![]()
#14 – Women and Kids First SOUNDTRACK / My Chemical Romance – The
Sharpest Lives Bahçedeki bağırışları duyan herkes
dışarı koşuyorken ewan’ın başındaki dorian arkadan gelen koşuşturmalara
aldırmıyordur. Ateş kıran boştaki elini kaldırdığı anda kendini ve owen’la ewan’ı
içine alan bir ateş çemberi oluşurken kimsenin içeri girmesinin imkanı yoktur.
Harıl harıl yanan alevlerin ardından gelen bağırışlar ewan’ı kurtaramıyorken
genç adam içinden bir şeyin çekip çıkarıldığını hissediyor, dişlerini sıkarak
dorian’a bakar “kimsin sen?” “seni öldüren adamım.” Ewan gözleri büyüyerek ateş kırana
bakarken dorian başını yerdeki owen’a çevirir. Küçük adam bütün gücüyle
ağlıyorken ewan dorian’ın ona bakışında gördüğü parıltıyla haykırır “HAYIR!” “bunların hiçbiri gerçek değil ewan,
biliyor musun?” “oğluma dokunursan seni öldürürüm
marcell-“ “öldürmek için oğluna dokunmamı
bekliyorsan çok büyük bir hata yapıyorsun ewan..” ewan acıyla dizleri üzerine çökerken
dorian onun başını tutuyor, akashaya bütün ruhuyla bağlı tek element kıran
olarak genç adamın içindeki bütün gücü emiyorken konuşur “biana’nın troova’yı nasıl yok
ettiğini hatırlıyorsun, değil mi?” ewan cevap vermek yerine bağırarak
parmaklarını toprağa geçirirken dorian sanki normal bir sohbettelermiş gibi
sakin, her zamanki derin tonuyla konuşur “aynını ben sana dokunarak yapıyorum.
Hayatımı cehenneme çevirdin ewan-“ “sen benim dorian’ım değilsin-“ “tabii değilim! O gerizekalı eski
dünyadaki lanetli köşkünde çürümeyi bekliyor-“ “KİMSİN SEN!?” “senin sevgili karının zamanlarda
dolaşırken açık bıraktığı zaman kapılarının birinden gelen davetsiz bir misafir
diyelim..” ewan kolları titreyerek içinin
boşaldığını hissediyorken dorian onun saçlarını tutarak başını geri çeker “işimiz kısa sürerse çok sevinirim akasha,
daha başka zamanlarda yok etmem gereken bir sürü ewan var. senin üzerinde
yeterince zaman harcadım. Bu zamandaki dorian’ın senin güvenini ve kalbini
kazanmasını, sana ait olmasını beklemek bütün zamanımı yedi bitirdi crash.
O yüzden bir anlaşma yapalım..” ewan’ın başı öne düşecekken dorian onu
tutarak tekrar kaldırır “sen beni yormadan öl, ben de senden
aldığım gücü geride kalanları yok etmek için kullanayım. Ne dersin?” ewan’ın canı çekilen nefesinden boğuk
bir ses çıkarken dorian hmmlar, ama elinin altında ölen adam susmazken
dorian onun ne dediğini anlamıyor, kaşlarını çatar. Ewan gözlerini açık tutmaya
çalışarak dorian’a bakıyorken ateş kıran onun ne yaptığını anlamış, hızla elini
geri çekerken o anda ewan tamamen alev formuna girerek ellerini dorian’ın
yarattığı çembere uzatır ve bir an sonra çember yok olduğunda dorian dehşetle
önündeki adama bakıyor, geldiği bu zamanda akasha kolay kolay pes edecek gibi
görünmüyorken ateş kıran hafifçe gülümser ve anında tek ve güçlü bir alev
olarak kimse hareket edemeden ortadan kaybolurken arkasında gri bir duman
bıraktığında ewan ondan kalan boşluğa yığılır... “ewan-ewan gözlerini aç-EWAN!” genç adamın yere yığılmasıyla inen
bariyerden kendini kurtaran biana genç adamın başına eğilmiş, latty de owen’ı
kucağına almışken küçük adam sürekli ağlıyordur. Latty onun başını öperek
sakinleştiriyorken diğer çocuklar sarayda cuslov’la beraber güvende kalmış,
geri kalan herkes ewan’ın başındayken biana genç adamın daha bir süre baygın
olacağını anlamış, başını kaldırarak diğerlerine bakar “ben sizin biana’nız değilim. Asıl
dorian ve biana kaçırıldı, nerede olduklarını bilmiyorum-“ “yavaş! Geri dön biraz..” biana conrad’a bakarken genç adam
sorar “nasıl bizim bianamız değilsin?” “zamanda dolaşan bianalardan biriyim
sadece conrad. Ewan ve latty’i kurtarmaya çalışan tek bir biana yoktu, her
seferinde baştan başladı, zaman kırıldıkça yeni bir biana ewan’ın peşinden
gitti. Ben bu zamanda onu kurtarmak için geldim, ama bitmeyecek. Dorian yok
edilmeden durmayacak..” conrad başını sallayarak anlamaya
çalışıyorken gözleri arkada taş kesmiş çekim ekibindedir, regis’in bembeyaz
suratını görünce conrad bir küfür ederken delora’ya döner “şunları ayak altından kaldır
delora..” delora derhal ekibe doğru ilerlerken
herkes aletlerini bırakmış, önde delorayla beraber uzaklaşan regis’i takip
eder.. “yarın bütün gazeteler bunu yazacak,
televizyonlar, radyolar, internet.. her şey. Başımıza bir de nereden olduğunu
bile bilmediğimiz bir dorian çıktı..” conrad ewan’ın başında yere otururken latty
owen’ı da andrea’ya vererek diğerlerini yollamış, o da biana’nın yanındayken
sorar “dorian’ın geleceğini biliyor muydun?” “son ana kadar nerede olduğunu
bilmiyordum, bir anda hissettim. Burada olduğunu bilseydim daha önce hareket
ederdim..” “ne zaman geldin?” biana tekrar conrad’a dönerken
cevaplar “3 gün önce..” “dorian’ın ortadan kaybolduğu gün mü?” biana kardeşine dönerek başını sallar “onun olacağını bilmiyordum, sadece
biana’nın kaçırılacağından haberim vardı, o olaydan kısa bir süre sonra da ewan
ölecekti, ama ayrıntıları bilmiyorum. Ben diğerleri kadar şanslı değilim latty,
bütün ayrıntıları bilmiyorum, tek başımayım..” “tek başına nasıl dolaşıyorsun?” “favian’ın ölmeden önce yaptığı bir
büyüyle onun güçlerine sahip oldum, ama onun kadar iyi kullanamıyorum. Zaman
içinde favian’la beraber zarar görmeden dolaşabilen çok az biana var. şu anda
ewan’ın karısı olan biana onlardan bir tanesi ve eğer onun nerede olduğunu
bulamazsak daha kötü şeyler olacak..” “ne gibi?” “kenda ölecek, dorian ewan’ı önce
öldürüp sonra ondan kalan parçaları yok edecekti ve böylece ewan’a ait olan
zaman çökecek, yeni bir düzen oluşacaktı-” “kenda kim?” conrad asıl önemli soruyu sorduğunda
biana yerde hala baygın yatan adamın saçlarını okşayarak cevaplar “kenda, ewan ve biana’nın kızı..” “biana şu anda hamile, kendisi de
bilmiyor, ama öyle..” latty söyleyecek bir şey bulamıyor,
korkuyla biana’ya bakıyorken conrad korkudan çok nefretle söylenenleri
dinliyordur, biana devam eder “kırılmamış zamanda dorian ewan’ı öldürüyor,
savaş sonunda da oreon büyük kayıplar veriyordu. Bunu engellemek için asıl
gelecekten biana geçmişe döndü ve kendini buldu. Ewan’ı ve kardeşini kurtarmaya
çalıştı, bir çok kez başarısız oldu ve her başarısız gelecekti biana bir kez
daha geri döndü, her seferinde zamanlar kırıldı. Bu sırada ewan’ı ilk defa
öldürmüş olan dorian akasha’yı kendi isteğiyle yok etmiş bir ateş kıran olarak
cehennem boyutlarının birine mahkum oldu-“ “ve oradan kaçtı mı?” biana başını sallarken conrad başını
iki yana sallar “o kadar kolay mı?” “şu anda sizinle yaşayan sessiz ve
sakin dorian’dan bahsetmiyoruz conrad. Ewan’ı öldüren dorian’ın güçleri
dengesizdi. Onu hiçbir zaman oreon yanına almadı, yıllarca oradaydı. Ewan
topraklarına girip onu latty’i kaçırmakla suçladığında onu öldürdü ve aldığı
cezayı hiçbir zaman kabullenmedi. Bir şekilde kendini özgür kıldı ve şimdi
kendi ruhunun yaşadığı her zamanda var olabiliyor. Onun ruhunun yaşadığı her
zamanda da ewan yaşıyor olduğu için, defalarca akasha’yı yok ediyor-“ “neden geldiğin anda bir şey
söylemedin? yardım edebilirdik biana..” biana kardeşine dönerek onun yaşlarla
dolmuş gözlerine bakıyorken iç çeker “yapamazdım, her şeyin olması
gerektiği gibi gelişmesi gerekiyordu, bir kez daha zamanın kırılmaması için
uğraştım-“ “kırılacağı kadar kırılmış zaten! Daha
neyine uğraşacaksın! Kardeşime en ufak bir şey olursa bütün kıran soyunuzu
acımadan öldüreceğim, yemin ediyorum.” Biana ve latty conrad’a bakıyorken
genç adam öfkeli ve yemininde gayet samimi, dönerek ewan’a bakar “uyan ewan, uyan.” Ewan’ın göz kapakları titreşirken
conrad kaşlarını kaldırır, biana’yı uzaklaştırarak kendisi ewan’ın yüzünü
tutarken kahverengi gözler açılmaya çalışıyor, ama yorgun beden izin
vermiyorken conrad konuşur “ewan beni duyuyor musun? Conrad.. aç
gözlerini evlat, hadi..” ewan yavaşça gözlerini aralarken
conrad gülümseyerek başını sallar “aferin, güzel..” kardeşi bir şeyler mırıldanırken
conrad başını iki yana sallar “konuşma, dinlen. Güvendesin, herkes güvende-latty,
vien’e bir sedye bulmalarını söyle, ewan’ı yukarı götüreceğim..” latty başını sallayarak yerinden
kalkarken conrad biana’ya döner “yanımdan ayrılmayacaksın, anlaşıldı
mı?” biana başını sallarken conrad tekrar
ewan’a döner.. conrad ewan’ı odasına götürmüş, bütün
kıranları de başına dikmişken dorian’ın ruhu bile yaklaşsa yok etmelerini
emretmiştir. Mistik güçlerin yanında silahlı korumalar da kapıda bekliyorken
ashley onların dakika dakika rapor vermelerini istemiş ve hiçbir dikkatsizliğe tolerans
göstermeyeceğini söylemişken kral’ın odası bütün güçlerle korunuyordur. Conrad yanından ayırmadığı biana’yla
beraber sarayın içinde yürüyorken lucinda’yı ofiste bulur, biana’yı önden içeri
sokup sonra kendisi girerken lucinda susmayan telefonlara cevap veriyor, bir
tanesini daha kapatırken kötü haber çabuk yayılıyordur. Genç kadın conrad’a
bakarken sorar “ewan kendine gelene kadar yapacağımız
bir şey yok. Dış uzay arama ekiplerinin hepsi zaten yola çıktılar-“ “bir şey bulacaklarını zannetmiyorum..dorian
bağımsız bir şekilde her türlü zamanda saklanabilir..” lucinda biana’ya başını salarken devam
eder “favian’ı son çaremiz olarak düşündüm,
ewan uyandığında bir fikri olacağına eminim. Dorian ona bağlı, bir şekilde onu
hissedecektir..” “biana hamileymiş lucinda..” lucinda kaşlarını çatarken conrad
başını sallar “dorian bebeği de, ewan’ı da yok etmek
istiyor. Onunla ilgili olan bütün zamanları çökertmeye uğraşıyor. Biana’nın
olmadığı asıl zamanda dorian ewan’ı, yani akasha’yı yok ettiğinde cezalandırılmış
ve kaldığı cehennem boyutundan kaçtığında da bağımsızca zamanlar içinde kendi
ruhunu takip ederek dolaşmaya başlamış..” “biana’yı ve bebeği öldürmediğinden
nasıl emin olacağız?” “olmayacağız-“ “ewan hissedecektir. Owen gibi kenda’yla
da bir bağı var, ters bir şey olursa mutlaka hissedecektir-“ conrad yanındaki biana’ya döner “hislere güvendiğimiz için buralara
geldik zaten, hiçbiriniz hissine güvenmiyorum. O ateş kıran her neredeyse onu
bulup bütün ateşini söndüreceğim..” biana başını eğerken lucinda başını
sallayarak tekrar çalmaya başlayan telefona döner.. SOUNDTRACK / Itzhak Perlman & John
Williams - Theme from Schindler's List “şimdi dorian ortaya çıkarsa ne yapmamız
gerekiyor? Ben bilmiyorum, düşünemiyorum.. daha önce ona hiç karşı gelmedim..” eidan endişeyle bir cevap arıyorken
baktığı bütün yüzler boştur, genç adam andrea’dan sonra tekrar sienna’yla göz
göze geldiğinde hava kıran iç çekerek karnında tuttuğu ellerini indirir “dorian bu kadar gücü ewan’a bağlı olduğu
için elde etti-“ “ve ewan dorian ona bağlı olduğu için
şu anda hayatta sienna. Bunda kötü olan bir şey yok.” Sienna andrea’nın sert sesiyle o
tarafa dönerken toprak kıranın her zaman yumuşak bakan ela gözleri sertleşmiş,
çenesinin çizgileri keskinleşmişken genç kadın konuşur “gerekirse hepimiz kendimizi ewan’a
bağlayacağız. Akasha tek başına ateşi alt edemiyorsa , hepimizin gücünü
alacak-“ “dorian nasıl bu hale gelmiş peki,
neden biz bir şey bilmiyoruz?!” andrea susarken sienna yine karnını
tutumuş, yatakta uyuyan ewan’a döner “ona güvenmiyorum..” “güvenmek zorundasın. Senin efendin
olmayabilir, ama gücünün efendisi akasha sienna.” Sienna tekrar andrea’ya dönerken
toprak kıran bakışlarını çekmiyordur. Eidan ikisini izliyorken biraz sonra ewan’ın
tarafından bir hareket ve mırıltı duyulduğunda bütün gözler o tarafa döner.
Ewan gözlerini açtığında üç element kıranı karşısında görürken yutkunur ve
kısık bir sesle konuşur “nerede olduğunu biliyorum..” “ewan, iyi misin?” conrad eidan’la beraber tekrar odaya
girerken ewan abisine başını sallar “iyiyim conrad, dorian’ın nerede
olduğunu biliyorum, ama bu halde karşısına çıkamam..” “tamam sakin ol, bir yolunu
bulacağız..” “biana nerede?” o sırada biana içeri girerken ewan
yutkunarak elini karısına uzatır, biana itiraz etmeden genç adamın yanına gelip
elini tutar ve yatakta yanına otururken ewan ona bakıyor, konuşur “sana inanmadığım için özür dilerim..” “ewan-“ “hayır, dinle-“ biana başını sallıyorken genç adamın
elini hafifçe sıkarak konuşur “bunları söylemen gereken kişi ben
değilim, ben senin karın olan biana değilim ewan..” ewan kaşlarını çatarken bakışları
abisine döner, conrad başıyla biana’yı işaret ederken ewan tekrar genç kadına
döndüğünde biana daha önce diğerlerine de açıkladığı şeyleri bu sefer ewan ve
kıranlar için anlatır.. “kenda..kızım, benim bir kızım
mı olacak?” biana başını sallarken ewan’ın gözleri
dolmuş, ama dolduğunun farkında bile değil, conrad’a döner “biana’yı bulmam gerekiyor..” “herkesi bulacağız, sen iyi hissettiğin
anda-“ ewan yine başını iki yana sallayarak
abisini susturur “olamam, gücümün yarısı dorian’da,
daha fazlasına ihtiyacım var..” “biz yardım edeceğiz..” ewan andrea’ya dönerken genç kadın
yaslandığı yerden öne çıkarak konuşur “dorian gibi sana ait olacağız ewan,
bizim güçlerimizi de kullanacaksın..” eidan başını sallıyorken ewan’ın
gözleri odanın diğer ucundaki sienna’yı bulur. Hava kıran iki elini de karnına
kapatmış, çatık kaşlarla ewan’a bakıyorken genç adam konuşur “sienna, sana zarar vermeyecektim,
inan bana-“ “bana saldırdın ewan. Bunun başka bir
açıklaması var mı?” “biliyorum, tanrı aşkına..” ewan yatağa tutunarak hafifçe
doğrulurken conrad ona yardım eder, ewan tekrar nefesini topladığında konuşur “sana ihtiyacım var, görmüyor musun?” “bilmiyorum. Bebeğime bir şey olsun
istemiyorum..” sienna’nın bakışları conrad’ı bulurken
genç adam hayatının en büyük ikilemi içinde, bir elinde kardeşinin hayatı,
diğerinde bebeği duruyorken doğru gördüğü yolu seçer ve ewan’a güvenerek
sienna’ya başını sallarken hava kıran gözleri dolarak ewan’a döner “korkuyorum ewan..” “size bir şey olmasına izin
vermeyeceğim, söz veriyorum..” sienna elinin tersiyle yanağından akan
yaşları silerken başını sallar, ewan gülümserken conrad onun yanından kalkmış, genç
kadına sarılarak saçlarını öpüyordur.. “beni de kullanın..” herkesin bakışları biana’ya dönerken
su kıran başını sallar “biana’nın özü benim özüm. Hangimizin
sana bağlı olduğu fark etmez ewan. Dorian sana senin bildiğin dorian’la
ulaşıyorsa, sen de biana’ya benim gücümle ulaşacaksın. Dorian kendine zarar
vermeyecektir, o yaşıyor olduğu sürece dorian burada olabilir, ama biana için
aynı şeyi söyleyemem..” ewan başını sallarken önceliklerinin
ne olduğu anlaşılmış, şimdi güçlerin birleşiminin yapılması gerekiyorken dorian
için zamanında özel bir çaba göstermemişlerdir. Andrea’nın ilk defa güçlerin
adanması kavramı ortaya çıktığında söylediği gibi her kıranın bir şeyleri feda
etmesi gerekiyorken sienna güvenini ve bebeğinin hayatını ortaya koymuştur. Sırada
andrea, eidan ve biana varken toprak kıran öne çıkar “şu anda hepimizin sunabileceği en
güçlü şey kanımız-“ “kanınızı mı içeceğim?” andrea gülerek hayır diyorken ewan
rahatlar, toprak kıran kapıda bekleyen görevlilerden birine temiz bir bıçak
istediğini söylerken haber kulaklıklardan yayılarak aşağıya ulaşmıştır. Bıçağın
gelmesi beklenirken andrea açıklar “kan kardeşi olmak gibi. Kıranların
kanı akashayla birleştiğinde bağları da oluşacaktır. Hepimizin güçleri
evrendeki hayat devam ettiği sürece yaşayacak. hayattan bir parçayı akasha’ya
adadığımızda bağlanacağız..” herkes başlarını sallarken bıçak odaya
ulaşmış, güvenlik görevlilerinden biri beyaz bir mendile sarılı bıçağı toprak
kırana uzatırken andrea teşekkür eder. bıçağın üzerini kapatan beyaz mendili
açıp bir kenara koyarken yatağın yanına gelerek ewan’ın eline uzanır, genç
adamın sol avcunda bir kesik açarken eidan yüzünü buruşturur. Andrea bıçağı
kendi sol eline yaslarken bir an kendi kendini kesemeyeceğini düşünür ve bıçağı
biana’ya verirken genç kadın toprak kıranın elini tutarak avcunda kanayan bir
kesik yaratır. Andrea hafifçe yüzünü buruşturarak ince kan tabakasını ewan’ın
eliyle birleştirirken genç adam derin bir nefes alır, toprak kıranın boynundaki
amber tılsım parlarken akasha toprakla birleşir.. vien, kan ve bıçak olayından haberdar
olduğunda kıranların yanına gelmiş, yaraları dezenfekte ederek kapatmışken
eidan’ın elini iyileştirirken genç adamın gözlerine bakar “dikkatli ol..” kocası başını sallarken vien uzanarak onun
dudaklarını örter, ayrılıp hafifçe çenesine de bir öpücük bırakırken eidan
gülümüsüyor, arkalarında onları bekleyen diğerlerine döner “ateşi bulup söndürelim o zaman..” ewan, conrad’ın önünde aşağı iniyorken
lucinda ve latty aşağıda onları bekliyordur. Genç adam arkasındaki kıranlarla
beraber antreye adımını attığında latty sorar “ne yapacaksın ewan?” “ona gideceğim, cehennemden kaçan
dorian’ı öldürüp bana ait olanları aldıktan sonra geri döneceğim.” Latty uzanarak genç adama sarılırken
ewan da onu tutuyordur, genç kadın arkadaki biana’yla göz göze geldiğinde
ewan’ı bırakır ve geri çekilirken genç adam abisine döner “geri dönemezsem-“ “ki döneceksin.” “dönemezsem owen sana emanet
conrad, tamam mı?” conrad gözlerinin dolmasına engel
olmaya çalışarak başını sallıyorken kardeşinin omzunu sıkar, ewan daha
fazlasını yaparak abisine sımsıkı sarılırken conrad bir an gözlerini sımsıkı
kapatarak genç adamı tutar, omzunu öperek kendinden uzağa iterken ewan da bir
an dağılmış, ama hemen sonra dikkatini toplayarak kıranlara dönerken bir anda
odette’in sesi duyulur “hayır, kabul etmiyorum!” odette lucas’ın tutuşundan kurtularak
ewan’a koşarken ağlıyordur. Abisinin üzerine adeta tırmanarak onu sımsıkı
tutarken çatlak sesiyle mırıldanır “istemiyorum ewan, gitme-“ “karımı ve dorian’ı geri almalıyım
odette..” odette çaresizce ağlayarak genç adama
biraz daha sarılırken ewan güzel kardeşinin saçlarını okşayarak boynunu öper,
son bir kez kokusunu içine çekip ayrılırken odette yaşlı gözlerle ona bakıyor,
mırıldanır “çabuk dön..” ewan gülümseyerek başını sallarken
odette’in elini bırakmadan kıranlara döner “bir şey olursa burası sizin,
çocukları canınız pahasına koruyun..” hepsi başlarını sallarken ewan iç
çeker “beni bekliyor, geleceğimi biliyor..” “başaracaksın ewan..” ewan lucinda’nın sesine dönerek genç
kadına da sarılır ve usul bir sesle kulağına fısıldar “onlara iyi bak lucinda..” genç kadın gözlerini kapatarak başını
sallarken ewan ondan da ayrılır ve bir an daha bekler, söyleyecek başka bir
şeyi yok, merdivenlerden yukarı bakarken şu an owen’ın yanında olmak için bütün
hayatını vermeye razıdır, ama bir güç onu geri çekiyorken ewan onun ne olduğunu
çok iyi biliyor, gidip onu yok etmek için ortadan kaybolurken conrad dişlerini
sıkarak kardeşinin bıraktığı boşluğa bakıyor, sienna elini genç adamın eline
kenetleyerek her şeyin yoluna girmesini umuyordur.. SOUNDTRACK / Nobuo Uematsu – Seymour’s
Theme Ewan tekrar var olduğu yerde derin bir
nefes alırken ciğerlerine temiz havadan çok kül doluyordur. Genç adam başını
kaldırıp bütün gökyüzünü kaplayan alevden bulutlara bakarken tüyleri diken
diken olarak başını indirir. Ayaklarının altında ezilen şeyleri onları kaplayan küllerden göremiyorken etrafını
inceliyor, büyük bir şehrin yıkıntıları arasında gezdiğini çok uzakta hala
ayakta kalmış birkaç bina ve küllerin altından görünen yarısı yanmış
arabalardan anladığında yutkunur. Dorian’ın hapsolduğu cehennemin buraya
benzeyip benzemediğini düşünürken hiç gecikmeden cevabı gelir “ta kendisi.” Ewan sağ tarafına döndüğünde siyahlar
içindeki dorian’ı görmüş, o tarafa yürürken ateş kıran kollarını kavuşturmuş,
avının ona yaklaşmasını bekliyordur, konuşur “geç bile kaldın ewan, sevgililerin
senin nerede olduğunu sormaktan yorgun düştüler-“ “onları nereye götürdün?” “çok uzakta değiller, merak etme.
Seninle işim bittiğinde onları daha çabuk öldürebilmek için yakınımda
tutuyorum.” Ewan’ın gözleri etrafı tarıyorken
dorian onu haline bakıp gülüyordur “o kadar kolay değil, önce biraz ısınalım-“ ve o anda dorian çözdüğü kollarının
arasından çıkan büyük bir alev topunu acımasızca ewan’a yollar, ama akasha
hazırlıklı, etrafına ördüğü bariyere çarpan alev topu görünmez kalkanda
yayılarak yok olur. “o kadar kolay olmadığını kendin
söyledin marcell..” “denemekten zarar gelmez değil mi? bu
kadar kısa kalacak olmasam daha iyi numaralar gösterebilirdim, ama zamanım yok crash.
Sen buradan çıkmaya çalışana kadar bütün arkadaşlarını ve oğlunu öldürüp
döneceğim, iyi eğlenceler..” ewan bütün zihni alev alarak ateş
kırana atılırken dorian ortadan kaybolduğu anda ewan ateş kıranın cehenneminde
yapayalnız kalır.. “ne kadar sürecek conrad-“ conrad odette’i de alıp yukarı
çıkacakken bir anda antrede beliren dorian’la kaskatı kesilmiş, belindeki
silaha uzanarak hızla ateş kırana doğrultur, dorian hafifçe gülümseyerek kurşun
tabancadan çıktığı anda ateş formuna dönerken sıcak metal onun bedenine
karıştığında tekrar eski haline döner. Conrad küfrederek sürekli ateş etmeye
başlarken dorian tekrar alevler haline dönmüş, ellerini kaldırarak onlara doğru
yürüyorken biana bağırır “HERKES YUKARI ÇIKSIN! EIDAN!” eidan hızla biana’ya dönerken genç
kadın şimdi dediğinin de iki su kırandan aynı anda çıkan berrak bir kalkan ateş
kıranın etrafını sarar.. SOUNDTRACK / My Chemical Romance – The
Sharpest Lives Dorian etrafını saran kalkanla tekrar
kendi formuna dönmüşken ellerini önündeki bariyere yaslayarak karşısında duran
kıranlara bakar “asla bana karşı koyamazsınız-“ “ama deneriz-SIENNA! ŞİMDİ!” eidan ve biana kendi kalkanlarını bir
anda dorian’ın üzerine bırakmış, ateş kıran sırılsıklam olmuşken sienna tüm
gücüyle buz gibi bir hava yaratır, tavandaki avizenin taşları şıkırdarken
dondurucu rüzgar ıslak ateş kıranın üzerindeki suyu dondurmuş, genç adam ince
bir buz tabakasıyla kaplanırken eidan ona atılır, ama ateş kıran sadece
saniyeler içinde onu tutan buzu eriterek üzerine gelen su kıranı sol avcundan
çıkan bir ateş topuyla merdivenlere uçurur. Eidan acıyla haykırarak yanmış
göğsünü tutarken sienna dehşetle ona bakıyordur. dorian bu sefer de hava kırana
ilerliyorken bir anda bilekleri tutulmuş, genç adam başını eğip betonun
çatlatarak çıkmış sarmaşık köklerini görünce gülümseyerek andrea’ya döner “eski numaralar andrea, çok eski-“ dorian bir anda yabancı bir öfkenin
sıcağını hissetmiş, hızla başını çevirdiğinde merdivenlerin başında silahını
ona doğrultmuş olan genç kadını görür- “ASHLEY HAYIR!” Sienna’nın haykırdığı an içinde ashley
ateş etmiş, dorian anında alev olarak kurşunu karşılamışken sıcak metal ona
dokunduğu anda ateş kıranın alevlerinden kopan kurşun kadar küçük bir parça
gözle görülmeyecek kadar hızlı, ashley’nin başını delip geçerken genç kadının
cansız bedeni yere yığıldığında sienna ağlayarak trabzanlara tutunur.. ewan nereye gittiğini bilmiyor, ama
bir yere doğru koşuyorken dorian’ı hissetmeye çalışmayı çoktan bırakmış,
biana’nın özüne odaklanıyorken her seferinde çok yakınlaştığını düşünüyor, ama
oraya vardığı anda genç kadın bir anda elinden kaçıyormuş gibi oluyorken ewan
yine içinin bomboş kaldığını hissederek durur ve dizleri üzerinde yere çökerken
parmakları küllere batıyor, kuru nefesi alev soluyorken akasha ateşin
cehenneminde diri diri yanıyordur.. “ömrümde hiç bu kadar eğlenmemiştim..” dorian keyifle merdivenleri tırmanmış,
ashley’nin cansız bedenini ayağıyla iterek üzerinden geçerken üst kattan
suratına esen rüzgarla gözlerini kapatır ve ellerini yüzüne siper ederken
sienna tüm gücüyle ona karşı koyuyor, dorian bir adım atmaya çalıştıkça sienna
daha da bastırıyorken kurşun geçirmeyen ateş elbette birazcık rüzgarla sönecek
değil, aksine daha da güçlenerek hızla büyük bir alev topu halinde havanın
aktığı yönünde tersine geçerken sienna nefesi kesilerek merdivenlere yığılır.
Biana ve andrea yukarı koşuyorken dorian çoktan en üst kata varmış, boş
koridorların iki yanında uzanan kapalı kapılara bakıyorken gülümser “saklambaç oynuyoruz demek.. çok
güzel.” Ewan gökteki alevlerin daha da
güçlendiğini görmüş, bütün gücüyle yine dorian’a odaklanıyorken olmuyordur.
Ateşin cehennemi içine giren ruhu bırakmıyorken ewan bu adamın buradan nasıl
rahatça çıktığını bilmiyor, bütün mantığı korkularının altında ezilmişken
birazdan arkasında duyduğu sesle irkilerek o tarafa döner “burası onun cehennemi değil,
tapınağı..” ewan önünde duran genç kıza bakıyorken
kızın bembeyaz teni gökteki ateşin vurduğu kızıl alevle parlıyor, simsiyah
saçları omuzlarından dökülüyorken koyu yeşil gözleri küllerin rengiyle griye
çalıyordur “sen akasha mısın?” “sen kimsin?” “ateş kıranın kızıyım.” “sen-kim?” “burası babama ait.” “bana dorian marcell mi?” genç kız başını sallarken ewan
yutkunur “sen de mi beni öldürmek istiyorsun?” genç kız başını iki yana sallarken
konuşur “hayır, ama seni geri götürmeden önce
gerçekten o olup olmadığına emin olmam gerekiyor-“ “nasıl?” genç kız işaret parmağını dudaklarına
götürerek sessiz olmasını söylerken ewan ona doğru gelen kıza parmağını bile
kaldıramıyordur. Genç kızın simsiyah saçları bir anda havalanarak bütün vücudu
alevlere dönüşürken ewan onun derinlerden gelen sesini duyuyordur “ateş ol, akasha..” ewan gözlerini kapatarak yanmayı
isterken bir anda her yanı alev aldığında gözlerini açar, karşısındaki alevden
kız hızla onun üzerine atılırken ewan içine dolan başka bir ruhla küllerin
arasında alevden bulutlara haykırır... “bütün binayı ateşe de verebilirim,
ama hepinizi teker teker öldürmek kadar eğlenceli olmaz, değil mi? önce
kadınlar ve çocuklar..” dorian gülerek teker teker kapılara vuruyorken
hiçbir kapıdan ses gelmediğinde kaşlarını çatar ve daha fazla vakit kaybetmeyi
istemediğinde bir anda dönüştüğü alevler kalın bir duman olarak yere çöker,
genç adam her kapının altından yavaşça içeri süzülürken biraz sonra conrad ve
latty’nin kaldığı odada kendi bedenine döndüğünde conrad ona doğrulttuğu silahı
ateşler.. conrad’ın tabancasından çıkan kurşun
tekrar kalın bir duman tabakasına dönen dorian’ın içinden geçip karşıdaki
duvarda bir delik açarken conrad latty’nin kolunu tutarak kapıya atılır. Dorian
o sırada tekrar kendi formuna dönmüş, eline geldiği gibi bir top alevi kapıdan
çıkan çifte yollarken latty sağ kolunun üzerinde geçip giden alevlerle bağırır
ve iki büklüm olarak kolunu kendine yaslarken conrad küfreder.. ![]() |


