SOUNDTRACK / Secret Garden - Cantoluna

#26 – Latty Loses Again

 

 

SOUNDTRACK / Secret Garden - Cantoluna

 

 

Owen yavaşça tekrar gözlerini açtığında annesi onun saçlarını okşuyor, oğlu yutkunarak doğrulurken biana konuşur

 

“iyi misin tatlım?”

 

delikanlı başını sallarken kenda uzanarak abisinin ellerini tutar

 

“kızmayacağına söz verdin-“

“kızmadım, kızmadım-ama..”

 

owen başını iki yana sallayarak yataktan inerken kenda gözleri dolarak abisine bakıyor, konuşur

 

“gitme owen-“

“neden bu kadar çok yalan söyledin anne? Niye en başta anlatmadın? Yardım istemek yerine neden yok ettin?”

 

biana, oğlunun sorduğu cevabı olmayan, olsa da hiçbir zaman düzeltilemeyecek yanlışlar olan soruları dinliyorken gözleri dolarak onu izliyor, konuşur

 

“ben hiç buraya ait olmadım owen. Babanızı bulana kadar, onunla bağlanana kadar-“

“ama yalandı! Babam seni hiç sevmedi! Onu kandırdın-“

“OWEN!”

 

delikanlı hızla kız kardeşine dönerken kenda bir hışımla yataktan kalkar

 

“annem ve babam 17 yıldır beraber, annem onu sadece geçmişte varolduğuna inandırdı, biz gerçektik, ailemiz gerçekti-“

“o olmasaydı babam asla bunları yaşamazsdı-“

O DEĞİL, ANNEM, ANNEMİZ!”

“BANA BAĞIRMA KENDA!”

“BAĞIRIRIM! BAŞKALARI UMRUMDA DEĞİL OWEN, O BENİM ANNEM!”

 

owen gözlerinden yaşlar akarak yatakta oturan annesine bakıyorken kenda ağlayarak yere çöktüğü anda biana da ayağa fırlar ve çocuklarının yanına gelerek ikisini de tutarken oğlunu da, kızını da kendine çekiyor, kenda ona sarılırken biana dönerek owen’ın yaşlı gözlerine bakıyordur

 

“üzgünüm oğlum, üzgünüm bebeğim, ama ne olursa olsun, sizi sevdiğimden asla şüphe etmeyin. Siz benimsiniz, ben de sizin. Babanız için ben bir yalan olsam bile siz değilsiniz, asla unutmayın..”

 

owen ağlıyorken başını eğer, annesi onun saçlarını öperek kendine yaslarken owen da onun siyah geceliğine tutunmuş, gözlerini kapatarak sessizce sarsılıyorken biana çocuklarının ortasında, kalbi ağrıyarak göz yaşı döküyordur..

 

 

conrad, çocukları kontrol etmek için kalkmış, jonathan’ın ateşine bakmış, sonra brittany’nin yanına gelmiş, şimdi genç kızın boş odasının kapısını kapatıp nicole’ün odasına gitmek için kenda’nın kapısının önünden geçerken bir anda içerdeki bağırışları duyduğunda durur.

 

Owen ve Kenda birbirlerine bağırıyorken conrad müdahele edip etmemesi gerektiğini bilmeden başını kapıya biraz daha yaklaştırarak konuşulanları dinler ve o sırada biana’nın sesini duyarken genç kadın kendinin ewan için bir yalan olduğunu söylediğinde conrad iyice kaşlarını çatmış, gözleri kararak kapıdan çekilirken tekrar koridora döndüğünde ona doğru gelen ewan’ı görmüş, kenda’nın kapısını gösterek fısıldar

 

“içerde kavga var, senin neler olduğunda haberin-“

 

conrad’ın lafı kardeşinin ona sımsıkı sarılmasıyla kesilirken genç adam hazırlıksız yakalanmış, havada kalan ellerini ewan’ın sırtına koyarken mırıldanır

 

“-var mı, diyecektim, ama bu da olur..”

 

ve biraz sonra conrad da ewan’a sarılıyor, bir şeyler olduğu ortada, ama ne olduğunu bilmiyorken, bir süre daha öyle durur..

 

 

“ewan neler oluyor-“

“oku, anlatamam..”

 

conrad itiraz etmeden kardeşinin başını tutar, ikisi de gözlerini kapatırken ewan abisine tutunmuş, bir an sonra o ne biliyorsa conrad da bilir olmuşken büyük lysander gözlerini açtığında ewan’ı kendinden bir adım uzaklaştırır

 

“hiçbir şey anlamadım-“

“sienna sana daha ayrıntılı anlatır..”

“anlatsa iyi olur, yoksa-yoksa, bilmiyorum. Çocukların kavga ediyor, içeri git..”

 

ewan başını sallarken conrad onun yolundan çekilir. Ewan, Kenda’nın kapısını açarak bir an durur, sonra içeri girerken conrad kapanan kapıyı izliyor, başını tutarak olduğu yere biraz oturmak için eğilir..

 

 

açılan kapının sesiyle kenda başını kaldırıp kapıda duran babasına bakarken ewan da onların yerdeki hallerine bakıyor, içeri girerek kapıyı arkasından kapatırken kenda annesini yavaşça bırakarak ayağa kalkar ve tekrar ağlayarak babasına atılırken ewan onu yakalamış, küçük kızını sımsıkı sarıyorken gözleri yerde oturan biana ve owen’dadır.

 

Kenda babasını bırakmak istemiyor, kollarını çözüp bu sefer de babasının elini sımsıkı tutarken gözlerine bakar

 

“baba n’olur bizi üzecek bir şey söyleme-“

“kenda-“

“biliyorum, her şey karmakarışık. Yalanlar, ölümler-“

 

ewan bunu duyunca hızla biana’ya bakarken kenda babasının elini sıkarak dikkati yine kendine çeker

 

“annemin gücü artık benim, yaşadığı korkuları, sevinçleri, bütün hatırları da öyle-“

“ölümleri bilmen gerekmiyordu-“

“ama biliyorum. Biliyorum ve anlıyorum baba-“

“Onların hepsi yanlıştı kenda. Annen kendi çıkarları için başkalarının hayatlarıyla oynadı, yalanlar söyledi..”

 

kenda güzel gözlerinden yaşlar süzülerek babasına bakıyorken küçücük kalmış bir sesle mırıldanır

 

“biliyorum, ama o benim annem. Korkuyordu, yalnızdı baba, sonra sen oldun-“

“olmadım, yaratıldım-“

“ama yine de vardın, yine de onunla oldun, onu korudun. Sonra biz olduk, aile olduk baba. Şimdi onların hepsini geri mi alacaksın?”

 

ewan kızının acısıyla nefesinin kesildiğini hissediyorken başını iki yana sallar

 

“ailemiz hala burada kenda-“

“ama annem bir daha asla eskisi gibi olmayacak!”

“olmasını mı tercih ederdin? Bu kadar gözyaşından sonra benim hiçbir şey olmamış gibi davranmamı mı isterdin kenda? Lütfen söyle, böyle bir şeyi kabul edebilir miyim? Sen benim kızımsın, canımdan bir parçasın. Anneni evrendeki her şeyden daha çok sevdiğini biliyorum ve bunu asla asla değiştirmem, ama benim acımı da biliyorsun. Onu da anlayamaz mısın?”

 

kenda ağlayarak başını sallarken uzanarak babasına sarılır, ewan da gözlerini kapatarak kızını sımsıkı tutarken yanaklarından akan yaşlar kendanın simsiyah saçlarına düşer..

 

 

sienna tekrar odaya dönüyorken koridorda oturan conrad’ı gördüğünde onun yanına gelerek önünde diz çöker

 

“conrad, iyi misin-bana bak..”

 

conrad başını kaldırarak ona bakıyorken gözleri kan çanağına dönmüş, bakışları öfkeliyken sienna ohlayarak yere oturur

 

“biliyorsun..”

“ewan’dan aldım, ama çok karmaşık, çok büyük-aklım almıyor..”

 

conrad başını tutarak yine önüne eğerken sienna uzanarak onun başına sarılır ve saçlarını öperken konuşur

 

“ne bilmek istiyorsun? Sor, her şeyi anlatırım..”

 

conrad başını kaldırır ve hava kıranın parlak gözlerine bakarken sorar

 

“neden o kadını yok etmek istediniz? Neden bütün bunlara sebep oldunuz?”

“bazen olması gereken şeyler biz istemesek de oluyor conrad. O zaman verdiğimiz yanlış bir karar şimdi bu sonuçları doğuruyor ve biz cezasını çekiyoruz-“

“ya ben, ya biz, ya diğerleri, bizim suçumuz nedir?”

“hiçbir suçunuz yok, biliyorum, ama bu hayat conrad, hepimizin hayatları bir şekilde birbirine bağlı. Bunlar olmasaydı başka şeyler olacaktı, başka haksızlıklar yaşanacaktı. İnsanların canı her zaman yanar, ruhu her zaman sıkılır. Bazen isyan etmek yerine kabullenmek yaraları daha çabuk kapatır-“

“sizin savaşınız yüzünden benim kardeşim öldü sienna.”

 

Sienna’nın gözleri dolarken conrad iç çekerek başını eğer ve yıllar öncesinde kalmış acının izlerini geri itmeye çalışırken konuşur

 

“ama belki de başka bir zamanda, başka bir yerde, daha farklı bir felaket bizi vuracaktı, bilemeyiz..”

 

sienna sessizce başını sallarken conrad uzanarak onun ellerini tutar ve genç kadını kendine çekerek sarılırken sienna onu tutuyor, conrad kollarındaki kadının sımsıkı sarıyorken onu hissetmeye çalışıyor, elinde kalanların verdiği gücü bulmaya uğraşıyorken sienna onu duyuyor, genç adamın başını tutarak hafifçe geri çekilir ve dudaklarını bularak bütün sevgisiyle öperken conrad hava kıranı tutuyor, genç kadın kendi kaderinin bağlandığı eşini öpüyordur..

 

 

SOUNDTRACK / Aqualung – Brighter Than Sunshine

Love will remain a mystery, but give me your hand and you will see

Your heart is keeping time with me..

 

 

Andrea odalarının kapısını sessizce açarak başını içeri uzatırken sadece televizyonun ışığı odayı aydınlatıyor, onun karşısında oturan üçlü sızmış, hiçbir şey duymadan uyuyordur. Benjamin başını babasının bacağına koymuş, horul horul uyuyorken ablası koltukta kıvrılmış, kolu babasının omzundan aşağı sarkıyorken scott kızının elini göğsünün üzerinde tutmuş, başı koltukta, liv’in nefesinin geldi yere eğilmiş, çocuklarının nefeslerini dinleyerek uyukluyorken andrea açtığı kapının yanında öylece kalmış, gözleri dolarak onları izliyordur.

 

Genç kadın açık kapıyı olabildiğince yavaş kapatmış, ama scott yine de uyanmış, başını yavaşça arkaya çevirirken andrea’yı gördüğünde gülümser. Andrea da ona gülümsüyor, koltuğun etrafından dolaşarak benjamin’e dokunmadan kocasının diğer yanında yere oturur. Scott kızının elini bırakmamış, uykulu gözlerle karısına bakıyorken andrea ona uzandığında ajan ellen’ın da gözleri kapanır, ikisi sıcak nefeslerle birbirini öperken scott biraz sonra hızla gözlerini açar ve başını geri çeker.

 

Andrea gözleri dolu dolu ona bakıyor, az önce silvain’e neden burada olduğunu hatırlatmış, şimdi eşinin masmavi gözlerini izliyorken genç adam nefesi kesilerek etrafına bakıyor, elinin içindeki ele, dizinde uyuyan oğluna, sonra dönerek tekrar andrea’ya, demetra’ya, karısına bakıyorken gözlerini kapatarak bir an durur, sonra hafifçe gülümserken andrea da gülüyor, sesini bastırmak için elini ağzına kapatırken scott gözlerini açtığında ikisi de birbirine gülümser. Genç adam uyuyan kızının elini öperek diğer elini oğlunun başına koyarken çıt bile çıkarmamış, tekrar karısına dönerken andrea da onu bekliyor, ikisinin dudakları tekrar birleşirken televizyondaki belgeselde, yeşil vadilerin üzerine pırıl pırıl bir güneş doğuyordur..

 

 

Liv gözünün önünde sürekli değişen ışığı fark etmiş, usulca inleyerek gözlerini açarken annesiyle babasının fısıltılarla bir şeyler konuştuğunı görür, babasının tuttuğu eli sallayarak dikkati çekerken iki kafa da o tarafa döndüğünde liv gülümseyerek fısıldar

 

“ne konuşuyorsunuz?”

“çok mu merak ettin?”

 

liv babasına başını sallarken scott andrea’ya bakar, genç kadın kızına bakıyor, uzanarak saçlarını okşarken liv yine uykusunun geldiğini hissediyor, annesinin dokunuşuyla gözlerini kapatırken andrea kızına bilmesi gereken kadarını gösteriyordur..

 

 

liv derin bir nefesle gözlerini açarken babasının elini sıkar. Genç kızın masmavi gözleri kocaman olmuş, annesine bakıyorken biraz sonra yattığı koltukta doğrulur. Siyah saçlar darmadağınık, kırmızı dudaklar küçük bir O olmuş, liv’in şaşkınlığını gösteriyorken genç kız biraz sonra gülümser ve ellerini ağzına kapatırken kalbi pıt pıt atıyor, heyecandan gözleri doluyorken hemen sonra dayanamayarak bütün mutluluğuyla güler ve annesine atılırken genç kızın sevinç dolu feryadıyla yerde uyuyan benjamin irkilerek gözlerini açar..

 

 

Scott yerdeki oğluna dönerken benjamin doğruluyor, liv’in yine delirdiğini görünce babasına bakar

 

“yine ne oldu buna?”

“güzel bir haber aldı..”

 

benjamin hmmlarken ablasına bakar

 

“bağırmadan sevin, uyuyorum..”

 

ve delikanlı başını tekrar babasının bacağına koyacakken liv onu kolundan çekerek kaldırır

 

“senin de bilmen lazım! UYAN BEN!”

 

benjamin mızırdanarak liv’i ittiriyorken andrea gülerek boğuşan çocuklarına bakıyordur, babaları biraz sonra ikisini de çekerek yere oturturken benjamin emekleyerek annesine sokulur, biraz sonra o da annesinin kokusunda yumuşacık bir uykuya dalarken Ellenlar kendi masallarının mutlu sonuyla yeni güne başlarlar..

 

 

SOUNDTRACK / Tonic – Count On Me

So kiss me for believing,

Love me now for always knowing when to let you go..

 

 

Vien, eidan gittiğinden beri gözünü kırpmamış, yattığı yerden kayan yıldızları izliyorken aslında bunu yapmayalı ne kadar uzun zaman olduğunu hatırlamıştır. Bir yıldız daha kayarken odanın kapısı açılır ve koridordaki usul ışık içeri girerken vien arkasını döner, içeri giren eidan’ı gördüğünde doğrulur

 

“geç kaldın, iyi misin?”

 

kocası başını sallarken vien yorganı açarak onu yanına ister. Eidan elindeki küçük sandığı komodinin üzerine bırakıp ayakkabılarından kurtulur ve karısının ısıttığı sıcacık yatağa girerken vien onun getirdiği kutuya bakıyordur

 

“o nedir?”

 

eidan karısını belinden çekerek yatağa yatırırken kendisi de genç kadının üzerine geçmiş, mavi gözleri karanlıkta küçük ışıltılarla parlayarak vien’e bakıyorken cevaplar

 

“birazdan göreceksin, ama önce seviş benimle..”

 

vien nefesi kesilerek gülümserken başını kaldırarak kocasına uzanır, ikisinin dudakları yarı yolda birbiriyle buluşurken eidan kendini eşinin kollarına bırakır..

 

 

eidan’ın elleri vien’in geceliğini sıyırarak bacaklarını okşuyorken genç kadın kocasının saçlarına asılmış, ikisinin de dudakları birbiriyle savaşıyorken eidan gülerek başını indirir ve güzel karısının göğüslerini öperken vien gülümsüyordur.

 

Eidan geceliğin askılarını indirerek açılan her parça teni öpüyorken vien onun dudaklarını dinliyor, ince parmakları su kıranın sarı saçları arasında dolaşıyorken kapalı gözlerinin önünde uçsuz bucaksız denizler uzanıyor, tenine değen her nefeste dalgalar kayalara vuruyorken genç kadın dudakları aralanarak belini kaldırıyordur. Eidan’ın dudakları vien’in bacaklarının arasını öpüyorken genç kadın gözlerini açmıyor, sanki tertemiz bir suyun içinde yüzüyor gibi teninin her yerine değen minik dalgaları hissediyorken eidan’ın dilinin hareketini hissettikçe inliyordur.

 

Eidan, başını kaldırarak karısının bacakları arasında yükselir ve onun dudaklarını bulurken vien nefesini kocasından alıyor, ikisinin tenleri birbirine değiyorken vien daha önce görmediği yerleri görüyor, yaşamadığı şeyleri hissediyor, duymadığı fısıltılar kulağına geliyorken eidan kendini karısının içine bıraktığında vien inleyerek onun omzularını sıkıyordur.

 

Su kıran eşinin içinde hayat buluyor, kendini çekip tekrar onun sıcağına bırakıyorken vien kapalı gözlerinin arkasında gördüğü şeylere gülümsüyor, birer damla yaş kapalı gözlerinden şakaklarına süzülüyorken bir an sonra eidan kendini en derine ittiğinde vien hızla bir nefes alarak gözlerini açar. Onun kahverengileri kocasının mavilerine çarparken ikisi de birbirine akıyor, vien dudakları titreyerek eidan’a bakıyorken eidan gözleri dolarak karısının dudaklarına nefesini veriyordur. Biraz sonra ikisi de tükendiğinde dudakları tekrar buluşur ve su kıranla deniz meleklerine benzeyen eşi öpüşürken çok uzak bir yerde, derin denizlerin dibindeki inciler sahibini buluyordur..

 

 

Eidan nefes nefese, tüm gücü tükenmiş, ama hayatında hiç bu kadar mutlu olmamış, altındaki kadının boynuna dudaklarını bastırıyorken vien onun başını tutuyor, usul bir sesle mırıldanır

 

“o sensin.. su kıran-o denizler, kumsal, hepsi senin..”

 

eidan genç kadının tenine gülümserken vien dudaklarını ısırıyor, yanağını kocasının başına yaslayarak gözlerini kapatır

 

“ama sen de benimsin..”

 

eidan başını kaldırarak vien’in açılan gözlerine bakarken konuşur

 

“her zaman..”

 

vien bütün güzelliğiyle gülümserken parlayan gözleri kısılıyor, gamzeleri çıkıyorken eidan onun melek dudaklarını öperek üzerinden çekilir ve komodine bıraktığı sandığı alıp baş ucundaki ışığı yakarak yatakta doğrulurken vien de geceliğinin askısını tekrar omzuna alarak doğruluyordur

 

“nedir bu demiştim..”

“senin için, uzun zamandır bekliyordu..”

 

vien yanakları hala pespembe, gülümseyerek eidan’ın elindeki küçük sandığı alır ve yavaşça kapağını kaldırırken içindeki büyüklü küçüklü belki yüzlerce inciyi gördüğünde nefesi kesilerek hızla kocasına bakar

 

“bunlar çok güzel eidan..”

 

eidan derin denizler kadar mavi gözleri parlayarak gülümserken uzanarak vie’ninin saçlarını düzeltir ve sıcacık yanağını tutarken genç kadın kocasının dokunuşa başını eğer, beyaz incilerden bir tanesini alıp kaldırır ve kusursuzca şekillenmiş küçücük topa bakarken gülümser

 

“nasıl da güzel parlıyor..”

“bak orada pembeleri de var..”

 

vien beyaz inciyi tekrar yerine koyarken başını sallar

 

“görüyorum, yüce luslo, bunlar çok değerli eidan..”

“hiçbiri senin saçının bir telinden değerli değil vien..”

 

vien gözleri dolarak sandığın kapağını kapatır ve tekrar kocasına uzanırken ikisi gülerek birbirlerini öpüyor, eidan sandığı yastıkların altına itip karısını tekrar yatağa yatırıyorken vien itiraz etmeden genç adamı tekrar kendine çekiyordur..

 

 

SOUNDTRACK / Secret Garden - Cantoluna

 

 

Ewan sabah olduğunda her şeyin daha iyi olacağını söyleyerek kenda’yı uyumaya ikna etmeyi başarmış, dışarı çıkarak odanın kapısını kapatıyorken iki kapı ötede, biana da owen’ın odasından çıkıyordur. Ewan karısına bakıyorken biana da onu izliyor, bir adım atarak yaklaşırken ewan yerinden kıpırdamıyordur.

 

“çocuklarımı bırakamam ewan..”

“öyle bir şey istemedim biana-“

“ama birbirimizi bırakacağız..”

“biz hiç biz olmamışız..”

 

biana başını eğerken ewan ona dokunmak istiyor, ama aynı zamanda yüzünü görmeye dayanamıyorken uzanarak genç kadının saçlarını iter ve yüzünü tutar. Biana’nın hep anlaşılmaz bir hüzünle parlayan bakışları şimdi mana kazanmışken ewan genç kadının gözünden akan bir damla yaşı parmaklarının ucuyla yakalamış, silerken konuşur

 

“bana söylediğin yalanlar ve elimden aldıkların için seni asla affetmeyeceğim, ama bana verdiklerine bir teşekkür olarak seni buradan kovmuyorum, çocukların sana ihtiyacı var..”

 

biana gözlerini kapatırken ewan elini çeker ve arkasını dönüp uzaklaşırken biana duvara tutunmuş, gözlerini açarak onun gidişini izliyordur. Genç adamın adımları bir an dururken dönerek tekrar biana’ya bakar

 

“latty..”

 

biana küçük bir nefes alırken ewan bunların hepsini latty’nin de bilmesi gerektiğini hatırlamış, içi acıyarak biana’ya bakıyorken konuşur

 

“kıranlar, ben, sen.. hepimiz bunun bir parçasıydık, ama latty’nin suçu yoktu. Sen onun her şeyi olmuştun, yıllarca.. şimdi ne olacak?”

 

biana bilmediğini söyleyerek duvara yaslanırken ewan parmaklarını saçlarından geçirerek bir an durur, sonra önünde durduğu geçidin düğmesine uzanarak kapıları açarken başka bir şey söylemden geçide girdiği gibi kapıları kapatır..

 

 

latty odasına döndüğünde biana’yı onu beklerken bulmuş, hiçbir şey söylemeden gidip yatakta oturan ablasının yanına kıvrılarak ona sarılmışken sorar

 

 “ben yokken önemli bir şey oldu mu?”

 

biana ne diyeceğini bilmiyor, buraya gelirken aklında söyleyecek birkaç şey toplamış, ama şimdi hepsi uçup gitmişken latty’nin en basit sorusuna bile cevap veremiyordur. Önemli bir şey olmuş mudur? Elbette olmuştur, herkesin hayatı değişmiş, bütün yalanlar ortaya çıkmış, latty yine kimsesiz kalmıştır. Ne annesi, ne babası, ne arkadaşı, hiç kimsesi yokken biana bunu ona yaptığı için üzülüyor, yıllardır kardeşi olan kadının gözlerine baktığında kalbinin bu kadar kırılabileceğini hiç tahmin etmemişken şimdi konuşmak zor geliyordur.

 

Latty sorusunu sorduktan sonra yataktan kalkmış, üzerindeki elbiseyi çıkarıyorken biana’ya bakar

 

“olmadı mı?”

“latty, konuşmamız gereken bir şey var..”

 

latty elindeki askıyla bir an durmuş, sonra dolaba dönüp elbiseyi asarak tekrar ablasınının yanına gelmişken o sırada geceliği sihirle üzerinde belirmiştir. Biana ona bakıyorken latty uzanarak ablasının elini tutar

 

“ne oldu? ewan’la mı ilgili?”

“bizimle iligili..”

“biz?”

“sen ve ben..”

 

latty kaşlarını çatarken biana ağzından çıkacak kelimeleri duymak istemiyor, dudaklarını ısırarak latty’nin ellerini sıkarken biraz sonra genç kadın gözleri kapatarak yatağa yığıldığında biana onu tutarak düzgünce yatırır..

 

 

SOUNDTRACK / Natasha Bedingfield – Wild Horses

I feel these four walls closing in, my face up against the glass, I'm looking out
Is this my life I'm wondering, it happened so fast, how do I turn this thing around?
Is this the bed I chose to make?
Its greener pastures I'm thinking about, wide open spaces far away 

All I want is the wind in my hair
To face the fear but, not feel scared

 

 

Latty gözlerini açtığında ne kadar zaman geçtiğini bilmiyor, ama yanaklarının ıslak olduğunu fark ettiğinde ağladığını anlıyorken odası yapay gün ışığıyla yavaşça aydınlanıyordur.

 

Bütün gerçekler yavaş yavaş oturuyorken latty yorganına sarılmış, dolu gözlerle penceresinin dışındaki karanlığı izliyordur.

 

Her şeyin yalan olduğu gerçeği genç kadının içini parçalıyor, yıllar boyunca ailesi bildiği kadını hiç tanımadığını görmüş, bir zamanlar sevdiği adamın yine o kadının yalanlarıyla elinden alınışını yaşamış, hayatı boyunca içinde kalmış eksikliğin oğlunun babasıyla arasını açmasını, bütün o yalanlar yüzünden hayatta kardeşi gibi sevdiği tek kadının ölümünü tekrar hatırlamış, bütün acıları taptaze içine doluşmuşken latty kalbinin sıkıldığını hissediyor, kendisi parmaklarının arasındaki kumaşları sıkıyorken ağlıyordur, tüm gücüyle, bütün hayatı için ağlıyorken nefesi boğazında tıkanıyor, ama kimse geçmiş yılları geri getirmiyordur...

 

 

Latty ağlayarak odasından çıkmış, üzerindeki beyaz gecelik bacaklarına dolanarak biana ve ewan’ın odasına gidiyorken kapıyı çalmadan içeri dalar, biana oturduğu yerden ayağa fırlarken latty hıçkırarak ağlıyor, kapıyı bırakıp biana’ya yürüyorken biraz sonra ikisi karşı karşıya geldiklerine latty ne yapacağını bilmiyor, elini kaldırarak biana’nın suratına tüm gücüyle bir tokat atar

 

“NEFRET EDİYORUM! HER ŞEYİNDEN! BÜTÜN VARLIĞINDAN NEFRET EDİYORUM! BENDEN DE, OĞLUMDAN DA UZAK DUR! DUYDUN MU BENİ!?”

 

biana yüzünü tutuyorken latty onun kolunu tutarak sarsar

 

“DUYDUN MU DEDİM!”

 

biana başını sallarken latty tuttuğu kolu ittirerek bırakır ve geri adımlar atarak uzaklaşırken onun bağrışını duyan ewan odaya gelmiş, latty’i kollarından tutarak destek olurken genç kadın onu saran kollara kendini bırakmış, sarsılarak ağlıyor, bacaklarının gücü kesilerek yere çöküyorken ewan da onunla çöker. Latty, ewan’a sarılmış, genç adamın kazağına tutunup içini çekerek ağlıyorken ewan biana’ya bakıyor, konuşur

 

“çocuklardan birinin yanına git..”

 

biana büyümüş gözlerle latty’nin kendini parçalarcasına ağlamasına bakıyorken ewan sesini yükseltir

 

“Biana! Git dedim!”

 

biana uyanarak ewan’a bakarken hemen sonra ikisini de geçerek koşar adımlarla odadan çıkar ve kapıyı arkasından çekerken ewan kapanan kapının sesiyle omuzları gevşeyerek latty’e daha da sarılır. Latty yüzünü ewan’ın göğsüne kapatarak ağlıyorken genç adam prensesin saçlarını okşuyor, geçeceğini söylüyordur..

 

 

“nefret ediyorum, her şeyden.. nefret ediyorum..”

 

ewan, latty’nin kendi kendine konuşmasını dinliyorken prensesin göz yaşları tükenmiş, içini çekerek titriyordur. Ewan onun yüzünü tutarak kendine baktırırken latty’nin bakışları yorgun, kalbinin kırıkları hayallerinin kırıklarına karışmışken genç kadın kızarmış gözlerle bir zamanlar onun olan adama bakıyor, mırıldanır

 

“seni kaybettim, delora’yı kaybettim, her şeyi kaybettim.. hiçbir şey başaramadım, hiçbir şey-

“hey! Hey, bana bak latty..”

 

latty başını eğmek istiyorken ewan onun yüzünü elleri arasında tutarak gözlerine bakar

 

“jonathan nedir? Oğlun nedir latty? O da mı hiçbir şey!?”

 

latty cevap vermiyorken ewan devam eder

 

“ona böyle mi anne olacaksın? Vazgeçmiş, her şeyden nefret eden, kendi ruhuyla kazandığı her şeyi tek hareketle silip atan korkak bir kadın olarak mı?”

“jonathan hiç olmayabilirdi ewan, ikimiz beraber olurduk, bizim çocuklarımız olurdu, ikimiz hala beraber olurduk, çocuklarım babalarını başka kadınlarla görmezdi-”

 

ewan gözleri dolarak latty’i kendine çeker ve sarılarak susmasını söylerken latty onun kollarına tutunmuş, yine ağlamaya başlarken hıçkırıkları arasında konuşuyordur

 

“ben neyin bana ait olduğunu hiç bilemedim, hiçbir şeye sahip çıkamadım ewan-yıllarca babamdan nefret ettim, ona yaptığı her şey için, ama yapmamış! Babam için sadece ben varmışım, annemi sevmiş, başka bir kadın hiç olmamış, bir tek ben olmuşum! Taht benimmiş, kraliçe ben olmuşum, ama her şey elimden alınmış, yıllarca hiç büyüyememişim ben ewan, yaşayamamışım-“

 

latty nefesi kesilerek öksürürken ewan onu omuzlarından tutarak geri çeker

 

“yaşadın. Her şeyi yaşadın. Ben seni sevdim latty, aşık oldum, aşık olduk. Ayrıldık, ama ayrılsak da sen yine mutlu oldun. Conrad’la beraber oldun, sevildin, sevdin-“

 

latty başını iki yana sallıyorken ewan onun her an kayıp gitmesinden korkuyor, aklına gelen her şeyi sayıyor, uzanıp tutması için latty’e bir dal bulmaya çalışıyorken konuşmaya devam eder

 

“sevdiğin adamdan bir çocuk yaptın, hiç kimse gerçek olmasa bile o gerçek oldu latty, conrad’la ikiniz gerçektiniz, jonathan gerçekti. Yıllarca onu tek başına büyüttün. Hiçbirimize ihtiyacın yoktu, hiçbirimize! Tek başına oğlunun hayatını kurdun, onu kocaman bir delikanlı yaptın, mükemmel bir anne oldun- bundan sonra hiç yalnız olmayacaksın, hepimiz bir gün kalkıp gitsek bile oğlun senin olacak latty, onun hayatı yaşanılan her şeye değmez mi-söyle, değmez mi?”

 

latty titreyen nefesler alıyorken başını sallar

 

“değer-“

 

genç kadın ağlayarak ewan’ın kollarına yığılırken ewan rahatlayarak onu tutuyor, saçlarını öperken mırıldanır

 

“buradayken istediğin kadar ağla, ben yanındayım.. ama çıkacağız latty, yine güçlü olacaksın, jonathan için, tamam mı?”

 

latty saklandığı yerden başını sallarken ewan onu başını okşuyor, gülümser

 

“aferin prenses..”

 

latty içini çekiyorken ewan onu tutuyor, ikisi kral ve kraliçenin odasında, kapının önünde oturmuş, sessizce acının dinmesini bekliyordur..

 

 

ewan, latty’i bir süre doğru düzgün uyuması için odada bırakmış, şimdi conrad’ın yanına gidiyorken sienna’yla abisinin paylaştığı odanın kapısını çalar. Conrad sanki kapının önünde bekliyor, anında açıp ewan’ı görünce odadan çıkarken ewan konuşur

 

“latty öğrendi-“

“nasıl?”

“mahvoldu..”

 

conrad iç çekerek ensesini ovuyorken ewan konuşur

 

“birilerinin diğerlerine de olabildiğince uygun ama basit bir şekilde olanları anlatması gerekiyor. Büyükleri hallederiz, lucinda herkese açıklamak için bir şeyler yapar, ama çocuklar önemli. Onların kafasının karışmaması gerekiyor-“

“liv ve benjamin’le andrea konuşmuş olmalı, sienna şimdi kızlarla beraber, seninkiler zaten biliyor, jonathan’la ben konuşurum-“

“diğerleri?”

“jonathan’dan sonra hepsini toparlayıp olabildiğince basit bir şekilde anlatacağım, her türlü ayrıntıyı bilmelerine gerek yok, sen lucinda’yla beraber diğerlerini hallet. Çocukların arkadaşlarının aileleri gelmeden hallolsun bu iş-“

“conrad?”

“evet?”

“evrene ne söyleyeceğiz?”

 

conrad oflarken ewan abisine bakıyor, kafasını kazırcasına kaşıyorken elini indirdiğinde konuşur

 

“yıllardır kimsenin eski kral ve kraliçeyi takip ettiği yok, ama bir anda boşandığımızda herkesin haberi olacak, eminim-“

“boşanmanızın sebebini basın bülteniyle açıklamak zorunda değilisiniz-“

“latty ne olacak? Asla biana’nın ablası olarak bilinmesini istemeyecektir..”

 

conrad işte orası doğru diyorken ewan elini sallayarak şimdilik bunu düşünmenin zamanı olmadığını söyler

 

“jonathan’a git, uyandır. Ben de lucinda’ya gidiyorum, hiçbir şey yapmasa bile şu karmaşa geçene kadar çocukların arkadaşlarının uyumasını sağlasın..”

 

conrad da onaylarken ikisi beraber asansöre ve geçite giderler. Conrad geçide girerken ewan asansörü çağırır..

 

 

Ewan lucinda’ya olan biten her şeyi anlatmış, genç kadın şokunu olabildiğince çabuk atlatmaya çalışarak öğrendiklerini kafasında oturtuyorken kimlerin hangi ayrıntıları bilmesi gerektiğini düşünüyordur

 

“colm, ian,  delora ve liam, oreon ekibi olarak ayrıntıları alacakalr, ayrıca morganlar, chris tüm ayrıntıları bileceği için ailesinden saklamasının zor olacağı açık..”

 

ewan başını sallıyorken lucinda devam eder

 

“cuslov ve nagel’ı saymıyorum bile..”

 

ewan tabii ki diyorken lucinda parmakları dudaklarında, düşünüyordur

 

“çocuklar ne olacak?”

“conrad onlarla konuşacak-“

“akılları karışacak-“

“biraz karışması gerekiyor, owen ve kenda her şeyi bilirken diğerlerinin karanlıkta kalması imkansız..”

 

lucinda ewan’a hak veriyorken genç adam sorar

 

“evren meselesine ne diyorsun lucinda?”

“boşanma sebebiniz konusunda conrad’la aynı fikirdeyim. Latty ve biana’nın akrabalığına gelirsek, onun için de eskiden kraliyetin kullandığı bir yöntemi kullanacağım..”

“neymiş o?”

“kontrollu yalan haber. biana ilk geldiğinde evrene, lenalda denen kadının kral nestor’la geçmişte bir ilişkisi olduğu ve biana’nın da uzun zamandır başka bir boyutta yaşayan kızı olduğu söylenmiş, şimdi o haberin aslında yalan olduğunu söyleyeceğiz. Lenalda yalan söyledi, biana’nın babası nestor flacil değildi-“

“peki biz bunu neden bunca sene sonra anladık?”

“biana’ya hiç DNA testi yapılabildi mi? hayır. latty’le aralarındaki akrabalık kontrol edildi mi? hayır. zamanında halk biana’nın nasıl bir flacil olduğuna inanmışsa şimdi de olmadığına inanacak. Yalancı bir şahit bulacağım, oreon için bu işi yapacak bir sürü ajanımızı var, medyanın içine kolayca böyle bir haber sızdırabiliriz. Habere göre Biana’nın bu durumu bilmesine gerek bile yok, o da annesinin yalanına kurban gitmiş olacak. Kraliçenin yıllardır halkın gözünde bıraktığı imajı silemeyiz, oreon ikinci bir politik sarsıntıyı kaldıramaz ewan.”

 

Ewan başını sallarken lucinda sorar

 

“biana karşı çıkacak mı?”

“biana çok daha kötüsünü bekliyor, bunu kabul edeceğine eminim.”

“güzel, bugün ajanlardan bir kaçıyla görüşme ayarlayacağım, en kısa zamanda haber salınacak. Çocuklar okula dönmeden de gündemin düşmesini sağlayacağım.”

 

Ewan onaylarken lucinda da ne yapacağını biliyor, genç adamı  ne yapması gerekiyorsa onu halletmesi için yollar ve bir yandan diğer çocukların uykularını kontrol ediyorken diğer yandan ayrıntılardan haberi olacak oreon grubunu toplamak için herkese mesajlar bırakmaya başlar..

 

 

SOUNDTRACK / Avril Lavigne – Keep Holding On

 

 

Conrad bir süre sonra bütün kurbağaları bir yerde toplamış, bilenlerle bilmeyenler bir aradayken tüm ayrıntılara hakim olan owen ve kenda en sessiz ikili olarak arkadaşlarının arasında oturuyordur. Jonathan babasının yanında oturmuş, pek keyifli görünmüyorken yine de dünyası başına yıkılmamış, mor burnuyla daha başka neler olacağını merak ediyordur. Faye owen’ın yanına geçmiş, onun elini tutuyorken birazdan ewan da onlara katıldığında conrad sonunda konuşma zamanının geldiğini anlamış, çocuklara döner

 

“çocuklar, birazdan anlatacaklarım aklınızı karıştırabilir, ama lütfen dikkatlice dinleyin..”

 

bütün kafalar sallanırken conrad önünde oturan 15 çocuğa bakıyor, derin bir nefes alarak başlar

 

“birazdan eidan hepinize daha önce görmediğiniz hayatlardan ve evrenlerden bazı şeyler gösterecek. Element kıran çocukları neden bahsettiğimi biliyorlar, onlar bildiklerinden daha fazlasını görmeyecekler, ama diğerleri de onların bildiği şeyleri bilmek durumunda olduğundan böyle bir çözüm yarattık. Korkmayın, canınız yanmayacak, fazlasıyla gerçek bir rüya görmüş olarak uyanacaksınız..”

 

çocuklar eidan’ın ne zamandan beri onlara bir şey gösterebildiğini bilmiyor, ama yine kafalarını sallayarak bekliyorken conrad eidan’a döner, su kıran çocuklara gülümseyerek öne çıkar ve onların önüne geçip yere otururken kıranların çocukları ve jonathan hariç herkes heyecanla bekliyordur, eidan konuşur

 

“gözlerinizi kapatın, az önce sizi uyandırdığımız uykunuza devam edeceksiniz, herkes yerleşsin..”

 

herkes kafasını yaslayacak bir yer bulmuş, gözler eidan’ı izliyorken yakışılı su kıran gülümser

 

“iyi uykular çocuklar..”

 

ve uyku pozisyonunda bekleyen kurbağaların gözleri kapanırken owen faye’in elini tutarak omzundaki başa yanağını yaslıyordur..