![]()
#27 – Holiday in Rhea kurbağalar kısa uykularından birer
ikişer uyanırken jaden başını tutuyor, kaşlarını çatarak beyninin kaynadığını
söylüyorken yanındaki kardeşi emily de abisine katılıyordur. Çocuklar baş
ağrısı dışında başka bir şeyden bahsetmiyorken kurbağaların en küçüğü, allison
sorar “herkes iyi olacak mı?” alexa gülümseyerek kardeşine
sarılırken eidan ve diğerleri de gülümsüyor, su kıran her şeyin ve herkesin iyi
olacağını söyler, onun ardında ewan konuşur “arkadaşlarınızla ne kadarını paylaşacağınız
size kalmış çocuklar. Onların da diğer evrendaşlar gibi hangi haberleri
alacağını biliyorsunuz, konuşmak istediğinizde kelimelerinize dikkat edecek
kadar büyüdünüz. Bu ilk devlet sırrınız, iyi koruyun..” kurbağaların kafaları büyük bir ciddiyetle
sallanırken ewan odanın bir köşesinde oturan kızına ve oğluna bakar, sonra
tekrar diğerlerine dönerken konuşur “arkadaşlarınız uyanmadan önce bir
süre beraber kalın, konuşun, kararlarınızı verin. Hazır olduğunuzda lucinda’ya,
ya da bizden birine haber verin, arkadaşlarınızın üzerindeki büyüyü
kaldıralım..” başların sallanması en son onayı
verirken ewan güzel diyerek diğer büyükleri de alıp odadan çıkar, kapılar
kapandığında yüce kurbağa heyeti yalnız kalmış, sessizlik bir süre daha
bozulmaz.. “millet, beni dinleyin..” kurbağaların sessizliği nicole’ün
sesiyle bozulurken genç kız ayağa kalkarak odanın ortasına gelir “herkesin kafası çorba gibi, ama yine
de diğelerine ne söyleyeceğimize karar vermemiz gerekiyor. Hiçbirimiz kalkıp
biana’nın aslında Meris olduğunu anlatmayacağız, orası kesin.” Kenda ve owen rahatsızca arkadaşlarına
bakıyorken nicole ne onların rahatsızlığına aldırıyor, ne de ortada garip bir
durum olduğunu düşünüyor, gayet doğal devam eder “Onu bizim bile unutmamız gerek, zaten
bizi ilgilendirmeyen tarih öncesi olaylar onlar, ve eminim bir çuval
anlatılmayan şey vardır, her neyse. Bizim tanıdığımız biana’da bir
değişiklik yok. Sadece artık jonathan’ın teyzesi değil..” bütün gözler jonathan’a dönerken
delikanlı hafifçe omzunu silker “bir teyzenin eksilmesi çok büyük bir
problem değil..” nicole delikanlıya gülümserken
jonathan da ona göz kırpar, sarışın kız tekrar arkadaşlarına dönerek devam eder “kenda’nın su kıran olması durumunu da
bir kez daha toparlamama izin verin. İlerde bu durum ortaya çıktığında
elementler arası sistemin şu şekilde olduğunu unutmayın: Eğer bir element kıran
çocuğunu scorchio sınırları içinde doğurmuşsa, ikinci nesil de otomatik olarak
element kıran olan anne ya da babanın güçlerini alır. Eğer çocuk scorchio
dışında doğmuşsa... evet? neydi?” brittany parmağını kaldırırken nicole
gülerek onun elini indirir “sen zaten biliyorsun, diğerlerinden
cevap bekliyorum-“ allison’ın parmağı havaya kalkarken
nicole ona söz verir. En küçük morgan oturduğu yerde dikleşerek cevaplar “eğer scorchio dışındaysa anne ya da
babası ona güçlerini vermezse bir element kıran olamaz. Biana da kenda’ya
güçlerini verdi, böylece kenda bir element kıran oldu-“ “scorchio sır olmayacak mıydı?” kafalar jaden’a dönerken nicole güler “asla! O kadar güzel bir şey saklanır
mı? üstelik orası benim asıl evim, neden saklayayım? Evrende milyonlarca adı
bile bilinmeyen boyut var, bir tanesi de benim olsun-” “sanki sen yarattın!” “sen sus concon!” jonathan sırıtırken nicole ona
fırlatmak için bir şey arar, ama oturdukları boş ofiste bir şey bulamazken
saçındaki tokayı çıkarıp fırlattığında jonathan bir kahkaha atar, delikanlının
neşesi yavaş yavaş diğerlerine de yayılırken kurbağalar ilk sırlarını gülüşleriyle
mühürler.. conrad
çocukların odasından gelen gülüşmeleri duyunca rahatlamış, o da gülümseyerek
toplantı odasının başından ayrılırken yan ofisteki ewan’ın yanına girer.
Kardeşi masasının başında değil, deri koltuğa uzanmış, boş boş tavanı izliyorken
conrad konuşur “latty’nin
yanına gidiyorum, sen ne yapacaksın?” “sonsuza
kadar böyle yatacağım.” “ondan
başka?” “gidip
çocukların ailelerini karşılayacağım ve hiçbir şey olmamış gibi hepsini
evlerine gönderip gelip burada sonsuza kadar böyle yatacağım.” Conrad
tamam diyerek çıkar ve kapıyı arkasından kapatırken ewan yattığı yerde sırtını
kapıya dönüp koltukta kıvrılır.. SOUNDTRACK / Natasha
Bedingfield – Wild Horses I see the
girl I wanna be, riding bare back, care free along the shore Conrad
latty’nin yattığı odanın kapısını açarak içeri girerken onun sesini duyan latty
arkasını döner, kızarmış gözlerle conrad’a bakıp sonra tekrar önüne dönerken
conrad kapıyı kapatıyordur “uyumadın
mı?” “uyumak
istemiyorum, en son uyuduğumda her şeyi kaybettim..” conrad bir
şey söylemeden yatağa yaklaşır ve ayakkabılarını çıkarıp yorganın altına girer,
latty’e sarılıp genç kadının sırtını kendine bastırırken latty minnacık olmuş,
kıvrılarak conrad’a sokulur. Conrad prensesin saçlarına çenesini yaslamış,
onunla beraber yıldızları izliyorken konuşur “sarayda
olsaydık daha kolay olurdu, uzaydayken her şey daha uzak, daha zor..” “sarayım
yıllar önce yandı.” “biliyorum,
ama benim bildiğim başka bir saray daha var, benim sarayım..” “rhea mı?” conrad hıhımlarken latty yorganına biraz daha sarılarak
cevap vermez. Conrad onun kulağına eğilip usulca konuşur “bir süre
oraya git, uzaklaş her şeyden, mason sana iyi bakar-“ “yalnız
olmak istemiyorum-“ “mason
orada olacak-“ “mason
benim ailem değil..” conrad iç
çekerken hemen sonra aklına gelen fikirle gülümser “çocukları
da al-“ “hangisini?” “hepsini?” latty
hafifçe gülümserken conrad en heyecanlı sesiyle şu ana kadar planladığı en
güzel tatili anlatmaya başlar “nasılsa 15
gün tatil olacaklar, oreon’da tıkılıp kalacaklarına seninle beraber Rhea’ya
gelsinler. Üstelik hepsi kazık kadar oldu, onların peşinden koşturmak zorunda
da değilsin, yalnız olursan çağır beğendiğin bir tanesini sana arkadaşlık
etsin-“ “owen ve
kenda’yı da mı?” “özellikle
onları latty, onların bir suçu yok-“ “biliyorum
conrad, ben o çocukları kendi çocuğum gibi seviyorum..” conrad
gülümseyerek latty’nin başını öper ve anlatmaya devam eder “bilgisayar
yok, televizyon yok, hiçbir alet yok-“ “çocuklar
bayılır eminim-“ “bayılmazlarsa
hepsinin ifadesini ben alırım. Biraz temiz hava görsünler, yanaklarına kan
gelsin, değil mi?” latty öyle diyerek başını sallarken conrad genç kadına
biraz daha sarılarak devam eder “sen de
dinlen, ordaki kızlar sana hizmet etmek için sıraya girerler, kraliçe sensin.
Git, süt banyoları falan yap-gerçi o kadar zengin miyiz hala bilmiyorum,
aylardır mason’la konuşmadım, güya kağıtta Rhea kralıyım..” latty
gülümseyerek başını conrad’a çevirirken genç adam da ona bakıyor, sorar “kabul mü?” latty
başını sallar, conrad da mutlu olmuş, gülümseyerek prensesin dudaklarına bir
öpücük bırakır ve çekilirken latty ona dönüyor, genç adamın göğsüne saklanarak
kollarının arasında kaybolurken conrad rahat bir nefes alarak gözlerini kapatır “biraz
kestirsem kızar mısın?” latty’den
usul bir hayır gelirken conrad tamam diyerek ona biraz daha
sarılır ve uyku haline geçerken latty onun nefesini dinliyor, biraz sonra
farkında olmadan uykuya dalar.. Conrad tek
gözünü açarak latty’nin durumuna bakar, genç kadının uyuduğunu görünce gülümser
ve yavaşça ondan sıyrılıp yataktan çıkarken latty onun boş bıraktığı yere biraz
daha sokulmuş, uyumaya devam eder. conrad sessizce odadan çıkıp kapıyı örterken
ewan o tarafa geliyor fısıldar “nasıl?” “uyuttum,
ayrıca uyanınca da çocuklarla beraber Rhea’ya yolluyorum-“ “Rhea’ya
mı? neden?” “herkes
çocuklarla beraber oreon içinde sıkışıp kalırsa bu problemler çözülmez ewan.
Daha dedikodular çıkacak, siz boşanacaksın. Ne latty, ne de çocuklar bunların
birebir içinde olmak zorunda değil, gitsinler, çimlerde koşsunlar, at falan
binsinler-“ “bütün
çocuklar mı?” “özellikle
bizimkiler..” ewan iç
çekerken conrad kardeşine omzundan sarılarak kendine çeker, ikisi beraber
koridorda yürüyorken conrad her şeyin nasıl kısa zamanda hallolacağını
anlatır.. “güle
güle!” “okulda
görüşürüz!” “piz’den
haber alan arasın!” kurbağalar
arkadaşlarını aileleriyle beraber yolluyorken kimse gece boyunca olanlardan
bahsetmemiş, herkes sanki melekler gibi uyumuş, şimdi de süper bir tatile
başlıyor gibiyken araçlar oreon’dan ayrılıp lobideki geçitler kapandığında
bütün kurbağalara rahat bir nefes bırakarak birbirlerine dönerler. Nicole
herkesi büyük asansöre davet ederken babasının sesiyle hareket eden ayaklar
durur “çocuklar,
bir teklifim var, teklif değil aslında, hayır diyemezsiniz.” Büyük gruptan
gülüşmeler duyulurken conrad da gülerek açıklar “hepinizi
rhea’ya tatile yolluyorum.” Gülüşler
kesilirken owen sorar “hepimizi?” “evet,
teyzenizle beraber gideceksiniz..” owen, amcasına
bakıyorken conrad cümlesini düzeltme ihtiyacı hissetmemiş, devam eder “latty
orada hepinize göz kulak olacak-“ “ama baba,
şimdi, böyle bir zamanda-“ “zamanın
nesi var nicole? tatil değil misiniz?” nicole
başını sallarken yeşil gözleri baba sen ne yapıyorsun? diyordur, conrad cevaplar “işin aslı,
okullar açılana kadar sizin ayak altında olmanızı istemiyoruz-“ “ha
kovuluyoruz yani?” conrad
gülümseyerek oğluna bakar “en büyük
amacım concon, başımdan atıyorum seni.” Jonathan
gülümserken conrad devam eder “rhea’da
zaman daha farklı akıyor, biliyorsunuz. 15 günlük tatiliniz 1 ay gibi olacak-“ “evet,
bavulları hazırlayalım..” nicole
herkesi kolundan tutarak asansörlere götürürken yine gülüşmeler duyuluyor,
kurbağaların bir kaçı gitmek için conrad’dan onay bekliyorken genç adam elini
sallayarak onları kovalar “gidin, ne
götüreceksiniz hazırlayın, bir saat sonra hepinizi hazır bulacağım! Mason gelip
alacak!” kocaman
gruptan karmakarışık tamamlar duyulurken
onların arasından owen ve kenda sıyrılmıştır. Jonathan da onları görünce arkada
kalırken nicole’e eliyle işaret eder, genç kız ona göz kırparak diğerleriyle
kalırken asansörün kapıları kapandığında üç lysander conrad’ın karşısına
geçer.. “annemi
yalnız bırakmak istemiyoruz, biz gitmeyeceğiz conrad-“ “gideceksiniz
owen-“ “hayır.” conrad
yeğenine bakıyorken kenda da abisini izliyordur. Jonathan’ın sesi çıkmıyorken
biraz sonra geçitlerin olduğu taraftan gelen ewan’ı görünce owen’ın kolunu
dürter “babana
sor-“ “baba, biz
Rhea’ya gitmek istemiyoruz.” “neden?” ewan,
abisinin yanında dururken owen babasına cevap verir “annem
yalnız kalsın istemiyoruz-“ “anneniz
yalnız olmayacak-“ “ama biz
istemiyoruz-“ “owen,
oğlum beni dinle..” owen
susarak babasını dinlerken kenda da iç çekerek onları izliyordur, ewan konuşur “annen
yalnız olmayacak, aksine bu 15 gün içinde etrafı bir sürü insanla çevrilmiş
olacak. Sizin kontrolünüzde olmayan bir sürü şey olacak-“ “boşanmanız
gibi mi?” “evet,
boşanmamız ve latty’le biana’nın kardeş olmadığının açıklanması gibi..” owen’ın bakışları sertken kenda yine kalbi kırılmış,
hüzünle babasına bakıyordur, mırıldanır “sen iyi
olacak mısın?” ewan kızına
dönerken gülümser “siz döndüğünüzde
iyi olmuş olacağım, söz, ama şimdi benim için conrad ne istiyorsa onu yapın-“ “evet
çocuklar, amcanız ne diyorsa onu yapın..” owen ve
kenda annelerinin sesine dönerken biana dün akşamki halsizliğinden eser yok,
şık bir takım elbise içinde, saçları zarif bir at kuyruğuyla toplanmış, bütün
güzelliğiyle çocuklarının yanına geliyorken gülümser “siz yokken
her şey daha çabuk ilerleyecek, biz de sizin orada rahat olduğunuzu bileceğiz-“ “ama anne-“ “kenda,
tatlım, lütfen. Ayrıca senin herkesten daha çok dinlenmeye ihtiyacın var. ne
kadar suya yakın olursan o kadar çabuk kendini toparlarsın, inan bana. Oreon’da
bunu yaşayamazsın, değil mi?” kenda
başını sallarken biana oğluna döner “sen de
kardeşine göz kulak olacaksın owen, tamam mı?” owen başını
sallarken biana oğlunu kendine çekerek sarılır ve şakağını öperek bırakırken
kenda da annesine sarılmış, yanağından sımsıkı öpüp geri çekilirken konuşur “sık sık
arayın-“ “tabii
arayacağız tatlım, üzülmeyin lütfen..” kenda tamam
derken abisine döner “diğerleri
de bizi bekliyordur owen, hadi..” owen
kardeşine başını sallayıp babasına döner ve uzanarak ona sarılırken ewan oğlunu
tutuyor, usulca konuşur “kendinize
dikkat edin, bizi düşünmeyin, siz daha bunlarla uğraşacak kadar büyümediniz,
bırakabilecekken bize bırakın oğlum, olur mu?” “tamam
baba, herkese iyi bak..” “söz..” owen
gülümseyerek babasını bırakır ve jonathan’ı da alıp uzaklaşırken kenda da
babasına sarılarak öpmüş, conrad’a da sarılıp bir saat sonra hazır olacaklarını
söyler ve abisiyle kuzenini takip eder.. SOUNDTRACK / Carrie
Underwood – Ever Ever After Start a new fashion, wear your heart
on your sleeve Sometimes you reach what's real just
by making believe Unafraid, unashamed There is joy to be claimed in this world You even might wind up being glad to
be you “KURBAĞALAR!” nicole koridorun sonundaki odasından
çıkmış, sadece kurbağaların odalarının olduğu katta avazı çıktığı kadar
bağırırken bütün kapılardan birer ikişer kafalar uzanır. Liv gülerek yine ne
olduğunu sorarken nicole ellerini birbirine vurarak konuşur “gittiğimiz yerin kralı babam olduğuna
göre-“ “yandık.” Jonathan odasına dönerek kapıyı
kapatırken nicole koşarak onun kapısını açar ve içeri doğru bağırarak devam
eder “ben de prenses olarak bazı kurallar
koyuyorum! Oraya gittiğimizde herhangi bir şekilde surat asmak, birbirini
terslemek, acıtmış olmak için can acıtmak, ağlamak ve çiçekleri koparmak
yasaktır!” jonathan bütün çiçekleri yolacağını
söylüyorken nicole ona ayağındaki pofuduk terliği fırlatır. Liv koyulan kurala
bayılmış, iki yandaki kurbağalara bakarak ellerini açar “itiraz eden?” kimseden ses çıkmazken yüzler
gülüyordur. Liv de maviş gözleri parlayarak gülümser ve ellerini birleştirerek
kararı açıklar “Rhea tatili için prenses nicole lysander’in
koyduğu kural oy birliğiyle kabul edilmiştir!” “YAŞASIN PRENSES!” jonathan, bağırarak nicole’ü sırtına
attığı gibi odasına taşırken prenses yolda yanından geçtiği kurbağalara
öpücüklerini yolluyordur.. “kurbağalar!” “istemem
kural falan-mason!” jonathan
odasından çıkıp koridorda onları bekleyen adama sarılırken mason da prens
lysander’i tutuyor, kafasını severek nasıl gittiğini sorar. Jonathan, teker
teker açılan kapıları gösterirken cevaplar “kölelerime
hazırlanmaları için vakit veriyorum. Gittiğimizde zindalara tıkacağım,
zincirler temizlendi mi?” “pırıl
pırıl oldu, ellerimle cilaladım.” “aman aman
pek güzel-DUYDUNUZ MU KÖLELER!” kölelerin
kapıları açılıp herkes teker teker masonlayarak
genç adama atılırken brittany diğerlerine fark atıp babasının en iyi arkadaşına
atılır ve neredeyse üzerine tırmanırken mason gülüyor, kurbağalar orada neler
yapacaklarını soruyorken mason nefes alabildiği aralarda bir şeyler
söylüyordur.. “anne?
Hazır mısın?” jonathan
annesinin kapısını tıklatmış, içerden cevap bekliyorken birazdan kapı
açıldığında latty oğlunun yanında duran mason’ı görünce gülümser “mason,
nasılsın?” mason iyi
olduğunu söyleyerek genç kadına sarılıyorken latty ondan ayrıldığında genç
adamın kolunu bırakmadan içeriyi gösterir “jonathan
tatlım şu küçük çantayı alır mısın?” jonathan
daha annesi al demeden gidip çantayı sırtına atmış, önden hızlı adımlarla
gidiyorken konuşur “tatilimin
değerli saniyelerini atlamayalım, hızlı olalım, ilerleyelim!” delikanlı
asansörü çağırıp kapıları tutarken mason latty’e yol verir ve genç kadın
üzerindeki siyah, minik beyaz çiçekli elbisesiyle kabine girer, mason ve
ardından jonathan da onu takip ederken kapılar kapanıyor, o arada da
jonathan’ın iki ay tatil! sevincinin
kırıntıları duyuluyordur.. çocuklar anneleriyle son ayarlamaları yapıyorken conrad mason’ın yanına
gelmiş, zorla üzerine kalan krallığa bıraktığı elçisinin omzuna kolunu atar “durumlar nasıl mason?” “sen benim adımı hatırlıyor muydun conrad?” conrad hahalarken
mason gülümser “her şey yolunda, bazen kral nerede tepkileri
alsam da artık yatıştırmayı öğrendim.” “aferin, onlar da öğrensinler,kral oraya çocuklarını tatile yollamaktan
başka bir şey yapmayacak-“ “bunları onlar duymasa iyi olur-“ “duysunlar, gizlim saklım yok. Ben sana kral ol dedim, kabul etmedin-“ “ben lysander kanı mıyım conrad?” “vien’e söylerim damarlarındaki bütün kanı değiştirir.” Mason gülerken conrad gözleriyle vien’i arıyordur. O sırada prenses
nicole hazır olduklarını buyurur “gidebiliriz, herkes tak takım..” herkes yine birbirine bakarak eksikleri var mı kontrol ederken mason
durumdan memnun, gülümseyerek latty’nin yanına geçer. Oreon’un bembeyaz lobisi
tatil yolcuları için bekliyorken mason elini kaldırdığında küçük bir esinti herkesin
yüzüne vurur ve bir boyut kapısı açılırken brittany ellerini çırparak önden
girer, onun arkasından nicole takip ederken kurbağalar teker teker Rhea’ya adım
atarlar.. SOUNDTRACK / Carrie
Underwood – Crazy Dreams Hello you long shots, You dark horse runners, Hairbrush singers, dashboard drummers, Hello you wild magnolias just waiting
to bloom.. There's a little bit of all that
inside of me and you, Thank God even crazy dreams come
true.. Kurbağalar göz alabildiğine uzanan çimlerde oraya buraya dağılıyorken
saraydan koşan görevliler eşyaları alıyordur. Mason çocuklara bakıp sonra
latty’e dönerken konuşur “çocuklarla vakit geçirecek bir arkadaş ayaladım..” “kim?” mason başıyla sarayın olduğu tarafı gösterirken latty de o tarafa döner, ilerden sarışın bir kız
eteklerini toplamış, gülümseyerek oraya koşuyorken mason ve latty’nin önüne
geldiğinde nefes nefese durup eteklerini bırakır, uzun sarı saçları dalga dalga
omuzlarından dökülürken genç kız dizlerini kırarak selam verir “hoş geldiniz efendim! Ben carrie grace..” latty gülümseyerek çok memnun olduğunu söylerken mason lafa girer “carrie saray’daki en kıdemli kalfamızın torunudur Latty. Rhea’nın her
köşesini avcunun içi gibi bilir, çocuklara çok iyi bir rehber olacağına
eminim..” carrie yanakları pembeleşerek saçlarını kulaklarının arkasına alırken
yeşil gözlerinin içi gülüyordur. Latty genç kızın güzelliğine ve zerafetine
bakıyorken gülümser “kaç yaşındasın carrie?” “14, efendim..” latty, ikinci lig kurbağaların dengi olan kıza bakıyorken başını sallar “umarım iyi anlaşırsınız..” “tabii anlaşırız efendim! Benim diğer arkadaşlarım da sizin gelmenizi
dört gözle bekledi! Çok güzel bir tatil olacak!” latty bu kızın mutluluğunun bulaşıcı olup olmadığını merak ediyorken
carrie heyecanla mason’a döner “eşyaları götürdüler mi mason efendim, yoksa ben birilerini koşar
çağırırım-“ “götürdüler carrie merak etme, sen gidip çocuklarla tanış, hadi..” carrie, mason’ın gösterdiği tarafa bakıp çimlerde yayılmış çocukları
görünce başını sallar ve latty’e bakar “iyi dinlenceler efendim, bir şeye ihtiyacınız olur da birini
bulamazsanız bana seslenin, hemen koşarım!” “sağol carrie, size de iyi eğlenceler..” carrie teşekkür ederken latty genç kızın güzel saçlarını okşar ve
buklelerini sırtından arkaya bırakırken carrie tekrar ikisine de selam vererek
onların arkasındaki kurbağaların yanına koşar.. “kızın biri geldi..” herkes jaden’ın gösterdiği yere bakıyorken sarışın, çıtı pıtı bir kız
latty ve mason’la konuşuyordur. Nicole ve yanındaki faye de oraya bakıyorken
faye konuşur “cici bir kıza benziyor-“ “bakayım..” dante yattığı çimlerden kalkıp kızın olduğu tarafa dönerken kızın güzel
yüzünü, upuzun saçlarını, kızarmış yanaklarını görünce kaşlarını kaldırır, sonra
yavaşça yerine otururken arkasından nathan sürünerek yanına yanaşır “dilini mi yuttun?” dante nathan’ın karnına bir dirsek koyarken nathan olduğu yerde çimlere
düşer, o sırada kız onlara dönmüşken o tarafa koşmaya başlayınca en önce dante
ayağa fırlar, sonra diğerleri teker teker hareketlenirken carrie güzel
gülüşüyle onların yanına gelmiş, konuşur “hoş geldiniz, ben carrie grace! Sizin rehberiniz olacağım..” herkes merhaba carrie diyorken
genç kız daha da gülümser. Kurbağaların arasından nicole öne çıkar ve carrie’ye
elini sallarken konuşur “ben nicole lysander, kral lysander’in kızıyım. Bunlar da kardeşlerim
brittany ve jonathan..” carrie başını sallarken jonathan atılır “kızlar benim kardeşim,
ben en büyükleriyim-“ “aynı yaştayız jonathan-“ “ben önce doğdum, abiniz oluyorum doğal olarak-“ nicole yine itiraz edecekken faye konuşur “sen kaç yaşındasın carrie?” “14, siz?” faye gülümserken sırayla herkesin yaşını ve isimlerini söyler, carrie
teker teker hepsini hafızasına kazıyorken faye ters taraftan dönmüş, en son
kardeşine gelir “bu da dante, kardeşim, o da 14 yaşında..” carrie delikanlıya gülümserken dante de yamuk bir gülümsemeyle genç
kıza bakar, arkasından nathan’ın gülüşü duyuluyorken dante arkasını dönüp ona bir
bakış atar. Herkes öylece durmaya devam ediyorken alexa sorar “bizi ilk nereye götüreceksin carrie?” “aç mısınız?” kafalar şöyle böyle diye sallanırken kimse doğru düzgün kahvaltı
etmemiştir. Carrie onların aç olduğunu anlamış, eliyle ilerdeki minik çadırları
gösterir “bakın orada bizim kasabanın kızları her sabah tazecik ekmekler
yaparlar, sıcak sıcak ekmeğin üzerine de elma reçeli sürdün mü-mmm!” herkes gülerek karınlarını ovarken nicole derhal carrie’nin koluna
girip çadırların olduğu tarafa döner, iki genç kız güle konuşa o tarafa
ilerliyorken diğerleri de onları takip eder.. ![]() |


