SOUNDTRACK / Robbie Williams – Straighten Up and Fly Right

#19 – Everything In Its Time

 

SOUNDTRACK / Robbie Williams – Straighten Up and Fly Right

 

 

“kim gücünü gerçekten biliyor merak ediyorum, eller kalksın!”

 

jonathan kendini gücü öğrenmiş, artık bilinçli bir melek olarak hayatına  devam edecekken diğer bilinçli arkadaşlarını da görmek istiyordur, masada jesse ve venüs kızlarıyla beraber nicole’ün de eli kalkarken jonathan ona döner

 

“senin gücün ne ki?”

“çok güzel adam döverim-“

“bir de dedikodu yaparsın, evet..”

 

nicole onun koluna bir yumruk geçirirken masadakilere döner

 

“bilek güreşi yapalım..”

“sonra da miss natalie hepimizi sınıfta bıraksın, olmaz..”

 

nicole cora’ya aldırmadan gözlerini devirir ve iki masaya da bakıyorken sorar

 

“kim önce başlamak ister, kaybeden kazananın her istediğini yapacak, hadi.. sadece bu gece!”

 

jonathan derhal nicole’ün elini yakalarken ikisi birbirlerine döner, jaden onların önlerindeki tabakları uzaklaştırıyorken ikisi de sağ ellerini tutuşmuşlar, dirsekleri masaya koyarak  birbirlerine bakarken jesse arkalarından gelip aralarından uzamış, ellerini tutarak 3’e kadar sayar, sonra bırakarak geri çekilirken jonathan daha ha diyemeden nicole onun elini masaya değdirir, concon şokla ona bakıyorken nicole ellerini birbirine vurup sürter

 

“evet concon-“

“sen ne zaman bu kadar güçlendin?”

“az önce, evet şimdi düşünelim..”

 

jonathan bileğini ovuyorken nicole arkadaki veronica ve dick’e danışıyordur, üçü kafa kafaya bir şeyler konuşuyorken sonunda karar verildiğinde üçü de başlarını sallar, nicole kurbanına dönerken gülümser

 

“gidip rose’u öpeceksin.”

 

Masadan hoholar yükselirken jonathan derhal cora’ya bakar, genç kız sırıtıyorken jonathan kaşını kaldırır, cora hafifçe omzunu kaldırıp tekrar indirirken jonathan gözlerini kısar ve diğer masaya dönerek sadece yemeğiyle ilgileniyormuş gibi görünen rose’e bakar

 

“rose!”

 

rose irkilerek o tarafa dönerken jonathan masadan kalkmış, göğsünü gere gere o tarafa yürüyorken rose kahverengi gözleri büyüyerek ona bakıyordur, elindeki çatalı kaldırır

 

“başka birini öpsen olmaz mı?”

“olmaz, istek bu-“

“ama ben..ben-“

 

jonathan derhal adımlarını durdururken nicole’e döner

 

“olmaz, başka birini seç-“

“neden?”

“olmaz, kızı ilk defa bilek güreşinde ona piyango vurdu diye öpemem-“

“ondan değil!”

 

bu sefer herkes rose’a dönerken genç kızın yanakları kıpkırmızıdır

 

“ben..öpüşünce pek güzel şeyler olmuyor-“

“çok merak ettim gel..”

 

jonathan koşar adımlarla rose’un yanında biter, genç kıza eğilip dudaklarını örterken  rose nefesini tutar, jonathan da gözlerini kapatmış, bir an sonra kasılırken rose onun yüzünü tutuyor biraz sonra hafifçe dudaklarını geri çekerken jonathan ağzı açılarak bir an orada kalır, sonra gözlerini açarken rose endişeyle ona bakıyor, fısıldar

 

“iyi misin?”

“ne yaptın sen?”

“bilmiyorum, kendiliğinden oluyor..”

 

jonathan nefesini toplayarak yutkunur ve doğrulurken rose’u işaret ederek diğerlerine döner

 

“bu kız hepimizi solda sıfır bırakır..”

 

her ağızdan heyecanlı bir ne oldu?! çıkıyorken jonathan ellerini iki yana açarak bir an düşünür, bir şey söylemek istiyor, ama doğru kelimeleri bulamıyorken gözlerini kısar

 

“böyle sanki çok istediğin bir yerde, süper bir şey yapıyorsun da sanki bütün hayatın boyunca onu yapmak istemişsin, ama yapamamışsın, ama şimdi yapıyorsun, inanamıyorsun, ama aslında gerçek olmadığını biliyorsun, ama sonra gerçek sanıyorsun-“

“evet delirmişsin sen..”

 

jonathan jaden’a masadaki peçetelerin birini atarken yerine oturur ve diğer masada herkesin izlediği rose’a bakar

 

“ben olsam milleti öper para kazanırdım-“

“jonathan!”

 

jonathan ne!? diyorken cora onu yanına çekip oturtur ve dudaklarına bastırırken jonathan sırıtarak kıskanç kelebeğinin beline sarılır..

 

 

“evet, sıradaki!”

 

nicole bileğini kaldırarak sıradaki rakibini bekliyorken lonna geçip karşısına oturur, nicole kaşını kaldırırken lonna da aynı şekilde kaşını kaldırır

 

“korktun mu gamzeli?”

“pembeden mi korkacağım?”

 

lonna hahlarken nicole yan taraftaki jaden’a döner

 

“sıramı sana veriyorum jaden-“

“olmaz-“

“istediğimi yaparım, oyunu ben buldum-“

“ben seninle yarışacağım-“

 

nicole yorgunum ben diyerek kalkar ve jaden’la yer değiştirirken lonna karşısına geçip oturan delikanlıya bakar

 

“Pazartesi günü yazı yazamazsan benim suçum değil..”

“aynen..”

 

lonna açık bekleyen elinin parmaklarını sallar ve jaden’ın elini isterken delikanlı gömleğinin kolunu kıvırarak dirseğini masaya yaslar, lonnanın elini sımsıkı kavrarken ikisi birbirine bakıyor, delikanlı sırıtırken nicole başlayın! diye bağırdığında lonna ve jaden aynı anda birbirlerini zorluyorlardır, lonna feryat ederek elinin masaya değmesini izliyorken jaden gülüyordur

 

“gerçekten kazanacağını falan mı sandın?”

 

lonna öfkeli bir şekilde bileğini tutuyorken jaden hala tip tip gülüyordur, konuşur

 

“istediğimi yapacaksın..”

“rüyanda!”

 

masa yine hoholarken jaden ellerini kaldırarak sakin olmalarını işaret eder, lonna herkese bir bakış atarken pembe saçları ve mavi gözleri sinirden parlıyordur, biraz sonra karşısındaki delikanlı oturduğu yerden ona biraz yaklaşır, lonna aynı şekilde geri giderken şokla kaşlarını çatar

 

“asla!”

“ama yendim-“

“başka bir şey iste-“

“bileziğini de çıkar derdim ama-“

 

jaden suratına bir tokat yerken dişlerini sıkarak lonna’ya bakar, genç kızı bileğinden tuttuğu gibi kendine çekerken ikisinin dudakları birbirine çarptığında nicole’ün gözleri büyür, diğerleri hoholayarak masaya vuruyorken lonna delikanlının başını tutarak ağzını açar, jaden genç kızın bileğini biraz daha sıkarken lonna onun dudağını emerek başını geri iter, sonra da bileğini çekip masadan kalkarken jaden gözlerini açıp beyin ölümünün gerçekleştiğini ilan etmek için açık ağzından anlamsız bir ses çıkarır..

 

 

lonna kendini tuvalete atmış, aynada kendine bakıyorken elleri mermeri sıkıyordur, biraz sonra masadaki bütün kızlar içeri doluşurken lonna inleyerek başını öne bırakır, cora onu tutarak sarsıyorken nicole onun nasıl bir öpüş olduğunu bağırıyordur, lonna tekrar başını kaldırırken rose’u bile orada görünce tekrar inler, kızlar gülerken cora ikizinin başına eğilip gülerek konuşur

 

“çocuğu öldürdün lonna!”

“ki jaden kolay kolay ölmez!”

 

kurbağalar alexa’ya katılıyorken lonna başını kaldırarak aynadan anna’yla göz göze gelir, genç kız ona göz kırparken lonna mermerleri bırakıp arkasını döner, siyah elbisesi tuvaletin yumuşak ışığında pırıl pırılken genç kız konuşur

 

“içeri döndüğümde bu gülümsemelerin hepsi silinecek!”

 

kızlar daha da sırıtırken lonna parmağını onlara kaldırır

 

“ciddiyim!”

“jaden’dan hoşlanıyor musun lonna?”

 

lonna kardeşine bakarken grrlar, cora gülerken lonna önüne dönerek konuşur

 

“olabilir! Ama uzatmayın-“

“OLABİLİRMİŞ!”

 

kızlar bağırarak alkışlarken lonna hepsinden nefret ettiğini bağırarak tuvaletten dışarı fırlar, kızlar güruh halinde onun arkasından çıkarken gerçekten tuvalet amacıyla orada olan kızlar bir anda sessizleşen ortamda birbirlerine bakıp sonra işlerine dönerler..

 

 

lonna ve arkasındaki kızlar grubu tekrar yerlerine döndüklerinde hiçbirinin ağzını bıçak açmıyordur, böyle olunca az önce ne hakkında konuştukları hiç anlaşılmamışken erkeklerin de sesi çıkmıyordur, herkes gayet doğal bir şekilde etrafını inceliyorken diğer masadan bir iskemlenin itilmesiyle başlar o tarafa döner, owen yerinden kalkmış, bir yere gidiyorken bütün gözleri onu takip ediyordur, nicole veronica’nın kolunu dürterek makineyi ortaya çıkartıyorken owen’ın asıl yönü belli olduğunda kurbağaların gözleri büyüyor, dick’in ise kaşları çatılıyordur..

 

 

owen katharine’nin yalnız başına oturduğunu gördüğü anda yerinden kalkarken herkesin ona bakması umrunda değildir, herkesin dansa kalkarak yalnız bıraktığı masalar arasından yürüyorken ördeklerin masasına yaklaştığında katharine de onu görmüş, elindeki kadehi bırakır, delikanlı onun etrafına bakıp kaçacak bir yer aradığını görebiliyorken buna fırsat vermeden yanına geldiğinde katharine başını kaldırarak ona bakar, owen elini uzatarak gülümserken sorar

 

“dans edebilir miyiz katharine?”

 

genç kız yutkunurken owen elini çekmiyor, bakışlarını değiştirmiyor, olduğu gibi bekliyorken katharine biraz sonra iç çekerek elini ona verdiğinde owen gülümser ve genç kızı iskemlesini tutarak ona yardım ederken ikisi el ele piste ilerliyor, geride bir yerlerde fotoğrafları çekiliyorken ikisinin de haberi olmuyordur..

 

 

SOUNDTRACK / Jon Mclaughlin – So Close

 

 

Giren şarkıyla beraber salondaki ışıklar yumuşarken pistte kalan çiftler biraz daha birbirlerine yaklaşıyordur. Owen elini tuttuğu katharine’i yavaşça kollarına alırken genç kızın ince belini tutar, elleri tam doğru yerde duruyorken ikisi de bir an adım atmayı unuturlar, katharine’nin gözleri bir şeyler arıyor gibi bakıyorken owen onun saçlarının dalgalarını takip ederek dudaklarından tekrar gözlerine döndüğünde genç kızı biraz daha kendine çekerek ilk adımı atar, katharine de ona doğru bir adım atarak geri dönüşü olmayan dansa başlarken owen gözlerini ondan ayırmadan adım atmaya devam eder..

 

 

Owen katharine’in belini bırakarak onu hafifçe iterken katharine siyah etekleri havalanarak döner, başını eğerek önüne bakarken adımları tekrar delikanlıya döndüğünde owen onu yine eskisi gibi tutar, nefesi genç kızın saçlarına değiyorken ikisi küçük adımlarla dönüyor, dimdik durarak dansı gerektiği gibi devam ettiriyorken owen onları uzaktan izleyen miss natalie’ye gülümser, katharine de ikinci adımda dönüp genç kadını gördüğünde hafifçe gülümser, owen onun gülüşündeki burukluğu gördüğünde genç kızın bakışlarını yakalar

 

“katharine, iyi hissetmiyorsan oturabiliriz..”

 

katharine başını iki yana sallarken  hafifçe gülümser, owen emin değil, ama dans etmeye devam ederken etrafında onlar gibi dans eden diğer çiftlere bakar, hiçbirinin önlerinde bir engel yokken owen yutkunur ve tekrar katharine’e bakarken genç kız da ona bakar, o sırada şarkı bir an durup sonra sanki büyülenmiş gibi tekrar doğarken owen katharine’e sadece elinden tutarak iter, genç kız kendi etrafında dönerek boştaki elini de yana açarken owen tekrar ona döndüğünde ikisi de geniş adımlarla pisti dönmeye başlar..

 

owen kusursuz adımlar atarak kollarındaki kızı adeta uçuruyorken müzik tekrar yavaşladığında owen katharine’i belinden eğerek hafifçe yatırır, genç kızın yüzünde heyecanlı bir gülümseme varken delikanlı da gülümser ve onu tekrar kaldırırken katharine onu omzuna tutunuyor, pistteki diğer çiftlerle uyum içinde dönüyorken owen onu yine serbest bıraktığında katharine parmaklarının ucunda hafifçe yükselerek kendi etrafında döner, ikisinin elleri bir an ayrılırken genç kız topukları üzerine bastığında owen’ı tam karşısında bulur, ellerini delikanlının göğsüne koyarken owen da onu belinden tutuyor, ikisi yavaş adımlarla iki yana sallanırken katharine gülümser, delikanlının ellerinden başka sadece nefesi ona dokunuyorken şarkı bittiğinde owen genç kızın saçlarının kokusunu son bir kez içine çeker ve ikisi de bir adım uzaklaşarak birbirlerine bakarken owen göğsündeki ellerin birini alarak genç kızı tekrar önüne katar ve pistten indirirken elini tutan parmakların biraz daha güçlü olduğunu hisseder..

 

 

“hepimiz öldük. Yarın saraya mektup yollayın, prens aşk yoluna kurban gitti dersiniz..”

 

bu sefer kimse gülmez ve bütün başlar sallanırken jonathan da ciddidir. malum çift danslarını bitirerek sahneden inerken, faye diğer masada oturan eliza’ya bakar, genç kız tabağındaki sebzeleri itekliyorken  faye iç çeker ve tekrar önüne dönecekken üzerine düşen su bardağıyla feryat ederek yerinden fırlayınca kurbağaların dikkati bir süre için dağılarak piz’in istemeden ıslattığı faye’e odaklanıyordur..

 

 

“hemen dönerim..”

 

dick veronica’nın elini bırakarak masadan kalkarken genç kız havada kalmış elini indirerek nicole’e döner

 

“dick’in hoşuna gitmiyor..”

“kızın sevgilisi dick değil-“

“ama owen da çok doğru bir şey yapmıyor-“

“bir gün senin başına da gelirse anlarsın veronica, doğru ya da yanlış demek o kadar kolay değil.. şimdilik biz kendi derdimize bakalım, getir makineyi..”

 

veronica makineyi arkadaşına verirken nicole keyifle gece boyunca yakalanan karelere bakıyordur, veronica iç çekerek dick’in gittiği taraftaki ördekler masasına bakıyorken dudağını kemirir..

 

 

owen tekrar masaya dönüyorken yolda dick’ten saldırgan bir bakış yemiş, duruşunu bozmadan devam ediyorken tekrar yerine geldiğinde faye üzerini kurulamaya çalışıyordur, delikanlının bacaklarını görünce başını kaldırır

 

“su döküldü, balolarda şansım yok benim..”

 

piz yanında tekrar tekrar özür diliyorken faye önemli değil diyerek elbisesini biraz daha kurular, eteklerini havalandırarak öylece otururken owen’a döner

 

“o dans olay olacak, biliyorsun değil mi?”

 

owen başını sallarken mırıldanır

 

“dick dövecekmiş gibi baktı..”

“gruplarını birbirine düşüreceksin..”

“sadece dans ettik faye-“

“o sadece dans değildi.. sana da geldiklerinde sadece danstı diyerek sıyrılmaya çalışma, yaptıysan arkasında dur-“

“katharine durursa dururum-“

“katharine şimdi gelip biz owen’la beraberiz mi diyecek owen? Mantıklı düşün.. ama deme ihtimali varsa da sen sadece dans ettik dersen diyeceği varsa da demez-“

“ki sen öyle bir şey dersen ben seni pataklarım..”

 

owen diğer yanından lafa karışan liv’e bakarken genç kız ciddidir, başını sallar

 

“prenssen prensliğini bileceksin, istediğin şeye sahip çıkacaksın. Katharine yine dönüp daren’a giderse de en azından sen dürüst olmuş olursun..”

 

owen başını sallarken faye ve liv de başlarını sallıyorlardır, diğer masadan sıkılan jonathan onların yanlarına sokulup ne konuştuklarını sorarken liv yok bir şey diyordur, jonathan ilk defa üstelemeden faye’in ıslak elbise mevzusuna girerken piz yine özür dileme seansına başlıyordur..

 

 

“hadi gülümse biraz..”

 

eliza keera’nın sesiyle başını kaldırırken ondan başka kimsenin keera’yı duymadığını tekrar hatırladığında rahatlar ve tekrar tabağına dönerken omzunu silker

 

“istemiyorum, hatta kalkıp odaya gideceğim sanırım-“

bunlara alışman gerek eliza, sonunda ölüm yok ya-“

içimden bir şey yapmak gelmiyor keera..”

yapabilsem ben seni dansa kaldırırdım, ama durumum belli..”

 

eliza gülümserken keera aha! diyerek zaferini belgeler. Eliza başını kaldırarak salondaki kalabalığı izlemeye başlar, o sırada kendine özel sohbet arkadaşı ona bugün ölüler dünyasından haberler veriyorken eliza diğer tarafa geçerken kolunu unutan adamın hikayesini dinleyerek gülümser..

 

 

“nicole, sen hepimizden önce evlenmeyecek miydin?”

 

nicole fotoğraflardan başını kaldırarak yan masadaya dönerken güler

 

“nereden çıktı şimdi concon, damat mı buldun?”

“bulsam evlenir misin?”

“ben şu an kariyerime odaklanıyorum, lütfen..”

 

nicole elindeki fotoğraf makinesine dönerken dergide çalışan kızlardan biri masalarına gelerek heyecanla nicole’ün kolunu yakalar

 

“daren’la miranda kavga etmiş!”

“nerede?!”

“dışarda, az önce! Daren owen’la katharine’in dansını görmüş, sonra bağrışmışlar, daren belki dergiye demeç bile veririm demiş-“

“ölürüm!”

“-daren keaney nasıl boynuzlandı ve miranda bunu ondan nasıl sakladı! diye bağırmış-“

“miranda biliyor muymuş?”

 

herkesin bakışları owen’a dönerken delikanlı bir an kendini tutamamıştır, sakinleşerek arkasına yaslanırken nicole parlayan gözlerle tekrar kıza döner

 

“bunu kim duyduysa kelime kelime neler olduğunu anlattır,  yarın yeni sayı için tekrar toplandığımızı da herkese yay!”

 

kız başını sallayarak uzaklaşırken nicole önüne dönüyordur-

 

“hepsini yazacak mısın?”

“elbette yazacağım, belki sizin hatalarınızdan birileri bir şeyler öğrenir..”

 

ve genç kız heyecanla masadan kalkıp uzaklaşırken liv onun arkasından bakıyordur, derin bir nefes alır

 

“destek mi oluyor, azarlıyor mu anlamıyorum çoğu zaman..”

 

herkes aynı fikirdeyken kafaları karıştırma kraliçesi ekibiyle buluşarak yarın için yapılacak işleri ayarlıyordur..

 

 

“baloyu bitiriyor muyuz kurbağalar?”

 

yorgun kafalar jonathan’ın teklifiyle sallanırken herkes iki haftanın uykusuzluğunu çıkarmak istiyordur, masalar yavaş yavaş boşalırken lonna da yerinden kalkmış, eteğinin bir tarafına girip girmediğine bakıyorken jaden yine yanında biter

 

“odana götürmemi ister misin?”

 

lonna başını kaldırırken tuttuğu eteğini bırakarak elini jaden’ın göğsüne koyar

 

“bak morgan-jaden..”

 

delikanlı gülümserken lonna devam eder

 

“böyle elbiseler giyip topuklarla salınmayı başarıyorum, ama odama yürünmesi ya da ay ışığında dans gibi olaylardan nefret ederim-“

“ayın ışığı buraya vurmuyor zaten-“

her neyse!

 

ikisi de gülerken lonna elini çeker

 

“yarın antrenmanda görüşürüz..”

 

jaden başını sallarken lonna da hafifçe gülümser, arkasını dönecekken eli tekrar tutulduğunda güler, geri döndüğünde jaden dudaklarına eğilir, sanki diğer öpücükteki hazırlıksız yakalanışının intikamını alır gibi genç kızı ensesinden tutarak öperken lonna yine onun göğsüne ellerini koymuş, hafifçe arkaya eğilerek öpülürken bir an düşecek gibi olur, jaden onu tutarak başını geri çekerken lonna yutkunarak önüne bakar

 

“ayakkabılar..”

“topuklar çok yüksek olunca dengeni kaybettin, değil mi?”

 

lonna evet diyerek başını sallarken jaden sırıtır, genç kız onun yüzüne bakmadan kollarından sıyrılırken jaden da ellerini çeker, lonna eteklerini tutarak gidiyorken kendine kendine gülümseyerek dudaklarını ısırıyor, onu izleyen jaden ellerini pantolonunun cebine sokuyor ve boş masaya son bir kez bakıp kimsenin arkada bir şey bırakmadığını görerek o da balodan ayrılıyordur..

 

 

SOUNDTRACK / The Perishers – Sway (Acoustic)

 

 

Dick masadan kalktıktan sonra ördekler tarafında katharine’i bir güzel azarlamış, kurbağalar masası bu durum karşısında sessiz kalmayı tercih etmişken dick kendini dışarı attığından beri veronica da onu arıyordur. Odaya gitmeden önce nedense geçen sefer bahçede gittikleri o ıssız tepeciğe gitmek aklına gelmiş, ayakkabılarını çıkararak yokuşu tırmanıyorken çimlerin üzerinde oturan sarı kafayı gördüğünde rahatlar. Adımları yavaşlayarak ezdiği çimler onun geldiğini haber veriyorken dick arkasına bakar, onu görünce bir şey söylemeden tekrar önüne döner. veronica da tek kelime etmeden gidip delikanlının yanına otururken kolunu onun koluna dolar, başını da omzuna yaslarken dick başını çevirerek genç kızın saçlarını öper, sonra yine sessizliğine dönerken veronica ona eşlik eder..

 

 

“ben katharine’i çok seviyorum..”

 

veronica dickie’nin çatlak sesiyle başını hafifçe ona kaldırırken delikanlı mırıldanır

 

“hepimiz arasında en dürüst, en dobra olduğu için seviyorum.. ilk gün hepimizi nasıl azarlayıp, nasıl laflar sokuyordu görmeliydin.. daren’la ilk tanıştıklarında da çocuk ona yanlışlıkla çarptığı için bir ton azarlamış..”

 

veronica gülümserken dickie de gülümser sonra iç çekerek yine üzgün haline dönerken konuşur

 

“bütün arkadaşlarımı teker teker kaybedecek miyim? Neler oluyor bilmiyorum-“

“katharine’i kaybetmedin ki dick..”

“bilmiyorum veronica, çok ağır şeyler söyledim-leigh’den ne farkın var dedim ve benim ağzımdan öyle bir şey çıkması demek..”

 

delikanlı iç çekerek gözleri kapatırken veronica doğrulur, dizleri üzerinde durarak delikanlının önüne geçerken dickie onun çimleri ezen elbisesine bakıyordur

 

“leke olacak-“

“olsun, bana bak..”

 

delikanlının üzgün mavi gözleri veronicaya bakarken genç kız onun yüzünü tutarak dudaklarına uzanır, ikisi yavaşça öpüşürken veronica geri çekildiğinde gülümser

 

“arkadaşlar arasında böyle şeyler olur, ben de eskiden sürekli birilerine bağırırdım, çok deliydim aslında görmen lazımdı, ama sonra geçti..”

 

dickie gülümserken veronica onun yüzünü bırakmamış, bir eliyle saçlarını düzelterek sakin sesiyle konuşmaya devam eder

 

“bazen çok kızdığında istemediğin şeyler söylersin, aslında başka şekilde de söylesen derdini anlatabilirsin, ama o an canını acıtmak istersin-“

“aynen öyle, ki ben katharine’nin canını acıtmak hiç istemem, bir anda ne oldu-“

“olabilir, ben de bazen senin canını acıtmak istiyorum, ama bu seni sevmediğim anlamına gelmez, değil mi?”

 

dick’in bakışları bir an değişirken veronica da durmuş, ikisi birbirlerine bakıyorken delikanlı mırıldanır

 

“beni seviyor musun?”

 

veronica dudaklarını ısırırken  dick’in yüzünü tutan eller delikanlının boynuna inmiştir, dick onun bileklerini tutarak genç kızı kendine çekerken veronica gülümser, delikanlı da gülümserken bir kez daha sorar

 

“beni seviyor musun veronica?”

 

veronica gözlerini kapatarak başını sallarken dick gülümser, gözleri yine parlarken veronica sanki ondaki değişikliği hissetmiş, mavi gözlerini açarak ona bakarken biraz sonra dick ona uzandığında nefesi kesilerek dudaklarını aralar, ikisinin nefesleri karışırken dick de oturduğu yerde biraz doğrulmuş, genç kızın saçlarından ellerini sokarak yüzünü kendine çekerken veronica ona sarılmış, ikisi de birbirini içer gibi öpüyorken şimdiye kadar hiç böyle öpüşmemişlerdir, ikisi de bunun farkındayken kimse önce çekilmek istemiyordur. Veronica dizleri üzerinde delikanlıya biraz daha yaklaşarak bacaklarının arasından göğsüne yaslanırken dick kendini geriye bırakır, veronica gülerek onun üzerine düşerken ikisi yavaşça öpüşmeye devam ederek öylece çimlerde uzanırlar..

 

 

“üşüdün mü?”

 

veronica bir hayır mırıldanırken dickie üzerinde yatan kızın saçlarına üfler, sarı teller havalanırken dick bakışlarını gökyüzüne çevirmiş, kayan yıldızları izliyorken veronica başını kaldırarak ona bakar

 

“sen üşüdün mü?”

 

dick başını iki yana sallarken veronica uzanarak onun çenesini öper, delikanlı gülümserken genç kız yavaş yavaş boynuna doğru öpmeye devam ettikçe gülümsemeyle beraber dick’in kaşı kalkıyordur

 

“veronica?”

 

genç kızdan bir hmm duyulurken dick o sesle üzerindeki çıtı pıtı bedeni alıp ters çevirir ve üzerine çıkarken veronica feryat eder, gülerek delikanlının boynuna tutunurken dick başını tesadüfen kaldırıp yokuşu tırmanan profesör dalton’u görünce gözleri büyüyerek veronica’nın üzerinden kalkar, genç kızı da ellerinden tutup havaya çekerken veronica derhal kalkıyor, ne olduğunu da soruyorken birazdan profesör dalton’nun sesini duyduğunda eteklerindeki otları silkeleyerek o tarafa döner-

 

“bahçede dolaşmak için biraz soğuk bir gece, değil mi?”

“öyle profesör, biz de gidiyorduk..”

 

veronica da dickle beraber hızla başını sallarken yere uzanıp ayakkabılarını alır, sonra tekrar delikanlının elini tutarak onun ardından koştururken dickie biraz sonra gülmeye başladığında veronica da bir kahkaha atar..

 

 

SOUNDTRACK / Everybody Else – I Gotta Run

 

 

“aç mıyım? Evet, açım.”

 

Nicole karnını yoklayarak hamurlu ve şekerli şeylerin olduğu tarafa giderken veronica da neredeyse uçacak, mutlulukla onu takip ediyordur, kurabiyelerin ve poğaçaların kokusu cennet gibiyken nicole yanındaki mutlu şebeğe bakar

 

“neden bu kadar mutlusun sen?”

“dün gece çok güzeldi..”

“evet, bütün masa takımı bize düşman oldu, süperdi gerçekten-“

“öyle değil, dick ve benim için..”

 

nicole hmmlarken veronica bir kurabiye alıp kemirerek anlatır

 

“onu sevdiğimi söyledim..”

“o ne dedi?”

“efendim?”

 

nicole poğaça beğenmeye çalışıyorken elindeki maşayı sallayarak açıklar

 

“sen seni seviyorum diyince o ne dedi?”

“bir şey demedi, öpüştük?”

 

nicole yine hmmlarken veronica kurabiyeyi indirir

 

“niye öyle dedin?”

“tipik erkek tripleri..”

“neymiş trip?”

“kıza seni seviyorum dedirtip sonra kendisi bir şey dememek-“

“öpüştük ama-“

“olsun! onun da demesi gerekiyordu.. sen kalbini açtın, kilitleri kaldırdın-“

 

nicole maşayı sallayarak kalbinden fışkıran kilitleri gösteriyorken veronica kaşlarını çatar

 

“dick beni sevmiyor mu o zaman?”

 

nicole ellerini kaldırarak orasını bilemeyeceğini söylerken  poğaçaları bırakıp portakal suyu sırasına girer, veronica elindeki kurabiyeyi kemirmeye devam ederek dün gecenin ayrıntılarını düşünürken gün artık o kadar da güzel değildir...

 

 

owen kahvaltı için restorana giriyorken şöyle bir etrafına bakar, dün akşamın ünlü yüzleri henüz etrafta değilken delikanlı sol tarafa döndüğünde katharine’i kutu sütlerin önünde bulur, o tarafa ilerlerken genç kız da yanına birinin geldiğini hissetmiş, başını o tarafa çevirirken owen’ı gördüğünde bir an durur, delikanlı da onun duraklamasını görünce standın diğer köşesinde kalırken katharine sütünü tepsisine koyarak onun yanına gider

 

“günaydın..”

“günaydın katharine, iyi misin?”

 

katharine başını iki yana sallarken mırıldanır

 

“bir süre daha iyi olamam sanırım owen..”

 

delikanlı başını sallarken genç kızın bir süre yalnız kalmak istediğini anlamış, hafifçe gülümseyerek kenara çekilirken katharine teşekkür eder ve sonra görüşeceklerini söyleyerek uzaklaşırken owen onun arkasından bakıyor, siyah saçlarının yorgunluğundan işlerin ne kadar kötü olduğunu tahmin edebiliyorken iç çekerek arkasını döner, o anda jonathan onu kolunun altına alırken owen onun nereden çıktığını anlamamış, yanına bakar

 

“nereden çıktın sen?”

“arkadaydım, ikinizi görünce saklandım-ee ne olmuş?”

 

owen jonathan’ın plastik kaşıkla karıştırdığı zeytinlere bakıyorken konuşur

 

“tam olarak bilmiyorum, ama çok üzgündü-“

“ayrılmışlar çünkü..”

 

owen yine delikanlıya dönerken jonathan yandan bir tabak çekip zeytinleri tabağa koyar, sonra owen’ı itekleyerek peynirlere ilerlerken konuşmaya devam eder

 

“sabah koridordaki kızlardan duydum, onlar da gordonlu kızlardan duymuş.. katharine gecenin bir yarısı yüzünden düşen bin parçayla beraber gordon binasından ayrıldı şeklinde haberler geldi kulağıma..”

“sadece kavga etmiş de olabilirler-“

“miranda keaney’le beraber kalmış-“

“onu da mı duydun-“

“önce onu duydum, sonra diğeri de gelince durum anlam kazandı zaten..”

 

jonathan kuzenine göz kırparken owen bir sıra daha itilerek domateslerin önüne gelmiştir, konuşur

 

“daha bir süre iyi olamam dedi zaten..”

“kesin ayrılmışlar, başardın tebrikler-“

“ben onları ayırmadım jonat-“

“prens tacım yanımda olsa ona anlat diyeceğim, ama maalesef.. çekil biraz..”

 

owen çekilerek jonathan ve domateslerini yalnız bırakır, yiyecek bir şey almadan masalara doğru ilerlerken katharine ortalarda görünmüyordur...

 

 

“biraz zaman vermek bu durumda mantıklı-“

 

faye geri zıplayarak owen’ın epesinden kendini kurtarırken owen tühleyerek güler, faye hahlayarak tekrar başlangıç pozisyonuna geçerken şimdi de o saldırıyordur, genç kız bir hamle yaparken owen epenin ucundan sıyrılarak kaçar

 

biraz zaman verebilirim, ama ne kadar biraz?

az.”

 

Owen hmmlarken faye epeyi onun beline dokundurur ve zaferle gülerken owen da gülüyordur

 

“7ye 2! Yeniliyorsunuz miss calis!”

 

faye delikanlının bacaklarına vururken yanlarındaki sam ikisinin ortasına girer

 

“gözümü çıkaracak!”

“geri dön kaçak!”

 

eliza epesiyle sam’in peşinden koşmuş, sonunda onu bulmuşken owen ve faye’i de görmüştür

 

“siz de buradaydınız, doğru..”

 

owen ve faye başlarını sallıyorken eliza delikanlıya bakar, owen da ona bakıyorken eliza epesini onun göğsüne batırır, owen başını eğerek epenin ucuna bakarken eliza epeyi kaldırıp onun çenesine vurur, delikanlı gözlerini kapatırken faye gülüyor, sam de onu bacağından dürtüyorken eşler değişmiş, eskrim çalışması devam ediyordur..