SOUNDTRACK / Jordin Sparks – One Step at a Time

#33 – Maskeli Melekler

 

SOUNDTRACK / Jordin Sparks – One Step at a Time

 

 

“cora uyan!”

 

cora olduğu yerde irkilerek arkasını dönerken alexa koridordaki panodan kopardığı duyuru kağıdı gösterir

 

GELENEKSEL MASKELİ MELEKLER BALOSU

 

“maskeli balo!”

“evet!”

 

cora yattığı yerden ellerini çırpıyorken 15 yaşındaki bir genç kızın en güzel uyanma şekillerinden biri yaşanıyordur..

 

 

jaden kızların arasında delirmek üzereyken alexa’nın önderliğinde herkes ne maskesi takacaklarından, hangi ayakkabıyı giyip, nerelerine ne süreceklerinden bahsediyordur. Jaden onların konuşmasını dinliyorken anna ona döner

 

“sen ne olacaksın?”

“bir şey mi olmam lazım-“

“olacaksın, maskeli balo-“

“olmasam, ben olsam, benden bir tane var, başka kimse olamaz-“

“felsefeyi bırak, ne olacaksın?”

 

jaden bir çuval patates olacağını söylemişken anna gülerek onu karşıdan gelen diğer erkeklerin yanına ittirir ve tekrar kızların muhabbetine dönerken jaden hemcinslerinin yanına gidiyordur

 

“Cumartesi maskeli balo varmış-“

“ne olacaksın?”

 

jaden, jonathan’ın suratını dağıtmak isterken jonathan cupid olacağını söylüyordur..

 

 

“faye, faye?”

 

eliza bir süredir faye’i uyandırmaya çalışıyor, ama arkadaşı daha önce hiç yapmadığı kadar inatçı, sürekli sağa sola dönüp uyanmayı reddediyorken eliza artık kızmaya başlamış, faye’in yorganını çekip bir kenara atar

 

“bitti uyku!”

 

faye inleyerek bir şeyler söylüyorken gözlerini açmıyordur, yastığına biraz daha bastırarak gözlerini daha sıkı kapatırken eliza onun önünde yere çömelir

 

“hasta mısın? bir şey mi oluyor? Vahiy mi geliyor? Faye konuş lütfen-“

 

faye hala gözlerini açmıyorken eliza artık korkmaya başlamış, uzanarak arkadaşının yüzünü tutarken faye bir anda gözlerini açtığında eliza bir çığlık atar. Faye o anda kendine gelirken dirsekleri yatağa bastırarak doğrulur

 

“sabah mı oldu? geç mi kaldık!?”

 

eliza bebekliğinden beri hayalet görmeye alışkın, ama şimdi oldukça korkuyorken faye dönerek ona bakar

 

“ne oldu eliza?”

“uyanmadın! Şimdi de hatırlamıyorsun!”

“neyi?”

“kalktığımdan beri seni uyandırmaya çalışıyorum! Uyanmadın! Ne görüyordun!?”

“bilmiyorum! Bazen olur bana böyle! Annemin canı sıkılıyordur ya da dante kızmıştır, iyiyim!”

“ben nereden bileyim iyi olduğunu!? Ödümü patlattın!”

 

eliza kalkıp banyoya girer ve kapıyı çarparken faye yataktan fırlayarak banyoya koşar, kapıyı açıp girerken kafasına uçan bir havluyla feryat eder. Sarışın kız elini kaldırırarak kafasına uçan şeylerden korunmaya çalışıyorken eliza bir daha onu korkutmamasını bağırıyordur..

 

 

“burada yazdığına göre içeri hangi kostümle girersek onun kişiliğini de taşıyacakmışız, teatral yetenek için vesaire..”

 

jonathan kağıdı okumaya devam ederken diğerleri de bir yandan bir şeyler atıştırarak dinliyordur. Owen kağıdı jonathan’ın elinden alırken uyarılar kısmını okur

 

“ahlak kuralları dışında bir şey giyemezmişiz-“

“tüh, çıplak gidecektik.”

 

Kızlar jaden’a bakarken delikanlı sırıtır

 

“gidemezmişim.”

 

Owen ve jonathan aynı anda öksürerek dikkatleri üzerlerine çekerken herkes yine onlara döner, owen devam eder

 

“güvenlik görevlileri gerçek kimliklerimizi bilecekmiş, saat 2’de herkes kimin kim olduğunu anlayacakmış, istersek 4’e kadar devam edebliyormuşuz ve alkollü içki yasakmış..”

 

bu sefer de jesse tühlerken jaden gülerek arkadaşına omuz atar. Owen gözlerini devirirken kızlar yine kim ne olacak problemi üzerine yoğunlaşırlar..

 

 

SOUNDTRACK / Alan Menken & Stephen Schwartz - Girls Go Shopping

 

 

Cumartesi sabahı dersler bitmiş, kızlar hayatlarının en kısa banyolarını yaparak toplanmış ve şimdi alışveriş için okulun nerdeyse bütün gezegenlerden daha büyük olan butiğine girilmiştir. Butik, balo dönemine özel bir sürü kostüm ve kostüm yaratabilecek malzeme sağlıyorken kızlar teker elbiseleri elliyor, erkekler daha çok plastik kılıçlar ve uyduruk silahlara saldırıyorken bazıları çeşit çeşit şapkaları takıyordur.

 

Alexa bir köşede yığılmış tüllü eteklerin arasından kıpkırmızı bir tanesini kaldırır ve sağına soluna bakarken cora da elinde pek ne olduğu anlaşılmayan file gibi bir şeyle geliyordur. İkisi de birbirinin elindekine bakarken cora fileyi üzerine tutar, alexa da eteği aynı şekilde bacaklarına yaklaştırır. İki sarışın gülümseyerek bunları onaylaşmış, diğer raflara devam eder.

 

Owen ve piz şapkaların olduğu kısımda dolaşıyorken büyük aynalarda kendilerine bakarak bir şapkayı çıkarıp diğerini takıyorlardır. Owen hiçbirini beğenmiyor, bir şapkayı daha yerine koyarken duvara yaslanmış yeşil bir bitkiden büyük bir yaprak eline düşer. Owen onu kaldırarak sivri ve sık aralıklı yapraklara bakıyor, büyük yeşil şeyi alıp yüzüne tutarken yaprakların arasından ilerde parlayan bir kırmızı gömlek görür, yaprakla beraber oraya giderken piz kocaman bir sihirbaz şapkasını kafasına takmış, sırıtır.

 

Faye tam takım kostümlerin olduğu reyonda, askıları çekerek hepsine teker teker bakıyorken yanında duran bir kızın bakıp beğenmediği kırmızı bir pelerin görür. Kendi elindeki siyah deri tulumu bırakıp pelerini koyulduğu yerden alırken içindeki mini kırmızı elbiseyi de görünce gözleri parlar. O sırada genç kızın yanına jaden ve jesse yaklaşırken faye onlara dönüp bir şey bulup bulamadıklarını sormuş, olumsuz cevap almışken üçünün arkasında askıları karıştıran duncan gri ve ağır bir cüppe çeker. Jaden onun elindekini görünce faye’in tuttuğu askıyı da alıp kaldırır ve cüppenin belindeki kırmızı kuşağı göstererek üçünün de faye’in kostümüne aksesuar olmasını önerir. Genç kız gülüyorken jesse eğer faye o elbiseyi giyerse her şey olmayı kabul ediyordur.

 

Jonathan elindeki futbol omuzluklarını yanındaki nicole’e gösteriyorken genç kız kafasındaki fare kulaklarıyla delikanlının elindekilere bakar ve omzunu silker. Jonathan plastik omuzlukları takıp kostümün geri kalanını arıyorken nicole kafasına taktığı gri tüylü kulaklarla oynayarak bir de kuyruk gibi bir şey bulmaya çalışıyordur.

 

Anna ve liv kocaman etekli elbiselerin olduğu yerde kendilerinden geçmişken anna buz yeşili bir tanesine aşık olmuş, sarılarak yürüyorken liv de simsiyah bir taneyi kolunun altına sıkıştırmış, sahte taşlardan yapılma kocaman gerdanlıklara bakıyordur. İkisi sahte de olsa pırıl pırıl parlayan takılara kocaman gözlerle bakıyorken rose elinde bir kutu beyaz boyayla yanlarına gelmiş, gülerek aklına gelen kostüm fikrini anlatır.

 

Lonna ve eliza öylesine etraflarına bakarak yürüyorken ara sıra uçlarından tuttukları şeyleri çekiştiriyor, ama bir türlü beğenmiyorlardır. Lonna bir şeyleri daha çekiştirip dilini çıkarırken biraz sonra gördüğü perukla gözleri büyüyerek durur. En az iki karış yükseklikte siyah bir topuz olmuş yapay saç lonna’ya bakıyorken genç kız gülerek peruğu mankenin kafasından alır, kendi kafasına takarak eliza’nın kolunu çekiştirir. Eliza arkasını dönüp lonna’yı öyle gördüğünde bir kahkaha atarken yanındaki rafta duran abartılı gözlüklerden birini de verir. Lonna gözlüğü de takıp aynada kendine bakarken bir anda gülerek bu akşam ne olacağını söyler, ama o sırada jonathan owen’ın elinden kurtularak eliza’nın yanında bitmiş, elindeki askıda duran minicik etekli bir ponpon kız kostümü onun göğsüne yapıştırır, sonra da owen senin bacaklarını görmek istiyormuş diyerek toz olurken eliza gözleri büyüyerek öylece kalmıştır.

 

Veronica ve sam vampir dişlerinin ve şeytan boynuzlarının arasında dolaşıyorken veronica bir tane boynuzu alıp kafasına takar ve tırnaklarını çıkarıyormuş gibi yaparak sam’e atılırken delikanlı gülüyor, veronica’nın boynuzunu alıp kendi kafasına takar, ona da gidip başka bir şey bulmasını söylerken veronica dil çıkararak nicole’ün önünde durduğu kısacık dantelli elbiselerin olduğu raflara gider. O daha elini uzatmadan nicole ona bir askı verir, saçını da şöyle şöyle yapmasını söylerken rujunun rengini de belirlediğinde veronica gülerek hazıra konmanın verdiği hafifliği yaşar.

 

 

 “e çorap kaçtı!”

 

nicole elindeki kaçık çoraba bağırıyorken veronca gülerek ona kendi yedek pakedini atar. Nicole teşekkür ederek alırken pakedi açıp içinden çıkan ten rengi çorabı bu sefer daha dikkatli, yavaşça bacağından yukarı çekiyorken gözü veronica’nın file çoraplarına takıldığında bir ıslık patlatır

 

“bu akşam o minnacık etekle kimin kalplerini yakıyoruz?”

“gece 2’ye kadar kendimi kaybetmezsem sadece dick’in..”

“o ne olacakmış?”

“süper bahama adam.”

 

Nicole bir kahkaha atarken veronica da gülerek dickie’nin smokin üzerine takacağı pembe tropik çiçeklerden kolyesini anlatmaya başlar..

 

 

“dudaklarını arala biraz..”

 

liv dolgun dudaklarını aralarken cora elindeki kırmızı ruju taşırmadan sürer ve işi bitince kapağı kapatarak geri çekilirken güler

 

“evet, kendine bakabilirsin..”

 

liv aynaya döner ve kendini gördüğü anda bir kahkaha atarken kıpkırmızı ruju, abartılı rimeli ve korkunç derecede abiye topuzuyla 340 yaşında gibi görünüyorken gülmekten karnına ağrılar girdiğinde cora’ya elini uzatarak ayağa kalkar

 

“öleceğim-şapkayı ver-“

 

cora da gülüyor, yatağın üzerindeki siyah şapkayı alır, liv’in siyah topuzu üzerine bırakıp önündeki tülü de genç kızın yüzüne indirirken liv en şuh bakışını atıyor konuşur

 

“7 kocasını da itinayla öldürüp bütün paralarına konan porno yıldızı oldum.”

 

Cora üzerinde kocaman pembe bir çiçek olan bandanasını siyah tutamları aradan görünen uzun sarı saçlarına bağlıyorken liv’in tanımıyla bütün odayı inletecek bir kahkaha atar. Genç kızı önünden çekerek aynanın önüne geçerken üzerine giydiği fileden bluz neredeyse sadece göğüslerini kapatıyor, incecik belinin altında kıvrılan kalçası da açık renk bir kota sarılmışken güzel venüs bakiresi önündeki rengarenk farların kapaklarını açıyordur

 

“sen de bana yardım edeceksin..”

“sen hiçbirini sürmesen de seni gören ölecek zaten, o file bluz zaten-“

 

liv bir ıslık çalarken cora sırıtır ve koyu pembe simli bir farı alarak göz kapaklarına sürmeye başlarken bu gece rengarenk vahşi bir kelebek olacaktır..

 

 

faye kırmızı pelerinin özellkle yakılmış siyah uçlarına bakıyorken odanın kapısı çalınır. Genç kız aynanın yanından uzanıp kapıyı açar ve üç tane cellat görünümlü gardiyanla karşılaşırken üçü de başlıklarını takmış, kalın gri kumaştan yüzleri gölgede kalıyorken ortadaki jaden başını eğmiş, faye’in kısacık eteğinin açtığı bacaklarına bakarak konuşur

 

“size hizmet etmek için geldik yüce-“

 

faye beklerken jaden başını kaldırır

 

“ne olacaktın sen?”

“seks tanrıçası..”

 

jaden oyylarken faye güler, jesse de öksürürken duncan çok sıcak olduğunu söyleyerek kapşonunu indirir..

 

 

“otu sakla! Otu sakla!”

 

owen elindeki yaprağını saklarken piz şapkasının üzerindeki kuşu zaptetmeye çalışıyordur. Jonathan altına giydiği beyaz taytın orasını burasını çekiştiriyorken piz’in kuşunu işaret eder

 

“bu ne?”

“kuş..”

“talih kuşu mu?”

 

owen ve jonathan gülerken piz onlara bakıyor, başını sallar

 

“evet? hani ben şansız ve sakarım ya, benim başıma talih kuşu hiç konmaz, ondan..”

 

owen ve jonathan bir anda ciddileşirken owen elindeki yaprağa, kırmızı gömleğine ve siyah ojelerine bakar. Jonathan üzerindeki futbol üniformasına bakarak tekrar piz’e dönerken konuşur

 

“ezildim. Çok.. bana sorduklarında ben bu kadar derin bir şey söylemem, nesin jonathan? Futbolcuyum. Nesin owen? Konser verirken gece vampirlerin saldırısına uğramış zavallı rock yıldızıyım, bir de yaprağım var-evet, owen o yaprak nedir?”

 

owen onunla parlak ışıklardan korunduğunu söylüyorken piz kutsal suya karşı da şemsiye görevi görebileceğini söyler ve yine süper bir fikir ortaya koyarken jonathan sadece futbolcu olmaması gerektiğini haykırır..

 

 

liv oturduğu yerden kocalarını nasıl öldürdüğünü anlatıyorken alexa kırmızı tüllü tutusuyla odadan çıkar. Üzerindeki siyah ceketin kolunu ve yapıştıramadığı kırmızı bantları gösterirken liv’in yanında oturan rose elindeki oscar’ı bırakıp ona yardım etmeye kalkar. Alexa ceketinin koluna X şeklinde yapıştırılan bantlara bakıyorken gülümser

 

“rose sen ne oldun?”

 

rose bantlarla işi bitince gerileyerek kollarını iki yana açar. Üzerindeki beyaz atlet ve kotun açık bıraktığı her yeri beyaza boyamış, kahverengi gözleri boncuk gibi duruyor, kafasında da kör makasla kesilmiş gibi duran bir peruk varken genç kız ne olduğunu açıklar

 

“anoreksik ve yüz yıldır güneş görmemiş deli bir kızım ben.”

 

Cora gülerek süper olduğunu söylerken alexa’ya bakar

 

“sen nesin? Kayıp balerin mi?”

 

alexa dizlerine kadar uzanan deri çizmelerinin bağcıklarını bağlıyorken gülümser

 

“katil balerinim, kod adım kızıl-x.”

 

Cora bir ıslık çalarken alexa elini tabanca gibi yaparak önündeki hayali hedefi vurur. Liv 7. kocasını kızıl-x’in aynen böyle öldürdüğünü söylüyorken herkes kahkahalara boğuluyordur..

 

 

Anna yarım saattir gülmekten giyinemiyor, lonna’nın halini gördükçe yeni bir kahkaha krizi geliyordur. Lonna ona hiç  aldırmıyor, kocaman peruğunu takmış, güzelce makyajını da yapıp gözlüklerini takmışken üzerinde dizlerine kadar inen sarı bir elbise, yine aynı sarıdan bir hırka varken şu anda da eline aynı sarıdan eldivenlerini takıyordur. Hazır olduğunda yatağının üzerine bıraktığı cetveli de alır ve bir iki kere kendi eline vururken cetveli anna’ya doğru sallar

 

“dik dur anna! Dik! DİK! DÜZGÜN GÜL! TÜKÜRÜK SAÇMA!”

 

lonna anna’nın poposunu cetvelle dürterken anna gülmekten tükenmiş nefesinin kırıntılarıyla konuşur

 

“tamam miss natalie-“

 

ve genç kız bir kahkaha daha atarken miss natalie aynaya bakarak kocaman topuzundan çıkan saçları düzeltiyordur..

 

 

SOUNDTRACK / Bach – Double Violin Concerto Vivace

 

 

“buyrun leydim, siz önden..”

 

anna sam’e gülümseyerek kabarık eteklerini tutar ve selam vererek güvenlik görevlisinin önüne geçerken ismi sorulur, genç kız söyler, bir damla kanı alınır ve bu gece ne kılığına girdiği sorulurken anna cevaplar

 

“Kayıp krallığın sihirli kraliçesiyim..”

 

genç kızla ilgilenen görevli gülümser ve iyi eğlenceler dileyerek onu opera salonuna yollarken arkadan gelen sam’e bakar

 

“isim..”

“sam miller..”

“parmağını uzatır mısın sam?”

 

sam uzatır, bir damla kanı alınıp bırakılırken ona da ne olduğu sorulur, delikanlı cevaplar

 

“insan kılığına girmiş şeytanım.”

 

Görevli bakışlarını delikanlıya kaldırırken sam problemin ne olduğunu anlamamış, önündeki adama bakar

 

“olmayayım mı?”

“içeri girdiğinde gerçekten insan kılığına girmiş bir şeytan olacağının farkındasın, değil mi?”

“o zaman kayıtlara şöyle geçsin, yeteri kadar kötülük yapamadığı için cehennemden kovulmuş ve zavallı bir insan olmuş şeytan. Eziğim.”

 

Görevli başını sallayarak bunun daha iyi olduğunu söylerken sam gülümser ve mavi gömleğinin yakalarını düzelterek kemanların sesinin bütün okula yayıldığı opera salonuna girer..

 

 

“konserden sonra vampirlerin saldırısına uğramış zavallı rockçı genç ve yaprağı.”

 

Owen’ın ne olduğu da kayıtlara geçerken yanındaki eliza gülerek görevliye döner ve kan alınması için parmağını uzatırken konuşur

 

“eliza gruniér, süper esnek ponpon kız..”

 

genç kızın da rolü kayıtlara geçerken owen’la ikisi içeri yürüyor, eliza etrafta gösteri yapan hokkabazlara ve şırıl şırıl suların aktığı şık süs havuzlarına bakıyorken owen konuşur

 

“lastikliğini önce ben göreceğim..”

 

eliza gülerek onun kolunu sıkarken mümkünse bu gece kimseyi ısırmamasını rica eder..

 

 

“süper bahama adam ve süper güçlü ananas kokteyli..”

 

görevli elinde olmadan gülümser ve dickie’nin rolünü kayıtlara geçirirken veronica da kendi sırası gelince süper ünlü pop star olduğunu söyler ve süper bahama adamıyla süper bir şekilde içeri girerken dickie kolunun altındaki süper güçlü ananas kokteyli kabından uzanan plastik kamışı kemiriyordur..

 

 

“seks tanrıçası ve köleleri..”

 

faye işi bitince kapının önünde beklerken önce jaden, sonra jesse, en son da duncan kayıtlara geçmiş, üçü de tekrar cüppelerinin şapkasını başlarına geçirip tanrıçalarını takip ediyorken ilerdeki jonathan onları görmüş bütün heyecanı ve neşesiyle el sallar

 

“buraya!”

 

faye o tarafa yürürken köleleri de onu takip ediyordur. Daha büyü altına girmemiş ve konuşma özgürlüğü olan köle jaden jonathan’a bakar

 

“nesin sen?”

“futbolcu cupid’im!”

 

jaden gözlerini devirirken faye gülerek sonunda delikanlının cupid olabildiğine sevindiğini söylüyordur, yakışıklı cupid sırıtır..

 

 

“ne oldunuz miss nicole?”

 

nicole önündeki görevliye bir surat yaparak kafasındaki fare kulaklarını gösterir

 

fare!?

 

görevli başını sallayarak kayıtlara geçirirken nicole bunda anlayamayacak ne olduğunu merak ediyor, son anda ekler

 

“süper duyma güçleri olan fare kadın olsun..”

 

görevli peki diyerek değiştirirken genç kız üzerindeki kısa elbisesinin eteklerini havalandırıyordur. Yanındaki piz de başına talih kuşu konmuş bir adam olarak hayatında ilk defa gecenin en şanslısı olarak balo salonuna adımını atıyordur..

 

 

Liv ve Rose yan yana yürüyorken onların arkasından lonna cetveliyle duruşlarını düzeltiyordur. Üçü birlikte görevlilerin önüne geldiklerinde 7 kocasını öldürüp mirasa konan porno yıldızı ve anoreksik olup yüz yıl güneş yüzü görmemiş deli kız önden girer. Onların arkasından lonna görevlilerin önüne geçerken ismini söyler, kanını da verip sıra asıl soruya gelince çenesini kaldırarak duruşunu dikleştirir

 

“Miss Natalie Lingrad.”

 

Görevli o kadar öğrenciden sonra ilk defa açıkça gülerken lonna elindeki cetveli önünde durduğu masanın kenarına hafifçe vurur, görevli gülümsemesini hafifletirken miss natalie başını sallar

 

“teşekkürler, iyi geceler..”

 

ve genç kız kibarca yürüyerek içeri girer..

 

 

“cora sen zaten taşsın, niye daha taş oldun?”

 

cora gülerek sam’e bakıyorken delikanlı yavaş yavaş başarısız bir şeytanın sivri dilini almaya başlamıştır. Taş olduğu iddia edilen cora uzun kirpiklerinin ardından parlayan mavi gözleriyle kalabalığı süzüyor, konuşur

 

“ben masumum, bu vahşi kelebek hiç değil-“

“futbolcu bir cupid olabilirim ama o kelebeğin dokunduğu her çiçeği kopartırım.”

 

Cora bütün vahşiliğiyle gülümseyerek jonathan’a bakarken dişlerini birbirine vurur ve delikanlının dudaklarına uzanırken jonathan derhal kendini salmış, ama öpücüğün ö’sünü alamadan cora ondan sıyrılırken cupid kaşlarını çatarak elinden kaçırdığı kelebeğin gidişini izler..

 

 

SOUNDTRACK / Jessica Simpson - You Spin Me Around Like A Record

 

 

Süper pop star ve süper bahama adamı dans ediyorken veronica her başının döndüğünü söylediğinde dickie gülerek süper ananas kokteylinden bir yudum alıyordur-

 

“biraz da bana ver bakayım..”

 

chris bu akşam pantolonunu kaybetmiş bir sarhoş olarak dickie’nin ananas kokteyline sulanıyorken dickie onun süper kokteyl olduğunu söyler

 

“sen içersen artık ne olur bilmiyorum-“

“susadım-“

“git su al-“

“kokteyl istiyorum ben..”

 

dick şimdi çattık diyorken veronica gülerek chris’in koluna girer ve süper pop star karizmasıyla onu ağına alırken gülümser

 

“biraz dans?”

 

chris ellerini kaldırarak dans etmeye başlarken dick gülüyor, kolunun altındaki ananası sallayarak ağzındaki kamıştan süper içeceğini çekiyor ve süper bahama adamı gibi hula hula dansı yapıyordur..

 

 

“su istiyorum!”

 

duncan sadık bir köle olarak derhal faye’in isteğini yerine getirmek için koşarken diğer iki köle genç kızın iki yanında duruyordur. Faye pelerininin onu terlettiğini söyleyerek ipleri açar ve kırmızı kumaşı öylece yere bırakırken sağ yanındaki jesse uzanarak seks tanrıçasının pelerinini yerden alır, yavaşça yüzüne yaklaştırarak kokusunu içine çekerken faye dönerek ona bakar. Jesse elindeki pelerini indirirp başını silkelerken yutkunur

 

“susadım, biraz su alabilir miyim?”

 

faye başını sallayarak onu azad ederken diğer yanındaki jaden’a döner

 

“sen bir şey istiyor musun?”

 

jaden şimdilik iyi olduğunu söylüyorken faye gülümser ve önüne dönerken jaden onun bacaklarını izliyordur, aynen öyle yapmaya devam eder..

 

 

biraz sonra miss danielle kürsüye çıkmış, organizasyonu hazırlayan miss jennifer glenson’a teşekkür etmiş ve ilk danslardan sonra büyülerin tamamen oturacağından ve herkesin rollerine kesin olarak bürüneceğini söylemişken bunu duyan jesse içeçeklerin orada yan yana durduğu duncan’a döner

 

“daha şimdiden böyleysek ben danstan sonrasını tahmin edemiyorum-“

“hangi akla hizmet size uydum bir bilsem..”

 

duncan söylenerek bir bardak suyu alır ve tekrar faye’in olduğu tarafa giderken ilk dans için onur konukları olan Senor Delmundo Garagas ve Miss Naunet Sinclair sahneye çıkarlar..

 

 

SOUNDTRACK / Bond - Explosive

 

 

“kraliçem..”

 

sam, anna’nın önünde eğilerek elini genç kıza uzatırken anna mutlulukla kabul eder. İkisi birlikte piste ilerliyorken onları izleyen liv yanındaki rose’a yaklaşarak mırıldanır

 

“ikisi de bu akşam pek yakınlar..”

“ne!? olamazlar mı?!”

 

liv irkilerek yanındaki deli kıza dönerken rose elini kolunu sallayarak konuşur

 

“susadım ben! Su alacağım!”

“peki-“

“gidiyorum ben!”

 

liv gülerek bir adım gerilerken rose ona buna sataşarak içeceklerin olduğu tarafa ilerliyordur..

 

 

“aferin, aferin çok güzel..”

 

lonna dans edenlerin arasından geçip hepsinin duruşlarına puan veriyorken kardeşi cora’yı gördüğünde onun yanına giderek elindeki cetveli genç kızın poposuna vurur

 

“bu ne biçim kıyafet!?”

“o biçim, miss natalie.”

“görüyorum, görüyorum. Ne tür bir amaç içindesin onu anlamaya çabalıyorum..”

“vahşiyim, güzelim, vahşi güzelim ve eğleneceğim..”

 

lonna bunun üzerine cora’nın poposuna bir tane daha vururken genç kız gülerek elindeki meyve kokteylinden bir yudum alır

 

“hocam siz de biriyle dans etseydiniz, bakın şu ilerde çok yakışıklı köleler var-“

“köle diye bir şey yoktur, saygılı ol, fazla kırıtma.”

 

Cora gülerek peki diyorken lonna cetvelini elinde çevirerek kalabalığın arasından yürümeye ve milletin duruşunu kontrol etmeye devam eder..

 

 

Sahnedeki onur konuklarının verdiği şov büyük alkışlarla bitiyorken böylece ilk dans da bitmiş, büyüler tam o anda oturmuşken eliza hızla yanındaki vampir delikanlıya bakar. Owen da ona bakıyorken eliza gülümser

 

“ısıracaksın sandım..”

 

owen soluk teniyle hafifçe gülümserken eliza bir an ürperir ve yutkunarak önüne dönerken owen başını eğmiş, onun boynunu izliyordur. Delikanlı bir an sonra başını silkeleyerek kendine gelmeye çalışırken bunların hepsinin bir rol olduğunu hatırlamaya çalışarak elindeki yaprağı suratına sallayıp serinler..

 

 

SOUNDTRACK / Black Eyed Peas – My Humps

 

 

Nicole en kalabalık yere geçmiş, çalan müzikle kendi kendine dans ediyorken süper duyma gücü olan bir fare kadın olarak gözünü kestirdiği herkesin konuşmalarını sırayla dinliyordur. Şu ana itibariyle kim kiminle nerede ne yapmışların hepsini öğrenmeye çok yakınken birazdan yanında dedikodularına parazit yapan bir ses gelir

 

“neden yalnızsın sen? Hemen bir eş bulalım!”

 

nicole etrafını izleyen jonathan’a bakıyorken konuşur

 

“bilerek yalnız geldim ben, çekil, milleti dinliyorum-“

“ne yapıyorsun?”

“süper duyma gücü olan bir fare kadınım ben, dedikodu kazanını dinliyorum-“

“olmaz, yalnız olamazsın, ben cupidsem sana eş bulacağım-“

“jonathan bir gider misin?”

“gidemem. Gel..”

 

jonathan genç kızı kolundan çekiştirerek konuşan gruplardan birinin arasına girer ve önce kendini, sonra nicole’ü tanıtırken herkese nasıl olduklarını sormaya başlar..

 

 

alexa kızıl-x olarak buğulu gözleriyle etrafı izliyorken arada hafifçe sallanarak dans ettiği imajını veriyordur. O sırada yanından geçen deli rose onu görmüş, omzuna vurarak kendine çevirirken güler

 

“süper parti ya! Sen neden dans etmiyorsun!?”

“dans ediyorum-“

“görmüyorum ben, bak böyle dans edeceksin!”

 

rose etraftaki kalabalığa aldırmadan deliler gibi dans etmeye başlarken genç kız kalçasını salladıkça etraftakiler o tarafa dönmeye başlamış, birazdan rose bir çember içine alınıp onunlar beraber herkes aklına estiği gibi dans ediyorken kızıl-x onlardan sıyrılarak kalabalığa karışır..

 

 

faye etrafındaki üç süper yakışıklı kölesiyle gerçekten seks tanrıçası gibiyken dans ederken eş bulmakta zorlanmıyordur. Genç kız bir jaden’la, bir jesse’yle, onlar bitince de duncan’la takılıyorken duncan çok fazla hareket etmiyordur. Seks tanrıçası bundan hoşlanmamış, delikanlıyı belindeki kırmızı kuşaktan kendine çeker ve elini cüppenin şapkasından sokarak onun ensesini kavrarken konuşur

 

“benimle birlikte hareket et duncan..”

 

duncan yutkunurken faye minnacık eteğinin açtığı bacaklarını delikanlıya sürtüyor, kıvrılıyor, dönüyor, eğiliyor, kalkıyor, tekrar kıvrılıyorken duncan başını saran kumaşı iterek geri çekilir

 

“tuvalet..”

 

faye elini sallayarak onu yollarken arkasını dönerek geri kalan iki kölesine bakar ve gülümserken jaden elleriyle tanrıçasına gelmesini işaret ediyordur. Faye onun ellerine vurarak kuşağından kendine çekerken bir daha aynı şeyi yaparsa cezalandırılacağını mırıldanır..

 

 

piz etrafında bir sürü güzel kızla beraber yerinde yaylanıyorken o yaylandıkça kafasındaki talih kuşu da kanatlarını açıyordur, ama uçamıyorken bir kez delikanlının kafasına konmuştur, bütün gece oradan uçması yasakken piz gayet memun, kızların gülüşleri arasında döner ve dans etmeye devam ederken hemen karşısında köleleriyle dans eden faye’le göz göze gelir. Genç kızın sapsarı saçları ve kırmızı elbisesi parlıyorken piz bir an yutkunur. Faye ona göz kırparak tekrar kölelerine dönerken piz kendi kendine gülümseyerek biraz daha yaylanır..

 

 

“bak bacağımı kafama değdirebiliyorum!”

 

eliza bacağını kaldırarak yüzünün hemen yanında tutarken owen başını sallıyor, genç kızın dizinin hemen arkasında atan damara bakıyorken eliza bacağını indirerek ona bakar

 

“ısıracaksan ısır bitsin bu çile!”

 

ve genç kız üzerindeki kırmızılı siyahlı atleti biraz daha çekerek boynunu açarken derisi tamamen gerilmiş, damarı adeta dışarda atıyorken owen dişlerini birbirine vurur ve uzanarak siyah ojeli parmaklarıyla sıcak deriye dokunurken eliza onun elini tutarak çeker ve delikanlıyı omzunun üzerinden attığı gibi yere devirirken kısacık eteğinin açık bıraktığı beline ellerini koyarak yerdeki vampire bakar

 

“süper esnek dediysem süper salak demedim. Benden uzak dur.”

 

Owen dudakalarını yalarken eliza kalçasını sallaya sallaya hızla kalabalığın arasına yürür..

 

 

Kızıl-x deli gibi dans eden başka bir delikanlının yanından geçiyorken bir anda önüne insan formundaki şeytan çıkar

 

“bu akşam birilerini öldürecek misin? öldüreceksen yardım edeyim-şeytanım ya hani, öldürürüm..”

“çekil sam..”

 

sam öfleyerek kenara çekilirken kızıl-x bütün karizmasıyla yürüyor, ama hiçbir yere ulaşamıyorken yürümeye devam eder..

 

 

“BU NE REZALET!”

 

lonna, rose için oluşturulmuş çemberi yararak ortaya gelmiş, cetvelinin ucunu yere vuruyorken elini kaldırarak kalabalığı uzaklaştırır ve rose’a döner

 

“kızım delirdin mi!?”

“deliyim hocam evet! ben yüz senedir güneş yüzü görmedim bak bembeyazım!”

 

rose kolunu lonna’nın gözüne gözüne uzatıyorken lonna onun koluna hafifçe vurarak bir adım geri atar

 

“hiç yakışmıyor, hiç!

 

rose elini sallayarak EHH! der ve arkasını dönüp uzaklaşırken lonna elindeki cetveli sallayarak kalabalığın dağılıp hepsinin adam olmasını emreder..

 

 

“yani şekerim ben hep diyorum, zengin koca bulacaksan böyle şık partilere mutlaka yalnız gideceksin. Bak ben ne yaptım? Bir kocamı evde bırakıp gittim diğerini buldum. Bu işin sırrı bu..”

 

liv elini boynundaki gerdanlıkta gezdiriyorken siyah tüllü şapkasının ardından zengin koca adaylarını süzüyordur. O sırada önünden beyaz elmaslı maskesiyle kazanova geçerken liv iç çeker

 

“bazen de sırf eğlence için böylelerini alacaksın, yere yatıracaksın, sonra bütün giysilerini yırtıp-“

“liv!”

 

liv derin bir nefes alarak susarken anna gülümseyerek ona bakıyordur

 

“fazla heyecanlandınız..”

“öyle, evet.. sizin kayıp krallığınız neredeydi anna?”

“kayıp, bilmiyoruz..”

 

liv hmmlarken kibirli bir bakışla kraliçeyim diyen kızı süzer ve tekrar önüne dönerken elini hafifçe sallayarak yüzünü serinletir..

 

 

lonna elindeki cetvelle gözlüğünün üzerinden kalabalığı süzerek ilerliyorken ilerde bir anda karşısına çıkan uygunsuz bir davranış görür. Profesor cudrow, miss natalie’nin koluna biraz fazla samimi dokununca lonna derhal cetvelini genç adamın eline vurur

 

“diğer meleklere uygunsuz davranış örnekleri teşkil edilmesin lütfen..”

 

profesör elini çekerken miss natalie lonna’ya dönerek sorar

 

“lonna?”

 

lonna ona dönerek efendim miss natalie derken miss natalie sorar

 

“öğrencileri neden uyarıyorsun lonna?”

 

lonna bu nasıl bir soru derken cevaplar

 

“hepsi daha iyi yerleri hak ediyor miss natalie, eminim bunu biraz daha düşünseniz de bulabilirdiniz, boşuna melek değilsiniz, değil mi? haydi, lütfen gidin ve eğlenin, bu ne güzel balo böyle, hey, miss roseau, tırnaklarınızı yemeyin!”

 

lonna katharine’nin olduğu tarafa koşuştururken miss natalie hafifçe gülümser, profesör cudrow da ona yandan sarılırken miss natalie kendisiyle dalga geçilmediğine ikna olmuş, rahatlar..

 

 

SOUNDTRACK / Britney Spears – The Hook Up

 

 

“sonra görüşürüz, iyi eğlenceleeeerr-“

 

jonathan bir grubu daha uzaklara yollarken yanındaki nicole’e döner

 

“evet?”

“jonathan, kaç kere söyleyeceğim, bu akşam kimseyle beraber olmayacağım.”

“ne zaman olacaksın!? Hep yalnızsın! Sen yalnız kalmayı sevmezsin! Eve döndüğümüzde durmadan bir şeyler yapmak istersin, şimdi ne farkı var?!”

“heyecanlandın sen yine-“

“hayır nicole, ciddiyim, neden okulda sürekli yalnız takılıyorsun-“

“çünkü canım öyle istiyor! Bırakırsan gidip dedikodu dinleyeceğim!”

“iyi! Git!”

 

nicole hızla oradan uzaklaşırken jonathan onun arkasından bakıyor iç çekerek önüne dönerken ilerde terör estiren rose’u görünce derhal onu birisiyle birleştirmek için oraya koşturur..

 

 

veronica dans ederek şarkıya eşlik ederken sanki şarkıyı o yazmış ve bestelemiş, bütün mimiklerini kullanarak önünde dans eden dickie’ye cilveleniyordur. Delikanlı ağzındaki kamışı ısırarak veronicanın poposuna bir tane vururken genç kız kıkırdar ve sevgilisine dönerek dudaklarını uzatırken dickie kamışı çekerek onun yüzünü tutar ve kendi ananas tadı veronica’nın çilekli rujuna karışır. Onların öpüştüğünü gören chris ikisinin arasına atlarken yamulan gözlüğünü düzelterek dickie’ye bakar

 

“çişim geldi..”

“pipini mi tutayım? Git yap..”

 

chris ona bir surat yapıp veronica’ya dönerken genç kız şarkıyı söylemeye devam ediyordur

 

“kalçamı kavra diyor chris bak-“

 

chris bakmakla kalmamış, veronica’nın kalçasınıiki eliyle mis gibi kavramışken süper bahama adamı olanları gördüğünde süper ananas kokteyli fıçısıyla chrisin omzuna vurur

 

“o benim kadınım! Süper bahama adamın kadınına dokunamazsın!”

 

chris kim kimin kadını hiç umursamıyorken gözünden düşmekte ısrar eden gözlüğü düzeltir

 

“dokun dedi dokundum.”

“şarkı söylüyordu-“

“şarkı onun değil mi? dokun dedi, yaptım.”

 

Dick sol elini havaya kaldırmış, okkalı bir tokat için hazırlanıyorken veronica en dramatik haliyle onların arasına girer

 

“hayır!”

 

dickie elini indirerek güzel sarışına bakarken veronica arkasındaki chris’e döner

 

“ben seni çişe götürürüm, gel.”

 

Chris dickie’ye bir bakış atarak veronica’nın arkasından yürürken süper bahama adamı süper güçlü yumruğunu gösteriyordur..

 

 

“şu kuşlu çocuğu getirin bana..”

 

faye ilerde dans eden ve ilk defa hiçbir yeri kırıp dökmeyen piz’i gösterir. Jaden derhal öne çıkarak tanrıçasının isteğini yerine getirirken piz kolundan tutulup arkaya çekildiğinde kafasındaki şapkayı ve talih kuşunu tutar. Birazdan getirilip faye’in önüne bırakıldığında delikanlı sarışın güzele bakar

 

“ne oldu?”

“seni istiyorum.”

 

Piz’in gözleri büyürken faye yeşil gözleri parlayarak gülümser ve delikanlıyı ensesinden tutarak dudaklarına uzanırken arkadaki köleler yumruklarını sıkarak o öpülen dudakların kendilerinin olmasını diliyordur..

 

 

“eliza, naber? Birilerine kötülük yapmak ister misin?”

 

eliza bir anda önüne çıkan şeytanla dururken sam kaşlarını indirip kaldırıyor, ikna edici bir şekilde başını sallıyordur

 

“istiyorsun, görüyorum, biliyorum-istiyorsun-“

“ne diyorsun sen?”

“şeytanım ben, kötü şeyler yaptırmam lazım-“

“iyi, git vampirle birlik ol o zaman..”

 

eliza arkasını işaret ederek uzaklaşırken sam gözleri parlayarak ilerdeki owen’a bakar ve o tarafa ilerler..

 

 

cora bütün vahşiliğiyle saçlarını savuruyor, parfümünün kokusu 5 metrelik çemberdeki herkesin başını döndürüyorken genç kız kalçasını kıvırıyor, ona buna göz süzüyor, eline gelen herkesle dans ediyorken bir anda yanından geçen kızıl-x’i görünce elindeki delikanlıyı bırakır. Hızlı adımlarla o tarafa ilerlerken alexa’yı kolundan tutarak çevirir

 

“nereye gittiğini sanıyorsun sen?”

“bırak beni cora..”

 

cora vahşiliği bir an için bırakıp arkadaşına bakar

 

“ciddiyim alexa, balonun başından beri bir yere yürüyorsun, nereye gidiyorsun?”

“keşke bilsem! Sürekli yürüyüp bakış atmam gerekiyormuş gibi geliyor, ayrıca burası çok aydınlık, benim gölgelerde olmam lazım!”

 

alexa kolunu kurtarır ve onu gören birisi olup olmadığını büyük bir endişeyle kontrol ederek derhal karanlık köşelerin birine koşarken cora kaşlarını kaldırmış, yanından toz olmuş arkadaşının bıraktığı yere geçerek tekrar dans etmeye başlar..

 

 

veronica erkekler tuvaletinin önünde chris’i bekliyorken şarkıyı söyleyerek dans etmeye ve önünden geçip gidenlerle sanki bir müzik videosu çekermişçesine rol yapmaya devam ediyordur. Genç kız şarkının en güzel kısmında bir anda çişinin geldiğini hisseder ve kızlar tuvaletinin dolup taşan kapısına bakar, yüzünü buruşturup arkasını döndüğü gibi erkekler tuvaletine girerken chris de bir şarkı söyleyerek kabinlerin birinden çıkıyordur. Veronica onu görünce kıkırdayarak bomboş kabinlerin birini beğenir

 

“erkek tuvaletleri hep boş! süper!”

 

genç kız chris’i geçerek kabinin kapısını iter ve içeri girmek isterken geri çekilir, topukları üzerinde zar zor dururken kabinlerin arasındaki duvara yapışır, chris ona eğilirken veronica da onu kendine çeker..

 

 

chris sanki gün doğumunu göremeyeceklermiş gibi bütün gücüyle veronica’yı öpüyorken genç kızın dizlerinin bağı çözülmüş, ağzını açarak aynı açlıkla karşılık verir ve sıçarayarak bacaklarını chris’in beline dolarken sırtı duvara dayamış, incecik file çorabından chris’in olmayan pantolonun saklamadığı şeyler ona ulaşıyorken genç kız nefes almak için ağzını biraz daha açacak olur, ama o anda kafaları birisi tarafından birbirinden ayrılırken beyaz peruklu ve bol piercingli bir kız gelmiş, konuşuyordur

 

“yapma, hata, o dick’in kız arkadaşı, hatırladın mı? dickie? sonneld?”

 

chris kaşlarını çatarak beline bacaklarını dolamış kıza dönerken güler

 

“pek de onun gibi durmuyor-“ ikisi de gülerken beyaz peruklu kız inler, ikisini ayırmaya çalışırken veronica öfleyerek iner ve kabinlere gider, kapıyı kapatırken biraz sonra açılan musluğun sesini ve chris’in bağırışını duyar..

 

 

“owen, naber? Kötülük yapmak ister misin-“

“kan. Kan istiyorum.”

 

Sam üzerine saldıran delikanlıyı omuzlarından tutup geriletirken sırıtıyordur

 

“sana en güzel kanı bulacağım, gel benimle..”

 

owen dilini köpek dişlerine sürterek sam’i takip ederken insan formundaki şeytan ilerdeki seks tanrıçasını görmüş, o tarafa ilerliyorken owen kuşlu çocukla öpüşen kızı gördüğünde hırıldar

 

“sıcak..”

“çok sıcak hem de-“

 

sam önüne çıkan jaden’ı iterek faye’in kolundan çeker ve piz’den ayırıp owen’ın kollarına atarken genç vampir en lezzetli yemeğini almış, zevkle gülerek faye’in başını eğerek boynuna eğilir ve olmayan sivri dişlerini genç kızın boynuna saplamaya çalışırken faye çığlığı basar..

 

 

SOUNDTRACK / Britney Spears – Toxic

 

 

Eliza masum bir kızın çığlığını duymuş, tepesinde topladığı saçları savrularak arkasını dönerken ilerde az önce şeytanı yanına yolladığı vampirin tanrıçayı ısırdığını görür. Derhal etrafındakileri ittirerek o tarafa koşarken yeterince hızlı olmadığını düşünür ve bütün esnekliğiyle seri parendeler atarak o tarafa ilerlerken faye,owen onu ısıramasa bile hala can acısıyla bağırıyordur..

 

 

“kimdi o?”

 

jonathan etrafına bakıyorken yanındaki rose yine dellenmiştir

 

“BİRİ DAHA DELİRDİ! DELİ!”

 

genç kız sesin geldiği yere koşuyorken jonathan da arkasından fırlamış, önüne çıkanları ittiriyorken ilerde bir yerde miss natalie faye’in çığlığını duymuş, olaya el koyacakken profesör cudrow onu durdurmuş, biraz beklemesini rica eder. İki profesör beklerken lonna cetvelini sallayarak oraya koşuyordur..

 

 

rose, sam’le boğuşan kölelerin arasında bağıra çağıra jesse ve duncan’a vuruyorken sam de jaden’la boğuşuyor, ama ikisi de birbirini alt edemiyorken daha çok elleri havada birbirine vuruyordur. İki delikanlı da sanki ölümcül dövüşü sürüdürüyormuş havasında sesler çıkarıyorken tanrıçalarını ısıran vampir genç kızın boynunu emmeye başlamış, faye kendini onun kollarına bırakırken gözlerini kapatmış, ölümünü bekliyordur.

 

Lonna elindeki cetveli sallayarak orada neler olduğunu sorarken liv elini ağzına kapatmış, göz göre göre tanrıça öldürdüklerini söyler. Yanındaki anna da iki elini kalbine kapatmış, zavallı kızın kendini salmasını izliyorken az sonra parendeleriyle oraya ulaşmış eliza, owen’ı ensesinden tuttuğu gibi çeker ve yere fırlatırken serbest kalmış faye’in baygın bedenini piz yakalar..

 

 

“..erkekler tuvaletinde chris’le öpüşüyordu-“

“e dickie’yle çıkmıyor mu o kız?”

“ben duyduklarımı söylüyorum, gerisini bilmiyorum..”

 

nicole kulağına gelenlerle gözleri büyüyerek o tarafa bakarken erkekler tuvaletinin tarafından veronica geliyordur. Nicole insanları ittirerek oraya giderken veronica arkadaşını görünce bir çığlık atar

 

“NICOLE! NE YAPIYORSUN SEN BURADA! KONSERİME Mİ GELDİN-AH TANRIM!”

 

veronica abartı bir mutlulukla nicole’ün üzerine zıplarken fare kadın onu tutuyor, pop star zıplamaya başladığında onu omuzlarından tutarak geri iter

 

“veronica, sen chris’i mi öptün?”

“chris kim-ha o çocuk! evet süper yakışıklı, ayrıca şeyi koca-“

“VERONICA!”

“süper öpüşüyor görmen lazım, hatta dur bulalım sen de öp-CHRIS! CHRIS AŞKIM NERDESİN!?”

 

nicole gözleri büyüyerek veronica’nın ağzını kapatır ve onu uzaklaştırmaya çalışırken veronica çırpınıyor, o sırada saatler 2’yi vuruyorken meleklerin üzerindeki büyüler çözülüyordur..

 

 

saat 2’yi vurup büyüler çözülürken lonna owen’ın bacaklarına vurmaya çalıştığı cetveli geri çekip başını silkeler ve etrafında olan bitene bakarken ağzı aralanır.

 

Rose bağırıp çağırıyor, ama bir an sonra nerede ve kim olduğunu hatırlarken onu tutan jesse genç kızı yere bırakır. Rose tişörtünü çekiştirerek etrafına bakıyorken bütün gece bağırmaktan acıyan boğazını tutar.

 

Faye sahte baygın halinden uyanıp gözlerini açtığında piz’in şapkasındaki kuşu görmüş, kaşlarını çatarken birazdan delikanlı görüş alanına girdiğinde ona nasıl olduğunu sorar. Faye iyi olduğunu söyleyerek doğrulurken piz’in elini tutuyor, diğer elini de kıpkırmızı olmuş boynuna koyar.

 

Owen yattığı yerde opera salonunun tavanını izliyorken az önce onu cetvelle dövmeye çalışan lonna’ya bakar, sonra elini gözlerine kapatarak olduğu yerde biraz daha yatarken korkunç derecede susadığını hissediyordur.

 

Cora üzerindeki büyünün kalktığını hissederken dans etmeyi bırakmış, saçlarını düzelterek üzerindeki file bluzü çekiştirir. O sırada etrafına toplanmış erkek sürüsü de kendine gelirken genç kız dudaklarını ısırarak derhal oradan uzaklaşır.

 

Anna ve liv birbirlerine bakıyorken yumruğu havada kalan eliza da onlara döner. Üç kız birbirlerine bakarak yüzlerini buruştururken az sonra faye’in gelip eliza’yı çekiştirerek çıkışa yönelmesiyle liv ve anna da hızla onları takip eder.

 

Alexa sonunda büyünün kalkmasıyla yürümeyi bırakmış, ağrıyan bacaklarını ovarak diğerlerini arıyordur. Birazdan sam ve jaden’ı görürken onlara el sallayarak yanlarına gider ve ikisinin ortasına geçerek kollarına girerken az önce kız gibi dövüşen delikanlılar bu sefer bir erkeklik yapıp alexa’ya destek olurlar.

 

Herkes birer ikişer ortadan kayboluyorken lonna elindeki cetvelin alınmasıyla o tarafa döner ve jonathan’ı görürken delikanlı kolunu açmış, şaşkınlıkla altına giren lonna’yı da alarak hayatlarının en garip balosuna bir nokta koyar ve çıkışa ilerler..