![]()
#16 – Gossip Girl SOUNDTRACK / Kylie
Minogue - Secret 1 hafta sonra... “kim?!” “adamlar batmış!” “hadi canım!” melekler okulu bir hafta sonra
Kanatlar Altında’nın ilk sayısıyla çalkalanıyorken akademik binada, yurtlarda,
restoranlarda ve ortak odalarda her köşe başında dergi elden elde dolaşırken
ilk sayının özel haberi bütün okula bomba gibi düşmüştür PRENSES KONT’UN TAHTINI SALLADI Millrein medya grubu geçen ay Merkez Masa
brifinglerini yayınlama haklarını kaybedince ettikleri zararla göz doldurdu.
Fısıltılar arasında yayılan haberler işin sadece duygusal olduğunu işaret ediyor. [...] Demek ki kalp yarası bazen cüzdanda da delik
açabiliyormuş. Melekler, siz siz olun bir kapıyı kapatıp diğerini açmadan önce
cereyan yapmadığına dikkat edin, yoksa ikinci kapı daha açılmadan suratınıza
çarpabilir. Herkese sarsıntısız günler dileriz, NL. “sen nereden biliyorsun bunları!?” veronica dergiyi bir kapaktan diğerine
okumuş, ana sayfa haberindeki ayrıntılara şapka çıkarmışken nicole gayet
keyiflidir “kulaklarım fazla duyuyor diyorum
size, babamdan geçmiş..” “ben şaka yaptığını sanıyordum..” nicole kurnazca kaşını kaldırırken
veronica gülerek tekrar dergiye dönüyordur, üçüncü sayfadaki müzikal provası
fotoğraflarına bakarken nicole onun seçimlerine dokunmamıştır, hepsi genç kızın
ayarladığı gibi duruyorken veronica teşekkür eder, nicole hiç problem
olmadığını söylüyorken şu anda herkesin heyecanla fısıldaşmasını dinliyordur,
gözlerini kapatarak dedikodu havasını içine çeker.. “ne demek haftanın rüküşü!? Bu ne
nicole!” cora dergiyi nicole’ün kafasına
atacakken geçen Cuma giydiği elbise daha günü dolmadan haftanın rüküşü
seçilmiştir. Nicole toplumdan bu tür dayatmaların geleceğini zaten tahmin
etmiş, gayet profesyonel bir şekilde yüzüne sallanan dergiyi alır “basın özgürlüğü-“ “rezil oldum neresi özgürlük bunun!?” “haftaya daha güzelini giyersin
tatlım, her hafta seçiyoruz..” cora gözlerinden ateşler çıkarak
dergiyi nicole’den geri alırken daha okumayı bitirmediğini söyler, aralarında siyah
tutamlar olan saçlarını savurarak geldiği gibi koridorda kaybolurken nicole
sırıtarak arkasından bakıyordur, odasına döner.. “gözünüzü dört açın, tehlike tam
tepenizde olabilir.” Piz burcunun ona verdiği direktiflere
gözleri büyüyerek bakıyorken faye gülerek dergiyi delikanlının elinden alır “muhtemelen kafadan atıyorlardır-“ “nicole geleceği gören bir kızı işe
almış, o yazıyor hepsini.” Piz daha da korkarken faye cafede
oturduğu kırmızı koltukta yanına sıkışan jaden’a bir bakış atar, delikanlı omzunu
silkerken yanındaki sehpada duran bir başka dergiyi de o alır “concon bak seninle ilgili bir şey
yok! Aman tanrım!” jonathan kahvesini karıştırdığı
plastik kaşığı jaden’ın kafasına fırlatırken etrafı gözlemleyen nicole’e döner “neden benim hakkımda bir şey
yazmadın? Rüşvet mi istiyorsun?” nicole gözleri parlayarak o tarafa
dönerken gamzeleri keyifli birer çukur olarak gülümser “ne vereceksin?” “öperim?” “jonathan!” cora’nın saçları zaman içinde gittikçe
daha siyah oluyorken jonathan her baktığında irkiliyordur “tamam, sakin.. şaka yaptım-“ “yakında ikinci prens lysander her
gördüğü kıza sarkıyor diye haberin çıkarsa görürüm o zaman..” jonathan sırıtacak gibi olurken cora
dişlerini sıkar, delikanlı olduğu yere sinerken nicole az önce cora’nın dediklerini
not alıyordur... DO, RE, Mİ... KALBİMİ KAYBETTİM, SENDE Mİ? Sene sonu müzikallerine daha çok var gibi görünse de
zamanın nasıl aktığını hiçbirimiz fark edemiyoruz. Neden? Çünkü kış
rüzgarlarının estiği bu soğuk günlerde hepimizin başı aşkla belada da o yüzden. Sahnede yaşanan aşkların yavaş yavaş gerçeğe döndüğü
bu günlerde herkes kendi masalını anlatırken anlattığı masala inanan kaçamak
çiftlerin gözlerindeki parıltılar da her yanda görülüyor. Çırpılan kanatların fısıltılarından duyulanlar bir
birinci sınıf asilinin ve ikinci sınıf güzelinin siyah beyaz tuşlarda doğru
notalara dokunduğunu söylüyor. Çıkan melodi kimlerin kulağına hoş gelir
bilinmez, ama zevkler ve renkler tartışılmaz, değil mi? Bütün notaların doğru melodilere ulaşması dileğiyle, NL. “kimden bahsediyorsun nicole?” nicole faye’in gösterdiği dergiye
bakarken ders arasında sakince yemeğini yemek istiyordur, ama bugün bu 52. kim
onlar? sorusuyken genç kız gözlerini devierek yemeğine döner “açık açık isim verecek olsam oraya
yazardım, değil mi?” “tanıyor muyuz peki?” nicole bu sefer de eliza’ya dönerken
gülümser, ama yine bir şey söylemezken eliza için bu yeterli olur “biliyordum, anlamıştım zaten. Neden alexa’ya
sormadı, neden cora’ya sormadı? İlla da katharine de katharine-“ “eminim öyle bir şey yoktur eliza-“ “olsa da ben ne diyebilirim ki?
Arkadaşız biz.” “öpüşen arkadaşlar..” faye ve eliza bakışlarını nicole’e
çevirirken sarışın kız gülümser “ben sınıfa gidiyorum, sonra
görüşürüz!” genç kız masadan kalkıp ikisine de
birer öpücük atar ve defterleriyle beraber uzaklaşırken eliza dergiyi faye’in
elinden alıp yazıyı tekrar okur- “asil diyor, birinci sınıf asili,
daha asili mi var, prens çocuk!” “gidip soralım-“ “hayatta olmaz, hem bana ne oluyor?
Kızın sevgilisi düşünsün. Ben sadece haklı olduğumu görmek istiyordum, gördüm.
O kadar.. gerisi beni ilgilendirmez.. evet.” eliza dergiyi kapatıp masaya atar,
sonra kalkıp giderken yarı yolda defterlerini unuttuğunu hatırlar, dönüp alır,
sonra yine aynı hiddetle uzaklaşırken faye kaşlarını kaldırmış, gülümseyerek
arkadaşının delirmiş jüpiter maymunları gibi oradan oraya gidişini izler.. “yok öyle bir şey!” dick elinde dergiyle bahçede
yürüyorken birden hiddetle çıkışınca veronica irkilerek bir adım sağa kaçar “tamam, sakin. Dergiyi okuyan canavar
kesiliyor resmen-“ “kesilirim, çünkü yalan,
kuyruklusundan hem de! Samanyolunda bir yıldız var, bilmiyorum hiç gördün mü,
ama onun kuyruğu bile bundan kısa!” veronica gözlerini devirirken
delikanlının elinden dergiyi alıp en yakın çöp kutularından birine atar “eminim okulun bir başka köşesinde
başka birileri yazılanları üzerine alınıp kavga ediyordur-“ “nicole yazmış, sen bilmiyor musun?!” “nicole’ün aklından geçenleri bir
tanrı, bir de kendisi bilir dick-“ “ama yalan söylüyor-“ “daha kimden bahsettiğini bile
bilmiyorsun! Üstelik sadece yorum yapmış! Tutup KATHARINE VE OWEN BERABER! Diye
manşet atmamış!” “atsaymış!” “yeter! Tanrım-deli olacağım! Üstelik
öyle bir şey varsa bile sana ne!?” “kat benim arkadaşım! daren da öyle!
ikisinin arasını bozacak bir şey beni de etkiler, üstelik leigh’in olayından
sonra böyle bir şey olursa parçalanırız veronica..” veronica iç çekerek başını iki yana
sallarken yürümeye devam eder, dick onu takip etmiyorken genç kız yanının boş
olduğunu fark ettiğinde arkasını döner “gelmiyor musun?” “gidip bizimkilerin durumuna
bakacağım..” veronica dick’in ses tonunun
donukluğuyla ona doğru bir adım atar “dick yanlış anlama, lütfen-“ “anlamadım veronica, nicole senin
arkadaşın, kat ve daren benim-“ “ben nicole’ü savunmuyorum, sadece
daha adı bile olmayan bir şeyden bu kadar olay çıkmasını istemiyorum-“ “biz burada tartışırken bile kıyamet
kopuyordur..” genç kız üzüntüyle iç çekerken dick de
aynı şekilde iç çekerek omuzlarını düşürür “bu kadar saçma bir şey için seninle
kavga etmem, gel buraya..” veronica delikanlının yanına giderken
ikisi birbirine uzanır, yavaşça öpüşerek ayrılırlarken genç kız mırıldanır “git arkadaşlarının nasıl olduğuna
bak, ben de kendi grubumu kontrol edeyim..” “bana tüyo verecek misin?” veronica gülümseyerek başını iki yana
sallarken dick de gülümser “peki, öyle olsun..” “sen nasılsa doğru cevabı alacaksın,
bana ihtiyacın yok..” “bunun için değil belki, ama başka
şeyler için var-“ “eveeet bu sohbet burada biter,
görüşürüz sonneld.” Dick gülerek geri itilirken veronica
da kendi kendine gülerek çantasını omzuna yerleştirir ve pierce’a doğru
yürürken dick de etrafına bakarak kendi tayfasının şimdi nerede olduğunu
düşünür ve kararını verdiği anda o tarafa yönelir.. Veronica odaya girdiğinde nicole
yatağında kanatlar altında’yı okuyordur, gayet keyifli bir şekilde sayfaları
çevirirken dergi bir anda elinden alındığında elleri havada kalır “yine ne var?” “katharine ve owen’ı mı yazdın?” “sen de mi?” nicole yataktan kalkarken veronica
dergiyi onun kalktığı yere atar ve ona döner “dergiyi hazırlarken çok eğlendiğini
biliyorum, ama insanların kalbini kırıyorsun nicole-“ “o kalpler daha çok kırılacak veronica
ve kimseye açıklama yapmadım, ama sen oda arkadaşım olma torpiline sahip
olduğun için söylüyorum, hiç bizim nasıl bir okulda, kimlerle beraber
okuduğumuzu düşündün mü?” veronica cevap vermezken nicole tek
kaşını kaldırarak gülümser ve konuşur “hepimiz evrendeki çok önemli
insanların deliler gibi zengin ve şımartılmış çocuklarıyız. Süper yüksek
güvenlikli bir okulda tamamen dış dünyadan soyut olarak yaşıyoruz. Annelerimiz
babalarımız her gün dergilerde, gazetelerde boy boy haberlerle çıkıyor, her
türlü dedikoduda adları geçiyor ki ben bizzat kendi annemin gazetelerde çıkan
haberlerini bulup saklayan bir insanım. İlerde bizim de bu tip şeylere
alışmamız gerekecek, benim annem, ya da senin baban adı her çıktığında gidip
editörün yakasına yapışsaydı nasıl olurdu?” veronica bir süre düşünürken nicole
kollarını kavuşturarak çenesini kaldırır, karşısındaki veronica bir süre sonra
gülümseyerek konuşur “bu dedikodular bizi gelecekteki zor
hayata hazırlayacak diyorsun?” “aynen öyle..” “milleti birbirine düşürmekten hiç
zevk almıyorsun yani?” “birbirine düşürmek yerine gözlerini
açıyorum diyelim-“ “ama zevk almıyorsun?” nicole sırıtırken veronica gözlerini
devirerek çantasını omzundan yere bırakır “herkes şimdiden senden nefret ediyor biliyorsun,
değil mi?” “editör olan benim, onlar değil.
Üstelik genel kültür dersinden bedavaya geçeceğim gibi bir şey ve o nefret
ilerde bana çok yardım edecek, göreceksin..” veronica oda arkadaşının yaşil
gözlerinde o kurnaz parıltıyı görürken elinde olmadan gülümser “senin kadar cesur birini daha önce
görmedim ben nicole..” “babamdan geçmiş..” “çok da sakin bir adam gibi görünüyor
aslında..” nicole bir kahkaha atarken daha
öğrenmesi gereken çok şey olduğunu söyler ve dedikodu kazanından beslenmek için
odadan çıkarken veronica daha neler göreceğini düşünerek kendi kendine
gülümser.. “okuyamıyorum.” Eliza Cuma günü sınavı olan SKAP
kitabını çat diye kapatırken kütüphanede karşısında oturan faye ona bakar, yan
masalardan da bakışlar o tarafa dönüyorken eliza eliyle önlerine dönmelerini
işaret eder, sonra faye’e eğilirken fısıldar “sordun mu?” “neyi?” “ne demek neyi, dergideki
haberi.” “owen’ı dersten sonra göremedim,
gordon kütüphanesinde olması lazım..” eliza peki diyerek arkasına yaslanırken
faye kendi kitabından okuyup defterine notlar alıyordur, eliza parmaklarını
kitabın kabında tıpırdatmaya başlayınca faye kulağını tırmalayan sesle kalemini
elinden bırakır ve başını kaldırır “gerçekten owen’ın katharine’le
beraber olabileceğine inanıyor musun?” “olamaz mı? haftalardır beraber piyano
başında şarkı besteliyorlar, hem de nasıl bir şarkı-“ “şarkıyla çalışmaları yavaşladığında
yine sana dönecek, hikayenin kahramanı sensin-“ “ben o piyano çalarken kadife sesimle
onun gözlerine baka baka şarkı söylemiyorum.” Faye buna karşı çıkmazken kitabına
bakarak başını sallar, eliza şokla ona bakıyorken yine masaya eğilir “keaney owen’ı öldürür..” “ortada bir şey yoksa kimse kimseye
bir şey yapmaz, ama yok gerçekten bir şey varsa, ki ben bile bilmiyorum, hala
bir şey varsa owen da katharine de sonuçlarına katlanırlar, benim
destekleyeceğim ya da owen’ı koruyabileceğim bir konu değil..” eliza keyifle gülümserken faye
gözlerini devirir “owen her zaman haklı olamaz, o kadar
şaşırma..” “umarım bir şey yoktur, kavga çıkarsa
hiç çekemem, taraf tutmak da gerekir..” faye de umarım öyle bir şey olmaz
derken eliza’nın kitabını işaret eder “hadi aç, bugün en azından bir kere
okuyalım, sonra tekrar ederiz..” eliza kitaba ters ters bakarak açarken
faye’in notları roman olmuştur, kendinin sadece yarım sayfa karalamaları varken
iç çekerek kaldığı yeri açar.. owen kütüphaneden çıkmış, katharine’le
provalarından önce odasına dönüyorken jonathan ve jaden kapısının önünde onu
bekliyordur, geldiğini jonathan ayağa fırlar, elinde nicole’ün dergisi varken
delikanlı sırıtıyordur “haftanın haberini okudun mu?” “okumadım, sen misin?” “sensin..” owen kaşlarını çatarken jonathan
dergiyi ona verir, delikanlı alıp okurken odanıın kapısını açıyor, içeri girdiğinde
bir an dururken birinci sınıf asili ve ikinci sınıf güzeli kısmına
geldiğinde dergiyi indirir “öyle bir şey yok..” jonathan büyük bir hayal kırıklığı
yaşarken jaden ellerini birbirine çarparak gülüyordur “ben kazandım!” “nasıl yok, azcık da mı yok, kör
müsün-“ “katharine’in erkek arkadaşı var, öyle
bir şey olamaz. Sadece beraber çalışıyoruz-“ “anlamıyorum-“ “yok diyor yok, hadi sökül paraları..” jonathan jaden’ı savuştururken owen
yazıyı tekrar okuyor, iç çekerek dergiyi kapatır, kitaplarıyla beraber masaya
koyup odadan çıkarken jonathan ve jaden da derhal onu takip ediyordur.. SOUNDTRACK / Katharine
McPhee - Dangerous “geldi-aman tanrım..” eliza faye’in kolunu sıkarak salonun
kapısından girenleri gösterirken katharine ve erkek arkadaşı içeri giriyordur.
Kurbağalar kulaktan kulağa yayarak gelen çifte bakarken katharine gülümser,
diğerleri de gülümserken genç kızın yanındaki yakışıklı delikanlıda pek bir
tepki yoktur, nicole oturduğu yerden ikisine bakıyorken sırıtır ve yanındaki
veronicaya eğilir “benim de yanımda öyle bir tip olsa
ben de gülümserim-“ “gülümsediklerine şükret, gerçi daren
hiç mutlu görünmüyor..” veronica oturduğu yerden biraz
yükselip kapıya bakarken owen’ın hala nerelerde olduğunu merak ediyordur, bu merakında
yalnız değilken eliza da bakışlarını daren’dan çekmeden ikisinin katharine’le
beraber piyano başına geçmesini izliyordur, faye’e döner “ya dövecekse?” “saçmalama eliza-“ “çocuğun gözünden nefret akıyor-“ “hiçbirimizi tanımıyor da ondan,
katharine gayet rahat-“ “sevgilisi yasak aşkını dövecek çünkü,
ben de olsam ben de rahat olurum..” faye gözlerini devirirken salonun
kapısı bir kez daha açılır, bu sefer owen ve arkasındaki heyecanlı ikili
görünürken jonathan ve jaden daren’ı görünce heyecanla birbirlerine bakarlar,
owen hiç bozmadan yürüyorken piyanonun başındakilerle delikanlı göz göze
gelince owen hafifçe gülümser.. “ne kaçırdım?” jesse alexa’nın yanına çökerken
sarışın kız gözünü piyanonun tarafından alarak ona döner “daha bir şey olmadı..” “olacak mı sence?” alexa bilmediğini söyleyerek tekrar
sahneye dönerken herkes elindeki şeyle uğraşıyor gibi görünüyordur, ama asıl
gösteri başka bir yerdeyken birinden ses çıktığı anda bütün kafalar kalkar “selam owen” owen sessiz, dik ve yakışıklı bir
biçimde o tarafa doğru gidiyorken oturan kızların yarısı onu takip ediyor,
diğer yarısı da göz kırpmadan daren’a bakıyorken owen’ın selam veren sesi
duyulur, gözler bu sefer yanındaki erkek arkadaşını gösteren katharine’e
dönerken genç kızın sesi her zamanki gibi uysal ve güzeldir “bu daren, erkek arkadaşım.. ne kadar
güzel şarkılar söyleyeceğimi öğrenmek istedi.. daren, bu da owen, piyanoyu o
çalıyor..” keaney’den herhangi bir hareket
görülmezken owen elini uzatır- “ben bu çocuğu döverim..” cora jonathan’ın koluna vururken
concon elini kaldırarak bir şeyler homurdanır, yan taraftan keaney taraftarları
ona bir bakış atarken delikanlı önüne döner, owen yine en prens haliyle
konuşuyordur “memnun oldum bay keaney..” iki delikanlı el sıkışırken bay
keaney düzeltilmemiştir, yine jonathan’ın homurtuları duyulurken katharine
bir an kendi arkadaşlarının tarafına bakmış, sonra dönerek daren’a oturmasını
söyler, owen’ı da yanına alırken delikanlı merdivenlerden inen keaney’e tekrar
memnun olduğunu söyler, cevap alamadan tekrar katharine’in yanına geçerken
daren merkez masa grubunun arasında miranda’nın yanına oturarak buz mavi
gözlerini sahneye diker.. “dergideki yazı canınızı sıktıysa
üzgünüm katharine..” katharine nota defterini düzenliyorken
owen’a bakar “suçlu olan kimse yok owen, özür
dilemene gerek yok-“ “öyle bir dedikoduya sebep verecek bir
şey yaptıysam üzgünüm o zaman, öyle bir niyetim yoktu.” Katharine sessiz kalırken defteri
tekrar owen’ın önüne koyar, delikanlı onu izliyorken tekrar konuşur “gerçekten aramızda bir şey olmasını
dileseydim daha farklı olurdu inan, bunu erkek arkadaşına da açıklamamı
istersen seve seve yaparım-“ “gerek yok, gerçekten.. hadi biz
şarkımıza çalışalım, ikinci kısımdan girelim..” owen bir an emin olamaz, ama sonra
başını sallayarak tuşlara basarken tanıdık melodi salonu doldurur.. “owen, senden bir şey rica etsem yapar
mısın?” delikanlı ona dönerken elbette diye
cevaplar, katharine gülümseyerek şahane derken uzanarak piyanonun üzerindeki melekler
müzik kitabını alarak sayfaları çevirir, bir tanesini onun önüne uzatırken
delikanlı gülümser, katharine de ona eğilmiş, gülerken fısıldar “dedikoduları önlemiş oluruz hem..
gerçi şu anda o yazar her kimse burda bizi izlediğinden eminim..” owen başını kitaptan ona kaldırırken
cevap vermez, katharine gülümserken sorar “kız arkadaşın var mı owen?” delikanlı bir an ona bakarken başını
iki yana sallar, katharine güzel diyerek mikrofona gider, sonra dikleşirken
saçlarını arkaya atar, owen kitabı yerleştirmiş, notalara bakarak kendini
ayarlar, sonra tuşlara basmaya başlarken katharine şarkısına girer.. SOUNDTRACK / Katharine
McPhee – I Have Nothing “bu gösteride var mı?” faye başını iki yana sallarken tanıdık
melodinin girişiyle bir anda büyük bir alkış kopar, faye şaşkınlıkla etrafına
bakıyorken eliza sahnedeki kızı izliyordur, siyah saçları uzun, parlak, sesi
muhteşem, vücudu güzeldir ve birinci sınıftır, gülümseyince onu izleyenlerin de
yüzü aydınlanıyorken eliza dişlerini gıcırdatarak en sevdiği şarkılardan birine
ilk defa eşlik etmez.. şarkının ilk birkaç notasıyla bütün
salon coşmuşken arkadaki orkestra da ne olacağını anlamış, rahatça katharine’e
eşlik ediyorken owen gülümseyerek tuşlara basmaya devam ediyordur. Delikanlının
parmakları bir yerden sonra otomatik olarak hareket ediyorken kahverengi
gözleri sahnede erkek arkadaşına bakarak şarkısını söyleyen, simsiyah saçları
sadece onu aydınlatan ışıkla parlayan genç kızı izliyordur. Katharine arkadaki
dördüncü sınıfların da ona katılmasıyla yine ışıldayarak gülümserken sesi
güçlüdür, büyük salon genç kızın sesiyle titriyorken vokalin en yüksek
noktasında katharine ellerini açarak
şarkıyı söylediğinde owen gülümsüyor, ensesindeki bütün tüyler diken diken
olarak bakışlarını tekrar tuşlara indiriyorken şarkı bitiyor, katharine’in sesi
yine ipek gibi alçalıyorken owen da son tuşa basar ve sahnedekiler durduğunda
izleyenler ayağa fırlayarak alkışlıyordur, owen kalabalığı izlerken en ön
sıradaki keaney de alkışlıyor, bakışları bu kız benim diyorken owen de
sessizce piyanonun başından kalkar. Delikanlının kalkmasıyla kurbağaların
tarafından ikinci bir alkış koparken owen gülümser, katharine de gülerek onu
gösteriyorken bir an sonra delikanlının elini tutarak yanına alır, owen o an
elindeki elden başka bir şeyi duymaz olurken katharine ona dönüyordur, konuşur “kızma-“ “neye-“ ve owen daha sorusunu kendisi duyup
cevabını alamadan dudakları örtülürken bütün benliği titriyor, katharine onun ensesini
tutarak dudaklarını ona daha da bastırıyorken owen nefesini tutar, kalabalık
deli gibi şamata çıkarıyorken owen ancak katharine geri çekildiğinde tekrar
sesleri duyar, gözlerini açıp karşısındaki güzelliği gördüğünde genç kız
gülümsüyordur, mırıldanır “hiç fena değil..” ve dönerek basamakları inerken owen
boş bir akılla ona bakıyor, koşarak keaney’nin boynuna atılışını, az önceki
dudakların asıl sahiplerine dokunuşunu izliyorken dişlerini sıkarak yutkunur,
ikisi sarmaş dolaş çıkışa gidiyorken owen sahnede onun yanına atlayan
arkadaşlarının sesini duyarak başını çeviriyordur.. KURBAĞALAR VE PRENSLER Sınavlar şu günlerde herkesin ensesindeyken kafalar
da bambaşka yerlerde. Açılan sayfalar okunuyor, ama anlayan var mı? Şüpheli.
Beşinci sınıfların da bitirme projeleri onların hayatlarına tuz biber oluyorken
günleri aydınlatan, rüyaları süsleyen küçük detaylar da yine kanatların
altındaki fısıltılara karışıyor. Geçtiğimiz günlerde güzel prensesin kurbağayı değil
de gerçek prensi öpmesiyle ayaklanan dedikodulara bir sınır çekmenin imkanı
yok, ama bunların arasından ayrılan bir soru var ki hepsinden daha önemli: Bir
prens bir prens daha ne eder? Cevaplarınızı iyice kontrol edin, zil çaldıktan
sonra değiştirmek için fırsatınız olmayacak. Bütün kurbağaların bir gün yakışıklı prensler olması
dileğiyle, NL. “nasıl geçti?” nicole gayet başarılı bir iblisler
sınavından sonra kalemini çantasına atarak sınıftan çıkıyorken keyifle gülümser “çok iyiydi, senin?” liv şöyle böyle diyorken onun yanında
yürüyen rose öne eğilerek nicole’e bakar “sen ne ara çalıştın? Bütün hafta
dergi toparladın sanıyordum..” “dergiyi sabahtan akşama kadar
toparlamıyorum, siz bu haftanın dedikodularını okurken ben önümüzdeki haftayı
bitirip rahat rahat dersimi çalışıyorum-“ “sen her şeyi biliyorsun tabii, biz
senin bilmecelerini çözüyoruz.” Nicole gülerek aynen öyle derken liv
üzerindeki cekete biraz daha sarınarak sorar “benim kurbağam da prens midir?” “öp öğren..” “kaçıyor!” “kesin prens o zaman..” liv öflerken nicole gülüyordur, rose
arkadaşının koluna girerken konuşur “bugün ben de yardım ederim beraber
öperiz-“ “fazla abartıp hayvanın cılkını
çıkarmayın da..” liv heyliyorken nicole gülerek
onları bırakır “prens çıkarsa bana da haber verin,
haftaya dergiye yazayım..” “olur, hemen ararız, fotoğrafını da
çekersin!” “çekerim-ah ve rose, sana süper bir
işim var..” liv yandık diyorken rose
gülümser “neymiş?” “okuyucu mektuplarını
cevaplayacaksın..” “okuyucu mektubumuz mu var?” “haftayadan itibaren olacak, yeni bir
bölüm açıyorum GİZLİ MELEK. Hani şu gerçek dergilerde çok mutsuzum, sevgilim
beni öpmüyor, ne yapayım? bölümleri vardır ya, onun gibi bir şey..” “ve melek de ben mi olacağım?” nicole başını sallarken rose’un kocaman
gözleri endişeyle önce liv’e bakar, sonra nicole’e dönerken mırıldanır “ben yapamam nicole. ya yanlış bir şey
söylersem?” “ne kadar yanlış bir şey
söyleyebilrsin ki rose? Saçlarım kabarmıyor delireceğim! derse sen
şampuanını değiştir diyeceksin-“ “zaten herkesin de derdi o..” nicole liv’e bir bakış atarken genç
kız ağzını kapatır, yine görünmez olurken rose konuşur “sevgilileriyle ilgili bir şey
sorarlarsa ne yapacağım? Benim sevgilim bile yok.” “sen yazacak bir şeyler bulursun,
benim güvenim tam, değil mi liv?” nicole liv’in kolunu sıkarken genç kız
da başını sallar, rose iç çekerken nicole yine heyecanlı moduna geçmiş,
gamzeleri çıkarak kıkırdar “çok eğlenceli olacak! Ama kimseye
söyleme, kimliğin gizli olacak. Gizli meleksin sen-liv sen de ağzını açma..” liv dudaklarını fermuarlarken nicole
aferin diyordur, rose da gülümserken en azından kimliğinin gizli olması iyidir,
nicole hala çok eğlenceli olacağını iddia ediyorken liv’in de hoşuna gitmiştir,
rose da sonunda teslim olurken gizli melek kanatlarını çırpmak için bekler.. katharine şarkının ikinci yarısının
ilk kısmında bir an durur, yanında oturan owen’ın elini tutarak piyanoyu da
durdururken delikanlının elini bırakmadan nota defterine uzanır “burada daha sakin olalım, çabuk
geçiyoruz..” owen başını sallarken katharine elini
çeker, delikanlı boş kalan yere bakıyorken genç kız ne yaptığının farkında bile
değildir, uzun saçlarını bileğindeki tokayla toplarken owen yayılan şampuan
kokusuyla biraz daha derin bir nefes alır, sonra önüne dönerken katharine daha
sakin kısmı kendi başına söyleyerek alışmaya çalışıyordur, müzik salonunda
onlardan başka kimse yokken owen ikinci tekrarda piyanoyla tekrar araya girer,
katharine gülümseyerek sesini biraz daha yükseltirken ikisi şarkıya devam
ederler.. “biraz suya ihtiyacım var..” katharine hafifçe öksürürken owen
yanında yere koyduğu şişeyi alır, kapağı açıp genç kıza uzatırken katharine
teşekkür eder, alıp içerken owen onu izliyordur, katharine de göz ucuyla ona bakarken
gülümser, içtiği su dudağının kenarından akınca gülerek şişeyi indirir, elinin
tersiyle suyu siliyorken owen da gülümser, genç kız elini indirerek neresinin
ıslandığına bakıyorken biraz sonra çenesi tutularak sağına döndürülür ve
dudakları örtülürken nefesini tutarak farkında olmadan elindeki şişeyi biraz
daha sıkar.. ikisinin dudakları birbirine
dokunuyorken owen’ın parmakları hala genç kızın çenesindedir, katharine kılını
bile kıpırdatmıyorken biraz sonra karşısındaki delikanlının dudakları aralandığında
katharine sanki aklını kaybetmiş başını sağa eğerek ağzını açar, owen’ın
parmakları çeneyi bırakıp genç kızın boynundan ensesine uzanırken katharine boş
kalan elini kaldırarak delikanlının yanağına koyar, ikisi bir kez daha
birbirlerine uzanırken katharine hızla bir nefes alarak dikleşir ve kendini
geri çekerken owen onu bırakmamış, kahverengi gözleri açılarak bir an parlar,
katharine büyümüş gözlerle ona bakıyorken bir şey söylemek ister, ama nefes
almak bile zor geliyorken genç kız başını çevirir, oturduğu yerden kalkarak
sahneden inerken adımları hızlıdır, elindeki şişeyi eğilerek koltukların
yanında bir yere bırakır, kazağının kollarını iyice ellerine çekerek koşar
adımlarla salondan çıkarken owen yutkunarak onun arkasından bakıyor, az önce ona
dokunan parmaklarını piyanonun tuşlarına koyarak sessizce biraz daha oturur... ![]() |


