberonu da alır

 

“vien artık biberonla besleyebileceğimizi söyledi, senin de sütün çok azmış, doktorunun sözünü dinlemediğin için de artmıyormuş..”

 

sienna sessiz kalırken nicole büyük bir iştahla biberondaki mamayı emiyor, yeşil gözleri conrad’ı izliyorken genç adam başını kaldırıp sienna’ya bakar

 

“kendine bakman gerekiyor sienna, nicole anne sütü olmadan yaşar ama annesiz yaşayamaz, kendini toparlayacaksın. Kimseye ihtiyacın yok, baksana ben bile bebek bakabiliyorum..”

 

sienna hafifçe gülümserken conrad nicole’le beraber ayağa kalkar, biberonu küçük kızdan bir süre ayırırken nicole mızırdanmaya başlamış, o sırada annesinin kollarına geçiyorken conrad sienna’ya oturmasını söyler, biberonu da eline verip annesiyle kızına bakarken konuşur

 

“bebeğini doyur, ben de gidip kendimi doyuracağım, çok ağlıyor bu zilli..”

 

sienna gülümseyerek nicole’e bakarken conrad dışarı çıkıyordur, genç kadın bebeğine biberonunu verirken başını kaldırır

 

“conrad..”

 

genç adam kapıyı tutup arkasını dönerken sienna gülümser

 

“teşekkür ederim..”

“bir şey değil, hadi beslenin.. onun işi bitince sen de yemeğe gel..”

 

sienna tamam diyerek yine bebeğine dönerken nicole başını annesinin göğsüne yaslamış, küçücük biberoundan tatlı mamayı çekiyorken sienna kızının başını öperek onu doyurmaya devam eder..

 

 

“tebrikler! Sonunda!”

 

delora yerinden fırlayarak düğün tarihi belirlenmiş damada sarılıyorken conrad da keyifli, genç kadını kaldırarak döndürür. Delora güçlü komutanın kollarından indiğinde diğerleri tarafından sıkıştırılan latty’e döner

 

“gelinliğinin kuyruğu kocaman olacak! Söz vermiştin!”

 

latty gülerek ellerini yüzüne kapatıyorken conrad çıplak evlenmeyi teklif eder ve aynı anda birkaç yastığı kafasına yerken uçan yastıklardan biri odaya giren sienna’nın ayaklarının dibine düşer, genç kadın gülerek kucağındaki bebekle yastığın üzerinden zıplarken neler olduğunu soruyordur, conrad ona dönerek gülümser

 

“evleniyorum, yastık atma ritüeliyle kutluyorlar, bak-EVLENİYORUM!”

 

yine bir sürü yastık conrad’ın kafasına uçarken genç adam ellerini açıp sienna’ya bakarak beğenip beğenmediğini soruyordur, genç kadın gülerken kucağındaki nicole’ün çok hoşuna gitmiş, ellerini çırpıyorken salondaki diğer bebekler de ona katılınca ortalık cümbüş alanına dönüyordur. Sienna onların mutluluklarını izlerken hafifçe iç çektiğinde conrad’a yakalanır, genç adam ona bakarak kendi dudaklarını iki yana çekiştirir ve sırıtırken sienna da gülümseyerek başını sallar..

 

 

“bağırma çocuk!”

 

jonathan babasının suratına bir çığlık daha atarken conrad kucağındaki veledin yanaklarını ısırır, concon keyifle gülüyorken yanlarından geçtikleri odadan  bir çığlık duyduklarında babası oğluna bakar

 

“kurtarılacak birileri mi var yoksa!?”

 

concon’un gözleri büyürken babası hemen yandaki kapıyı açtığında banyodaki sienna ve nicole’ü görürler. Genç kadın minicik bebek küvetinde kızını yıkamaya çalışıyorken nicole’ün ayakları durmuyordur, sienna sürekli ıslanıyorken conrad gülerek içeri girer, concon’u havluların arasında yere oturturken kollarını sıvayarak ellerini küvetin içine sokar, nicole’ü tutarak bacaklarına hakim olurken sienna sırılsıklam olmuş bir suratla genç adama bakar

 

“sağol conrad, hayatımızı kurtardın..”

 

conrad gülerek bir şey değil diyorken sienna ıslak saçlarını toplayarak tekrar kızına eğilir, nicole annesine şebeklik yapıyorken sienna kızına gülüyor, küçük başını yıkıyorken conrad elindeki bebeği tutarken sienna’yı izliyordur..

 

 

“girebilir miyiz?”

 

sienna nicole’ü uyuturken kapıdan başını uzatan conrad’ı ve biraz sonra kucağında görünen jonathan’ı görünce gülümser

 

“tabii, gelin..”

 

zaten uyumayan nicole jonathan’ı görünce daha da cinleşirken minik adam da küçük kızın yanına gitmek için yaygara çıkarıyordur, conrad onu da aynı yatağa koyarken sienna birbiriyle oynayan ufaklıklara bakarak gülümsüyordur, conrad mırıldanır

 

“nicole’le birbirlerini yoruyorlar, başka türlü uyumuyor..”

 

sienna da başını sallarken jonathan parmaklıklara tutunarak ayağa kalkmış, nicole kocaman gözlerle onu izliyorken jonathan ona bakarak bir iki kere zıplar, nicole gülerek ağzındaki emziği atarken o da kendi tarafındaki parmaklıklara tutunur, ama hala poposunun altından uzanan şeylerin nasıl kullanılacağını bilmiyorken jonathan zıpladıkça onun da bir fikri oluyor, yavaşça doğrulur, titrek dizler küçük kızı bedenini tutuyorken sienna nefesini tutarak kızını izliyor, birazdan olduğu yerde hafifçe poposunu sallamasına bakıyorken gülerek conrad’a döner

 

“ilk defa ayakta duruyor!”

 

conrad da iki ufaklığa bakıyorken güler

 

“yarın koşmaya da başlar, hiç şaşırmam..”

 

sienna gözleri dolarak küçük bebeğine bakıyorken nicole başını çevirip dişsiz ağzıyla sırıtır, annesine poposunu sallarken sienna gülerek onu ısıracağını söylüyordur, nicole daha da sallanırken jonathan babasına bağırır, conrad bakışlarını sienna’dan alıp oğluna dönerken jonathan olduğu yerde zıplıyor, biraz sonra kollarını babasına uzatmak için popo üstü oturuyorken conrad gülerek kalkar

 

“işimiz bitti, nicole’ü de bir güzel uyandırdık, gidiyoruz artık..”

 

sienna gülerek önemli değil diyorken conrad deli oğlunu kucağına alır, jonathan yine babasının boyuna sarılarak başını boynunun altına yaslarken conrad sienna’ya bakar

 

“iyi geceler..”

“iyi geceler conrad..”

 

genç adam gülümser ve bu sefer eğilerek genç kadının saçlarından öperken sienna gözlerini kapatarak bir an durur, conrad onu bırakıp oğluyla beraber dışarı çıkarken jonathan sanki gerçekten yapması gereken bir şeyi tamamlamış gibi sessizleşmiş, babasının kucağında mayışırken gözleri kapanıyordur..

 

 

conrad düğüne bir hafta kala geceleri uyuyamamaya başlamış, soluduğu hava az geliyorken her gece latty’i yatakta bırakıp bahçeye çıkıyordur, bir iki saat dolaşıp tekrar geri dönüyorken yine o gecelerin birinde, düğünden iki gün önce genç adam gölün kenarında dolaşıyor, usul bir rüzgar esiyorken conrad sağ taraftaki ağaçların arasından bir çıtırtı duyduğunda o tarafa döner, bir şeyler kuru dalları eziyorken genç adam bu kadar ağır bir hayvanın saray ormanında ne aradığını bilmiyor, yerden bir taş alarak o tarafa yürürken biraz sonra karanlık dallarından arasından biri çıktığında conrad taş olan elini kaldırır, hemen sonra yürüyenin sienna olduğunu anlarken genç kadın kafasına atılmaya hazır taşı ve conrad’ı gördüğünde irkilir

 

“sen ne yapıyorsun burada!?”

“sen ormanda ne yapıyorsun asıl!?”

“dolaşıyorum!”

“ben de dolaşıyorum!”

“ne zamandan beri!?”

“bu haftanın başından beri-“

“ben iki aydır dolaşıyorum, yendim..”

 

conrad gözlerini devirirken sienna gülerek ağaçların arasından çıkar ve ay ışığında aydınlanmış göle bakarken derin bir nefes alır. Conrad elindeki taşı suya fırlatırken ellerini birbirine vurarak silkeler, sonra gölün hemen kenarında çimlere otururken sienna da onun yanına çöker

 

“neden geceleri dolaşıyorsun?”

“uyuyamıyorum, stres..”

“iki gün sonra evleniyorsun, doğaldır..”

 

conrad başını sallarken gölü izleyerek mırıldanır

 

“kötü bir şey olacak gibi geliyor.. bir terslik, uğursuzluk..”

 

sienna genç adamın kolunu tutarak hafifçe sıvazlarken gülümser

 

“merak etme conrad, en fazla latty’nin çorabı kaçabilir-“

“ki o da kötü bir şey..”

 

sienna gülerek yedek bir tane bulunduracaklarını söylüyorken conrad da hafifçe gülümser, ama tam anlamıyla rahat değilken sienna’ya bakar

 

“nasıl emin olacağım?”

“zaten eminsin conrad, inan iki gün sonra hepsi geçecek-“

“değilim sienna, hiç emin değilim..”

 

genç adam yine göle dönerken sienna onun izliyor, sorar

 

“seni şüpheye düşürecek bir şey mi var ortada conrad?”

“bilmiyorum, rahat değilim..”

“eğer gerçekten ciddi bir şey varsa latty’le konuşman gerekir..”

 

conrad başını iki yana sallarken sienna bunun hayır, yok mu yoksa, var, ama konuşamam sallaması mı olduğunu anlayamıyorken elini kendine çeker, bir süre konuşmadan o da gölü izlerken conrad ona dönmüştür, genç kadının gözlerine bakıyorken birazdan sienna’da ona döndüğünde conrad başını hafifçe ona yaklaştırır, sienna dudakları aralanarak conrad’ın dudaklarına bakıyorken biraz sonra genç adam ona uzanarak dudakları birleştiğinde sienna gözlerini kapatarak genç adamın nefesini içinde hisseder..

 

 

conrad sanki rüzgarı öptüğünü hissediyorken sienna onun yüzünü tutarak geri çekilir, yeşil bakışları biraz sonra açılan kahverengilere bakıyorken konuşur

 

“şüpheye düşürecek şeyin ben olmadığımı söyle conrad, lütfen..”

 

conrad cevap vermezken sienna üzüntüyle iç çekerek çimlere bastırıp ayağa kalkar

 

“aramızda bir şey olamaz conrad, aklında ne varsa unut lütfen-senden hiç yardım istememeliydim-“

“istemedin, ben kendim geldim-“

“o zaman itmeliydim, bir şey yapmalıydım.. benim de suçum var, ama olmaz conrad.. sen ve latty berabersiniz.. jonathan var.. iki gün sonra evleneceksiniz..”

 

conrad omuzlarını düşürerek başını eğerken sienna tekrar yere eğilerek genç adamın başını tutup kaldırır ve gözlerinin içine bakarken konuşur

 

“beni sevdiğini biliyorum conrad, yardım etmek istediğinin de farkındayım, minnettarım, ama duygularını karıştırma lütfen-“

“karıştırmıyorum-“

“karıştırıyorsun.. çaresizdim, yorgundum, yardıma ihtiyacım vardı, sen de yanımdaydın, ama geçti conrad.. ben daha güçlüyüm, sen de evleniyorsun-“

“o adamı görmeye gidiyor musun?”

 

sienna konuşmanın bir işe yaramayacağını anlamış, conrad’ı bırakıp kalkarken konuşur

 

“gidiyorum, reynard benim kızımın babası ve gün geçtikçe iyileşiyor.. hatta düğününüze de onunla beraber geleceğim..”

 

conrad kendi kendine gülerken sienna kaşlarını çatarak yerde oturan adama bakar

 

“bunda komik bir şey yok conrad-“

“tabii ki var! daha önce bir kere görüp seviştiğin bir adam sırf çocuğunun babası diye kendini ona bağlı sanıyorsun-“

“sen latty’le sadece jonathan’ın annesi olduğu için mi evleniyorsun?”

 

conrad anlamsız bir şeyler mırıldanarak sienna’ya sırtını dönerken genç kadın derin bir nefes alarak iyi geceler diler ve arkasını dönüp uzaklaşırken conrad kendi kendine küfrederek kahrolası gölü izlemeye devam eder..

 

 

conrad ertesi gece latty’le beraber yatağa giriyorken genç kadın gülümseyerek onu öper ve iyi geceler dilerken yarın  evleneceklerini hatırlatır, conrad gülerek yattığı yere yerleşirken konuşur

 

“unutmuştum, iyi oldu..”

 

latty de gülerek yastığını yerleştiriyorken başını koyup sırtını conrad’a döner ve derin bir nefes alarak gözlerini kapatırken conrad onun nefeslerini dinliyor, karanlık odada gözleri açık, tavanı izliyordur, latty’nin ne zaman uykuya dalacağını bilmiyorken bacakları onu kaldırmaya uğraşıyor, aklı sürekli başka şeylere kayıyorken genç adam uyuyamayacağını biliyor, havaya ihtiyacı olduğunu hissediyordur. Daha fazla dayanamayarak üzerindeki örtüleri kaldırıp yataktan inerken latty uykusunun arasında nereye gittiğini sorar, conrad su içeceğini söyleyer ve onu tekrar uykusuna döndürürken latty yatttığı yerde biraz daha yerleşir, conrad ona bakarak odadan çıkarken koridora döndüğünde kapıyı arkasından kapatır..

 

 

SOUNDTRACK / Carrie Underwood – I Just Can’t Live a Lie

 

 

conrad bir kat aşağıya inmiş, yavaş adımlarla sienna’nın odasının önüne gelmişken yaptığı şey koca bir yanlıştır, ama kendini durduramıyorken önce kapıyı çalmayı düşünür, sonra büsbütün her şeyden vazgeçip arkasını dönerken biraz sonra yumrukları sıkar tekrar geri döner ve kapıyı hafifçe tıklatarak  içeri girerken daha uyumamış olan sienna yatağın başında duruyor, conrad’ı görünce iç çeker, genç adam içeri girip kapıyı örterken koridor yine sessiz kalır..

 

 

“itiraz etmeden önce dinle-“

“dinleyemem conrad, yapamam diyorum hayır conrad.

 

Conrad ellerini saçlarından geçirip iki yanına indirirken sienna yatağın ayak ucuna diziyle bastırarak ona bakıyordur, konuşur

 

“ben seninle beraber olmak istemiyorum conrad-“

“yalan söylüyorsun..”

“efendim!?”

yalan söylüyorsun!

 

sienna gözleri büyüyerek ona bakıyorken conrad yatağın etrafını dolaşıp hava kıranı kollarından tutarak gözlerine bakar

 

“dün akşam teslim oldun sienna, fark ettim.. rahatladın, nefes aldın, tekrar nefes aldın, hissetmedim mi sanıyorsun-“

“yanlış hissetmişsin-“

“en azından inkar etme! Evet istedim, ama olmaz-olamaz de! Rahatla-“

“evet istedim! Oldu mu!? İstedim, ihtiyacım var conrad, sevilmeye, dokunulmaya, hissedilmeye ihtiyacım var, ama o adam sen olamazsın-“

“biliyorum kahrolası, ama kendimi tutamıyorum, neden bu kadar.. bu kadar-bilmiyorum! Narinsin!?”

 

sienna acıyla gülerek başını eğerken conrad onu sarsarak tekrar kendine baktırır ve dudaklarına eğilirken sienna yine nefes alarak genç adamın yüzünü tutar..

 

 

conrad tuttuğu narin bedeni yatağa itiyorken sienna sırtı örtülere değmeden önce konuşur

 

“olmayacağını kabul et..”

“susarsan edeceğim-“

“yarın gelip latty’nin yüzüğünü bana takmayacaksın conrad..”

 

conrad başını sallarken sienna da başını sallar, ikisi birbirlerine uzanırken genç adam havayı içine çekiyor, rüzgar onu sarıyorken biraz sonra üstlerindeki bütün kumaşlar bir esintiyle yok olurken conrad sienna’nın dudaklarına sırıtır

 

“bu da yeni mi?”

“sus, konuşmak yok.. hata yapıyoruz conrad..”

“biliyorum..”

 

conrad eğilerek genç kadını tekrar öperken üzerine uzandığı vücut sıcaktır, dokunduğu her yer sanki ona geri dokunuyor gibiyken conrad altındaki kadının ona ihtiyacı olduğunu biliyor, ağırlığını daha da bırakarak kendini ona bastırıyorken sienna kollarını conrad’ın boynuna dolar, parmaklarının uçları genç adamın saçlarında dolaşıyorken biraz sonra ikisi tek vücut olurken genç kadının parmakları saçları sımsıkı tutuyor, ikisinin de öpüşlerinden kısık bir inleme yükseliyorken conrad nefes alıyordur...

 

 

conrad ewan’ın aklından çıktığını hissettiğinde duvarı bırakır ve yere çökerken kardeşi durduğu yerde başını tutarak abisine bakıyordur

 

“sonra bir daha beraber olmadınız..”

 

conrad başını iki yana sallarken ewan iç çeker

 

“neden evlendin conrad-“

“evlenemedim..”

“o da ayrı bir mesele..”

 

conrad elini indirerek ewan’a bakıyorken o ne demek diye sorar, ewan da geçip conrad’ın yanına çökerken başını duvara yaslar

 

“aynayı odette kırmış, o gün de bilerek törenin tam ortasında buraya düşmüş..”

 

conrad kendi dillerinde odette’i öldüreceğini söylüyorken ewan ona döner

 

“evlenseydiniz daha iyi mi olacaktı?”

“bilmiyorum! Belki de olacaktı-“

“rol yapacaktın conrad.. o zaman latty’i suçlayabilecek miydin?”

“şimdi latty mi suçluyorum!?”

“ya ne yapıyorsun? Sana cevap vermediği için onu suçladın, siennayla yatıp onu cezalandırdın..latty sana güveniyordu..”

 

conrad bir an sessiz kalırken hemen sonra sorar

 

“sen kimin tarafındasın?”

“senin tarafındayım, ama latty’i de üzdüğünü kabul etmeni istiyorum-“

“tabii ki üzdüm! Onun yatağında başka bir kadını becerdim! Daha nasıl bir hayvanlık yapabilirim-“

“becermedin, seviştin. Becerseydin bu kadar zor olmazdı..”

 

conrad derin bir of çekerek başını dizlerinin arasına eğerken ewan karşı duvarı izliyor, usulca konuşur

 

“buna da alışacağız-“

“sienna’nın gitmesine izin veremezsin..”

 

ewan abisine bakarken conrad da başını kaldırır

 

“gidemez-“

“burada kalırsa ne olacak?”

“bir yolunu bulacağım, ama gidemez ewan, benim yanımdaysan bunu yap, izin verme..”

 

ewan üzüntüyle abisine bakıyorken conrad onun kolunu sıkar

 

“giderse, kaybolursa ben de onun peşinden giderim, bulurum, yine geri getiririm.. oğlumu bırakıp gitmeme izin verme-“

“jonathan’ı bırakmayacaksın-“

“elbette bırakmayacağım, ama sienna’yı burada tut..”

 

ewan bunun bir tehdit mi yoksa rica mı olduğunu anlamamış, ama her iki ihtimalde de abisine tamam derken conrad başını sallar ve ewan’ı bırakıp yine kederine dönerken iki lysander dört duvar odada sessizce oturarak bir şeylerin oturmasını beklerler..

 

 

biana kardeşinin saçlarını okşuyorken latty onun göğsüne saklanmış, burnunu çekerek büyük yatakta pencereden dışarısını izliyorken biana onun sessizliğini bozmak için konuşur

 

“iyi misin?”

“değilim..”

“olacak mısın?”

“şimdi değil..”

 

biana başını sallarken bildiğini söyler ve kahverengi saçları öperek kardeşine biraz daha sarılırken latty mırıldanır

 

“neden herkes beni bırakıp gidiyor?”

“ben buradayım tatlım..”

“sen de bırakıp gitmişsin-“

“ama döndüm..”

 

latty gözlerini kapatarak kimsenin almasına izin vermeyeceği parçasına sarılırken biana da onu tutuyor, konuşur

 

“her şey sonunda olması gereken yere varır latty. Conrad ve senin için de en iyisi bu olacak belki de..”

“acı çekiyorum, nasıl iyi olabilir?”

“hepimiz acı çektik, ama sonunda bir şeyler yolunda gidiyor, parçalar oturuyor. Yalnız değilsin hayatım, her şey daha kolay olacak. Ben varım, jonathan var-“

“tanrım jonathan..”

 

latty iç çekerkenn biana onun başını kaldırarak kendine baktırır

 

“jonathan için neden üzülüyorsun? Babasıyla annesi evli olmayacağı için mi?”

“ben böyle hayal etmemiştim biana..”

“biliyorum tatlım, ama elimizdekilerle yetinmesini öğreneceğiz.. jonathan hem annesiyle hem de babasıyla büyüyecek-“

“conrad kaçıp gitmezse-“

“hiçbir yere gidemez, krallığa hizmet ediyor, yasaklarım..”

 

latty başını sallarken biana güzel kardeşinin saçlarını düzeltir

 

“ne yapmak istiyorsun?”

“odamı değiştirmek istiyorum..”

 

biana tamam diyerek ayarlatacağını söylerken latty teşekkür eder, ikisi tekrar sarılırken latty ablasını sımsıkı sarıp bırakır

 

“iyi olacağım..”

“evet olacaksın, aferin..”

“oğlumun yanına gidiyorum..”

 

biana en iyisinin o olacağını söylerken latty yataktan iner, ayakkabılarını eline alıp çıplak ayaklarla odadan çıkarken biana onun arkasından gülümsüyor, yalnızlığın ona iyi geleceğini biliyorken kendisi aynı yalnızlıktan çok şey öğrenmiş, endişe duymadan kardeşinin kapıyı kapatmasını izler..

 

 

“sağol marla..”

 

marla prensese gülümseyerek başını sallar ve nicole’le beraber uzaklaşırken latty oğlusuyla beraber bahçede dolaşıyor, jonathan annesinin yüzüne dokunarak bir şeyler anlatıyorken latty başını sallayarak onu dinliyor, oğlu gülünce o da gülüyorken bebeği onun içini ferahlatıyordur, işi bittiğinde bacaklarını sallayarak yere inmek isterken latty onu çimlere bırakır, küçük concon koşarak yüzüstü çimlere düşerken latty oraya yürüyor, ufaklığın yerden kalkmasını bekliyorken jonathan kalkmayı boşvermiş, ilerdeki küçük çiçeklerin üzerine konmuş sarı bir kelebeği izliyordur. latty de onun yanında yere uzanır, oğlusu annesinin uzandığını görünce gülerek onun üzerine tırmanırken latty de gülüyor, bebeğine sarılarak tertemiz gökyüzünün altında yatıyorken yeni bir zaman başlıyordur..