![]()
#15 – ‘Kanatlar Altında’ SOUNDTRACK / S
Club 7 - Reach “kim gidecek sabah sabah spora-“ jonathan daha cümlesini bitiremeden
esniyorken duncan çoktan kalkmış, giyinmiş ve hazırken yataktaki delikanlı ayaktakinden
nefret ederek yataktan kendini aşağı iter, yere düşmenin sarsıntısıyla biraz
daha uyanırken duncan yatağını topluyordur “bir gün öyle yere düşerken kafanı
yaracaksın..” “yarsam da kurtulsam-Cumartesi günü
ders kavramını kim çıkarmış, alnından öpeceğim-“ deliklanlı ayağa kalktığında kafası
tekrar yere düşmek isterken başını tutar “ne içtim ben?” “muhtemelen zehir..” “öleceğim o zaman..” duncan başını sallarken jonathan
ölürsem her şeyim senin olsun diyerek banyoya girer, duncan gülüyorken yastığını
masasından alıp yatağın üzerine atar... sam sabah uyandığında yataktan
kalkmamış, ellerini başının altında birleştirip öylece tavanı izliyorken
gülümseyerek dün akşamı düşünüyordur, hayallerinin yarısında owen yatağında
dönerek gözlerini açar ve günaydın derken sam başını ona çevirir “günaydın..” “dün akşam bir şey içtin mi?” “hayır, sen?” owen da başını iki yana sallarken sam
güzel diyerek yine başını tavana çevirir, sonra gülümserken mırıldanır “dün liv’le öpüştük..” owen gülümseyerek yatatan kalkıyordur,
ikisini tebrik eder- “ama sevgili miyiz bilmiyorum-“ “kız arkadaşım demek istedin..” “evet, doğru-hey, sen ne yaptın?” owen banyonun kapısından geri döner,
kafasını kaşıyarak bir an dururken sam ona bakıyordur “eliza?” owen başını sallarken sam sırıtır- “sırıtılacak bir şey yoktu, öpüştük
sadece..” “ona sırıtıyorum..” “ama hala arkadaşız..” sam hmmlarken owen başını
sallar “bilmiyorum, böylesi daha iyidir
belki..” “bir daha öpüşmeyecekseniz pek iyi
sayılmaz..” “emin ol öpüşeceğiz..” sam hoholarken owen gülerek
banyoya girer, biraz sonra suyun sesi duyulurken sam kendi kendine gülerek
başını tekrar tavana çevirir, iç çekerek yine dün geceyi düşünürken bütün gece
uyuduğu mutlu uyku onu dinlendirmiş, gülümser.. “veronica nerede?” nicole jesse ve jaden’la beraber
restorana giriyorken veronicanın dün dick’le kaldığını söyler, jaden derhal
kaşlarını çatarken jesse o kadar yorgun ve susuzdur ki değil veronica, kendisi
gidip dick’le yatsa umrunda olmayacakken büfenin yanında duran su şişelerinden
birini alır, kapağı yırtarak açıp kafasına dikerken jaden nicole’le beraber
yemek alıyordur, sorgusuna devam eder “ne yapmışlar?” “sana ne?” “en büyüğünüz benim, sizi kollamam
lazım-“ “sen kendini kolla önce-çek kolunu-“ nicole biraz zeytin alırken devam eder “ne yaptılarsa yaptılar, seni
ilgilendirmez, bir gün emily gidip bir çocukla kalırsa o zaman konuşursun-“ “gidip başka çocuklarla
uyumayacaksınız.” “ah pardon baba, tanıyamamışım!” nicole tek koluyla jaden’ın boynuna sarılırken
delikanlı gözlerini devirerek genç kızı üzerinden indirir “sen istediğini yap, bir şey olursa
kendini korursun..” “bir şey olsa da korusam..” jaden bu konuyu derinlemesine
tartışmak istemediğini söyleyerek başka bir köşeden yemek almaya gidiyorken
nicole yine yalnız kalmış, bir dilim peynir daha alır.. faye sorunsuzca uyanmış, banoya
girmiş, çıkmış, yatağını toplamış, üzerini giyinmiş ve saçlarını yapmışken
bütün o süre boyunca eliza genç kıza garip garip bakışlar atmıştır. Faye neler olduğunu
merak etmeye başlamışken eliza bir kez daha bakıp bir şey söyleyecek gibi
olarak vazgeçtiğinde faye konuşur “ne söyleyeceksen söyle, hadi...” “bir şey mi söyleyeceğim?” “uyandığımızdan beri sanki boş bir
anımı kolluyorsun-“ “ben? Yok canım, öylesine bakıyorum
sadece-“ “owen’la bir şey mi oldu?” eliza şaşkınlıkla faye’e bakarken genç
kız gülümser “hadi söyle..” “olmadı bir şey, aklımı mı okuyorsun?” “yapamam, okul kuralları ve bir şey
olmuş, konuş..” eliza bir şey olmadığında ısrar
ederken keera da başında dönüp duruyordur “söyle hadi, anladı çoktan..” eliza başının tepesindeki boşluğa bir
bakış atarken faye gülümser “keera da söyle diyor, değil mi? keşke
sen konuşsan keera..” “bir gün sizinle de konuşmaya başlarsa
yandım zaten..” faye gülüyorken eliza derin bir nefes
alıp onun gülüşü arasında kendi cümlesini sıkıştırır “owen’la öpüştük..” faye gülmesini keserken eliza
yorganını düzeltiyordur, gayet büyük bir ciddiyetle kenarını köşesini
düzeltirken faye onu izliyor, hafifçe gülümser “güzel miydi?” “bilmiyorum..” “ne demek bilmiyorum?” “sadece öpüştüğümüzü bil, ayrıntısını
vermeyeceğim..” faye gülerek peki derken eliza sonunda
yorganın dümdüz olduğuna emin olmuş, yataktan uzaklaşır “kılıcı gözüme sokma bugün..” “sokmam, merak etme ve benden çekinme
eliza-“ “6 yaşındayken öpüşmüşsünüz..” faye bir an anlamazken sonra hatırlar
ve gülümser “biana anlatır, öyleymiş.. ben
hatırlamıyorum..” “sen ne yaptın?” “bilmem, öyle bakmışımdır herhalde- “hayır, o zaman değil, dün akşam..” faye ohlarken ceketinin
fermuarını çeker “sen gelmeden önce piz buradaydı, ona
eşofmanlarımı verdim..” “neden?” “çok sevmiş, alabilir miyim dedi, ben
de nasılsa zenginim, başka alırım diye eskileri ona verdim..” eliza gülerken faye de gülüyor, başını
iki yana sallar “üzerine içki dökülmüştü, öyle odaya
dönmesin diye verdim-“ “ve zenginsin, evet..” faye gülerek sanki sen değilsin
diyordur, eliza ben zaten paradan yapıldım diye ortalıkta dolaşıyorken ikisi artık
oyalanacak bir şeyleri kalmadığı için odadan çıkmaya karar verirler.. liv bir şarkı mırıldanarak
giyiniyorken rose onun sesine gülümseyerek banyodan çıkıyordur “çok mutlusun bakıyorum..” “öyleyim! Çok güzel bir gün bugün..” rose gülerek ayaklarına dolanan oscarı
yerden alır, beyaz tüylerini okşarken liv de kafasındaki kurbağayla aynanın
önünde üzerini düzeltiyordur, rose sorar “dün hep sam’le beraberdin-“ “evet! o kadar tatlı ki rose, çok
eğleniyoruz beraberken..” rose kocaman gülümserken liv de arkasını
döner “zaten ikimiz de yalan söyleyemiyoruz,
aklımıza ne gelirse konuşuyoruz, gülüyoruz.. dans ediyoruz zaten müzikal için,
çok da çabuk öğreniyor-“ “veee?” “ve öpüştük!” rose bir çığlık atarken liv de zıplar,
iki kız karşılıklı zıplaşıyorken oscar rose’un kucağından, kurbağa da liv’in
kafasından başka yerlere atlar, liv rose’un ellerini tutarak zıplamaya devam
ediyorken konuşur “aslında ben öptüm..” “olsun! O zaten senden hoşlanıyordu-“ “çok hoşlanıyormuş!” rose awwlarken liv mutlulukla
gülümser, ikisi zıplamayı bırakıp sarılırken oscar kurbağayı yakalamaya
çalışıyor, her pati kaldırışta kurbağa zıplıyorken sonunda cam kafesinin içine
döndüğünde oscar mırlayarak onu izliyordur.. SOUNDTRACK / Rascal
Flatts – Long Slow Beautiful Dance Alexa ve anna ahırlara doğru
yürüyorken alexa bu sabah yeni aldığı bileziğine bakıyordur “önce tuvalete düştü diyecektim
aslında, sonra bir şekilde bulunursa başım yanar diye doğruyu söyledim..” anna çok iyi yaptığını söylüyorken
alexa bileziği iyice geri ittirerek koluna daha sıkı bağlar “3 kere kaybedersem ceza alıyormuşum,
miss stevens çok dikkatli olmamı söyledi..” “haklı, kendi iyiliğin için..” “biz yine şanslıyız, bir arkadaşım
anlatmıştı ablasına başka bir okulda çok ağır büyüler yapıyorlarmış..” anna çok yazık diyorken ikisi kestane
ve kül’ün yanına gelmişler, derhal yüzleri gülerken alexa kestane’nin başını
okşayarak güzel atla konuşur, nasıl olduğunu sorar, kestane başını ona
indirirken genç kız gülerek atı gözlerinin arasından öper, bugün atı kendileri
nasıl eyerleyip hazırlayacaklarını öğreneceklerdir, seyisler herkesin
toplanması için bekliyorken alexa kestaneyi bırakarak kalabalığın olduğu tarafa
yürüyorken taytını düzelterek çizmelerine göz atıyordur.. jonathan eline aldığı yay ve oka bakıyorken
yanındaki cora da elindekilerle ona döner “ben yay falan gerecek gibi değilim..” “birinin gözünü çıkartırım..” “uyumak istiyorum..” jonathan hadi gidelim diyerek arkasını
dönerken cora gülerek onu kolundan çeker “olmaz, gel biraz uğraşalım. Açılır
uykumuz nasılsa..” concon homurdanıyorken eğitmenleri ilk
pozisyona geçmelerini, duruşları kontrol edeceğini söylüyordur, cora okunu
yerleştirip yayını kaldırırken yanlış durduğuna
emindir, düzeltilmek için beklerken yanındaki jonathan daha okun başını
yaya oturtmayı beceremiyordur, vazgeçip eğitmenin gelmesini bekler.. “ne yaptınız? Detay!” veronica gülüyorken nicole yan gözle
yanlarındaki duncan’a bakar, delikanlı ellerini kaldırarak erkeklerin takımına
doğru uzaklaşırken nicole gülümseyerek tekrar veronica’ya döner “nasıldı?” “bir şey yapmadık ki!” “yalan! Gözlerinden anlarım!” “anladıysan sorma o zaman!” nicole gülerek elini ağzına kapatırken
veronica ellerini yüzüne kapatır, nicole tutarak indirirken hala gülüyordur “hadi tamam rahat bırakıyorum, ben
sana dedikoduları geçeyim.. dün akşam kimse bana takılmadığı için sürekli
milleti izledim ve sıkı dur..” “sıkıyım-“ “Masa ördeklerinden biri. Beşinci
sınıf bir taş. Dans. Seks.” Veronica’nın gözleri büyürken nicole
başını sallıyordur “seks yapmadılar ben gördüm tabii de,
dedikodu işte. İkinci sınıflardan, yine bunların grubundan şu siyah saçlı
kocaman mavi gözleri olan çocuk geldi, çekilin! diyip kızı kolundan
kaptığı gibi götürdü-nasıl taş, nasıl romantikti..” “ama seks yapmadılar değil mi?” “yok canım, görsen kız çocuğun şeyini
öyle bir tutup sıktı ki çocuk korkup uzaklaştı zaten-“ “şeyini mi tuttu-“ “kavradı, aynen böyle..” nicole havada bir şeyi kavrayıp
sıkarken veronica gülerek onun elini tutup indirir “tamam anladım..” “ama görmen lazımdı, kız böyle sarhoş
olmuş-sarhoş ama nasıl taş, resmen nefret ediyorum, kayıtlara geçsin. Dans
ediyordu çemberin ortasında-“ “bir de çember var-“ “olmazsa olmaz, her neyse, dans etti, etti..” “biliyorum, gördüm-“ “senden de nefret ediyorum, evet sonra
çocuk geldi kızı kolundan tuttuğu gibi korudu hemen kaçırdı oralardan..” nicole spor salonunun tavanına bakarak
iç çekerken gülümser, yine gamzeleri çıkarken veronica da gülümser “sen niye kimseyle takılmadın?” “bilmem, duncan bir ara yanımdaydı,
ama sonra o da gitti..” “çocuğu itiyorsun kendinden çünkü..” “elimi bile kaldırmadım, gayet geldi,
bir şeyler söyledi gitti..” veronica gülerken nicole elini
sallayarak dedikodu seansının bittiğini söyler, diğer kızların yanına giderek
onlarla cıvıldaşırken veronica da onu takip eder.. eliza eskrim için giydiği beyaz
üniformaya bakarken esnek kumaş her tarafına dokunuyordur, genç kız boynunu
çekiştirirerek birazcık yer bulmaya çalışıyorken faye onun elini indirir “alışınca daha rahat edersin..” “sen bununla doğdun galiba?” faye gülerken sarı saçlarını güzel bir
at kuyruğuyla tepesinden tutturmuş, beyaz giysisi içinde dik durarak arenaya
çıkıyorken eliza bir şeyler homurdanarak onun arkasından geliyordur, owen ve
sam ellerindeki epe’yı yamultup tekrar düzeltiyorken sam kendininkini kıvırıp
elizanın poposuna doğru serbest bırakır, genç kız ince şeyin kendine
çarpmasıyla sam’e bakar, delikanlı sırıtıyorken eliza kendi epe’sini onun
gözüne gözüne gösterir, sam geri çekilirken faye owen’ın yanına gelmiştir “ne zaman söyleyeceksin?” “neyi?” faye gülümser “kahvaltıda bir şey dersin diye
bekledim, ama olmadı..” owen genç kıza bakıyorken faye başıyla
eliza’yı işaret eder, owen o tarafa bakarken sam’le ikisi epelerini oyuncak
etmişler, sağdan soldan birbirlerine poz veriyorken owen gülümseyerek faye’e
döner “sadece öpüştük, hala arkadaşız..” “hadi bakalım..” owen gülerken faye de gülümser ve bir
adım geri çıkıp elindeki ince kılıcı kaldırırken owen da kendininkini öne
getirir, faye gülerek delikanlıya bir hamle yaparken owen ellerini kaldırarak
geri kaçar, o sırada içeri eğitmenleri giriyorken herkes oyun oynamayı bırakıp
kendine çeki düzen verir.. jesse ve piz fitnessdan çıkıyorken
ikisinin de elinde bir diyet listesi, vücutlarının doğru şekillendirmek
istiyorlarsa neyi yiyip neden uzak durakcakların okuyorlarken piz kendi
listesinde bir şeyi işaret ederek konuşur “ben bu kadar yumurta yemem..” “protein lazım, et ye..” “o da bir yere kadar..” jesse kağıdın arkasını çevirip
içebilecekleri ek protein karışımlarının isimlerine bakıyorken piz başını yana
yatırarak binbir çeşit isme bakıyordur, mırıldanır “bunları içersem troll gibi bir şey
olurum..” jesse gülerken piz de sırıtır, ikisi
beraber saçları duştan hala ıslak bir şekilde dışarı çıkarken anneleri görse
onları asla öyle bırakmayacaktır, ama ortada anne ya da baba yokken gençler
istedikleri gibi dolaşıyorlardır. Jesse binicilik yapılan düzlükleri gösterir “ben biraz atçılarla takılacağım, sen
ne yapacaksın?” “gidip kantinde şu söyledikleri
şeylerin hangileri var ona bakacağım, sonra görüşürüz..” jesse tamam diyerek delikanlıdan
ayrılırken piz de listesini okuyarak kendi yoluna gider.. liv bonesinden çıkan saçları geri
sokmaya çalışıyorken rose ona yardım eder, arkadaşı teşekkür ediyorken rose
tekrar kendi kulvarının başına döner, ayağının ucuyla açık mavi suyu ittirirken
gözü yakışıklı eğitmenlerindedir, konuşur “çok yakışıklı bir adam..” “yüzücü işte, omuzlara bakar mısın..” rose gülümserken liv de iç çeker ve o
anda geniş omuzlu, yakışıklı adam düdüğü çalar, herkes dikleşirken ayaklar
birleşir, nefesler alınıp kolları gerilerek eller birbirinin üzerine baş
üstünde kaldırılırken eğitmenleri hepsinin dalış pozisyonları kontrol
ediyordur, henüz düzgün yüzme bilmeyenler bir yandaki havuzda ikinci seviyenin
derslerini izliyorken eğitmen rose’un belini tutarak kollarının duruşunu
düzeltir, genç kız gözünün ucuyla liv’e bakarak hafifçe gülerken liv de
dudaklarını birbirine bastırarak sıranın ona gelmesini bekliyordur.. “AH HADİ AMA!” lonna son anda kaleden dönen topa
itiraz ediyorken koşmaktan yanakları kızarmış, saçındaki lastiği çıkararak
tekrar sıkıca toplarken jaden genç kızın yanına koşar, ikisi yavaşça yürüyerek
tekrar yerlerine geçiyorken koçları saate bakıp antrenmanı bitiren düdüğü çalar “HERKES DUŞLARA! İYİ İŞ ÇIKARDINIZ!” yorgun, ama gülen yüzler duşlara
gidiyorken jaden ve lonna da bankların yanından çantalarını alıyordur, genç kız
üst sınıflardan kızların gittiği tarafa bakar, sonra jaden’a döner “müzikal için çalışacak mısınız?” “galiba.. owen bugün katharine’le
konuşacaktı..” “ikinci sınıf olan kızla mı?” jaden başını sallarken lonna da
anladığını söyler “biz de çalışacakmışız..” “görüşürüz orada o zaman, alexa da
kendi grubunu toplar, büyük salon bize kalacak demektir..” lonna öyle olacak derken ikisi kızlar
ve erkekler tarafına olan yol ayrımına gelmişlerdir, bir an birbirlerine
bakarken jaden kızlar tarafını işaret eder “gelirdim, ama-“ “defol morgan..” jaden gülerek kendi tarafına
ittirilirken lonna da gülümseyerek kızlar tarafına döner.. “katharine, hey..” siyah saçlı kız erkek arkadaşından bir
süreliğine ayrılarak owen’a dönerken gülümser “selam owen, nasıl gidiyor?” “iyi, çok iyi-konuşmanızı kesmedim
umarım-“ “hayır, önemli değil.. bu hafta
çalışıyor muyuz?” “evet, bu hafta özellikle şarkıya
biraz daha çalışalım dedik, uygun mu?” katharine başını sallarken ne zaman
başlayacaklarını sorar “4’te büyük salonda toplanıyoruz,
diğerleri de orada olacak, ama müzikler için ilk sıra bizim..” katharine gülümseyerek iyi fikir der
ve orada görüşeceklerini söyleyerek ayrılırken owen da gülümser ve genç kızın
daren keaney’le beraber uzaklaşmasını izlerken o da kendi arkadaşlarının yanına
döner.. “katharine geldi!” jonathan yanındaki genç kızla beraber
büyük salona giriyorken kurbağaların takımları en öndeki koltukları ve sahne
kenarını doldurmuş, herkes bıcır bıcır bir şey konuşuyorken owen sahnedeki
piyanonun önündedir, katharine diğerlerine de selam vererek sahne kenarındaki
merdivenlerden yukarı çıkarken owen ona gülümser, katharine yanında getirdiği
çantasından bir defter çıkartmış, piyanonun üzerine koyup sayfaları
çeviriyordur, konuşur “sözlerin birkaç yerinde değişiklik
yaptım, istersen bir bak..” owen genç kızın ona uzattığı yerlere
bakıyorken gülümser “çok daha güzel olmuş..” “hikayenin kendisi güzel zaten..
gösteri günü beni kahramanlarıyla da tanıştıracaksın, söz verdin..” owen memnuniyetle derken katharine
defterini geri alır, owen da notalarını sıraya koyarken genç kızın hafifçe
öksürmesiyle sahne kenarındakiler diğerlerine seslenir, herkesin konuşması bir
seviye alçalırken katharine gülümser, owen hafifçe başını sallarken piyanonun
tuşlarına basmaya başlar, katharine müziği duyduğunda gülümserken konuşmalar
kesilir, katharine’in sesi duyulduğunda herkes huşu içinde dinler... katharine şarkının ikinci yarısı yarım
olduğu için gülerek anlamsız bir şeyler mırıldanırken diğerleri çoktan
alkışlamaya başlamış, genç kız da gülerek teşekkür ederken owen da
alkışlıyordur “biz hiç sahneye çıkmasak da olur..” “olmaz, sizi de görmem lazım.. benim
de hissetmem lazım, o zaman daha güzel söylerim-“ “katharine evlenebilir miyiz?” genç kız gülerek jonathan’a dönüyorken
cora elindeki kağıdı buruşturup delikanlının kafasına atıyordur, katharine
onlara gülüyorken sahnenin kenarından bacaklarını sallandırarak oturur “bir sene kadar geç kaldın zaten
jonathan..” “keaney kaptı, doğru..” nicole memnuniyetle boştan kalan bir
keaney varsa alacağını söylüyorken katharine gülerek seneye başka bir tanesinin
geldiğini haber veriyordur, nicole gözleri parlayarak ellerini çırparken
katharine kapıdan giren dickie ve veronicayı görünce elini sallayarak onlara
seslenir ve sahnenin kenarından inerken nicole başrol oyuncularına derhal
huzuruna gelmeleri gerektiğini buyuruyordur.. “dağdan inmiş gibi demedim vahşi
dedim! keskin, seksi!” dick hem vahşi, hem seksi olmaya
çalışıyorken bir yandan da gizemli olması gerekiyordur, o kadar şeyi bir arada
yapamayacağını anlayınca elini sallayıp veronicayı çektiği gibi öperken herkes
gülüyordur, nicole kesmelerini bağırarak elindeki kağıtları bir köşeye atar “olmuyor, olmuyor!” “bence çok güzel oluyor, bak hem
vaşiyim, hem seksiyim-değil miyim veronica sen söyle..” veronica şiddetle başını sallıyorken
katharine gülerek bir tane daha onay yolluyordur, dick ona da göz kırparken
nicole onu iblis yerine harem ağası yapmayı teklif eder, dick derhal kabul ederken
nicole gözlerini devirerek bugünlük bu kadar yettiğini söyleyip sahneyi
alexalara bırakır.. liv sahneye çıkarılmış, bir yanında
sam, diğerinde duncan duruyorken onların arkasında da cora bekliyordur, alexa
oturduğu yerden onları izliyorken konuşur “hazır mıyız?” sam hariç herkes başını sallarken
delikanlı elini kaldırır “cora çok hızlı söylüyor, adımları
yetiştiremiyorum..” alexa gülerek cora’ya bu sefer biraz
daha tane tane gitmesini söyler, genç kız deneyeceğini söylerken alexa başlayın
dediğinde cora’nın yanındaki baterist çocuk davula vurmaya başlar, cora
parmaklarını şıklatarak şarkıya girerken liv ayağını vurarak ritmi
yakalıyordur, biraz sonra elini duncan’a uzattığında delikanlı genç kızı alarak
çevirir, liv sağ bacağını atarak eteğini havalandırırken iki ayağı üzerinde
dönerek delikanlının diğer yanına geçer, sam sıranın kendine geldiğini anlamış,
bir gayretle liv’in elini kaparken genç kız gülerek ona tutunur ve kucağına
atlarken sam onu belinden ve dizlerinin altından tutar, cora elini çırparak
şarkının o kısmını bitirirken sam gülümser, liv de onun başını öperek
kucağından inerken alexa hemen ikinci dönüşlere geçmelerini söylüyordur, öyle
yapılır.. cora kendi ekibini sahnenin gerekli
yerlerine yerleştiriyorken nasıl 4 kademeli perdeler istediğini anlatmaya
çalışıyor, yukardaki büyük kirişleri gösteriyorken alexa onları izliyor, az
önce owen’ın kullandığı piyanonun başında tuşlarla oynuyorken biraz sonra
kulağına gelen bir melodiyle tuşlara bakar, az önce bastığı notaları tekrar basarken
gülümser, diğer elini de sol tarafa koyarken vurguları biraz daha geliştirir,
daha güçlenmiş bir ses çıkarken cora duyduğu anda o tarafa döner “çok güzel bir şey o, bir daha çal
bakayım..” alexa tekrar basarken cora gülümser “ne diyeceğimi biliyorsun..” “ya yapamazsam?” “yaptığın kadar.. başkalarının
şarkısını kullanmaktansa kendinden bir şey vermiş olursun, hadi biraz daha
devam et..” alexa dudağını ısırarak tekrar siyah
beyaz tuşlara bakar, her duyduğu notadan sonra kulağına hoş gelen bir tanesini
çalarak devam ediyorken owen kendi notalarını alıp bir tane boş nota defteri
koyar, bir de kalem bırakırken alexa teşekkür edip tuşlarla konuşmaya devam
eder.. “bittim..” “ben iki kere bittim, hatta önce
tersim sonra düzüm bitti..” alexa yattığı yerden gülüyorken cora
da kıkırdayarak yüz üstü dönüp yastığına sarılır, yüzü alexanın tarafına
dönükken mırıldanır “iyi ki oda arkadaşım sen oldun alexa.
Başka bir kız olsaydı asla anlaşamazdım..” alexa gülümserken cora da yorgunlukla
gülümser, ikisinin de gözleri kapanıyorken alexa uzanıp aralarında duran baş
ucu lambasını kapatır, küçük odaları karanlıkla buluşurken venüs melekleri bu
evrende gözlerini kapayarak rüyalarındaki dünyada gözlerini açarlar.. SOUNDTRACK / Play
– I Must Not Chase The Boys “süper bir fikrim var.” Pazar kahvaltısını huzurlu havasını
nicole’ün girişken talebi bozarken veronica yine rüyasında ne gördüğünü
soruyordur, nicole sırıtırken konuşur “gazetecilik klübü bir okul gazetesi
çıkarıyor, değil mi?” herkesin kafaları sallanırken nicole
bombayı patlatır “ben de bir magazin eki çıkaracağım..” herkes bir an sessizleşirken bir an
sonra iki masadan da kahkahalar kopar, nicole gözlerini devirirken veronica
ağzını siliyor, gülerek sorar “dedikodularını herkes mi okuyacak?” “evet.” “klüpten izin çıkar mı bilmiyorum
nicole..” “profesör aven’in hoşuna gideceğine
eminim.. her hafta genel kültür dersi için bize bir sürü dergi veriyor, boy boy
magazin hepsi, melekler okulunda böyle bir alanın olmaması ayıp.” “e ne yapacaksın? Boy boy gizli
kapaklı fotoğraflarımızı çekip deşifre mi edeceksin?” nicole jonathan’a dönerek gizlilik
presnsiplerinden bahseder “fotoğraflara kadar gidebileceğimizi
sanmıyorum, hatta belki isim bile veremeyiz-“ “o zaman ne anlamı kaldı-“ “dedikodu da bir sanattır concon! Hele
dedikoduyu gizli verip hedefe ulaştırabilmek tamamen bir emek işidir..” herkes kaşlarını kaldırarak sarışın
kızı dinliyorken nicole çatalını bıçağını bırakıp ayaklanır “ben profesörle randevu için klüp
ofisine gidiyorum, bu fikir bir dakika daha bekleyemez!” genç kız koşar adımlarla uzaklaşırken
masadakiler onun arkasından bakıyordur, jonathan önüne dönerken veronica’ya
bakar “ne kadar ciddi bu?” “oldukça..” “bir de gazetelere çıkmadığım
kalmıştı..” jaden arka masadan merak etmemesini,
çünkü kimsenin onun hakkında konuşmadığını söylüyorken jonathan gazete çıkınca
görüşeceklerini söylüyordur, kızlar durumun bir ego savaşında dönüşmemesini
istiyorken jonathan ve jaden çoktan makale sayıları için rapor tutmaya başlıyordur.. “ve karşınızda melekler okulunun ilk
magazin dergisi KANATLAR ALTINDA’nın editörü Nicole Lysander!” nicole kendi kendini takdim ederken
pierce ortak odasında alkışlar kopuyordur, genç kız teşekkür ederek grubunun
yanına dönerken veronica konuşur “ismi ne zaman buldun?” “rüyamda gördüm, profesörün de çok
hoşuna gitti.. önümüzdeki hafta içinde ekibimi toplayıp başlamamı istedi.
Gönüllü olmak isteyen?” nicole gruptaki yüzlere bakıyorken başta
kimse oralı olmaz, ama sonra aralardan bir el görünürken nicole elini kaldıran
rose’a dönerek keyifle gülümser “rose?” “gözlem yeteneğim iyidir..” “sessiz, sakin ama kurnaz, bayıldım!
Başka! Concon?” “hiç işim olmaz, ama kapak pozu
veririm..” delikanlı derhal bir bakış atarken
jaden onu omzundan iterek cora’nın kucağına düşürür, nicole gözlerini
devirirken veronicaya döner “fotoğraflar için izin çıktı, ama özel
günlerde çekilen izinli fotoğraflar sadece.. aktiviteleri de çekebilirmişiz,
ama FAYE TUVALETE GİRERKEN YAKALANDI! başlığı atıp kapıda basamazmışız..” faye bir anda neden hedef olduğunu
anlamamış, nicole’e bakarken genç kız boşvermesini söylüyordur, faye peki
diyerek rahatlarken nicole daha bir sürü elemana ihtiyacı olduğunu söyleyerek
lafı dağıtmak adına ortak odada şöyle bir dolaşacağını ilan eder ve yerinden
kalkar.. ![]() |


