![]()
#13 – Worth Thousand Words biana delora’nın uzattığı kağıdı alıp
okurken kaşlarını çatar “bizi çekmek istiyorlar..
kraliyet ailesini, kıranları.. oreon’u..” delora başını sallarken gülümser “güzel olabilir aslında, en son kral
nestor zamanında böyle bir şey yapıldı-” “sonra da savaş çıktı..” delora cevap vermezken biana kağıdı
katlayarak zarfıyla beraber elinde tutar “cevap vermek için zamanımız var,
düşüneceğim..” “tabii, ama benim fikrimi sorarsan
kesinlikle yapmalıyız. Çocuklar, anneler ve babalar, aileler. Daha iyi
bir her şey yolunda deme yolu olamaz..” biana başını sallarken hafifçe
gülümser “diğerleriyle de konuştuktan sonra
kesin kararımızı bildiririz..” delora peki diyerek elindeki
postalarla uzaklaşırken biana merdivenlere dönmüş, o sırada latty aşağı
iniyorken ablasına gülümser “ağacı getirmişler, çocuklar
bayılacak-“ “latty, zamanın var mı?” prenses kaşlarını çatarken başını
sallar “var tabii, iyi misin?” biana bir şey söylemeden kardeşinin
elini tutar, ikisi beraber ofise ilerlerken latty önden girip biana da onu
takip ederken kapıyı arkasından kapatır.. biana kardeşine ewan’la ilişkilerinin
gördüğünden daha kötü olduğunu anlatmış, kafasındaki şüphelerden bahsetmişken latty
sabırla dinlemiş ve üzülmemesini söylemiştir. Zor bir sene olmuştur, conrad’ın
gidişi herkesi sarsmıştır, geçecektir.. biana içindekileri sonunda birine
anlattığı için rahatlamış, latty de ablasına sarılarak yükünü paylaşmıştır, ama
prenses kraliçesi kadar rahat değil, ablasını ofiste bırakıp dışarı çıkarken
ewan’ı bulması gerekiyordur.. 4 ay önce... latty mason’ın tılsımını odasındaki küçük kasaya
koyup kapağı kapatırken aralık bıraktığı kapıdan ewan’ın sesini duyar, kasayı
bırakarak arkasını dönerken genç adam eli kapının kolunda, başını içeri
uzatmıştır “ne yapıyorsun?” “hiç.. sen neden daha uyumadın?” ewan bu soruya cevap vermezken latty iç çekerek genç
adamın yanına gelmiştir “bir şeyler atıştırmak ister misin?” “jonathan uyudu mu?” latty başını sallarken ewan arkasını döner, latty
onu takip ederek odadan çıkarken kapıyı arkasından kapatır.. SOUNDTRACK / Imogen Heap – Hide and Seek ikisi büyük mutfaktan içeri girerken latty
buzdolabına yönelmiş, ewan onun arkasındaki dolapların birinin kapağını açıp
önünde duran şişe şişe içkilere bakıyordur. Latty başını çevirip onun neye
baktığını görünce buzdolabının kapağını kapatıp genç adamın yanına giderek o da
dolaba bakar. Ewan uzanıp en eski viskilerin birini alır, kapağı kapatıp masaya
ilerlerken latty de sabahlığının kuşağını sıkarak onu takip eder.. latty viski bardağına dolan amber renkli içkiye
bakıyorken ewan onunkini doldurduktan sonra kendine iki katı kadar koyar, şişeyi
bırakıp bardağı kafasına dikerken latty kendi bardağını çeviriyordur. Dört
tanesinden sonra başı iyice hafiflemişken ewan’ın kaçıncıyı içtiğini
bilmiyordur, ama genç adamın bardağı masaya vuruşunun yamukluğundan yeteri
kadar içtiği anlaşılıyorken latty de kendi bardağını başına diker ve yüzünü
buruşturarak boğazını yakan viskiyi yutarken ağzını açarak derin bir nefes alır “daha tatlı bir şey içebilirdik-“ “susuzluğum için içmiyorum, sarhoş olmak için
içiyorum-bir tane daha..” latty elini bardağının üzerine kapatır, ama ewan
kapanan eli tutup çekerken genç kadının bardağına biraz daha viski doldurur,
tuttuğu eli bırakmadan şişeyi de kendi ağzına dayarken latty onun aldığı
yudumun büyüklüğüne bakıyor, usulca ohlar.. latty bir kahkaha atarken ewan oturduğu yerden
uzanarak onun ağzını kapatır, ikisi beraber sendeleyerek yere otururken latty
hala gülüyor, ewan’ın eline kendi ellerini bastırarak kendini susturmaya
çalışıyordur. Ewan kucağına eğilen kadınla gülerek dudaklarını birbirine
bastırırken latty onun elini ağzından çekerek başını kaldırır, nefes nefese
gülümserken ewan başını arkalarındaki cam duvara yaslar “bazen keşke bizi o boyuttan hiç kurtarmasalardı
diyorum..” latty kaşlarını çatarken başı o kadar dönüyordur ki
bir an gözleri kapanır, genç kadın kıkırdayarak başını ewan’ın göğsüne
bırakırken genç adam onun saçlarını tutarak boş mutfağı izler “ya da kurtulsaydık, ama yine sadece ikimiz
olsaydık..” latty mmlarken ewan onun saçlarıyla oynuyor,
ellerini kahverengi dalgalardan geçirip genç kadının yüzünü kendine kaldırırken
latty gözlerini açmış, ewan’ın bakışlarıyla yutkunurken bir an sonra karşısında
kendi ewan’ı belirdiğinde kendi bakışlarına çarpan gri gözlerle titreyerek genç
adama uzanır.. latty ellerini sapsarı saçlardan geçirerek ewan’ın
dudaklarını kendinikilere bastırıyor, ipek sabahlığının etekleri geceliğiyle
beraber bacaklarından sıyırılıyorken ewan onu belinden tutarak yere yatırır,
bacaklarını açarak arasına yerleşirken latty iki eliyle onun başına tutunmuş,
ikisinin dudakları ayrılıp tekrar bakışları buluştuğunda latty gözleri dolarak
genç adamın yüzünü izler “ben bu ewan’ı özlüyorum..” “ben bu ewan değilim..” latty bildiğini söyleyerek başını sallarken ewan
tekrar kendi özüne dönmüş, lattynin parmaklarının arasındaki saçlar koyulaşmışken
genç kadın göğüslerine doğru inen dudaklarla gözlerini kapatır.. ewan sabahlığın kuşağını açarak kumaşı iki yana
bırakırken latty onun yüzünü tutmuş, başı dönerek diğer lysander’e bakıyordur.
bir zamanlar onun olan, conrad’ın kardeşi, kral, ewan, crash, her şey olmuş
adama bakıyorken ewan uzanarak onun dudaklarını örter, eli yavaşça genç kadının
bacakları arasına girerken önündeki ince kumaşı çeker ve parmaklarını latty’nin
sıcaklığına sürterken genç kadın inleyerek ewan’ın boynuna sarılır. ikisinin
dudakları biraz nefes için ayrılırken latty kalçasını kaldırmış, ewan’ın her
dokunuşuyla titriyorken genç adam elini çektiğinde latty’nin yarı kapanmış
gözleri açılır, ewan’ın pantolonunu çözmesini izlerken gözlerini kapatarak
başını geri atar. Ewan onun açılmış boynuna bakıyorken pantolonunu yeteri kadar
indirip genç kadını bacaklarından kendine çeker ve üzerine eğilerek içine
girerken latty inleyerek genç adamın saçlarını çeker.. ewan yavaşça girip tekrar çıkıyorken yaşadıkları anda
sadece ikisi kalmış, ne kayıp kardeşler, ne kaçılacak boyutlar ne de başka bir
şey aralarında ya da zihinlerinde değilken latty bacağını ewan’ın kalçasına
dolayarak genç adamın kendine iter, ewan inleyerek daha da derine dokunurken
yere bastırdığı ellerinden biriyle lattynin yüzünü tutar, uzanarak genç kadının
dudaklarını hapsederken ikisi soğuk taşların üzerinde gidip geliyor,
nefeslerindeki inlemeler birbirine karışıyorken ikisi de aralanmış kapıdan
onları gören bir çift gözü görmüyordur.. “bırakma-ewan..” latty inleyerek kendini ewan’a kaldırırken genç adam
kendine uzanan kalçayı kavrar, kendin bütün gücüyle bir kez daha iterken latty
dudaklarını ısırarak inler ve titreyerek kendini bırakırken ewan da onun
üzerine eğilmiş, dudaklarını genç kadının boynuna bastırırken latty yutkunur,
gözlerini açıp hala etrafın döndüğünü fark ederken ellerini ewan’ın başına
koyarak mırıldanır “ilk ve sondu..” “hala içindeyim..” latty genç adamın sesiyle yine titrerken ewan
kendini yavaşça geri çeker, ikisinin bedenleri birbirinden ayrılırken mutfağın
kapısı kapanır, ewan irkilerek o tarafa bakarken latty de başını kaldırıp
kapıya döner. İkisi de kapalı kapıya bakıyorken akıllarını toplamaya
çalışıyorlardır, ewan hala altında duran latty’e döner “kapıyı kapatmış mıydın?” “bilmiyorum-yanlış duymuşuzdur, herkes uyuyor-” ewan kalkıp pantolonunu çekerek kapıya yürür, açıp
dışarı bakarken merdivenlerin başındaki dorian’ı görür, gördüğü anda kasılırken
ateş kıran ona bakıyor, tek kelime etmeden basamakları tırmanmaya devam eder,
ewan o gözden kaybolunca tekrar mutfağa dönerken latty saçlarını eliyle iterek
o tarafa geliyordur “bir şey var mı?” “rüzgar..” latty başını sallayarak çıkacakken sendeler, ewan
onun kolunu tutarak düzeltirken genç kadın hafifçe gülerek teşekkür eder, ewan
onun elini bırakmadan dönüp arkasına bakar, boş bir şişe ve iki bardak dışında
hiçbir şey yokken genç adam latty’i de önüne katarak mutfaktan çıkar.. ertesi sabah latty beynini sıkan bir baş ağrısıyla
kalkmış, tek istediği şey bir bardak su olmuşken ilk yaptığı baş ucundaki boş
sürahi için ağlamak olmuştur. Sonunda kendini yataktan kaldırmış, üzerine doğru
düzgün bir şey geçirerek aşağı inmişken ilk gördüğü yüz dorian’ınki olmuştur “günaydın..” ateş kıran de başını sallayarak mutfağa ilerlerken
delora kahve alıyordur, ikisini görünce gülümser “günaydın!” latty onun
yüksek sesine hafifçe yüzünü buruşturup elini kaldırır, delora ona ne olduğunu
sormadan hemen sıradaki gündem maddesine geçer “dorian dün hizmetçi kızları yollarından
çevirmişsin?” dorian başını sallarken latty ne oldu diye
soruyordur, ateş kıran bir fincan koyu kahve alıyorken cevaplar “mutfaktan sesler geldiğini duymuşlar, korkarak
yürüyorlardı-“ latty elindeki bardağı sıkarak bir an dururken
delora kaldığı yerden devam eder “birisi mercimeği fırına veriyormuş, kim merak
ediyorum-“ Latty bu sefer de delora’ya bakarken dorian konuşur “onlar öyle duymuş, mutfakta bir şey yoktu..” “sabah boş bir viski şişesiyle iki bardak bulmuşlar,
yemin ediyorlardı.. zavallı kızlar, seni görünce daha da utanmışlar..” dorian hafifçe gülümserken delora da gülüyor,
latty’e döner “iyi misin? solgunsun..” “iyi uyuyamadım..” delora iç çekerek arkadaşına sarılır ve sıcak bir
şeyler içmesini söylerken latty başını sallar, sarışın kadın kahvesiyle beraber
mutfaktan çıkarken latty dorian’la başbaşa kalmış, genç adama bakar.. “aramızda bir şey yok dorian..” dorian masada duran büyük tabaktan bir tane kurabiye
alırken latty’e bakar “beni ilgilendirmez-“ “ne düşündüğünü biliyorum, ama göründüğü gibi
değil..” dorian cevap vermezken latty başının ağrısının daha
keskinleştiğini hissediyor, elindeki su dolu bardağa bakar, o sırada dorian onu
geçerek mutfaktan çıkarken kapıda ewan’la karşılaşmış, iki genç adam
birbirlerine bakarak kapıdan ters yönlere doğru geçer.. “ewan?” latty yatak odasının kapısını tıklatır
ve aralık kapıdan içeri girerken asıl odada kimse yoktur, ama gizli odanın
kapısı açıkken latty asıl odanın kapısını kapatır “o odada iş yapacaksan bunun kapısını
kapat. Ewan?” ewan banyodan çıktığında karşısında
latty bulunca bir an ne yapması gerektiğini düşünür- “odaların ayrıldığından haberim var,
biana söyledi.” Genç adamın omuzları rahatlarken latty
asıl sormak istediği şeyi sorar “benim yüzümden değil, değil mi?” “efendim?” “tekrarlatma, 4 ay önce olan şeyin bir
anlamı yoktu, ikimiz de üzgündük-“ “latty ne diyorsu-“ “benim yüzümden ablamı terk
etmediğinden emin olmaya çalışıyorum.” “seninle ilgisi olan hiçbir şey yok ortada.” Latty peki diyerek bir adım
geri atarken ewan üzerindeki gömleği pantolonunun içine sokarak latty’i
kolundan tutar, ikisi odadan çıkıp kapıyı kapatırken kapı duvarda görünmez
olur. Ewan daha önce biana’nın yatağına bıraktığı ceketi alıp giyerken konuşur “o olayı olmamış var sayıyorum, biz
bittik-“ “anladım.” Ewan latty’nin yüzünü elleri arasına
alarak kahverengi gözlere bakar “seni kırmak için söylemedim, ama
rahatsız olmanı gerektirecek bir şey yok-“ “ama biana’dan ayrılacaksın..” “bilmiyorum..” ewan ellerini indirerek latty’nin
arkasındaki aynadan yansımasına bakarken latty konuşur “biana seni incitmek istemediğini
söylemiş, o da senin kadar korkmuş-“ “bizim aramızda geçen konuşma böyle
değildi..” latty buna cevap vermezken ewan onun
başını tutarak kendine çeker ve genç kadının saçlarını öperek ayrılır “senin yapabileceğin bir şey yok
latty, biana’nın yanında ol..” latty başını sallar, ewan onu da önüne
katarak odadan çıkarken koridordan delora koşturarak onların yanına geliyordur “NERDESİNİZ?!” “delora ne old-“ “dorian yok!” latty’nin gözleri büyürken ewan onu
bıraktığı gibi delora’yı da geçerek merdivenlere fırlar.. “DORIAN’A GÖZ KULAK OLMANIZI SÖYLEDİM!
İYİ DEĞİL DEDİM! NERENİZLE DİNLEDİNİZ?!” ewan bütün kıranları önüne almış, ağzına
ne gelirse söylüyorken kimseden çıt çıkmıyordur. Genç adam sağ elinin yumruğunu
ovarak odada dört dönüyorken tekrar kıranlara döndüğünde hepsi irkilir, ewan
aldırmıyor, sorar “nereye gitmiş olabilir?” kimseden ses çıkmazken ewan yumruğunu
bırakarak ağzını açar ve konuşmalarını bağıracakken odanın kapısı açılıp dorian
göründüğünde herkes ayağa fırlar, ewan da arkasını dönerken dorian ona bakıyor,
sakin, konuşur “buradayım-“ ewan ikinci kelimeyi duymaya zahmet
etmeden az önce sıktığı yumruğu ateş kıranın suratına indirir, dorian tekrar
koridora düşerken ewan yere eğilip genç
adamın yakalarına yapışır, dişleri sıkılı, bir şey söyleyecek gibi duruyorken
bir an sonra tuttuğu yakaları bırakıp doğrulur, ateş kıranın bacaklarının
üzerinden adım atarak uzaklaşırken kapıda bekleyen kıranlar dorian’a koşturur.. SOUNDTRACK / Republic – Stop & Stare dorian her yerde ewan’ı aramış,
sonunda bahçenin ücra bir köşesinde bulmuşken ewan sadece olduğu yerde
dikiliyor, muhtemelen sakinleşmeye çalışıyorken dorian yanına gelerek
durduğunda başını çevirir “bana bunu yapma dorian..” “neyi?” “bunu. Sen bana bağlısın, benimsin. İyi değilsin, biliyorum. Aylardır değilsin,
durup dururken çekip gidemezsin-“ “korktun mu?” ewan’ın sesi kesilirken dorian ona
dönmüş, bir şey söylemeden, sabırla gözlerine bakıyordur “sana bağlılığım neden bir anda bu
kadar önem kazandı onu anlamaya çalışıyorum..” ewan bakışlarını çektiği anda dorian
genç adamın kolunu tutar “her hoşuna gitmeyen bir şey gördüğünde
suratıma yumruğu geçiremezsin-“ “yaparım-“ “yapamazsın. Sadece bir süre
uzaklaştım, şehre indim-“ “sen şehre inmezsin-“ “iki senedir iniyorum, ama farkında
değilsin..” ewan’ın bakışları tekrar ateş kıranı
bulurken konuşur “bir tek ben değil, herkes
endişelendi-“ “çünkü herkese iyi olmadığımı
söyledin, peşime adam taktın-“ “ama yine de senin şehre indiğini bana
haber vermediler, hepsini kovacağım..” dorian ewan’ın kolunu bırakıp önüne
dönerken mırıldanır “belki de kovmalısın..” “sen neden hala benim olmayı
seçiyorsun?” ateş kıranın yüzü tekrar ona dönerken
ewan bir an içine oturan bir şeyle gerilir, dorian tamamen ona dönmüş elini
kaldırıp sahibinin boynuna koyarken ewan sanki bir parça kor üzerine
atılmışçasına yandığını hisseder, ama kendini geri çekmezken dorian konuşur “geri alınacak bir şey değil de
ondan-“ “istersen alırım-“ “istemiyorum.” Ewan yine kelimelerini kaybederken
içindeki toprağın, suyun ve havanın hepsi alev almış, ateş kıranın eli
akasha’nın boynundan ensesine kayarken ewan genç adamı gömleğinden tutarak
kendine çeker, ikisinin açık ağızları birbirine kenetlenirken saray bahçesinin
güneş almayan bir köşesinde, akasha ve ateş kıranın üzerinde durduğu çimler
sıcaktan kuruyarak solar.. Dorian ewan’ı iterek ağaçların gölgesinde
bir duvara yaslarken ewan onun yakalarını tutarak kendinden iter “şehre inmedin-uzaktaydın, yoktun-“ “buradaydım-“ “değildin, nereye gittin?” dorian bir an yutkunarak beklerken
ewan onun yüzüne bakıyor, kaşlarını çatar “marcel-“ “evime döndüm..” ewan’ın bakışları daha da kararırken
dorian devam eder “eski dünyadaki harabeye döndüm, kısa
bir süre için, gücümü kullanmak zorunda kaldım-“ “neden?” “tekrar görmek istedim-“ “ne gördün peki?” dorian ewan’ın ensesini bırakarak
elini duvara yaslarken derinden gelen sesiyle konuşur “hiçbir şey. O adam değilim ben, artık
değilim..” ewan başını sallarken dorian onun
gözlerine bakıyor, sorar “istiyor musun?” akasha yutkunurken ateş kıranın
dudaklarına belli belirsiz bir gülümseme görünür “istiyor musun ewan?” “evet kahrolası-“ dorian elini ewan’ın pantolonundan
içeri daldırırdığı anda genç adamın nefesi kesilirken ateş kıranın bakışları
parlıyor, aralarındaki tutku taş duvarı bile ısıtıyorken ewan başını sertçe
taşa yaslar “içine ne girdi senin-“ “hiçbir şey..” ewan cevapla beraber bacaklarının
arasındaki tutuşun sıkılaştığına tanık olurken dorian ona yaklaşmış, kulağının hemen yanında fısıldar “sen hariç..” ewan’ın gözleri kararırken dorian’ın
nefesi boynuna vurduğunda gözlerini kapatır.. “..ama geri döndü, ölen kimse yok.” Delora kalbini tutarak rahatlarken
biana da başını sallıyor, elinde beklettiği kağıtları ona uzatır “bir dahaki sefer daha dikkatli
olsunlar..” delora başını sallayarak ROUGE damgalı
kağıtları alırken onayı gördüğünde gülümser “eğlenceli olacak..” biana da gülümserken latty jonathan ve
owen’la merdivenleri iniyordur. İki ufaklık da latty’nin elini tutmuş, yarı
uçararak yarı yere basarak merdivenleri iniyorken sonunda iki çift minik ayak
yere bastığında latty gülerek ikisinin ortasında eğilir, oğlusu hemen boynuna
asılırken owen da onları izliyordur, annesini uzakta dururken gördüğünde
teyzesini bırakır ve aksak aksak koşarak annesinin bacağına sarılırken biana
başını eğmiş, ufaklığa bakıyordur, hafifçe gülümseyerek eğilir ve oğlunu
kaldırıp kucağına alırken antreye kurulan ağacın yanında duran latty ve
jonathan’ın yanına gider.. biana owen’ın başındaki bereyi
düzelterek ufaklığı bahçeye bırakır, küçük adam jonathan’ın arkasından gidiyorken
biana uzaktan gelen ewan ve dorian’ı görmüş, içi ürpererek ikisine bakarken
dorian önden geliyordur, önünden geçen owen’a bakarak ilerlerken biana’yla göz
göze geldiklerinde ateş kıranın bakışları bir an kraliçenin üzerinde asılı
kalır, o an geçtikten sonra genç adam yoluna devam ederken biana arkadaki
ewan’a bakar, genç adam yönünü değiştirerek çocukların yanına gidiyorken biana
iç çekerek arkasını döner, yavaşça merdivenleri çıkarak sarayına girer.. SOUNDTRACK / Bond – Dream Star iki gün içinde kimse ortadan
kaybolmamış, üçüncü gün sabah erkenden gelen Rouge dergisi çekim ekibinin
istekleri yerine getiriliyorken sarayın belirli yerlerinde ek ışıklandırmalar
yapılmış, makyaj ve kostümlerle ilgilenecek olanlar üst katlarda ilgili
kişilerin gardroplarını gözden geçiriyorken sanat yönetmeni sanki yıllardır bu
çekim için hazırlanmış, her köşedeki dekor ayrıntılarını inceliyorken delora
bir üst kata, bir alt kata koşuyor, her şeyin yolunda olduğundan emin oluyorken
ilk çekim sırası için calis ailesi aşağı inerek sanat yönetmeninin eşliğinde
ofise giriyordur.. “miss calis şuraya oturmanızı
istiyorum..” cuslov kucağındaki danteyle çalışma
masasının başına otururken gözündeki gözlükleri kel kafasına iten sanat
yönetmeni regis huntington faye’le beraber talimat bekleyen kaptan calis’e
döner “kaptan, rica etsem siz de şu köşede
durur musunuz-“ “burası mı?” calis odadaki büyük duvara asılmış
evren haritasının önünde dururken regis harika olduğunu söylüyordur, genç adamı
bırakıp babasının yanına sokulmuş faye’in önünde eğilirken kel kafası spotlarla
parlayarak gülümser “küçük miss için de oyuncaklarımız
var.. benimle gelir misin faye?” faye başını kaldırıp güzel gözleriyle
babasına bakar, calis gülümseyerek kızına gitmesini söylediğinde faye kel adamın
elini tutarak odanın ortasına yığılmış oyuncakların önüne gelir. Regis oradan
güzel bir bebek seçip küçük kızın eline vererek konuşur “burada güzelce oturmanı istiyorum
faye. Sen oyuncaklarınla oynarken biz sizin fotoğrafınızı çekeceğiz, tamam mı?” “tamam..” regis gülümseyerek küçük kızın
kendinden kıvır kıvır olan sarı buklelerini düzeltir, faye yere oturduğunda
regis onun beyaz elbisesinin eteklerini de yerleştirip geri çekilir. Faye
elindeki bebekle oynamaktan çok kameralara ve ışıklara bakıyorken regis
dante’nin mızırdanmasıyla ilgilenen cuslov’a döner “miss calis, birkaç poz için sadece
önünüzdeki dosyalarla ilgileniyormuş gibi görünebilir misiniz? Dante’yi hafifçe
sola doğru çevirin-“ “çok uzun sürmezse sevinirim bay
huntington-“ “tabii miss, olabildiğince hızlı
olacağız-GARRY! IŞIKLAR!” ışıkların parlaklığı ayarlanırken
regis calis’e döner “kollarınızı kavuşturun kaptan,
haritaya bakın, orduya sıradaki harekatın nereye olacağını anlattığınızı
düşünün- faye, faye tatlım..” faye’in bakışları yine kel adama
dönerken regis oyuncakları işaret eder “bak bebekler tatlım, hadi oyna-evet,
evet onlar, biz yokuz, bakma bize faye..” faye kafası karışmış bir ifadeyle
iyice arkasını dönüp annesine bakarken cuslov gülümser “sadece oyuncaklarına bakacaksın
tatlım, tamam mı?” faye başını sallayarak önüne döner ve
başını kaldırmadan oyuncaklarıyla ilgilenirken cuslov, calis’e bir bakış atar.
Sarışın adam gülümsüyorken regis ciddi olmalarını rica ettiğinde genç adam baba
calis’ten kaptan calis’e dönerek haritasına bakar. Her şey ayarlanmış, regis
geri çekilerek fotoğrafçının önünü açarken konuşur “calis evreni, düzen 1, çekim
1, evet çok güzel.. muhteşem-miss calis dante’yi kendinizden biraz
uzaklaştırın..” fotoğraf makinesinden sürekli çıkırtılar
geliyorken faye ara sıra kaçamak bakışlar atıyor, ama kel adamın sesiyle tekrar
önüne dönüyorken regis muhteşem göründüklerini söyleyerek birkaç poz daha
alıyordur.. “sağ profilden almasak?” eidan pozunun değiştirilmesini rica
ediyorken regis dorian’ı bahçenin
ortasında yakılmış ateşin yanına mıhlayarak eidan’ın yanına gelmiştir “her profiliniz muhteşem bay collins,
şimdi şu akvaryumun önünde durursanız-“ “bu kadar büyük akvaryumu nasıl
taşıdınız?” regis ona cevap vermezken eidan fotoğrafçının
arkasında bekleyen franco’ya bir bakış atar, genç adam sırıtıyorken eidan
makyöz kıza bakarak burnunun üzerine biraz daha pudra istiyordur. Regis onu
bırakıp sienna’nın yanına geldiğinde genç kadının kahverengi dalgalarına bakar “biraz rüzgara ihtiyacım olacak-ah
daha da güzeli, kendi kendinize bir rüzgar yaratabilir misiniz miss adams?” “tabii-“ “ama sadece sizin üzerinizde olmasını
istiyorum,etekleriniz ve saçlarınız uçuşsun..” sienna başını sallayarak sakin bir
nefes alırken biraz sonra regis ve onun etrafında ılık bir rüzgar belirmiş,
genç kadının saçlarını havalandırarak üzerindeki uçuk mavi elbisenin hafif
kumaşını dalgalandırıyordur. Regis memnun olmuş, gülümseyerek sıradaki element
kırana geçerken andrea arkasındaki ağaç dallarına bakıyordur. dalların üzerinde
renkli kurdeleler varken genç kadın kendi etrafındaki dalların onun elbisesine
eş koyu yeşil kurdelelerle bağlandığını görmüş, gülmseyerek eteklerini
düzeltiyordur. Regis toprak kıranın önüne geldiğinde genç kadının ayağındaki ayakkabılara
bakar “onları çıkaralım miss ellen..” andrea itiraz etmeden ayakkabıları
çıkararak çimlere basarken regis genç kadının duracağı yeri ayarlar, eteklerini
de havalandırarak çimlerin üzerine bırakırken genç kadının el bileklerini
tutarak hafifçe kaldırır “iki yandan ince bir dal bulup tutar
mısınız?” andrea gözünü kestirdiği iki dalı
tutarken regis sol elini indirip daha aşağıdaki bir dalı genç kadının eline
verir, sağ gözünün altına bulaşmış farı da parmağının ucuyla silip geri
çekilirken andrea gülümsüyordur. Regis yine fotoğrafçının arkasına geçmiş,
dorian’a döner “bay marcell kollarınızı çözün lütfen,
sol elinizi hafifçe ateşe uzatırsanız-muhteşem.. bay collins siz kollarını
kavuşturun, kas görmek istiyorum biraz..” eidan kaşlarını kaldırarak
kavuşturduğu kollarını biraz daha sıkarak kaslarını gösterirken regis
harika diyordur “ateşin gözleri biraz kısılsın, suyun
bakışları sert, hava mükemmel-çenenizdeki saçı çekin miss adams, miss ellen
kusursuz.. evet dört element, çekim 1-GARY ÇOCUKLARI KAREDEN ÇIKAR!” sienna gülerken regis anında onu
uyarır, genç kadın yüz ifadesini tekrar oturturken makine pozları almaya devam
ediyordur.. “jonathan omzunuzda otursun komutan..” conrad oğlunu kaldırdığı gibi omuzlarına
oturturken jonathan babasının kafasına tutunmuş, annesine ayaklarını
sallıyordur. Latty oğluna gülümserken regis prensesi kibarca kolundan tutarak
yönlendirir “siz ağacın önünde oturacaksınız
prenses, şu paketlere kurdele bağlıyormuş gibi..” latty ağacın dibindeki kırmızılı
yeşilli paketlerin önüne oturur, regis onun eteklerini düzeltirken elini
makyöze sallar “biraz daha allık!” hemen biraz daha allık gelirken regis
elindeki küçük bezle conrad’ın ordu üniformasının gümüş apoletlerini onuncu kez
parlatır. Jonathan babasının kafasının tepesinden kel kafayı izliyorken
eğilerek eliyle regisin kafasına bir iki tane patlatır, conrad afacanı geri
çekerken regis bozuntuya vermemiş, kafasını hafifçe tutarak uzaklaşır. Conrad
gülmemek için kendini zor tutuyorken latty tepesinde dikilen adamın bacağına
vurur, conrad ciddileşirken jonathan fotoğrafçıları boşvermiş, ağaca uzanarak
renkli süsleri çekiştiriyordur, conrad yavaş olmasını söylüyorken latty kırmızı
paketin birine yeşik bir kurdele bağlıyor, baba oğul kendi dünyalarındayken
annesi onlara süprizler hazırlıyor, o sırada pozlar akıp gidiyordur.. “delialona sen şu kitapların arasına
otur-“ “çok yüksek değil mi onlar?” regis masada dizilmiş kitapların
yarattığı kulelerin uzunluğuna bakıyorken delia elini başının üzerinde sallar “o kadar uzun değilim ben-“ “haklısın tatlım-GARY KİTAPLARI BİRAZ
AZALT!” kitaplar azalırken delialona genç
adama gülümser ve iki yandan omuzlarına dökülen örgüleriyle masa başına
geçerken colm eline tutuşturulan oyuncak araba kumandasına bakıyordur “ileri teknolojiler departmanı
olduğumu hatırlatmam gerekli mi?” “ruhunuzdaki çocuğu sembolize ediyoruz
bay pulvu, lütfen masanın köşesine yaslanır mısınız?” colm delia’nın masasının kenarına
yaslanırken delia örgülerini sallayarak gülümser, colm ona göz kırparken
kumandanın üzerindeki açma düğmesine basar ve arabayla oynamaya başlarken
sırıtır. Kırmızı araba oradan oraya gidiyorken regis fotoğrafçının arkasından
delia’ya seslenir “tatlım oradaki kalemi alıp deftere
bir şeyler yazıyormuş gibi yap, ama gözün colm’da olsun..” delia gülerek başını sallar ve kalemi
alıp deftere bir şeyler yazarken kaçamak mavi bakışları colm’a kaldırır, genç
adam ona bakmadan arabayla oynamaya devam ediyorken regis harika olduğunu söyleyerek
çekimi başlatıyordur.. favian yanında durduğu kocaman kum
saatine bakıyorken delora saçlarının havalandırılmasını bekliyor, birisi
maşayla uçlarını kıvırıyorken genç kadın üzerindeki uçuk pembe elbisenin
eteklerini izliyordur. Mavi gözleri pırıl pırıl, kum saatinin yanındaki
nişanlısına bakarken favian gülümser. Birazdan bütün saç ve makyaj insanları
çekilir, delora serbest kalmış, favian’ın yanına geçerken regis onların önünde,
konsepti anlatıyordur “bay ludlow siz kum saatine
tutunacaksınız, delora sen de favian’ın elini sımsıkı tutacaksın.. sağ yönden
güçlü bir hava vereceğim, sanki kum saatiyle zaman içinde uçuyor efekti
olacak..” delora gülümseyerek başını sallarken
favian kum saatinin iki yanındaki ahşap çerçeveye tutunur- “asılın bay ludlow, bir iki adım sağa
gidip kolunuzu gerin-evet o şekilde..” favian kum saati elinin altından
kaçıyormuş gibi sımsıkı tutmuş, diğer eliyle de delora’yı kavramışken regis
büyük vantilatörün açılmasını işaret eder, o anda deloranın etekleri ve saçları
uçuşurken genç kadın gözlerini kısar. Regis ellerini çırparak dikkatini kendine
çeker “bay ludlow siz kum saatinin uçtuğu
tarafa bakacaksınız, sol.. delora sen de arkada kalanlara bakıyorsun,
sağ..mükemmel, aynen böyle.. geleceğe dönüş, çekim 1-gary fırtına değil,
rüzgar, azalt biraz..” rüzgar biraz azalınca delora’nın
ifadesindeki dehşet de yok olmuş, makine onlarca poz yakalıyorken regis
favian’a daha sıkı tutmasını söylüyordur.. “herkes arkaya, arkaya-liv öne
çıkacak.. ışıklar ayarlansın!” regis liv’in yanında yere çökmüş,
antredeki merdivenlerin başında ashley duruyorken bir iki basamak aşağıda scott
trabzanlara tutunmuştur. Andrea hemen kocasının önündeki basamaklara oturmuş,
upuzun etekleri merdivenlerin sonuna kadar uzanıyorken eteklerin bittiği yerin
biraz ötesinde liv oturuyordur. Küçük kızın kafasındaki kurbağa regis’in
suratına vraklarken kel adam irkilerek ayağa kalkar “kurbağayı korkutmayın, orada kalsın
istiyorum.. liv odak olacak, arkada ellenlar duruyor, küçük kız ailenin
merkezi.. evet herkes hazır, liv, tatlım kocaman bir gülücük ver bana,
kocaman!” regis küçük kızın önünde gülümsüyorken
liv de kel adama gülümser, kafasındaki kurbağa vraklarken regis geri geri
yürüyerek kameranın arkasına geçer. Maviş gözleri üzerine düşen ışıkta parlayan
liv gülümsüyorken arkasında halası, babası ve annesi duruyordur, regis pozun
güzelliğine bakıyorken başını sallar ve yaşam pınarı çekimi başlarken
liv gülücükler saçıyordur.. “sadece sienna ve nicole’ü istiyorum,
gölün etrafında kimse olmasın..” regis herkesi uzaklaştırmışken sadece
annesiyle kızı gölün kenarında duruyor, nicole’ün sapsarı saçları ışıldıyorken
üzerindeki beyaz elbiseden tombul kolları çıkmış, bembeyaz teni güneşte
parlıyordur. annesi kızının serin havada üşütmemesi için onun etrafını ısıtmış,
ikisi beraber çimlerde oturmuş mırıl mırıl konuşarak oynuyorken regis aynen
öyle kalmalarını söyler. Hiçbir özel poz yok, sadece anne ve kızı bomboş,
kocaman bir bahçede uzanan gölün kenarında oturmuş, dünya sadece ikisi için
dönüyorken regis kimseye bağırmıyor, sakin, nefes adını verdiği çekimi
başlatıyordur.. “franco sen bunu tutacaksın.” Regis genç adamın eline kartondan bir
düşünce balonu figürü vermiş, franco kaşlarını kaldırarak içi boş balona
bakıyorken regis bir yerden bir tane de beyaz tahta kalemi verir ve genç adamı
antrenin ortasına oturturken kenarda bekleyen hizmetlilere bakar. Bütün uşaklar
ve hizmetçiler tek takım giyinmiş, regis’in işaretini bekliyorken regis hala
francoyla ilgileniyordur “bağdaş kuracaksın.. arkandan insanlar
koşturuyor, yukarı aşağı gidiyorlar, bir hayat dönüyor ve sen her şeyi
duyuyorsun. Elindeki kalemle düşünce balonuna bir şeyler yazmayı bekliyormuş
gibi durmanı istiyorum..” franco başını sallarken regis tamam
diyerek geri çekilir, işaret verdiği anda hazır bekleyen hizmetliler odadan
odaya hızla yürüyor, merdivenleri çıkıp iniyorken kameranın odağı franco açık
ve net, arkasındaki hareket ise sadece belli belirsiz insan formları olarak
fotoğraf karesine yerleşiyordur.. calislerden sonra saray ofisine tekrar
dönülmüş, bu sefer lucinda tek başına masanın arkasına geçmişken regis elinde
cam bir kutuyla ofise girer, kutunun içindeki sembolik kraliyet tacı asilce
parlıyorken regis elindeki camın bir anda kırılmasından korkar gibi tacı
lucinda’nın hemen önünde masaya koyar, elini arkaya uzatıp gary’nin ona verdiği
ince bir zincirin ucunda asılı olan kilidi alır, zinciri kutunun etrafından
bağlayıp kilidi kapatırken kilidi açacak tek anahtarı lucinda’ya verir “miss nobes masanın önünde durmanızı
rica ediyorum..” lucinda elindeki ince uzun, altın
anahtarla masanın önüne gelir, üzerindeki beyaz etek takım vücuduna kusursuzca
oturuyorken genç kadın sarı saçları sımsıkı bir at kuyruğuyla toplanmış, sarı
dümdüz saçlar sol omzundan dökülüyorken mavi gözleri zekayla parlıyordur. Regis
genç kadını ve kutuyu tekrar ayarlayıp anahtarı genç kadının elinden alır “bunu şu küçük cebe koyalım..” regis anahtarı genç kadının ceketinin
göğüs cebine yerleştirir ve geri çekilir. Anahtar olduğu anlaşılacak kadar
açıkta kalan altın, beyaz kumaşın üzerinde parlıyorken kraliyetin kutusunu açıp
taca ulaşabilecek tek kadın, lucinda nobes tüm asaletiyle kameraya bakıyordur. Hazine
çekimi başlar.. regis, kral ve kraliçeyi bahçede çok
önemli bir noktaya getirmiş, tüm saray arkalarında kalacak şekilde durmalarını
istemişken iki büyük tahta benzer koltuk getirilmiş, owen için de küçük bir taç
ayarlanmışken regis küçük ayrıntıları ayarlıyor, biana onları izliyorken gözü
ilerdeki ormanlık alandadır. Genç kadın tedirgin görünüyorken ewan fark etmiş,
yanına yanaşır “iyi misin?” biana kocasına bakarak başını
sallarken ewan pek inanmamış, ama yine de başını sallarken aralarındaki
soğukluğu tamamen yabancı insanlardan saklamanın zor geldiğini biliyordur. Genç
adam pantolonunu çekiştiren owen’a bakarken küçük adam çişinin geldiğini
söylüyordur. Ewan kaşlarını kaldırarak gülümser “aferin evlat, gel gidelim-“ “ewan, hayır!” ewan kaşlarını çatarak biana’ya
bakarken genç kadın kollarını oğluna uzatır “ben yaparım, bana ver..” “ben hallederdim biana-“ “hayır, ben yaparım hayatım, sen
burada kal..” ewan biana’nın sesindeki garipliği
sezmiş, genç kadının uzanan elleri titriyorken ewan owen’ı kendine çekerek bir
adım geri atar “ben yaparım-“ “ewan yalvarırım, owen’ı bana ver-“ “uzak dur-“ “ewan-lütfen-“ “UZAK DUR DEDİM!” ewan elini kaldırarak biananın önüne
bir set çekerken genç kadın dehşetle elini önündeki görünmez bariyere dayar.
Arkadaki çekim ekibi şokla olanları izliyorken regis gary’nin kolunu tutmuş,
korkuyla kral ve kraliçeye bakıyordur. ewan oğluyla beraber geriliyorken biana
gözleri dolarak onlara bakıyor, elinin altındaki bariyere vuruyorken bağırır “SARAYA GİRME EWAN-YALVARIRIM!” ewan başını iki yana sallayarak oğluna
daha da sarılıyorken biana genç adamın arkasında görünen saray merdivenlerinden
dorian’ın indiğini görmüş, gözleri daha da büyüyerek etrafını saran bariyere
vuruyorken kendi gücü hiçbir fayda etmiyordur. Kraliçe çırpınıyorken ewan onun
neden böyle olduğunu bilmiyor, korkuyor, o korktukça owen da korkmuş, annesine
uzanarak ağlıyorken ewan arkasını döner, ona doğru gelen dorian’ı gördüğünde o
tarafa ilerler “dorian yardım et, owen’ı al-“ “HAYIR!” biana’nın haykırışı bütün bahçeyi inletirken
owen dorian’ın kucağına geçmiş, ewan biana’ya dönerken ateş kıran o sırada
bebeği yere bırakır ve ewan ona döner dönmez koluna yapışırken biana bağırıyor,
o anda dorian elini ewan’ın alnına bastırarak genç adamı acıyla iki büklüm
ediyorken çekim ekibiyle birlikte bariyerin arkasında kalan biana ağlayarak
hapsolduğu yerden çıkmaya çalışıyordur.. ![]() |


