![]()
#15 – The Fire of Maynard ewan tekrar kendi bedenine dönüp
küllerin üzerine yığıldığında arkasındaki genç kız onun yanında eğilir “kalk, akasha!” ewan gözlerini zorlukla açarak ona
bakan yeşil gözlere bakıyorken yutkunur “beni geri götür..” genç kız başını sallarken ewan’ın kolunu
alarak kendi omzuna dolar ve bir an sonra ikisi de gri bir duman kütlesi olarak
yok olurken gökteki alev bulutları birbirlerine çarparak küllerin üzerine
yıldırımlar bırakır.. “ODETTE!” conrad aşağı koşuyorken odette alt
katta belirmiştir. Genç adam latty’i odette’in kollarına bırakarak rhea’ya
gitmelerini söylerken odette abisinin koluna asılır “NEDEN HERKESİ GÖTÜRMÜYORUM!?” “HERKES GİDERSE DORIAN DA ORAYA GELİR
DE ONDAN! SEN ÇOCUKLARI KORU!” “hiç sanmıyorum..” conrad dorian’ın sesiyle o tarafa
dönerken ateş kıran az önce öldürdüğü ashley’nin üzerinden aldığı tabancayı
ateşler ve kurşunun şakağını bulduğu odette yere yığılırken latty de feryat
ederek onun üzerine düşer. Conrad bütün hayatı yıkılarak kardeşinin cesedine
bakarken dorian elindeki silahı inceliyordur, bir an sonra conrad’ın tekrar
tabancasına uzandığını görünce başını iki yana sallayarak gri bir duman olarak
ortadan kaybolur. Conrad elindeki hiçbir işe yaramayan tabancayla yere çökerken
odette’in şakağından süzülen kanlar koridoru yavaş yavaş kırmızıya boyuyor,
conrad boş bakışlarla kardeşinin açık gözlerine bakıyorken latty ağlayarak
yerden kalkmış, conrad’a sarılarak onu oturduğu yerden kaldırmaya
çalışıyordur.. SOUNDTRACK / Itzhak Perlman & John Williams
- Theme from Schindler's List “tanrım..tanrım-odette..” delora titreyerek yerde yatan genç
kadının bedenine bakıyorken dorian bir süre için ortadan kaybolmuştur. Conrad
sessizce ağlayarak kardeşinin başında bekliyordur. Kimseyi etrafına yaklaştırmıyorken
elleri küçük kardeşinin yüzünde dolaşıyor, hala açık kahverengi gözlerine
bakarak saçlarını geri itiyorken biraz sonra lucas ve mason da orada
belirdiklerinde lucas karısının cansız bedenini gördüğü anda dengesini kaybeder
duvara tutunuyor, mason hızla atılarak conrad’ın kanlanmış ellerini odette’in
yüzünden çekiyorken arkadaşı ona tutunmuş, sarsılarak ağlıyor, mason onun
başının üzerinden odette’in yüzüne bakıyorken soluk kahverengilerin bir daha
parlamayacak olması onu da öldürüyordur... “CONRAD!” conrad ewan’ın sesini duyduğu anda
irkilerek doğrulurken kardeşi merdivenleri tırmanıyor, onu buraya getiren genç
kız ortalarda görünmüyorken ewan koridorun köşesinden döndüğü anda gördüğü
manzarayla yerinde kalıyordur “odette?” conrad başını iki yana sallayarak
ayağa kalkarken ewan yerdeki genç kadına bakarak ilerliyor, uzattığı eli
titiyorken gözleri dolarak dizlerinin üzerine çöker “odette-odette-ODETTE!” conrad ewan’ın önünde eğilerek ona
sarılıyorken iki kardeş hayatlarında hiç çekmedikleri kadar büyük bir acının
içinde, ewan gözlerini kardeşinin cesedinden alamıyorken titreyerek ağlıyor,
nefesi ciğerlerine az geliyorken onun arkasından merdivenleri çıkmış olan eidan
ve sienna koridordaki kalabalığı gördüklerinde güçsüzce yere oturuyordur.. ewan ve conrad zorla odaların birine
götürülmüş, onların ardından rhea’dan gelen saray görevlileri odette’in
cesediyle ilgilenmiştir. Mason, Lucas’la beraber Rhea’ya dönmüşken çocukların
güvende olduğunu söylemiş ve latty’nin isteğiyle Rhea’ya giriş kapılarını
tamamen kapatmışken mason hariç kimse geçiş yapamayacaktır. Genç adam da en
kısa zamanda geri döneceğine söz vermişken latty sadece güçsüz bir baş
sallamayla ona cevap vermiştir. Acı çeken sadece lysanderler değil,
scott da ashley’nin öldüğünü öğrendiği anda buz kesmişken andrea kocasının
yanındadır. Scott’ın odasına kimse giremiyorken diğer yas odasında ewan dört
duvarın üzerine üzerine geldiğini hissediyordur. Çıkması, bir şey yapması
gerekiyorken conrad onun tam tersi, tamamen uyuşmuş, başını bile dik
tutamıyorken ewan’ın sesiyle bir an ayılır “oraya geri dönüyorum..” conrad başını iki yana sallarken ewan
onun önünde eğilerek abisinin dizlerini tutar “bu sefer yapacağım..” “hayır-“ “yapacağım conrad, bitecek-“ conrad başını iki yana sallamaya devam
ediyorken ewan uzanarak ona sarılır, hala gözlerinde asılı kalmış yaşlar
duruyorken genç adamın içi üzüntüden çok nefretle dolmuş, içi kalbinin olduğu
yerde kordan bir kaya varmış gibi ağırdır. Ewan conrad’ı bırakarak kalkar ve
odadan çıkarken abisi boş gözlerle onun arkasından bakıyordur.. ewan tekrar ateşin tapınağı olduğunu
öğrendiği yerde belirirken uzaktan gelen bir haykırışı duyduğunda o tarafa
koşar. Az önce onu geri getiren kız acıyla diz çökmüş, önündeki dorian’ın ayaklarının
dibinde inliyorken “MARCELL!” dorian ewan’a aldırmadan önündeki kıza
işkence etmeye devam ediyorken siyah saçlara parmaklarını geçirerek genç kızın
başını geri itip kendine baktırır. Ewan o sırada yanlarına gelmiş, dorian’ı
sırtından tuttuğu gibi geri çekerken ateş kıranla beraber saçları tutulan genç
kız da bağırarak sürüklenir. Ewan dorian’ın koluna basarak genç adamın
kemiklerini çatlatmak için tüm ağırlığını verirken dorian acıyla bağırarak genç
kızın saçlarını bırakır. Koyu yeşil gözler büyük bir acıyla ewan’a bakıyorken,
genç kız fısıldar “kurtar beni..” ewan zaten kurtardığını düşünüyorken
genç kızın ardında beliren alevler bir anda dorian’a dönüşmüş ve güçlü eller
zavallı kızın boynunu tutarak tek harekette kırıp cansız bedeni bir kenara
atmışken ewan ayağının altında ezilen küllere bakar ve tekrar dorian’a dönerken
başını iki yana sallar “bu kadar güçlü değilsin-“ “öyleyim-“ o anda iki adam da ateşe dönüşürken
aynı anda birbirlerine atıldıklarında alevleri gökteki bulutlarla bir olur.. SOUNDTRACK / My Chemical Romance – The
Sharpest Lives İki ateşten beden sarayın mermer
zeminine düştüğünde dorian ve ewan yine aynı anda kendi formlarını almıştır.
Ewan bir kez daha dorian’a saldırarak genç adamı boynundan sıkıp yere
yapıştırırken bacaklarını açarak üzerine oturmuş, ateş kıranın bütün havasını
kesmişken dorian çırpınıyor, gözlerini kapatarak kendini sıkıyorken bir an
sonra ewan ellerinin arasından havaya karışan dumanla soğuk mermerlere
tutunurken başını çevirerek arkasını döner. Dorian onun hemen arkasında
belirmiş, ellerini kaldırdığında merdivenler alev alırken üst kattan koşan
latty ve delora yarı yolda kalakalmıştır. İkisi de ewan’a bağırıyorken akasha
yerden kalkmış, kılını bile kıpırdatmadan alevleri söndürürken dorian ortadan
kaybolur. Ewan latty ve delora’ya herkesi dışarı çıkarmalarını bağırırken
kendisi bütün ruhuyla dorian’ın nerede olduğunu anlamaya çalışıyordur.. “nereye böyle küçük hanım?” delialona bir anda önüne çıkan
dorian’la bir çığlık atarken odadan çıkan atılarak delia’yı kendine çeker.
Dorian onlara bakıyorken bir an sonra boğazına sarılan bir kolla nefesi
kesilir. Edward tüm gücüyle ateş kıranın gırtlağını sıkıyorken bir anda
kollarının arasındaki adam alev alırken edward hızla kendini geri atar,
ellerindeki yanıklara bakarak yerde geriliyorken arkadaki delia ona
bağırıyordur. Edward gitmelerini söylerken colm genç kızı sürükleyerek
merdivenlere götürüyordur. Delia ağlayarak babasına gitmeye çalışıyorken
odadan en son çıkan wusla elindeki tabancayla dorian’ın arkasından gelmiş,
namluyu ateş kıranın başına yaslarken dorian sırıtarak tekrar alev haline döner
ve hızla arkasını dönerek wuslanın kollarını tutarken genç kadın acıyla
bağırarak kollarını kurtarmaya çalışıyordur. Dorian sımsıkı tuttuğu kolları
bırakmıyorken ateşin altında kalan deri yanıyor, wusla her saniye daha da büyük
bir acıyla bağırıyorken ateş formundaki dorian gülümser ve derin bir nefes
aldığı anda sırtından uçan bir ateş topu edward’ın üzerine düşüyorken wusla
dehşetle haykırır ve bir an sonra göğsünden içeri dalan ateş bir yumruk kalbini
tutarken genç kadın gözleri büyüyerek yere çöker. Biraz sonra dorian bütün
gücüyle wusla’nın üzerinden geçip geride iki yanmış ceset bırakarak
merdivenlere ilerken üzerindeki siyah gömleğin yakalarını düzeltir.. “hey! Daha eğlencemiz bitmemişti!” dorian uzanarak merdivenlerden aşağı
koşan delora’nın kolunu yakalar. Genç kadın çığlık atarak basamaklardan
düşercesine geri çekilirken onun önünden merdivenleri inen franco ikinci defa
düşünmeden merdivenleri tırmanır ve dorian daha ateş olmayı düşünemeden
yakalarına yapışırken ateş kıran beynine giren bıçaklarla haykırarak gözlerini
kapatır. Delora onun elinden kurtularak birkaç basamak aşağı emeklerken dorian
acıyla başını tutuyordur. Franco tüm gücünü ateş kıranın beynini kontrole
harcıyorken biraz sonra kendisi büyük bir güçle geri itildiğinde dorian
kararmış gözlerle önündeki adama bakar “bilmediğin yerlerde çok dolaşma genç
adam..” franco büyümüş gözlerle ateş kırana
bakıyorken dorian hafifçe gülümseyerek franco’ya bakıyorken trabzanların
ardındaki boşluğa bir an gözleri takılır “birazcık uçalım mı?” franco boş bakışlarla ateş kırana
bakmaya devam ediyorken dorian ona doğru bir adım atar, franco geri giderek
trabzanlara dayanırken dorian hafifçe başını eğer- “FRANCO HAYIR!” franco delorayı duymuyor, arkasını
dönüp trabzanlara abanır ve kafa üstü kendini boşluğa bırakırken delora
ağlayarak bir çığlık atar, bir an sonra ikinci kattan soğuk mermerlere çarpan
bedenin sesi duyuluyorken delora trabzanlara atılarak antrede cansız yatan
duruşu bozulmuş forma bakıyorken, ağlayarak başını dorian’a çevirir. Ellerinden
destek alarak merdivenleri iniyorken bütün vücudu titriyor, bacakları onu
tutmuyorken bir an sonra ensesinden girip boynundan çıkan bir kurşunla mavi
gözleri büyüyerek dengesini tamamen kaybeder ve kanlar içinde merdivenlere
yığılır... Dorian aşağı indiğinde ewan onu kapıda
karşılamış, iki genç adam birbirine bakıyorken dorian merdivenleri iner, ewan
onun yaklaşmasını bekliyorken dorian gerideki kalabalığa bakar, sonra tekrar
ewan’a dönerken konuşur “herkes dışarda olduğuna göre..” bir an sonra ateş kıranın kalkan
elleriyle göğe yükselen alevler maynard’ın her boşluğunu bir anda kaplarken
sarayı tüketen alevleri izleyen delialona tüm gücüyle annesine ve babasına
haykırıyor, favian’ın gözleri büyüyorken eidan, franco’nun adını bağırıyordur.. maynard geri dönüşü olmaksızın için
için yanıyorken ewan alevlerin önünde duran adama bakıyor, bir an sonra kendi
de alev haline dönerken akasha’nın sesi büyük bahçede yankılanır “SIENNA, ŞİMDİ!” sienna ağlıyorken ewan onunla aynı
anda aleve dönmüş olan ateş kıranın içine girmiş, ikisinin formundan oluşan büyük
alev topu maynard’ın yangınına karışarak patlıyordur. hava kıran sarayın
etrafındaki tüm oksijeni kestiği anda alevler üzerlerine ıslak bir battaniye
örtülmüş gibi soğuyarak simsiyah bir is dumanına dönüşür ve bütün bahçeyi
kaplarken herkes ellerini yüzlerine siper eder.. ewan tekrar küllerin üzerinde
düştüğünü gördüğünde hızla ayağa fırlar ve arkasını döndüğünde gördüğü manzara
kanını dondurur. Dorian elindeki nerden geldiği belli olmayan hançeri
kollarındaki biana’nın karnında tutuyor, genç kadın kıpırdayamıyorken diğer
dorian bilinçsizce yerde yatıyordur. Ewan bir an bomboş kaldığını hissederken
bir an sonra dorian’ın alnını delip geçen bir kurşun ateş kıranı hazırlık
yakalamış, genç adam bianayla birlikte yere yığılırken ewan onların arkasında elindeki
tabancayla duran genç kızı görür. Güzel kız gülümseyerek o tarafa geliyorken
yerde cansız yatan babasına bakar, sonra ewan’a dönerek konuşur “babamı uyandır, o sizi götürebilir-“ “adın nedir?” genç kız daha da gülümserken başını
iki yana sallar “tanışmamıza çok az kaldı ewan, biraz
daha sabret.. babamı eve götür. İyi olacaksınız, söz veriyorum..” ewan başka bir şey soramazken genç kız
elindeki tabancayı küllere bırakır ve eğilerek alnından gri küllere kan sızan
dorian’ı tutarken başını kaldırarak tekrar ewan’a bakar “ve sağol ewan, beni kurtardığın
için..” ikisi ortadan kaybolduğunda ewan bir
an kalakalmış, ama hemen sonra biana’nın dokunuşuyla uyanırken genç kadına
döner ve koluna tutunan eli çekerek karısına sımsıkı sarılırken gözleri yerde
yatan dorian’dadır... SOUNDTRACK / Itzhak Perlman & John
Williams - Theme from Schindler's List Maynard’ın bahçesi ölüm sessizliğine
bürünmüşken bahçedeki kimse kılını bile kıpırdatmadan alevlerden kararmış taş
binayı izliyor, az önce is bulutu her yerlerinde siyah lekeler bırakmışken
sessiz kalabalığın içinde düşünülen en son şey o kirden kurtulmak oluyordur. Lucinda mavi gözlerinde donuk bir
bakış, korkak adımlarla öne çıkarken nefesi boğazına tıkanmış, titreyen
ellerini ağzına kapatarak başını iki yana sallar ve arkasını dönerek cuslov’a
bakarken genç kadın yere çökmüş, kocasının kolları arasında titreyerek
ağlıyordur. Lucinda kalbi ağırlaşarak dizleri üstünde yere çökerken üzerindeki
beyaz takımın her köşesi lekeli, parlayan sarı saçları darmadağınken
arkasındaki yanmış binada kalan ruhunun yarısı kayıptır. Küçük kızı az önce
onları bırakıp bir anda gitmişken lucinda içindeki boşluğa katlanamıyor, bütün
hayatını delorasını kurtamaya adamış, ama zamanın kurallarına karşı
gelemiyorken yıllar önce bu acıyı yaşayacağını öğrendiğinde yaptığı seçimler şu
anda hiçbir anlam ifade etmiyordur. Delora gitmiştir, yoktur- “geri döneceğim..” herkesin bakışları favian’a dönerken
genç adam koyu mavi gözlerinde korkulu bir bakış, saraya doğru yürüyerek
konuşur “geri döneceğim, her şeyi
değiştireceğim-“ “favian, hayır-“ genç adam lucinda’nın sesiyle arkasını
dönerken ellerini iki yana açar “ne yapmamı bekliyorsun!? Böyle
yaşayamam-hayır, geri dönecek-“ “biz de başarısızlığa uğramış bir
göreviz favian görmüyor musun-“ “sen olabilirsin, ben değilim! Ben onu
kurtardım! Her şeyi gösterdim-onu buldum-hayır. gideceğim..” “eninde sonunda buraya dönmek zorunda
kalacaksın-oraya ait olmayacaksın!” “umrumda değil. Sonsuza kadar zaman
içinde hapis olsam bile umrumda değil..” lucinda çöktüğü yerden kalkmak için
bir hamle yaparken favian daha fazla konuşmadan ortadan kaybolduğunda lucinda
ayakta, donuk bakışlarla genç adamdan kalmış boşluğu izliyorken biraz sonra
başını eğerek sessizce ağlamaya başlar... “hayır-hayır colm-HAYIR ÖLEMEZLER!” delialona bağırarak kalabalığın
arasından çıkar ve saraya koşarken colm da onun arkasından fırlar. Genç kadın
is ve küllerle kaplanmış basamakları koşarak, birer ikişer çıkıyorken bir an
sonra belinden yakalanıp geri çekildiğinde ağlayarak öne atılır “BIRAK! COLM!” colm sımsıkı sardığı kollarını
açmıyorken delia biraz daha çırpınır, ama o sırada antredeki kolonlardan bir
tanesi büyük bir gürültüyle çökerken genç kadın daha da şiddetli ağlamaya
başlar. “delia, incineceksin-lütfen-hayatım,
yalvarırım geri dönelim-“ “annem, babam... colm, gittiler..” delia bacaklarının kontorolünü
kaybederek yere yığılırken colm baygın nişanlısını belinden ve bacaklarından
tutarak kaldırır, arkasını dönerek merdivenleri inerken yaşlar yanağından süzülüyordur.. eidan colm ve delia’nın geri dönmesini
izliyorken güçsüz kolları iki yanına düşmüş, bütün bedeni ve ruhu ağrıyarak
yanmış sarayı izliyorken içinden mırıldanır “franco?” hiçbir cevap gelmiyorken eidan hmmlayarak
yanındaki vien’e döner “belki duymuyordur, çok uzaktadır..” vien kahverengi gözlerinden yaşlar
yanaklarına süzülerek kocasına bakıyorken eidan hafifçe gülümser “ağlamamızı istemezdi..” “biliyorum..” “neden öldü vien?” “bilmiyorum tatlım..” eidan da bilmediğini söyleyerek tekrar
önüne dönerken masmavi gözlerinden iki damla yaş hayatındaki tek dostu için
yanaklarının üzerinden akar gider.. “gitmem gerekiyor..” latty yanındaki biana’nın sesiyle o
tarafa dönerken kızarmış gözlerinde artık yaş kalmamıştır. Genç kadın boğuk
sesiyle neden diye sorduğundan biana cevaplar “burası benim zamanım değil. Geçici
olarak gelmiştim, şimdi gitmek zorundayım-“ “ya geri dönmezlerse. Ben ne yapacağım
biana? Herkes gitti.. herkes.. delora-ah tanrım..” latty tekrar ağlayarak yüzünü ellerinin
ardında saklarken biana uzanarak ona sarılır ve kül kokan saçlarını aldırmadan
öperken eğilerek kulağına fısıldar “iyi olacaksınız, hepiniz.. söz
veriyorum.” Latty başını iki yana sallarken bir an
sonra onu saran kollar yok olmuş, genç kadın boşluğun içinde ağlıyorken
hıçkırıklarının arasında başına konan bir el hisseder. İrkilerek başını
kaldırdığında yanıbaşında mason’ı görünce daha da ağlayarak genç adama atılır
ve sımsıkı sarılırken mason da gözlerini kapatarak kollarındaki prensesi tutar.. Ewan ve biana öylece oturmuş,
dorian’ın uyanmasını bekliyorken biana mırıldanır “bir şey yapmamız gerek..” “geri dönünce ne göreceğim?” biana yutkunarak gözlerini kapatırken
ewan onun sırtını ovuyor, iç çekerek alevden bulutlara bakarken biraz sonra artık
daha fazla bekleyemeyeceklerini anlamış, biana’yı bırakarak dorian’a yaklaşır “marcell, uyan. Dorian?” ewan yavaşça ateş kıranı dürtüyorken
dorian uyanmıyordur. Ewan elini genç adamın kalbinin üzerine koyarak bir an
dururken diğer eliyle küllere bulanmış saçları tutar “dorian bizi buradan çıkarman gerek,
uyan-“ ewan bir anda dorian’ın göğsüne
uzanmış kolunun tutulmasıyla o tarafa bakar, aynı anda dorian doğrularak genç
adamı üzerinden atarken ewan sırtının üstünde tekrar küllere düştüğünde yüzünü
buruşturur. Ateş kıran ayağa fırlamış, hızlı nefesler alıyorken havalandırdığı
küller gri bir bulut olarak yere süzülüyordur. “buraya nasıl geldik?” “sana sormalı-“ “o nerede?” “öldü-“ “sen mi-“ “hayır, kızın.” Dorian kaşlarını çatarken ewan başını iki
yana sallayarak doğrulur “şimdi anlatacak kadar vaktimiz yok,
buradan çıkmanın yolunu biliyor musun?” ateş kıran başını sallarken ewan
pekala diyerek biana’ya ilerler, genç kadına elini uzatarak onu küllerin
arasından kaldırırken dorian’a döner “gidelim.” Ateş kıran bir an olduğu yerde
sendelerken hemen sonra başını tutarak kendini dengeler ve elini uzatarak
ewan’ın boynuna koyarken genç adam gözlerini kapatmış, bir an sonra üçü de yok
olurken uzaklarda bir yerde onları izleyen siyah saçlı genç kız gülümser.. Bahçedeki kalabalık gün batımına kadar
yerinden kıpırdamamışken luplex alacakaranlıkla boyanmaya başladığında sarayın
önünde üç insan belirir. Dorian ewan’ın boynunu bırakarak geri çekilirken genç
adam gözlerini açarak önünde duran kalabalığa bakar, o anda aralarından conrad
sıyrılarak elindeki tabancayı doğrultup dorian’ın başının dibinde biter. Eli
tetikte, ateş kıranla göz göze duruyorken ewan uzanarak abisinin kolunu tutar “o bizim conrad-“ “nasıl emin oluyorsun!? Diğeri de
bizim sanmıştık! Şu yaptıklarına bak! Wusla, edward, franco-delora öldü!
Bu herif hepsini öldürdü! KARDEŞİMİZİ ÖLDÜRDÜ!” ewan dişlerini sıkarak abisinin koluna
biraz daha asılırken conrad başını eğerek tabancayı indirir ve dönüp kardeşini
kendine çekerken ikisi sımsıkı sarıldığında dorian geri sendeleyerek
arkasındaki kararmış mermer merdivenlere oturur.. SOUNDTRACK / Republic – Stop & Stare “...çıkan
yangında Maynard’ın büyük hasar gördüğü belirtildi.” “Oreon Yüksek
Kurulu ikinci başkanı Wusla Liharo’un hayatını kaybettiği yangında, Edward
Regan, Ashley Ellen, Delora Nobes ve Franco Valdez de yaşamlarını yitirdiler.
Halkımız adına kraliyet ve Oreon’a baş sağlığı dileklerimizi sunarız...” “Bugün çıkan Maynard
yangınında hayatını kaybeden Luplex kraliyet elçisi Delora Nobes’in nişanlısı,
Troova eski prensi Favian Ludlow’dan henüz haber alınamadığı bildirildi...” “Savcılık
tarafından ateş kıran Dorian Marcell’e karşı açılan dava düşürüldü. Mahkeme
salonu dışında bekleyen tepkili kalabalık “kraliyete son”, “kahrolsun
element kıranlar”, “Luplex’te barış” sloganlarıyla Dorian Marcell’in
savunmasını üstlenen Kraliyet avukatı Chris Morgan’a zor anlar yaşattılar...” “Luplex başta
olmak üzere dış uzayda halkın çıkardığı ayaklanmaların şiddeti artıyor.
Maynard’da geçtiğimiz ay çıkan yangının ardından Oreon Yüksek Kurulu ve
kraliyetin yaşadığı kan kaybı dış uzay piyasalarını ve sosyal dengeyi olumsuz
yönde etkilemeye devam ediyor. İsyan grupları arasında kurulan bağımsız
örgütler bugün birleşme kararı alarak yönetime karşı direniş göstereceklerini
açıkladı...” “Direnişin ikinci
haftasında evren sınır kapılarına dayanan isyancı gruplar, Merkez Masa’nın
güvenlik bariyerlerine takıldılar. Luplex yönetimine artık güvenlerinin
kalmadığını belirten direnişçi grup başkanı Paul Kroel en yakın zamanda
Oreon’la bağlantıya geçerek kendi şartlarını masaya yatıracaklarını
belirtti...” “...aylardır
beklenen kilit görüşmede direnişçi grup başkanı Paul Kroel ve yüksek kurul
fahri başkanı Lucinda Nobes masaya oturdu. 3 saati aşkın bir süredir devam eden
görüşme basına kapalı olarak gerçekleştiriyor..” “...Kral ve
Kraliçe Lysander kraliyeti azlettiklerini ve dış uzayın tüm yönetimini Oreon
Yüksek Kurulu’na bıraktıklarını açıkladı...” “Maynard
yangınının üzerinden geçen 4 ayın sonunda kraliyetin kendini azletmesinin
ardından yaşanan ilk gelişme Yüksek Kurul Başkanı Cuslov Calis’in istifasını
bildirmesi oldu. Bu sabah yapılan seçimlerin ardından kurul seçici meclisinde
oy birliğiyle yeni Oreon Yüksek Kurul başkanı Lucinda Nobes olarak
belirlendi..” “...direniş ve
yönetim değişikliğinin piyasalardaki ağır etkisi hala kendini gösteriyorken bu
sabah benzin fiyatlarına %8’lik bir zam yapıldığı açıklandı. Yapılan anketlerde
halkın %67’si Merkez Masa’nın güvenlik bariyerleri sebebiyle zaten araçlarını
kullanamadıklarını açıklarken %13’lük dilim zammı gereksiz ve fazla bulduğunu,
geri kalan %20lik dilim ise benzinden çok halkın huzurunun düşünülmesi
gerektiğini savundu..” “Yeni yönetimin
ilk ayında Oreon Yüksek Kurul başkanı Lucinda Nobes, Merkez Masa’yla yaptıkları
görüşmenin sonucunda güvenlik bariyerlerinin kaldırıldığını açıkladı..” “Maynard
felaketinin 6. ayında kaybedilenler hatırlandı. Sarayın dışına bırakılan
binlerce kırmızı gül ve felakette hayatını kaybedenlerin resimlerinin yanında
dikilen mumlar bütün gece boyunca yere inmiş yıldızlar gibi sokağı
aydınlattı..” “Aylar sonra
Oreon cephesinden alınan ilk mutlu haber hem devletin başındakileri, hem de
halkın yüzünü güldürdü. Hava kıran Sienna Adams ve Oreon orduları ikinci
komutanı Conrad Lysander’in bebekleri, Britttany Lysander bu sabah evrene
gözlerini açtı..” “iyiyim ewan-daha önce de yaptım-“ “VIEN!” biana kapıdan dışarı bağıran kocasını
izliyorken ewan kapıyı bırakıp karısına döner “daha önce yapmış olman şimdi hata
olmayacağı anlamına gelmiyor..” biana karnına giren sancıyla yüzünü
buruştururken vien üzerindeki önlükle içeri giriyor, yanındaki hemşire de onun
arkasından girip kapıyı kapatıyordur.. “son bir kez biana, şimdi!” biana, ewan’ın eline asılarak tüm
gücüyle iterken vien gülümseyerek küçük kenda lysander’i çıkarır, minik bebeğin
ağzındaki ve burnundaki plesentayı silerek ilk nefesini almasını sağlarken
küçük kız tüm gücüyle ağlamaya başladığında biana rahat bir nefes alarak olduğu
yere kendini bırakır. Ewan gözleri dolarak vien’in temizlemek için hemşireye
verdiği bebeğe bakıyorken karısının elini dudaklarına götürerek öper.. biana, kenda’ya ilk sütünü verdikten
sonra uyumuşken ewan kızını bebek odasına götüren hemşireyle beraber çıkmış,
şimdi üzerindeki önlükle beraber boş olan odada kızıyla beraber oturuyorken
babasının kucağındaki kenda mışıl mışıl uyuyordur. Buruşuk elleri küçük
yumruklar olmuş, ewan’ın üzerindeki önlüğe yaslanmışken kenda, berrak suyun
çocuğu, akasha’nın güvenli kollarında uyuyordur. Ewan oturduğu koltukta başını arkaya
yaslayarak kızının nefeslerini dinlerken odanın kapısı açılır. Genç adam
gözlerini açtığında içeri giren dorian’ı görünce gülümser “kenda geldi..” dorian da gülümseyerek başını
sallarken üzerindeki beyaz önlüğün yakalarını çekiştirerek rahatsızlığını belli
eder, sonra önlüğü rahat bırakarak ewan’ın oturduğu koltuğun yanında duran
tabureyi çekip otururken gözleri küçük bebektedir “kızımı düşünüyordum..” “olmayan kızını..” “15-16 yaşında bir kız demiştin
ewan..” “tanışmamızın yakın olduğunu da
söylemişti-“ “ve onu kurtardığın için teşekkür
etti..” ewan başını sallarken dorian iç
çekerek gözlerini genç adama kaldırır “ya şu anda yardıma ihtiyacı varsa?” ewan başını iki yana sallarken dorian
da bildiğini söyleyerek tekrar kenda’ya bakar “zamanı gelince öğreneceğiz..” SOUNDTRACK /
Plumb – Me When you need to feel safe, when you
need a kiss It's me.. Colm gece geç saatte eve dönmüş,
maynard zamanında kullanmaya gerek kalmayan, ama şimdi delialona’yla paylaştığı
tek katlı apartman dairesinde yatak odasına ilerliyorken gömleğinin düğmelerini
açıyordur. Delia’nın aralık bıraktığı kapıdan içeri girerken oda genç kızın
kokusuyla kaplı, pofuduk beyaz yorganın altından gelen düzenli nefesler
duyuluyorken colm olabildiğince sessiz olmaya çalışarak ayakkabılarını ve
pantolonunu da çıkarır, sabah sandalyenin üzerine bıraktığı tişörtü alıp
üzerine geçirdikten sonra yatağın diğer yanından yorganın altına süzülür.
Delialona arkasından alçalan yatakla ve bacaklarına değen sıcaklıkla irkilerek
uyanırken arkasını döner. Colm genç kadının makyajı akmış gözlerini gördüğünde
yine kalbinin kırıldığını hissederken uzanarak nişanlısının dudaklarını öper.
Colm geri çekilirken delia gözlerini silmeye çalışıyordur, genç adam uzanarak
onun ellerini tutarken konuşur “saklamak zorunda değilsin tatlım-“ “seni de üzmek istemiyorum..” colm başını iki yana sallarken delia
gözleri dolarak onun yüzünü tutar, parmakları genç adamın yüzünde dolaşıyorken
yorgun uykusundan sonra kısılmış sesiyle mırıldanır “gündüz iyiyim, ama geceler hala çok
zor..” “ben buradayım, istersen bütün gece
uyumayız..” delia gülümseyerek başını iki yana
sallarken genç adamın yüzünü kendine çeker, ikisinin dudakları birbirine
dokunurken delia gözlerini kapatmış, onun nefesiyle nefes alıyorken colm
hafifçe çekilerek yükselir ve delia’nın kapalı gözlerini öperken genç kadın
sessizce ağlıyor, canı her gece acıyor, ama yalnız olmadığı bilmek onu çabuk
onarıyorken colm’un dudakları boynuna değdikten hemen sonra genç adamın
fısıltısı duyulur “kenda’yı görmen gerek, o kadar güzel
ki..” delialona’nın masmavi gözleri
açılırken genç kadın gülümser “doğdu mu? Neden bana haber vermedin?” “küçük hanım çok geç doğdu, uyandırmak
istemedim.. Yarın erkenden gider görürüz..” “çok mu küçük?” colm başını sallarken parmaklarıyla
küçük kızın elinin ne kadarcık olduğunu gösteriyor, delia gülümseyerek kime
benzediğini sorarken colm yarın kendisinin karar vermesini söylüyordur.. conrad hala oreon’dayken şöyle bir
bebek odasına uğramış, ewan ve dorian’ın hala yaşadığını görüp uyuyan kenda’ya
bir göz kırpmış, şimdi kendi bebeğine ve havasına gidiyorken ofislerin
olduğu kattaki geçitleri kullanacaktır. Genç adam düğmeye elini uzattığı anda
kapılar açılıp chris ve tessa görünürken conrad onların hiddetiyle bir adım
geri atar “birinizden biri doğuruyor mu-“ “acilen venüs’e gitmemiz lazım,
cameron’ı hastaneye kaldırmışlar-“ “neden?” “hamileydi, fenalaşmış..” conrad başka bir soru sormadan
cebinden telefonunu çıkarırken koridorun sonundaki asansörlerden gabriel ve
celine çıkıyor, chris onlara ilerliyorken conrad acil durum için bir araç
hazırlanmasını söylüyordur.. “cameron ne zaman hamile kaldı?” vien bilmediğini söylüyorken aynanın
önünde saçlarını tarıyordur, arkasında üzerini değiştiren eidan’a bakarak
konuşur “eidan?” “efendim tatlım?” “hala bebek-“ “EIDAN!” eidan ve vien, kevin’ın sesiyle
irkilirken genç adam yatak odasının kapısını yumrukluyordur. Eidan yüzünü
buruşturarak karısına dönerken vien başını iki yana sallayarak önemli
olmadığını söyler. Eidan onun başını öperek kapıyı açar ve zil zurna sarhoş
abisini alıp kapıyı kapatırken kevin, luke’un onu bu sefer gerçekten terketmek
istediğini bağırıyordur. Vien aynadaki yansımasına gülümseyerek elindeki tarağı
bırakırken yarın ilk işi yeni bir ev aramak olacaktır, daha fazla norah’nın
evinde kalmaları mümkün gibi görünmüyordur. Genç kadın bunu eidan’ı kırmadan
nasıl söyleyeceğini düşünüyorken kalkarak yatağa ilerler.. “hamileymiş, sonra bir anda-küt.” Sienna yatakta yanına giren conrad’ın
koluna vururken gözleri kapalıdır, birazdan boynunda genç adamın sakallarını ve
dudaklarını hissederken gülümser “conrad-“ “biliyorum yorgunsun, bir şey yapmayacağım..” sienna gülerek gözlerini açarken
başını çevirerek yanıbaşında yatan adama bakar “brittany’nin gözleri seninkilerin
aynısı..” “seninkiler yeşil olduğu için
kahverengi olunca otomatik olarak bana kalıyor..” genç kadın daha da gülerek conrad’a
dönerken elini yastığının altına sokarak başını yumuşak beyazlığa iyice yerleştirir. Conrad’ın savaştan önce
kullandığı eski evindeki her yatak takımı beyazın farklı tonlarıyken bu kadar
siyah ve kahverengi bir adamın beyazı bu kadar sevmesi sienna’ya ilginç
geliyordur. Hava kıranın parmakları beyaz yastığın ucuyla oynarken genç kadın
conrad’ın gözlerine bakarak mırıldanır “böyle güldüğün, şakalaştığın zaman o
kadar mutlu oluyorum ki..” conrad’ın bakışları gölgelenirken
sienna ona biraz daha yaklaşarak elini genç adamın yüzüne koyar “yaşadığın acının büyüklüğünü tahmin
bile edemem, biliyorsun-“ “tahmin etme zaten, lütfen..” sienna buruk bir gülümsemeyle başını
sallarken conrad başını çevirerek genç kadının elinin içini öpüyordur, sienna
mırıldanır “kendini kapatmak yerine eskiye
dönmeye çalıştığın için mutluyum conrad. Her gün daha iyi oluyorsun, birkaç ay
önceki gibi uzak değilsin, karanlık değilsin...” “bakmam gereken üç küçük can varken
beton gibi olmak pek doğru olmazdı..” sienna başını sallarken conrad iç
çekerek hafifçe gülümser “ben çok önce Rhea’daki herkesi geride
bırakmıştım..” “ama hepsini geri almıştın..” “öyle, ama yine de kontrol edemediğim
şeyler için artık kendimi parçalamak istemiyorum. Aylardır isyan ediyorum sienna,
bir tek sen biliyorsun..” genç kadın başını sallarken uzanarak
conrad’ın dudaklarını örter. İkisi yavaşça öpüşürken genç adam hava kırana
sarılarak onu sırtından kendine çeker, sienna başını geri çekerek kendini
conrad’ın boynuna saklarken genç adam onu tutuyor, dışardaki geceyi izliyorken
bir an sonra içerden brittany’nin ağlaması duyulduğunda sienna hareketlenir.
Conrad ona yatakta kalmasını söyleyerek kalkarken genç kadın itiraz etmez ve
babasını kızıyla ilgilenmeye yollarken conrad dışarı çıktığında sienna aylardır
yavaş yavaş alıştığı evin tavanını izleyerek usulca uykuya dalar.. Sienna ertesi sabah gözlerini
açtığında brittany doğduğundan beri ilk defa deliksiz uyuduğunu, aynı zamanda
da yatağın sağ tarafının boş olduğunu fark etmiş ve gülümseyerek yorganların
altından çıkmışken sonbahar güneşi perdelerin arasından sızıp beyaz yatak
örtülerini aydınlatıyordur. Genç kadın sabahlığını kollarından geçirerek odadan
çıkarken mutfak tarafından gelen seslere gülümser. “tava!” “bravo! Tava! Ta-va!” Nicole masanın üzerine oturmuş,
conrad’ın gösterdiği mutfak aletlerinin isimlerini söylemeye çalışıyorken
brittany ayağını ağzına sokmaya uğraşıyordur. Sienna kirişe yaslanarak onları
izlerken conrad tavayı bırakıp spatulayı eline alır “spatula!” “patuta!” “o da olur!” Nicole bir çığlıkla gülerek ellerini
çırparken brittany korkmuş, ayağını bırakıp ağlamaya başlarken sienna gülerek
içeri girer. Conrad elindeki spatulayı sallayarak minik kızın dikkatini çekmeye
çalışıyorken nicole kardeşine onun bir patuta olduğunu söylüyordur. ![]() |


