![]()
#04 – Suprises Are Not Always Good “sienna..” sienna odasından çıkarken ewan’ın
sesini duyduğunda korkuyla o tarafa döner “sakın-“ “bu saraydan dışarı çıkamazsın,
yasaklıyorum..” sienna gözlerini kapatarak elindeki bavulu
bırakırken tekrar gözleri açıldığında ewan karşısındadır, konuşur “kaçarak bir şeyler çözülmeyecek,
ayrıca nereye gidersen git conrad seni bulur-“ “bulamayacağı bir yere giderim-“ “sen gitsen de geride kalanlar
düzelmeyecek.. latty conrad’ı bir daha kabul eder mi sanıyorsun? Conrad’ın da
artık kafasını toparlaması lazım, gitme, etrafta ol-“ “yapabilir miyim bilmiyorum ewan..” “tabii ki yapabilirsin.. kimsenin
ikinize karşı bir şey söylemesine izin vermeyeceğim, latty’le de konuşacağım..” “ne diyeceksin? Sienna aslında senin
kocana sarkan-“ “kocası değildi, hiç olmadı..” sienna omuzlarını düşürürken ewan genç
kadının çenesini tutarak yüzüne bakar “kalacağım de, serbest bırakacağım..” “o zaman kaçarım..” “bahçeye çıkmana izin veririm en
azından, şu an dış kapıdan bile çıkamazsın..” sienna başını sallarken ewan gülümser,
yerdeki bavulu alıp odaya götürürken kapının yanına koyup tekrar sienna’ya
döner “nicole uyanmış olmalı..” sienna yine başını sallarken ewan
merdivenleri gösterir “sen kızını bul, ben kraliçemle
konuşmalıyım, kahvaltıda görüşürüz..” sienna bir şey söylemeden merdivenlere
ilerlerken ewan kendinden emin, dönerek üst kat merdivenlerine ilerler ve
kendiyle gurur duyduğunu söylemek için kraliçesinin yanına çıkar.. SOUNDTRACK /
Jupiter Rising - Hero Sienna nicole’le beraber
merdivenlerden iniyorken bahçedeki kahvaltı masasından gülüşmeler geliyor,
kimsenin olanlardan haberi yokken delialona nicole ve sienna’yı görünce
gülümseyerek el sallar “nicole! günaydın!” nicole gülümseyerek delia’nın kucağına
gitmek isterken sienna onu delia’ya verir ve yandaki boş iskemleye otururken
masanın diğer ucunda latty jonathan’a kahvaltısını yediriyordur, başını
kaldırıp başka bir yere bakmıyorken anne oğul kendi aralarında kahvaltılarını
yapıyor ve oldukça rahat görünüyorken sienna hizmetçilerin birinin doldurduğu
fincanına bakıyor, genç kızın işi bittiğinde sienna teşekkür ederek sıcak çayı
alır, yanındaki delia nicole’ün ne kadar çabuk büyüdüğünden bahsediyorken
sienna gülümser.. “yemek istemiyorum..” “aşağı inme, ben getireceğim..” conrad ne yapmak istiyorsa onu
yapmasını söyler, ewan zaten öyle yapacak, etraftaki eşyaların keskinliğini
kontrol ederek conrad’ı tekrar yalnızlığına bırakırken kapıyı kapatmadan önce
aklına gelmiş, tekrar içeri döner “latty’e bana anlattıklarını
anlatacaksın.. nefret edecekse de bilerek etsin..” conrad birisi onu bıçaklamış gibi acı
dolu bir ses çıkararak yatağa girerken ewan kaşlarını kaldırır ve birinin
konuşması gerektiğini söyleyerek kapıyı kapatırken conrad sonsuza kadar öylece
yatmak istiyordur, sonsuzluğun ilk dakikalarına başlar.. “jonathan, amcana gel bakalım..” jonathan ewan’ın sesine başını
kaldırırken latty’nin verdiği mama çenesinden aşağı akar, ufaklık ağzını açarak
ewan’a gülüyorken genç adam latty’nin elindeki kaşığı alarak onun iskemlesini
tutar ve eğilirken mırıldanır “conrad seninle konuşmak istiyor
latty..” “ben istemiyorum-“ “ama konuşacaksınız, çünkü ben istiyorum.
İkinizin de sahibi benim, ne dersem yapacaksınız, kalk şimdi..” latty ewan’a bakarken ondan nefret
ettiği açıkça anlaşılıyor, iskemlesini iterek ayağa kalkar ve kimseyle göz
teması kurmadan masadan uzaklaşırken ewan onları izleyen sienna’ya bakar,
hafifçe başını sallayarak nicole’ü işaret ederken küçük kız elini tabağa
sokuyordur, sienna onun elini çekerken ewan da concon’un mamasını yedirmeye
devam ediyordur.. latty conrad’ın odasına dalarken genç
adam irkilerek arkasını döner, latty görünce yataktan çıkarken genç kadın
kollarını kavuşturarak ona bakıyordur “ne söyleyeceksen çabuk söyle..” conrad başını sallarken latty’e
ilerliyor genç kadın kaşlarını çatarken conrad ona uzandığında geri çekilir “dokunamazsın-“ “dokunamazsam anlatamam-“ “sözlerini kullan-“ “onları kullanabilseydim bu halde
olmazdık latty, izin ver.. son bir kez..” latty iç çekerek kollarını indirir ve
sadece elini uzatırken conrad ona uzanmış parmaklara bakıyor, yavaşça genç
kadının elini tutarken latty biraz sonra gözlerini kapatarak biraz olsun
rahatlamaya çalışır ve conrad’ın gösterdiklerine konsantre olur.. conrad genç kadının elini bıraktığında
latty yavaşça gözlerini açar, onu uzun zaman önce sevmekten vazgeçmiş adamın
gözlerine bakarken başını sallar “ben izini verene kadar yanıma
yaklaşma..” conrad başını sallarken latty arkasını
dönerek odadan çıkar ve kapıyı arkasından hızla çekerek çarparken ağlıyor, ama
ağladığının farkında değilken yaşlar yanaklarından akarken iki elinin tersiyle
yüzünü siler ve burnunu çekerek hızla merdivenlerden inerken bir daha bunun
için ağlamayacaktır, kendine söz verir.. “bir şeyler dönüyor..” favian delora’nın fısıltısıyla
masadaki yüzlere bakarken herkes gayet normal görünüyordur, genç adam tekrar nişanlısına
dönerken delora hala kahvaltı edenleri izliyordur “ewan ve biana bir şeyler saklıyor,
çok belli, sahte gülüyorlar. Conrad da ortada yok..” delora sırayla herkesin yüzünü
geziyorken sienna’ya geldiğinde genç kadının kimseyle konuşmadığını fark eder,
arada sırada kucağındaki nicole’ün ağzına küçük meyve parçaları veriyorken
genelde süzgün bir hali vardır, delora hmmlarken favian talihlinin kim
olduğunu soruyordur, delora genç adama döner “sienna..” favian kaşlarını çatarken sienna’ya
bakar, genç kadın bir hayli sessiz görünüyorken favian tekrar deloraya döner “hepsinin ayrı bir derdi vardır
belki..” delora öyle bir bakar ki favian sanki
evrendeki en saçma şeyi söylediğini hissederek başını sallar “doğru.. susuyorum, peyniri
yemeyeceksen alıyorum..” delora tabağını favian’ın önüne doğru
iterken masadaki dinamiği takip etmeye devam eder.. 2 saat sonra.. “anlayamıyorum, bir şeyler oluyor..
fikri olan?” delora mutfakta topladığı kalabalığa
bakıyorken colm elini kaldırır “tuvalete gidebilir miyim?” delora gözlerini devirerek elini
sallar ve gitmesini söylerken genç adamın yanındaki delia konuşur “lysanderlerle biana ve latty’i
anladım, ama sienna’nın ne işi var?” “olay orada-“ “bence hiçbir alakası yok..” herkes eidan’a bakarken genç adam
omzunu silker “sienna’nın canı ara ara sıkılıyor,
özel bir şey değil..” delora bunu kabul etmeyi reddediyorken
biraz sonra sienna küçük kızın elini tutarak mutfağa girerken bir anda gördüğü
kalabalıkla geri basar, herkes ona bakıyorken sienna gülümser “birine sürpriz mi yapıyoruz?” her kafadan ayrı bir hayır
çıkarken sienna peki diyerek buzdolabını açar, bir şişe soda alarak
kapatırken nicole annesinin yanında paytak paytak yürüyor, emziğini emerek
arkadakilere el sallar, kalabalıkta ona el sallarken küçük annesinin önünden
dışarı çıkar. Onlar gittiğinde delora yine ekibine dönerken kimsenin
görüşlerinde bir değişiklik olmamıştır,
sarışın kadın gözlerini devirerek yerinden kalkarken bu evrende onu
anlayacak birinin olup olmadığını merak ediyordur, annesine danışmaya gider.. sienna nicole’ü öğlen uykusuna
yatırmak için odaya çıkıyorken yanından geçtiği bir odanın kapısı açılır,
conrad dışarı çıkar, nicole’ü kucakladığı gibi sienna’yı da içeri alırken genç
kadın ne olduğunu şaşırmış, nicole de conrad’ın suratına bakıyorken genç adam
küçük kızın başını öper, sonra sienna’ya döner “konuşmamız lazım-“ “nicole’ü yatıracaktım-“ “o da kalsın, o zaman ikimiz de
bağırmayız..” sienna iç çekerek peki der ve gidip
yatağa otururken conrad da onun karşısına geçer, nicole’ü bacaklarına
oturturken uykulu kızın başını genç adam karnına yaslandığında conrad konuşur “yanımda olacak mısın?” “conrad daha her şey çok yeni-“ “her neyse sienna, sen soruma
cevap ver.. her şey yeni olmayı bir süre bırakmayacak, sen yanımda olacak
mısın?” genç kadın ağzını açarak bir şey
söylemek ister, ama ne söylerse sanki çok ağır bir karar verecekmiş gibi
geliyorken uyuklayan kızına bakar, nicole conrad’ın kucağında gayet rahat görünüyorken
sienna derin bir nefes alır ve cevabını verecekken kapı sertçe vurulur, conrad
girilmesini söylüyorken nicole de uyanmıştır, emziğini hızla emiyorken ewan
içeri girerek onlara bakar “aşağıya gelin, nicole’ü alıyorum,
marla’ya teslim edeceğim-“ “neler oluyor ewan..” ewan sienna’ya bakar “reynard’la ilgili sienna, aşağı
geldiğinizde açıklayacağım..” genç kadın bir anda buz gibi olduğunu
hissederken nicole mızırdanmaya başlar, annesi kızına bakarak gülümser “uykuya gidiyoruz tatlım, ağlamak yok..
pış pış-ben onu yatırıp geliyorum ewan, marla’ya gerek yok..” ewan peki diyerek küçük kızı annesine
geri verirken sienna odadan çıkar, kapı arkasından kapanırken conrad ayağa
kalkıyordur “ne olmuş?” “reynard ölmüş..” conrad’ın gözleri büyürken ewan
şakaklarını ovuyor, başını sallar “bugün bir anda kendinden geçmiş,
merkezdeki iki hastaya saldırmış, biri ölü-“ “o nasıl ölmüş-ewan tanrı aşkına, bu
kadar şey..” conrad’ın aklı almıyorken ewan konuşur “kalp krizi.. tedavi onu
sakinleştiriyordu, bir anda vücudu tepki verince dayanamamış olmalı-“ “sepelio’ların kalplerinin güçlü
olduğunu sanıyordum?!” “adamın genlerini değiştirecek kadar
güçlü ilaçlar veriyorlar conrad, dayanması kolay değil..” conrad oflayarak tekrar yatağa otururken
eliyle kapıyı işaret eder “nicole..” ewan başını sallayarak bildiğini
söylerken conrad elini gözlerine kapatarak bir an durur, sonra tekrar ayağa
kalkarken ewan onun gözlerinin yaşlarla parladığını görüyor, bir şey söylemez,
abisi ondan sıyrılarak dışarı çıkarken ewan da onu takip eder.. SOUNDTRACK /
Fariborz Lachini - Sepidar 1 hafta sonra.. reynard’ın cenazesi iki gün sonra
kaldırılmış, latty ve conrad’ın ayrılması o arada kaynayıp gitmişken kimse neye
ne yorum yapacağını bilmiyordur. Her şey bir anda üstlerine abanmış, beyinleri
sıkıştırıp geri çekilmişken bütün saray aslında hiç tanımadıkları bir adam için
yas içindedir, bunun da tek sebebi nicole’ün durmadan ağlamasıyken sienna kızı
ağladıkça ağlıyor, o ağladıkça ikisini birbirinden ayırıp sakinleştirmek
diğerlerine düşüyordur. Bir gün nicole yine bir ağlama krizine
girdiğinde sienna yapayalnız kalmış, herkes erkenden oreon’a, işlerine ya da
okullarına dönmüşken genç kadın bebeğini artık başkalarının avutmasını
istemiyor, gözleri dolarak onu sakinleştirmeye çalışıyorken nicole canını bir
şey acıtıyor gibi ağlıyordur. Sienna bunun ne zaman geçeceğini, hatta geçip
geçmeyeceğini bile bilmiyorken bebek odasının kapısını kapatmaya gider, diğer
çocukların duymasını istemiyorken kapattığı kapı birazdan vurulduğunda genç
kadın marla olduğunu tahmin ederek açar, ama karşısında latty’i görürken
nicole’ün başını tutarak iç çeker “oreon’a gittin sanıyordum,
uyandırdıysak üzgünüm-“ “geçecek.. aralarındaki bedensel bağın
kopması için en fazla 10 gün geçmesi gerekiyor, araştırdım.. yarın öbür gün
rahatlar..” sienna bebeğini hafifçe sallamaya
devam ediyorken latty lafını bitirdiğinde nicole’ün saçlarını öper, gözlerinden
yaşlar süzülüyorken latty kollarını uzatır “bana ver, sen huzursuz oldukça daha
çok ağlıyor, yatıştığın zaman biz burada olacağız..” sienna hiçbir şey söylemeden nicole’ü
prensesin kucağına verirken latty güzel kızı alarak ağlayan gözlerine bakar,
geçtiğini mırıldanarak sarı saçları öperken sienna gözlerini siliyor, latty
kucağındaki bebeğe sarılarak yerinde yaylanıyorken başını sallar “iyi olacak, merak etme.. hadi git
yüzünü yıka..” sienna küçük bir teşekkür fısıldayarak
odadan çıkarken latty kucağında usul usul iç çekerek ağlayan küçük kıza bakar, onun
hiçbir suçu olmadığını biliyor, yanağı minik başa yaslayarak yaylanmaya devam
ederken nicole yavaş yavaş sakinleşiyordur.. “marla, sienna nerede?” marla çocuklar için meyve hazırlamış,
yukarı çıkacakken ana kapıdan giren conrad’la o tarafa döner “yukarda efendim, nicole’le beraber..” “yine ağlıyor mu?” marla üzüntüyle başını sallarken
conrad da iç çeker “sarayda başka kim var?” “miss ashley ve prenses latty,
efendim..” conrad latty mi? derken marla
başını sallar, genç adam teşekkür ederek hızla yukarı çıkarken marla da yavaş
adımlarla onun arkasından geliyordur.. conrad nicole’ün odasının olduğu kata
çıkmış, sessizce yürüyorken küçük kızın odasının kapısı aralıktır, conrad
kapıya dokunmadan içeri bakarken gördüğü şeyler bir anda kalakalır.. latty pencerenin karşısındaki sallanan
koltuğa oturmuş, nicole de göğsünde uyuyakalmışken genç kadın usul usul
sallanıyor, bir taraftan da pencereden gökyüzünü izliyorken hafifçe iç çekerek o da yorgun gözlerini
kapatır... conrad kapıdan bir iki adım geri çekilirken
hafifçe gülümsüyor, o sırada koridordaki banyonun kapısının açıldığını duyarken
o tarafa döner, sienna saçlarını düzelterek çıkıyorken conrad’ı gördüğünde
durur “sen ne zaman döndün?” conrad ona ilerliyorken parmağını
dudaklarına götürür ve sessiz olmasını işaret ederken sienna nicole’ün kapısına
bakarak başını sallar, sonra conrad’ı takip ederek başka bir odaya girerken
genç adam kapıyı arkalarından kapattığında ona döner “sizi kontrol etmek için geldim, ama
latty benden önce davranmış..” sienna hafifçe gülümseyerek başını
sallarken küçücük bir sesle konuşur “nicole’ün birkaç gün içinde
iyileşeceğini söyledi, babasıyla arasındaki fiziksel bağın zayıflaması
gerekiyormuş.. araştırmış conrad..” conrad gülümserken sienna da iç çeker
ve arkasındaki yatağa otururken konuşur “en kötüleri bitti sanırım..” conrad da genç kadının yanına
otururken kucağındaki soğuk elleri alarak avuçlarının içinde sarar “her şey eskidi..” sienna bunun üzerine yeşil bakışlarını
ona çevirirken conrad onun yüzünü izliyor, sienna da genç adamın gözlerine
bakıyorken biraz sonra ona uzanarak dudaklarını örttüğünde conrad nefesini
tutuyor, avuçlarının içindeki elleri çekerek rüzgarını kendine sarıyorken
sienna genç adama tutunarak sakince onu öpmeye devam ediyordur.. SOUNDTRACK /
Bond – Dream Star Birkaç gün sonra nicole artık ağlamayı
bırakmış, herkes yavaş yavaş eski hayatına dönüyorken çocuklar günden güne
sarayı işgal ediyor, bağırış çağırış, her gün yeni kelimeler duyuluyorken eidan
ve franco her gün öğretecekleri kelime sayılarına iddiaya giriyordur. İki gün
içinde jonathan tornavida, owen da matkap demeyi sökmüşken eidan hece
çokluğunda kazanmıştır. Genç adam zafer sarhoşu bir şekilde jonathan’ı
dolaştırıyorken ufaklık her gördüğüne tornadida diyordur, eidan da onaylıyorken
conrad oğlunun ne hale geldiğine bakarak su kıranı şöyle bir süzer “daha yararlı işlerin yok mu senin
eidan?” “okul öncesi eğitim dışında mı?
hayır.” conrad gözlerini devirirken jonathan
babasına seslenir “baba tornadida..” “top oğlum, tornavida değil.. top..
bak, zıp..” conrad topu alarak büyük salona
atarken jonathan top diye bağırarak kırmızı şeyin arkasından koşuyor,
conrad gülerek onu izliyorken eidan biraz da kız bebeklerle ilgileneceğini
söylemiş, conrad’ın öldürücü bakışları altından uzaklaşırken ofisten latty
elinde kağıtlarla çıkıyordur, conrad ona bakarken salondan jonathan elindeki
topla annesine koşar “ane! Tornadida!” latty gülerek eğilir ve kağıtlarla
beraber oğlusunu tutarak hop diye kucağına alırken conrad’ı görünce elindeki
kağıtları ona uzatır “şunlarla ilgilenir misin conrad,
dugan raporları..” conrad kağıtları alarak bakıyorken
jonathan elindeki topu babasının kafasına atar, conrad oğluna yandan bir bakış
atarken concon gülüyor, annesi de gülümseyerek oğlunu bahçenin temiz havasına
çıkarıyorken conrad elindeki kağıtlarla beraber ofise girer.. “ne demek bu raporları ben
doldurmadım!? Akşam eve gidince annen mi doldurdu turner!?” conrad telefona ateş püskürüyorken
herkesin iki haftadır dedikodu dergileri okumaktan beyinleri tıkanmıştır,
hiçbir iş doğru düzgün olmuyorken dugan raporları maymunlu fıkra kitaplarına
benziyordur. Conrad derhal bu soytarılığın düzeltilmesini söyleyip telefonu
kırarak kapatır, o sırada ofisin kapısı açılırken conrad içeri girenin yüzünü
görmeden ne var!? diyerek çıkışır, ama hemen sonra sienna kaşını
kaldırarak ona bakarken conrad sakinleşerek yerine oturur “kızgınım..” “görüyorum, istersen sonra gelirim-“ “seveceksen gelebilirsin, başka bir
şeyse git..” sienna dışarı çıkıp kapıyı kapatırken
conrad gülümser, kapı biraz sonra açılarak hava kıran içeri girerken conrad da
masadan çıkıyor, sienna onu masaya iterek oturturken dudaklarına uzanıp yumuşak
bir öpücük bırakır “bugün altıncı dergi röportajını
reddettim, yakında senin başına üşüşürler..” “eskiden gazeteci tartaklamışlığım
var, cesaret edeceklerini sanmıyorum..” sienna güzel derken conrad onun belini
tutuyor, elleri yavaşça kalçalara inerken sienna gülerek geri çekilir “evet, aklımızın nerede olduğu belli-“ “benim aklım hep orada tatlım..” sienna bildiğini mırıldanırken conrad
aslında daha derin bir adam olduğunu açıklıyor, sienna onu da bildiğini
söyleyerek ofisin kapısını açıyorken conrad on parmağındaki on marifeti saymaya
başladığında sienna onu bırakarak bahçeye çıkıyordur.. “ne zaman söyleyeceğim?” “daha değil colm..” colm grrlarken delia gülerek
onu kendinden itiyor, o sırada sienna ve conrad gülerek bahçeye çıkıyorken
delialona onlara gülümser “neye gülüyorsunuz?” sienna arkasındaki adamı işaret ederek
cevaplar “on parmağındaki on marifeti
sayıyor..” “kaçtayız?” “yedi- yemek yaparım. Sekiz, çocuk
bakarım..” conrad devam ediyorken sienna elindeki
hayali deftere hepsini not alıyordur, o sırada nicole marla’nın elinden
kurtulup o tarafa koşuyorken conrad bacağına tutunan ufaklığı kaldırarak
kucağına alır “on, yatakta dayanılmaz olurum..” sienna şokla conrad’a bakıyorken genç
adam kaşını kaldırır, delialona gülüyorken colm kendi parmaklarında bir şeyler
sayıyordur.. “NE!?” delora göğsünü tutarak ablasına
bakıyorken cuslov başını sallayarak annesine bakar “3 haftalık..” lucinda mutluluktan parlayarak kızına
sarılırken delora bu hamilelik olayını hala algılayamamış, konuşur “sen.. calis.. bebeğiniz mi olacak?!
Bir daha!?” cuslov gülerek başını sallarken delora
ablasına atılarak sımsıkı sarılır “şükürler olsun luslo, artık
evlenebilirim!” cuslov kaşlarını çatarken delora
ablasını iterek annesiyle beraber karşısına alır “kendime cuslov hamile kalmadan
evlenmeyeceksin demiştim! Artık evlenebilirim!” küçük nobes yerinde zıplıyorken cuslov
ve lucinda ona bakıyorlardır, bir an sonra onlara da gülerek delora’ya
sarılırken üçü de sağa sola sallanıyor, calislerin yatak odasındaki haberler
birazdan herkese yayıldığında asıl cümbüş çıkacekken şimdilik üç güzel nobes
ışıldıyordur.. “favian! FAVIAN!” favian delora’nın sesini duyduğu anda
salonda antereye koşarken genç kadının ölmekten çok güldüğünü görünce rahatlar “ödümü koparttın-“ “CUSLOV HAMİLE! EVLENİYORUZ!” favian gözleri büyüyerek üzerine
atılan delora’yı yakalarken genç kadının haykırışını duyanlar birer ikişer
antreye dökülüyordur.. SOUNDTRACK /
Mariah Carey - Fantasy Birkaç gün içinde yeni calis’in odası hazırlanmaya
başlamış, onun yanında bir de düğün planlanıyorken delora delirmenin
eşiğindedir. Genç kadın mutluluktan ne yapacağını şaşırmış, başkaları
üzüntüsünden uyuyamıyorken delora geceleri adrenalinden göz kırpmıyordur.
Zavallı favian da ona ayak uydurmak zorunda kalıyorken nasılsa birkaç hafta
içinde aynı yastığa sonsuza kadar baş koyacaklardır, bir iki gece uykusuzluk
çok da önemli değildir. İkisi yine uykusuz bir gecenin sabaha
varan kısmında küçük dante calis’in odasında, delora duvarlara bulut çıkartmaları
yapıştırıyorken favian da yerde oturmuş, çıkartmaları kağıtlarından çıkarıp
deloraya uzatıyordur, genç kadın her çıkartma için özenle bir yer düşünüyor,
büyüklü küçüklü bulutlar bir duvarı rüya gibi bir gökyüzüne çeviriyorken favian
kendi kendine güler, delora onun sesini duyunca bulutları bırakırken dizlerinin
üzerinde yere çöker “neye gülüyorsun?” “bize.. delirdik.” Delora hahlarken bir bulut daha
kapıp ayağa kalkar “en akıllıları biziz senin haberin
yok-hayatım ben şuraya yetişemiyorum, yapıştırır mısın?” favian kağıtları bırakıp yerden
kalkarken bulutu almak yerine deloranın önüne geçip onu kaldırır, genç kadın
gülerek daha yukarı uzanırken bulutu yapıştırınca elini sallar “asansör, aşağı!” favian gülerek onu indirirken yarı
yolda ikisinin dudakları buluştuğunda delora bacaklarını genç adamın beline
dolayıp ona sımsıkı sarılarak dudaklarını öper.. güneş yükseldiğinde favian ve delora
odadaki beyaz uzun koltuğa sıkışmış, sarmaş dolaş uyuyorken açık kapıdan ashley
onları görür, ellerini birbirine vurarak uyanmalarını bağırırken favian
irkilerek gözlerini açar, delora ashley’e gidip kendi işine bakmasını
söylüyorken genç kadın onların rahatını bozduğu için mutlu, bugün belki de ilk
defa keyifle aşağı iniyordur.. ashley antreden geçip bahçeye çıkarken
francoyla karşılaşmış, gülümseyerek günaydın demişken franco dik dik
bakakalınca yine kızmamış, biraz daha gülerek yürümeye devam etmiştir.
Bahçedeki kahvaltı masası da cıvıl cıvılken ashley her zamanki yerine değil de
bebeklerin en yoğun olduğu bölgeye oturunca herkesin hareketleri bir an
yavaşlamış, sesler azalmışken ashley fincanın kaldırıp büyük bir sevecenlikle
biraz çay istediğinde sadece kuşların sesi duyulur olmuştur. Genç kadın ona
bakan gözlere dönerken ellerini açar “ne var? keyifliyim, bozmayın.. devam
edin.” Herkes genç kadının dediğini yaparak
tabaklarına dönerken ashley yine gülümser, yanında oturan andrea genç kadını
izlerken usulca sorar “nedir bu kadar keyifli yapan şey?” “hiçbir şey.. sinirleneceğim bir şey kalmadığını
fark ettim-“ “MISS ASHLEY!” ashley tüyleri diken diken olarak
saraydan ona koşturan asistanına bakıyorken genç kadın herkesten çok özür
dileyerek masaya yaklaşmıştır “efendim saray hava üssüne verona’dan
giriş yapmak isteyen bir araç var, ama verona’dan izni yok efendim-“ “aracın kime ait olduğu belli mi?” “sivil araç efendim, sinyal kayıtları
araştırılıyor..” ashley peki diyerek yerinden kalkar,
ewan gayet sakin, kahvaltısına devam ediyorken elinde fincanı, başını kaldırır “yapmam gereken bir şey var mı
ashley?” ashley birazdan halledeceğini
söylüyorken herkesin kahvaltısına devam etmesini söyler ve asistanıyla birlikte
saraya dönerken franco dışarı çıkıyordur, ashley ona lanet bir bakış atıp
yoluna devam ederken genç adam rahatlayarak bahçeye iner.. kısa bir süre sonra araçla bağlantıya
geçilmiş ve içinde kimler olduğu anlaşılınca ashley ewan’ın çağırılmasını
söylemiştir. Kral kahvaltısını bırakarak güvenlik departmanına giriyorken
ashley kulağındaki alıcıyı çıkarıp ewan’a uzatır “flasler, saraydan kız kaçırmış..” ewan kaşlarını kaldırarak alıcıyı
alırken ashley gözlerini devirerek onları izleyen görevlilere daha önemli
işleri olup olmadığını soruyordur.. “kimi kaçırmış?” “beni.. claire’i kaçırmış eidan..” franco’nun yanındaki eidan bir kahkaha
atarken vien şaşkındır, andrea bunun bir suç olup olmadığını soruyorken
conrad’ın sesi duyulur “savaş sebebi olarak da kabul
edilebilir..” sienna endişeyle ona bakarken conrad
ona göz kırpar “bizim kızımızı kaçırsalardı öyle
olurdu, ama verona pek savaşçıl bir gezegen değildir..” sienna hala endişeliyken conrad onun
endişesinin savaş olmadığını biliyor, ama şimdi tartışmaları imkansızken genç
adam yerinden kalkar “ben de ilgilenmeye gidiyorum-“ “ben de geliyorum..” latty de onunla beraber kalkarken
conrad prensesi takip ederek masadan uzaklaşıyor, eidan verona’dan fidye
istemeyi teklif ediyorken franco ona suyunu içmesini söylüyordur.. SOUNDTRACK /
Danny Brilliant – Une Fille Comme Ca Flasler ve claire özel bir araçla
saraya getirilmişler, kapıda ewan ve biana onları karşılıyorken flasler
claire’in elinden tutarak merdivenleri tırmanıyordur, ewan elini kaldırınca
ikisi de dururken genç adamın kahverengi gözleri hiç de hoş geldiniz diyor gibi
görünmüyordur “nedir bu saçmalık flasler-“ “saçmalık değil, elimde kalan en
mantıklı çözüm.. claire’i sapık herifin tekiyle evlendirecekler-“ “flasler lütfen..” flasler yanındaki claire’e bakarken
genç kadın telaşlıdır, ewan ve biana’ya döner “doğru, adam gerçekten biraz problemli-“ “ama eranthe’de kocaman bir yerleşkesi
var, o yüzden kral armand umursamıyor-“ “babam elbette umursuyor flasler!” flasler kendi kendine gülerek eminim
diyorken claire itiraz edecek olur, ama ewan susmalarını bağırarak dikkatleri
çekerken konuşur “o zaman neden flasler’le beraber
geldin claire?” claire ewan’a bakıyorken iç çekerek
omuzlarını düşürür “çünkü adam sapığın tekiydi ve babam
umursamıyordu..” flasler şiddetle başını sallarken ewan
ellerini kaldırarak arkasını döner ve saraya çıkarken biana ona bakarak
gülümser ve kaçak da olsalar konuklarını içeri davet ederken flasler claire’in
elini bırakmıyor, ikisi beraber biana’nın arkasından merdivenleri tırmanıyorken
ewan içeri girdiği anda bir süre verona’dan kimsenin gezegene yaklaştırılmaması
emrini veriyordur.. ![]() |


