![]()
#33 – Maskeli Melekler SOUNDTRACK / Jordin
Sparks – One Step at a Time “cora uyan!” cora olduğu yerde irkilerek arkasını dönerken alexa koridordaki panodan
kopardığı duyuru kağıdı gösterir GELENEKSEL MASKELİ MELEKLER BALOSU “maskeli balo!” “evet!” cora yattığı yerden ellerini çırpıyorken 15 yaşındaki bir genç kızın en
güzel uyanma şekillerinden biri yaşanıyordur.. jaden kızların arasında delirmek üzereyken alexa’nın önderliğinde
herkes ne maskesi takacaklarından, hangi ayakkabıyı giyip, nerelerine ne
süreceklerinden bahsediyordur. Jaden onların konuşmasını dinliyorken anna ona
döner “sen ne olacaksın?” “bir şey mi olmam lazım-“ “olacaksın, maskeli balo-“ “olmasam, ben olsam,
benden bir tane var, başka kimse olamaz-“ “felsefeyi bırak, ne olacaksın?” jaden bir çuval patates olacağını söylemişken anna gülerek onu karşıdan
gelen diğer erkeklerin yanına ittirir ve tekrar kızların muhabbetine dönerken
jaden hemcinslerinin yanına gidiyordur “Cumartesi maskeli balo varmış-“ “ne olacaksın?” jaden, jonathan’ın suratını dağıtmak isterken jonathan cupid olacağını
söylüyordur.. “faye, faye?” eliza bir süredir faye’i uyandırmaya çalışıyor, ama arkadaşı daha önce
hiç yapmadığı kadar inatçı, sürekli sağa sola dönüp uyanmayı reddediyorken
eliza artık kızmaya başlamış, faye’in yorganını çekip bir kenara atar “bitti uyku!” faye inleyerek bir şeyler söylüyorken gözlerini açmıyordur, yastığına
biraz daha bastırarak gözlerini daha sıkı kapatırken eliza onun önünde yere
çömelir “hasta mısın? bir şey mi oluyor? Vahiy mi geliyor? Faye konuş lütfen-“ faye hala gözlerini açmıyorken eliza artık korkmaya başlamış, uzanarak
arkadaşının yüzünü tutarken faye bir anda gözlerini açtığında eliza bir çığlık
atar. Faye o anda kendine gelirken dirsekleri yatağa bastırarak doğrulur “sabah mı oldu? geç mi kaldık!?” eliza bebekliğinden beri hayalet görmeye alışkın, ama şimdi oldukça
korkuyorken faye dönerek ona bakar “ne oldu eliza?” “uyanmadın! Şimdi de hatırlamıyorsun!” “neyi?” “kalktığımdan beri seni uyandırmaya çalışıyorum! Uyanmadın! Ne
görüyordun!?” “bilmiyorum! Bazen olur bana böyle! Annemin canı sıkılıyordur ya da
dante kızmıştır, iyiyim!” “ben nereden bileyim iyi olduğunu!? Ödümü patlattın!” eliza kalkıp banyoya girer ve kapıyı çarparken faye yataktan fırlayarak
banyoya koşar, kapıyı açıp girerken kafasına uçan bir havluyla feryat eder.
Sarışın kız elini kaldırırarak kafasına uçan şeylerden korunmaya çalışıyorken
eliza bir daha onu korkutmamasını bağırıyordur.. “burada yazdığına göre içeri hangi kostümle girersek onun kişiliğini de
taşıyacakmışız, teatral yetenek için vesaire..” jonathan kağıdı okumaya devam ederken diğerleri de bir yandan bir
şeyler atıştırarak dinliyordur. Owen kağıdı jonathan’ın elinden alırken uyarılar
kısmını okur “ahlak kuralları dışında bir şey giyemezmişiz-“ “tüh, çıplak gidecektik.” Kızlar jaden’a bakarken delikanlı sırıtır “gidemezmişim.” Owen ve jonathan aynı anda öksürerek dikkatleri üzerlerine çekerken
herkes yine onlara döner, owen devam eder “güvenlik görevlileri gerçek kimliklerimizi bilecekmiş, saat 2’de
herkes kimin kim olduğunu anlayacakmış, istersek 4’e kadar devam edebliyormuşuz
ve alkollü içki yasakmış..” bu sefer de jesse tühlerken jaden
gülerek arkadaşına omuz atar. Owen gözlerini devirirken kızlar yine kim ne olacak problemi üzerine yoğunlaşırlar.. SOUNDTRACK / Alan
Menken & Stephen Schwartz - Girls Go Shopping Cumartesi sabahı dersler bitmiş, kızlar hayatlarının en kısa banyolarını
yaparak toplanmış ve şimdi alışveriş için okulun nerdeyse bütün gezegenlerden
daha büyük olan butiğine girilmiştir. Butik, balo dönemine özel bir sürü kostüm
ve kostüm yaratabilecek malzeme sağlıyorken kızlar teker elbiseleri elliyor,
erkekler daha çok plastik kılıçlar ve uyduruk silahlara saldırıyorken bazıları
çeşit çeşit şapkaları takıyordur. Alexa bir köşede yığılmış tüllü eteklerin arasından kıpkırmızı bir
tanesini kaldırır ve sağına soluna bakarken cora da elinde pek ne olduğu
anlaşılmayan file gibi bir şeyle geliyordur. İkisi de birbirinin elindekine
bakarken cora fileyi üzerine tutar, alexa da eteği aynı şekilde bacaklarına
yaklaştırır. İki sarışın gülümseyerek bunları onaylaşmış, diğer raflara devam
eder. Owen ve piz şapkaların olduğu kısımda dolaşıyorken büyük aynalarda
kendilerine bakarak bir şapkayı çıkarıp diğerini takıyorlardır. Owen hiçbirini
beğenmiyor, bir şapkayı daha yerine koyarken duvara yaslanmış yeşil bir
bitkiden büyük bir yaprak eline düşer. Owen onu kaldırarak sivri ve sık aralıklı
yapraklara bakıyor, büyük yeşil şeyi alıp yüzüne tutarken yaprakların arasından
ilerde parlayan bir kırmızı gömlek görür, yaprakla beraber oraya giderken piz
kocaman bir sihirbaz şapkasını kafasına takmış, sırıtır. Faye tam takım kostümlerin olduğu reyonda, askıları çekerek hepsine
teker teker bakıyorken yanında duran bir kızın bakıp beğenmediği kırmızı bir
pelerin görür. Kendi elindeki siyah deri tulumu bırakıp pelerini koyulduğu
yerden alırken içindeki mini kırmızı elbiseyi de görünce gözleri parlar. O
sırada genç kızın yanına jaden ve jesse yaklaşırken faye onlara dönüp bir şey
bulup bulamadıklarını sormuş, olumsuz cevap almışken üçünün arkasında askıları
karıştıran duncan gri ve ağır bir cüppe çeker. Jaden onun elindekini görünce
faye’in tuttuğu askıyı da alıp kaldırır ve cüppenin belindeki kırmızı kuşağı
göstererek üçünün de faye’in kostümüne aksesuar olmasını önerir. Genç kız
gülüyorken jesse eğer faye o elbiseyi giyerse her şey olmayı kabul ediyordur. Jonathan elindeki futbol omuzluklarını yanındaki nicole’e gösteriyorken
genç kız kafasındaki fare kulaklarıyla delikanlının elindekilere bakar ve
omzunu silker. Jonathan plastik omuzlukları takıp kostümün geri kalanını
arıyorken nicole kafasına taktığı gri tüylü kulaklarla oynayarak bir de kuyruk gibi
bir şey bulmaya çalışıyordur. Anna ve liv kocaman etekli elbiselerin olduğu yerde kendilerinden
geçmişken anna buz yeşili bir tanesine aşık olmuş, sarılarak yürüyorken liv de
simsiyah bir taneyi kolunun altına sıkıştırmış, sahte taşlardan yapılma kocaman
gerdanlıklara bakıyordur. İkisi sahte de olsa pırıl pırıl parlayan takılara
kocaman gözlerle bakıyorken rose elinde bir kutu beyaz boyayla yanlarına
gelmiş, gülerek aklına gelen kostüm fikrini anlatır. Lonna ve eliza öylesine etraflarına bakarak yürüyorken ara sıra
uçlarından tuttukları şeyleri çekiştiriyor, ama bir türlü beğenmiyorlardır.
Lonna bir şeyleri daha çekiştirip dilini çıkarırken biraz sonra gördüğü perukla
gözleri büyüyerek durur. En az iki karış yükseklikte siyah bir topuz olmuş
yapay saç lonna’ya bakıyorken genç kız gülerek peruğu mankenin kafasından alır,
kendi kafasına takarak eliza’nın kolunu çekiştirir. Eliza arkasını dönüp
lonna’yı öyle gördüğünde bir kahkaha atarken yanındaki rafta duran abartılı
gözlüklerden birini de verir. Lonna gözlüğü de takıp aynada kendine bakarken
bir anda gülerek bu akşam ne olacağını söyler, ama o sırada jonathan owen’ın
elinden kurtularak eliza’nın yanında bitmiş, elindeki askıda duran minicik
etekli bir ponpon kız kostümü onun göğsüne yapıştırır, sonra da owen senin bacaklarını
görmek istiyormuş diyerek
toz olurken eliza gözleri büyüyerek öylece kalmıştır. Veronica ve sam vampir dişlerinin ve şeytan boynuzlarının arasında
dolaşıyorken veronica bir tane boynuzu alıp kafasına takar ve tırnaklarını
çıkarıyormuş gibi yaparak sam’e atılırken delikanlı gülüyor, veronica’nın
boynuzunu alıp kendi kafasına takar, ona da gidip başka bir şey bulmasını
söylerken veronica dil çıkararak nicole’ün önünde durduğu kısacık dantelli
elbiselerin olduğu raflara gider. O daha elini uzatmadan nicole ona bir askı
verir, saçını da şöyle şöyle yapmasını söylerken rujunun rengini de
belirlediğinde veronica gülerek hazıra konmanın verdiği hafifliği yaşar. “e çorap kaçtı!” nicole elindeki kaçık çoraba bağırıyorken veronca gülerek ona kendi
yedek pakedini atar. Nicole teşekkür ederek alırken pakedi açıp içinden çıkan
ten rengi çorabı bu sefer daha dikkatli, yavaşça bacağından yukarı çekiyorken
gözü veronica’nın file çoraplarına takıldığında bir ıslık patlatır “bu akşam o minnacık etekle kimin kalplerini yakıyoruz?” “gece 2’ye kadar kendimi kaybetmezsem sadece dick’in..” “o ne olacakmış?” “süper bahama adam.” Nicole bir kahkaha atarken veronica da gülerek dickie’nin smokin üzerine
takacağı pembe tropik çiçeklerden kolyesini anlatmaya başlar.. “dudaklarını arala biraz..” liv dolgun dudaklarını aralarken cora elindeki kırmızı ruju taşırmadan
sürer ve işi bitince kapağı kapatarak geri çekilirken güler “evet, kendine bakabilirsin..” liv aynaya döner ve kendini gördüğü anda bir kahkaha atarken kıpkırmızı
ruju, abartılı rimeli ve korkunç derecede abiye topuzuyla 340 yaşında gibi
görünüyorken gülmekten karnına ağrılar girdiğinde cora’ya elini uzatarak ayağa
kalkar “öleceğim-şapkayı ver-“ cora da gülüyor, yatağın üzerindeki siyah şapkayı alır, liv’in siyah
topuzu üzerine bırakıp önündeki tülü de genç kızın yüzüne indirirken liv en şuh
bakışını atıyor konuşur “7 kocasını da itinayla öldürüp bütün paralarına konan porno yıldızı oldum.” Cora üzerinde kocaman pembe bir çiçek olan bandanasını siyah tutamları
aradan görünen uzun sarı saçlarına bağlıyorken liv’in tanımıyla bütün odayı
inletecek bir kahkaha atar. Genç kızı önünden çekerek aynanın önüne geçerken
üzerine giydiği fileden bluz neredeyse sadece göğüslerini kapatıyor, incecik
belinin altında kıvrılan kalçası da açık renk bir kota sarılmışken güzel venüs
bakiresi önündeki rengarenk farların kapaklarını açıyordur “sen de bana yardım edeceksin..” “sen hiçbirini sürmesen de seni gören ölecek zaten, o file bluz zaten-“ liv bir ıslık çalarken cora sırıtır ve koyu pembe simli bir farı alarak
göz kapaklarına sürmeye başlarken bu gece rengarenk vahşi bir kelebek
olacaktır.. faye kırmızı pelerinin özellkle yakılmış siyah uçlarına bakıyorken
odanın kapısı çalınır. Genç kız aynanın yanından uzanıp kapıyı açar ve üç tane
cellat görünümlü gardiyanla karşılaşırken üçü de başlıklarını takmış, kalın gri
kumaştan yüzleri gölgede kalıyorken ortadaki jaden başını eğmiş, faye’in
kısacık eteğinin açtığı bacaklarına bakarak konuşur “size hizmet etmek için geldik yüce-“ faye beklerken jaden başını kaldırır “ne olacaktın sen?” “seks tanrıçası..” jaden oyylarken faye
güler, jesse de öksürürken duncan çok sıcak olduğunu söyleyerek kapşonunu
indirir.. “otu sakla! Otu sakla!” owen elindeki yaprağını saklarken piz şapkasının üzerindeki kuşu
zaptetmeye çalışıyordur. Jonathan altına giydiği beyaz taytın orasını burasını
çekiştiriyorken piz’in kuşunu işaret eder “bu ne?” “kuş..” “talih kuşu mu?” owen ve jonathan gülerken piz onlara bakıyor, başını sallar “evet? hani ben şansız ve sakarım ya, benim başıma talih kuşu hiç
konmaz, ondan..” owen ve jonathan bir anda ciddileşirken owen elindeki yaprağa, kırmızı gömleğine
ve siyah ojelerine bakar. Jonathan üzerindeki futbol üniformasına bakarak
tekrar piz’e dönerken konuşur “ezildim. Çok.. bana sorduklarında ben bu kadar derin bir şey söylemem,
nesin
jonathan?
Futbolcuyum. Nesin owen? Konser
verirken gece vampirlerin saldırısına uğramış zavallı rock yıldızıyım, bir de
yaprağım var-evet, owen o yaprak nedir?” owen onunla parlak ışıklardan korunduğunu söylüyorken piz kutsal suya
karşı da şemsiye görevi görebileceğini söyler ve yine süper bir fikir ortaya
koyarken jonathan sadece futbolcu olmaması gerektiğini haykırır.. liv oturduğu yerden kocalarını nasıl öldürdüğünü anlatıyorken alexa
kırmızı tüllü tutusuyla odadan çıkar. Üzerindeki siyah ceketin kolunu ve
yapıştıramadığı kırmızı bantları gösterirken liv’in yanında oturan rose
elindeki oscar’ı bırakıp ona yardım etmeye kalkar. Alexa ceketinin koluna X
şeklinde yapıştırılan bantlara bakıyorken gülümser “rose sen ne oldun?” rose bantlarla işi bitince gerileyerek kollarını iki yana açar.
Üzerindeki beyaz atlet ve kotun açık bıraktığı her yeri beyaza boyamış,
kahverengi gözleri boncuk gibi duruyor, kafasında da kör makasla kesilmiş gibi
duran bir peruk varken genç kız ne olduğunu açıklar “anoreksik ve yüz yıldır güneş görmemiş deli bir kızım ben.” Cora gülerek süper olduğunu söylerken alexa’ya bakar “sen nesin? Kayıp balerin mi?” alexa dizlerine kadar uzanan deri çizmelerinin bağcıklarını bağlıyorken
gülümser “katil balerinim, kod adım kızıl-x.” Cora bir ıslık çalarken alexa elini tabanca gibi yaparak önündeki hayali
hedefi vurur. Liv 7. kocasını kızıl-x’in aynen böyle öldürdüğünü söylüyorken
herkes kahkahalara boğuluyordur.. Anna yarım saattir gülmekten giyinemiyor, lonna’nın halini gördükçe
yeni bir kahkaha krizi geliyordur. Lonna ona hiç aldırmıyor, kocaman peruğunu takmış, güzelce
makyajını da yapıp gözlüklerini takmışken üzerinde dizlerine kadar inen sarı
bir elbise, yine aynı sarıdan bir hırka varken şu anda da eline aynı sarıdan
eldivenlerini takıyordur. Hazır olduğunda yatağının üzerine bıraktığı cetveli
de alır ve bir iki kere kendi eline vururken cetveli anna’ya doğru sallar “dik dur anna! Dik! DİK! DÜZGÜN GÜL! TÜKÜRÜK SAÇMA!” lonna anna’nın poposunu cetvelle dürterken anna gülmekten tükenmiş
nefesinin kırıntılarıyla konuşur “tamam miss natalie-“ ve genç kız bir kahkaha daha atarken miss natalie aynaya bakarak kocaman topuzundan çıkan saçları düzeltiyordur.. SOUNDTRACK / Bach
– Double Violin Concerto Vivace “buyrun leydim, siz önden..” anna sam’e gülümseyerek kabarık eteklerini tutar ve selam vererek
güvenlik görevlisinin önüne geçerken ismi sorulur, genç kız söyler, bir damla
kanı alınır ve bu gece ne kılığına girdiği sorulurken anna cevaplar “Kayıp krallığın sihirli kraliçesiyim..” genç kızla ilgilenen görevli gülümser ve iyi eğlenceler dileyerek onu
opera salonuna yollarken arkadan gelen sam’e bakar “isim..” “sam miller..” “parmağını uzatır mısın sam?” sam uzatır, bir damla kanı alınıp bırakılırken ona da ne olduğu
sorulur, delikanlı cevaplar “insan kılığına girmiş şeytanım.” Görevli bakışlarını delikanlıya kaldırırken sam problemin ne olduğunu
anlamamış, önündeki adama bakar “olmayayım mı?” “içeri girdiğinde gerçekten insan kılığına girmiş bir şeytan olacağının
farkındasın, değil mi?” “o zaman kayıtlara şöyle geçsin, yeteri kadar kötülük yapamadığı için
cehennemden kovulmuş ve zavallı bir insan olmuş şeytan. Eziğim.” Görevli başını sallayarak bunun daha iyi olduğunu söylerken sam
gülümser ve mavi gömleğinin yakalarını düzelterek kemanların sesinin bütün
okula yayıldığı opera salonuna girer.. “konserden sonra vampirlerin saldırısına uğramış zavallı rockçı genç ve
yaprağı.” Owen’ın ne olduğu da kayıtlara geçerken yanındaki eliza gülerek
görevliye döner ve kan alınması için parmağını uzatırken konuşur “eliza gruniér, süper esnek ponpon kız..” genç kızın da rolü kayıtlara geçerken owen’la ikisi içeri yürüyor,
eliza etrafta gösteri yapan hokkabazlara ve şırıl şırıl suların aktığı şık süs
havuzlarına bakıyorken owen konuşur “lastikliğini önce ben göreceğim..” eliza gülerek onun kolunu sıkarken mümkünse bu gece kimseyi
ısırmamasını rica eder.. “süper bahama adam ve süper güçlü ananas kokteyli..” görevli elinde olmadan gülümser ve dickie’nin rolünü kayıtlara geçirirken
veronica da kendi sırası gelince süper ünlü pop star olduğunu söyler ve süper
bahama adamıyla süper bir şekilde içeri girerken dickie kolunun altındaki süper
güçlü ananas kokteyli kabından uzanan plastik kamışı kemiriyordur.. “seks tanrıçası ve köleleri..” faye işi bitince kapının önünde beklerken önce jaden, sonra jesse, en
son da duncan kayıtlara geçmiş, üçü de tekrar cüppelerinin şapkasını başlarına
geçirip tanrıçalarını takip ediyorken ilerdeki jonathan onları görmüş bütün
heyecanı ve neşesiyle el sallar “buraya!” faye o tarafa yürürken köleleri de onu takip ediyordur. Daha büyü
altına girmemiş ve konuşma özgürlüğü olan köle jaden jonathan’a bakar “nesin sen?” “futbolcu cupid’im!” jaden gözlerini devirirken faye gülerek sonunda delikanlının cupid
olabildiğine sevindiğini söylüyordur, yakışıklı cupid sırıtır.. “ne oldunuz miss nicole?” nicole önündeki görevliye bir surat yaparak kafasındaki fare
kulaklarını gösterir “fare!?” görevli başını sallayarak kayıtlara geçirirken nicole bunda
anlayamayacak ne olduğunu merak ediyor, son anda ekler “süper duyma güçleri olan fare kadın olsun..” görevli peki diyerek değiştirirken genç kız üzerindeki kısa elbisesinin
eteklerini havalandırıyordur. Yanındaki piz de başına talih kuşu konmuş bir adam
olarak hayatında ilk defa gecenin en şanslısı olarak balo salonuna adımını
atıyordur.. Liv ve Rose yan yana yürüyorken onların arkasından lonna cetveliyle
duruşlarını düzeltiyordur. Üçü birlikte görevlilerin önüne geldiklerinde 7
kocasını öldürüp mirasa konan porno yıldızı ve anoreksik olup yüz yıl güneş
yüzü görmemiş deli kız önden girer. Onların arkasından lonna görevlilerin önüne
geçerken ismini söyler, kanını da verip sıra asıl soruya gelince çenesini
kaldırarak duruşunu dikleştirir “Miss Natalie Lingrad.” Görevli o kadar öğrenciden sonra ilk defa açıkça gülerken lonna
elindeki cetveli önünde durduğu masanın kenarına hafifçe vurur, görevli
gülümsemesini hafifletirken miss natalie başını
sallar “teşekkürler, iyi geceler..” ve genç kız kibarca yürüyerek içeri girer.. “cora sen zaten taşsın, niye daha taş oldun?” cora gülerek sam’e bakıyorken delikanlı yavaş yavaş başarısız bir
şeytanın sivri dilini almaya başlamıştır. Taş olduğu iddia edilen cora uzun
kirpiklerinin ardından parlayan mavi gözleriyle kalabalığı süzüyor, konuşur “ben masumum, bu vahşi kelebek hiç değil-“ “futbolcu bir cupid olabilirim ama o kelebeğin dokunduğu her çiçeği
kopartırım.” Cora bütün vahşiliğiyle gülümseyerek jonathan’a bakarken dişlerini
birbirine vurur ve delikanlının dudaklarına uzanırken jonathan derhal kendini
salmış, ama öpücüğün ö’sünü alamadan cora ondan sıyrılırken cupid kaşlarını
çatarak elinden kaçırdığı kelebeğin gidişini izler.. SOUNDTRACK / Jessica
Simpson - You Spin Me Around Like A Record Süper pop star ve süper bahama adamı dans ediyorken veronica her
başının döndüğünü söylediğinde dickie gülerek süper ananas kokteylinden bir
yudum alıyordur- “biraz da bana ver bakayım..” chris bu akşam pantolonunu kaybetmiş bir sarhoş olarak dickie’nin ananas
kokteyline sulanıyorken dickie onun süper kokteyl olduğunu söyler “sen içersen artık ne olur bilmiyorum-“ “susadım-“ “git su al-“ “kokteyl istiyorum ben..” dick şimdi çattık diyorken veronica gülerek chris’in koluna girer ve
süper pop star karizmasıyla onu ağına alırken gülümser “biraz dans?” chris ellerini kaldırarak dans etmeye başlarken dick gülüyor, kolunun
altındaki ananası sallayarak ağzındaki kamıştan süper içeceğini çekiyor ve
süper bahama adamı gibi hula hula dansı yapıyordur.. “su istiyorum!” duncan sadık bir köle olarak derhal faye’in isteğini yerine getirmek
için koşarken diğer iki köle genç kızın iki yanında duruyordur. Faye
pelerininin onu terlettiğini söyleyerek ipleri açar ve kırmızı kumaşı öylece
yere bırakırken sağ yanındaki jesse uzanarak seks tanrıçasının pelerinini
yerden alır, yavaşça yüzüne yaklaştırarak kokusunu içine çekerken faye dönerek
ona bakar. Jesse elindeki pelerini indirirp başını silkelerken yutkunur “susadım, biraz su alabilir miyim?” faye başını sallayarak onu azad ederken diğer yanındaki jaden’a döner “sen bir şey istiyor musun?” jaden şimdilik iyi olduğunu söylüyorken faye gülümser ve önüne dönerken
jaden onun bacaklarını izliyordur, aynen öyle yapmaya devam eder.. biraz sonra miss danielle kürsüye çıkmış, organizasyonu hazırlayan miss
jennifer glenson’a teşekkür etmiş ve ilk danslardan sonra büyülerin tamamen
oturacağından ve herkesin rollerine kesin olarak bürüneceğini söylemişken bunu
duyan jesse içeçeklerin orada yan yana durduğu duncan’a döner “daha şimdiden böyleysek ben danstan sonrasını tahmin edemiyorum-“ “hangi akla hizmet size uydum bir bilsem..” duncan söylenerek bir bardak suyu alır ve tekrar faye’in olduğu tarafa
giderken ilk dans için onur konukları olan Senor Delmundo Garagas ve Miss
Naunet Sinclair sahneye çıkarlar.. SOUNDTRACK / Bond
- Explosive “kraliçem..” sam, anna’nın önünde eğilerek elini genç kıza uzatırken anna mutlulukla
kabul eder. İkisi birlikte piste ilerliyorken onları izleyen liv yanındaki
rose’a yaklaşarak mırıldanır “ikisi de bu akşam pek yakınlar..” “ne!? olamazlar mı?!” liv irkilerek yanındaki deli kıza dönerken rose elini kolunu sallayarak
konuşur “susadım ben! Su alacağım!” “peki-“ “gidiyorum ben!” liv gülerek bir adım gerilerken rose ona buna sataşarak içeceklerin
olduğu tarafa ilerliyordur.. “aferin, aferin çok güzel..” lonna dans edenlerin arasından geçip hepsinin duruşlarına puan
veriyorken kardeşi cora’yı gördüğünde onun yanına giderek elindeki cetveli genç
kızın poposuna vurur “bu ne biçim kıyafet!?” “o biçim, miss natalie.” “görüyorum, görüyorum. Ne tür bir amaç içindesin onu anlamaya
çabalıyorum..” “vahşiyim, güzelim, vahşi güzelim ve eğleneceğim..” lonna bunun üzerine cora’nın poposuna bir tane daha vururken genç kız
gülerek elindeki meyve kokteylinden bir yudum alır “hocam siz de biriyle dans etseydiniz, bakın şu ilerde çok yakışıklı
köleler var-“ “köle diye bir şey yoktur, saygılı ol, fazla kırıtma.” Cora gülerek peki diyorken lonna cetvelini elinde çevirerek kalabalığın
arasından yürümeye ve milletin duruşunu kontrol etmeye devam eder.. Sahnedeki onur konuklarının verdiği şov büyük alkışlarla bitiyorken
böylece ilk dans da bitmiş, büyüler tam o anda oturmuşken eliza hızla yanındaki
vampir delikanlıya bakar. Owen da ona bakıyorken eliza gülümser “ısıracaksın sandım..” owen soluk teniyle hafifçe gülümserken eliza bir an ürperir ve
yutkunarak önüne dönerken owen başını eğmiş, onun boynunu izliyordur. Delikanlı
bir an sonra başını silkeleyerek kendine gelmeye çalışırken bunların hepsinin
bir rol olduğunu hatırlamaya çalışarak elindeki yaprağı suratına sallayıp
serinler.. SOUNDTRACK / Black
Eyed Peas – My Humps Nicole en kalabalık yere geçmiş, çalan müzikle kendi kendine dans
ediyorken süper duyma gücü olan bir fare kadın olarak gözünü kestirdiği
herkesin konuşmalarını sırayla dinliyordur. Şu ana itibariyle kim kiminle
nerede ne yapmışların hepsini öğrenmeye çok yakınken birazdan yanında
dedikodularına parazit yapan bir ses gelir “neden yalnızsın sen? Hemen bir eş bulalım!” nicole etrafını izleyen jonathan’a bakıyorken konuşur “bilerek yalnız geldim ben, çekil, milleti dinliyorum-“ “ne yapıyorsun?” “süper duyma gücü olan bir fare kadınım ben, dedikodu kazanını
dinliyorum-“ “olmaz, yalnız olamazsın, ben cupidsem sana eş bulacağım-“ “jonathan bir gider misin?” “gidemem. Gel..” jonathan genç kızı kolundan çekiştirerek konuşan gruplardan birinin
arasına girer ve önce kendini, sonra nicole’ü tanıtırken herkese nasıl
olduklarını sormaya başlar.. alexa kızıl-x olarak buğulu gözleriyle etrafı izliyorken arada hafifçe
sallanarak dans ettiği imajını veriyordur. O sırada yanından geçen deli rose
onu görmüş, omzuna vurarak kendine çevirirken güler “süper parti ya! Sen neden dans etmiyorsun!?” “dans ediyorum-“ “görmüyorum ben, bak böyle dans edeceksin!” rose etraftaki kalabalığa aldırmadan deliler gibi dans etmeye başlarken
genç kız kalçasını salladıkça etraftakiler o tarafa dönmeye başlamış, birazdan
rose bir çember içine alınıp onunlar beraber herkes aklına estiği gibi dans
ediyorken kızıl-x onlardan sıyrılarak kalabalığa karışır.. faye etrafındaki üç süper yakışıklı kölesiyle gerçekten seks tanrıçası
gibiyken dans ederken eş bulmakta zorlanmıyordur. Genç kız bir jaden’la, bir
jesse’yle, onlar bitince de duncan’la takılıyorken duncan çok fazla hareket
etmiyordur. Seks tanrıçası bundan hoşlanmamış, delikanlıyı belindeki kırmızı
kuşaktan kendine çeker ve elini cüppenin şapkasından sokarak onun ensesini
kavrarken konuşur “benimle birlikte hareket et duncan..” duncan yutkunurken faye minnacık eteğinin açtığı bacaklarını
delikanlıya sürtüyor, kıvrılıyor, dönüyor, eğiliyor, kalkıyor, tekrar
kıvrılıyorken duncan başını saran kumaşı iterek geri çekilir “tuvalet..” faye elini sallayarak onu yollarken arkasını dönerek geri kalan iki
kölesine bakar ve gülümserken jaden elleriyle tanrıçasına gelmesini işaret
ediyordur. Faye onun ellerine vurarak kuşağından kendine çekerken bir daha aynı
şeyi yaparsa cezalandırılacağını mırıldanır.. piz etrafında bir sürü güzel kızla beraber yerinde yaylanıyorken o
yaylandıkça kafasındaki talih kuşu da kanatlarını açıyordur, ama uçamıyorken
bir kez delikanlının kafasına konmuştur, bütün gece oradan uçması yasakken piz
gayet memun, kızların gülüşleri arasında döner ve dans etmeye devam ederken
hemen karşısında köleleriyle dans eden faye’le göz göze gelir. Genç kızın
sapsarı saçları ve kırmızı elbisesi parlıyorken piz bir an yutkunur. Faye ona
göz kırparak tekrar kölelerine dönerken piz kendi kendine gülümseyerek biraz
daha yaylanır.. “bak bacağımı kafama değdirebiliyorum!” eliza bacağını kaldırarak yüzünün hemen yanında tutarken owen başını
sallıyor, genç kızın dizinin hemen arkasında atan damara bakıyorken eliza
bacağını indirerek ona bakar “ısıracaksan ısır bitsin bu çile!” ve genç kız üzerindeki kırmızılı siyahlı atleti biraz daha çekerek
boynunu açarken derisi tamamen gerilmiş, damarı adeta dışarda atıyorken owen dişlerini
birbirine vurur ve uzanarak siyah ojeli parmaklarıyla sıcak deriye dokunurken
eliza onun elini tutarak çeker ve delikanlıyı omzunun üzerinden attığı gibi
yere devirirken kısacık eteğinin açık bıraktığı beline ellerini koyarak yerdeki
vampire bakar “süper esnek dediysem süper salak demedim. Benden uzak dur.” Owen dudakalarını yalarken eliza kalçasını sallaya sallaya hızla
kalabalığın arasına yürür.. Kızıl-x deli gibi dans eden başka bir delikanlının yanından geçiyorken
bir anda önüne insan formundaki şeytan çıkar “bu akşam birilerini öldürecek misin? öldüreceksen yardım
edeyim-şeytanım ya hani, öldürürüm..” “çekil sam..” sam öfleyerek
kenara çekilirken kızıl-x bütün karizmasıyla yürüyor, ama hiçbir yere
ulaşamıyorken yürümeye devam eder.. “BU NE REZALET!” lonna, rose için oluşturulmuş çemberi yararak ortaya gelmiş, cetvelinin
ucunu yere vuruyorken elini kaldırarak kalabalığı uzaklaştırır ve rose’a döner “kızım delirdin mi!?” “deliyim hocam evet! ben yüz senedir güneş yüzü görmedim bak bembeyazım!” rose kolunu lonna’nın gözüne gözüne uzatıyorken lonna onun koluna
hafifçe vurarak bir adım geri atar “hiç yakışmıyor, hiç!” rose elini sallayarak EHH! der ve
arkasını dönüp uzaklaşırken lonna elindeki cetveli sallayarak kalabalığın
dağılıp hepsinin adam olmasını emreder.. “yani şekerim ben hep diyorum, zengin koca bulacaksan böyle şık
partilere mutlaka yalnız gideceksin. Bak ben ne yaptım? Bir kocamı evde bırakıp
gittim diğerini buldum. Bu işin sırrı bu..” liv elini boynundaki gerdanlıkta gezdiriyorken siyah tüllü şapkasının
ardından zengin koca adaylarını süzüyordur. O sırada önünden beyaz elmaslı
maskesiyle kazanova geçerken liv iç çeker “bazen de sırf eğlence için böylelerini alacaksın, yere yatıracaksın,
sonra bütün giysilerini yırtıp-“ “liv!” liv derin bir nefes alarak susarken anna gülümseyerek ona bakıyordur “fazla heyecanlandınız..” “öyle, evet.. sizin kayıp krallığınız neredeydi anna?” “kayıp, bilmiyoruz..” liv hmmlarken
kibirli bir bakışla kraliçeyim diyen kızı süzer ve tekrar önüne dönerken elini
hafifçe sallayarak yüzünü serinletir.. lonna elindeki cetvelle gözlüğünün üzerinden kalabalığı süzerek
ilerliyorken ilerde bir anda karşısına çıkan uygunsuz bir davranış görür.
Profesor cudrow, miss natalie’nin koluna biraz fazla samimi dokununca lonna
derhal cetvelini genç adamın eline vurur “diğer meleklere uygunsuz davranış örnekleri teşkil edilmesin lütfen..” profesör elini çekerken miss natalie lonna’ya dönerek sorar “lonna?” lonna ona dönerek efendim miss natalie derken miss natalie sorar “öğrencileri neden uyarıyorsun lonna?” lonna bu nasıl bir soru derken cevaplar “hepsi daha iyi yerleri hak ediyor miss natalie, eminim bunu biraz daha
düşünseniz de bulabilirdiniz, boşuna melek değilsiniz, değil mi? haydi, lütfen
gidin ve eğlenin, bu ne güzel balo böyle, hey, miss roseau, tırnaklarınızı
yemeyin!” lonna katharine’nin olduğu tarafa koşuştururken miss natalie hafifçe
gülümser, profesör cudrow da ona yandan sarılırken miss natalie kendisiyle
dalga geçilmediğine ikna olmuş, rahatlar.. SOUNDTRACK / Britney
Spears – The Hook Up “sonra görüşürüz, iyi eğlenceleeeerr-“ jonathan bir grubu daha uzaklara yollarken yanındaki nicole’e döner “evet?” “jonathan, kaç kere söyleyeceğim, bu akşam kimseyle beraber olmayacağım.” “ne zaman olacaksın!? Hep yalnızsın! Sen yalnız kalmayı sevmezsin! Eve
döndüğümüzde durmadan bir şeyler yapmak istersin, şimdi ne farkı var?!” “heyecanlandın sen yine-“ “hayır nicole, ciddiyim, neden okulda sürekli yalnız takılıyorsun-“ “çünkü canım öyle istiyor! Bırakırsan gidip dedikodu dinleyeceğim!” “iyi! Git!” nicole hızla oradan uzaklaşırken jonathan onun arkasından bakıyor iç
çekerek önüne dönerken ilerde terör estiren rose’u görünce derhal onu birisiyle
birleştirmek için oraya koşturur.. veronica dans ederek şarkıya eşlik ederken sanki şarkıyı o yazmış ve
bestelemiş, bütün mimiklerini kullanarak önünde dans eden dickie’ye
cilveleniyordur. Delikanlı ağzındaki kamışı ısırarak veronicanın poposuna bir
tane vururken genç kız kıkırdar ve sevgilisine dönerek dudaklarını uzatırken
dickie kamışı çekerek onun yüzünü tutar ve kendi ananas tadı veronica’nın
çilekli rujuna karışır. Onların öpüştüğünü gören chris ikisinin arasına
atlarken yamulan gözlüğünü düzelterek dickie’ye bakar “çişim geldi..” “pipini mi tutayım? Git yap..” chris ona bir surat yapıp veronica’ya dönerken genç kız şarkıyı
söylemeye devam ediyordur “kalçamı kavra diyor chris bak-“ chris bakmakla kalmamış, veronica’nın kalçasınıiki eliyle mis gibi
kavramışken süper bahama adamı olanları gördüğünde süper ananas kokteyli
fıçısıyla chrisin omzuna vurur “o benim kadınım! Süper bahama adamın kadınına dokunamazsın!” chris kim kimin kadını hiç umursamıyorken gözünden düşmekte ısrar eden
gözlüğü düzeltir “dokun dedi dokundum.” “şarkı söylüyordu-“ “şarkı onun değil mi? dokun dedi, yaptım.” Dick sol elini havaya kaldırmış, okkalı bir tokat için hazırlanıyorken
veronica en dramatik haliyle onların arasına girer “hayır!” dickie elini indirerek güzel sarışına bakarken veronica arkasındaki
chris’e döner “ben seni çişe götürürüm, gel.” Chris dickie’ye bir bakış atarak veronica’nın arkasından yürürken süper
bahama adamı süper güçlü yumruğunu gösteriyordur.. “şu kuşlu çocuğu getirin bana..” faye ilerde dans eden ve ilk defa hiçbir yeri kırıp dökmeyen piz’i
gösterir. Jaden derhal öne çıkarak tanrıçasının isteğini yerine getirirken piz
kolundan tutulup arkaya çekildiğinde kafasındaki şapkayı ve talih kuşunu tutar.
Birazdan getirilip faye’in önüne bırakıldığında delikanlı sarışın güzele bakar “ne oldu?” “seni istiyorum.” Piz’in gözleri büyürken faye yeşil gözleri parlayarak gülümser ve
delikanlıyı ensesinden tutarak dudaklarına uzanırken arkadaki köleler
yumruklarını sıkarak o öpülen dudakların kendilerinin olmasını diliyordur.. “eliza, naber? Birilerine kötülük yapmak ister misin?” eliza bir anda önüne çıkan şeytanla dururken sam kaşlarını indirip
kaldırıyor, ikna edici bir şekilde başını sallıyordur “istiyorsun, görüyorum, biliyorum-istiyorsun-“ “ne diyorsun sen?” “şeytanım ben, kötü şeyler yaptırmam lazım-“ “iyi, git vampirle birlik ol o zaman..” eliza arkasını işaret ederek uzaklaşırken sam gözleri parlayarak
ilerdeki owen’a bakar ve o tarafa ilerler.. cora bütün vahşiliğiyle saçlarını savuruyor, parfümünün kokusu 5
metrelik çemberdeki herkesin başını döndürüyorken genç kız kalçasını kıvırıyor,
ona buna göz süzüyor, eline gelen herkesle dans ediyorken bir anda yanından
geçen kızıl-x’i görünce elindeki delikanlıyı bırakır. Hızlı adımlarla o tarafa
ilerlerken alexa’yı kolundan tutarak çevirir “nereye gittiğini sanıyorsun sen?” “bırak beni cora..” cora vahşiliği bir an için bırakıp arkadaşına bakar “ciddiyim alexa, balonun başından beri bir yere yürüyorsun, nereye
gidiyorsun?” “keşke bilsem! Sürekli yürüyüp bakış atmam gerekiyormuş gibi geliyor,
ayrıca burası çok aydınlık, benim gölgelerde olmam lazım!” alexa kolunu kurtarır ve onu gören birisi olup olmadığını büyük bir
endişeyle kontrol ederek derhal karanlık köşelerin birine koşarken cora
kaşlarını kaldırmış, yanından toz olmuş arkadaşının bıraktığı yere geçerek
tekrar dans etmeye başlar.. veronica erkekler tuvaletinin önünde chris’i bekliyorken şarkıyı
söyleyerek dans etmeye ve önünden geçip gidenlerle sanki bir müzik videosu
çekermişçesine rol yapmaya devam ediyordur. Genç kız şarkının en güzel kısmında
bir anda çişinin geldiğini hisseder ve kızlar tuvaletinin dolup taşan kapısına
bakar, yüzünü buruşturup arkasını döndüğü gibi erkekler tuvaletine girerken
chris de bir şarkı söyleyerek kabinlerin birinden çıkıyordur. Veronica onu
görünce kıkırdayarak bomboş kabinlerin birini beğenir “erkek tuvaletleri hep boş! süper!” genç kız chris’i geçerek kabinin kapısını iter ve içeri girmek isterken
geri çekilir, topukları üzerinde zar zor dururken kabinlerin arasındaki duvara
yapışır, chris ona eğilirken veronica da onu kendine çeker.. chris sanki gün doğumunu göremeyeceklermiş gibi bütün gücüyle
veronica’yı öpüyorken genç kızın dizlerinin bağı çözülmüş, ağzını açarak aynı
açlıkla karşılık verir ve sıçarayarak bacaklarını chris’in beline dolarken
sırtı duvara dayamış, incecik file çorabından chris’in olmayan pantolonun
saklamadığı şeyler ona ulaşıyorken genç kız nefes almak için ağzını biraz daha
açacak olur, ama o anda kafaları birisi tarafından birbirinden ayrılırken beyaz
peruklu ve bol piercingli bir kız gelmiş, konuşuyordur “yapma, hata, o dick’in kız arkadaşı, hatırladın mı? dickie? sonneld?” chris kaşlarını çatarak beline bacaklarını dolamış kıza dönerken güler “pek de onun gibi durmuyor-“ ikisi de gülerken beyaz peruklu kız inler,
ikisini ayırmaya çalışırken veronica öfleyerek iner ve kabinlere gider, kapıyı
kapatırken biraz sonra açılan musluğun sesini ve chris’in bağırışını duyar.. “owen, naber? Kötülük yapmak ister misin-“ “kan. Kan istiyorum.” Sam üzerine saldıran delikanlıyı omuzlarından tutup geriletirken
sırıtıyordur “sana en güzel kanı bulacağım, gel benimle..” owen dilini köpek dişlerine sürterek sam’i takip ederken insan
formundaki şeytan ilerdeki seks tanrıçasını görmüş, o tarafa ilerliyorken owen
kuşlu çocukla öpüşen kızı gördüğünde hırıldar “sıcak..” “çok sıcak hem de-“ sam önüne çıkan jaden’ı iterek faye’in kolundan çeker ve piz’den ayırıp
owen’ın kollarına atarken genç vampir en lezzetli yemeğini almış, zevkle
gülerek faye’in başını eğerek boynuna eğilir ve olmayan sivri dişlerini genç
kızın boynuna saplamaya çalışırken faye çığlığı basar.. SOUNDTRACK / Britney
Spears – Toxic Eliza masum bir kızın çığlığını duymuş, tepesinde topladığı saçları
savrularak arkasını dönerken ilerde az önce şeytanı yanına yolladığı vampirin
tanrıçayı ısırdığını görür. Derhal etrafındakileri ittirerek o tarafa koşarken yeterince
hızlı olmadığını düşünür ve bütün esnekliğiyle seri parendeler atarak o tarafa
ilerlerken faye,owen onu ısıramasa bile hala can acısıyla bağırıyordur.. “kimdi o?” jonathan etrafına bakıyorken yanındaki rose yine dellenmiştir “BİRİ DAHA DELİRDİ! DELİ!” genç kız sesin geldiği yere koşuyorken jonathan da arkasından fırlamış,
önüne çıkanları ittiriyorken ilerde bir yerde miss natalie faye’in çığlığını
duymuş, olaya el koyacakken profesör cudrow onu durdurmuş, biraz beklemesini
rica eder. İki profesör beklerken lonna cetvelini sallayarak oraya koşuyordur.. rose, sam’le boğuşan kölelerin arasında bağıra çağıra jesse ve duncan’a
vuruyorken sam de jaden’la boğuşuyor, ama ikisi de birbirini alt edemiyorken
daha çok elleri havada birbirine vuruyordur. İki delikanlı da sanki ölümcül
dövüşü sürüdürüyormuş havasında sesler çıkarıyorken tanrıçalarını ısıran vampir
genç kızın boynunu emmeye başlamış, faye kendini onun kollarına bırakırken
gözlerini kapatmış, ölümünü bekliyordur. Lonna elindeki cetveli sallayarak orada neler olduğunu sorarken liv
elini ağzına kapatmış, göz göre göre tanrıça öldürdüklerini söyler. Yanındaki
anna da iki elini kalbine kapatmış, zavallı kızın kendini salmasını izliyorken
az sonra parendeleriyle oraya ulaşmış eliza, owen’ı ensesinden tuttuğu gibi
çeker ve yere fırlatırken serbest kalmış faye’in baygın bedenini piz yakalar.. “..erkekler tuvaletinde chris’le öpüşüyordu-“ “e dickie’yle çıkmıyor mu o kız?” “ben duyduklarımı söylüyorum, gerisini bilmiyorum..” nicole kulağına gelenlerle gözleri büyüyerek o tarafa bakarken erkekler
tuvaletinin tarafından veronica geliyordur. Nicole insanları ittirerek oraya
giderken veronica arkadaşını görünce bir çığlık atar “NICOLE! NE YAPIYORSUN SEN BURADA! KONSERİME Mİ GELDİN-AH TANRIM!” veronica abartı bir mutlulukla nicole’ün üzerine zıplarken fare kadın
onu tutuyor, pop star zıplamaya başladığında onu omuzlarından tutarak geri iter “veronica, sen chris’i mi öptün?” “chris kim-ha o çocuk! evet süper yakışıklı, ayrıca şeyi koca-“ “VERONICA!” “süper öpüşüyor görmen lazım, hatta dur bulalım sen de öp-CHRIS! CHRIS
AŞKIM NERDESİN!?” nicole gözleri büyüyerek veronica’nın ağzını kapatır ve onu
uzaklaştırmaya çalışırken veronica çırpınıyor, o sırada saatler 2’yi vuruyorken
meleklerin üzerindeki büyüler çözülüyordur.. saat 2’yi vurup büyüler çözülürken lonna owen’ın bacaklarına vurmaya
çalıştığı cetveli geri çekip başını silkeler ve etrafında olan bitene bakarken
ağzı aralanır. Rose bağırıp çağırıyor, ama bir an sonra nerede ve kim olduğunu hatırlarken
onu tutan jesse genç kızı yere bırakır. Rose tişörtünü çekiştirerek etrafına
bakıyorken bütün gece bağırmaktan acıyan boğazını tutar. Faye sahte baygın halinden uyanıp gözlerini açtığında piz’in
şapkasındaki kuşu görmüş, kaşlarını çatarken birazdan delikanlı görüş alanına
girdiğinde ona nasıl olduğunu sorar. Faye iyi olduğunu söyleyerek doğrulurken
piz’in elini tutuyor, diğer elini de kıpkırmızı olmuş boynuna koyar. Owen yattığı yerde opera salonunun tavanını izliyorken az önce onu
cetvelle dövmeye çalışan lonna’ya bakar, sonra elini gözlerine kapatarak olduğu
yerde biraz daha yatarken korkunç derecede susadığını hissediyordur. Cora üzerindeki büyünün kalktığını hissederken dans etmeyi bırakmış,
saçlarını düzelterek üzerindeki file bluzü çekiştirir. O sırada etrafına
toplanmış erkek sürüsü de kendine gelirken genç kız dudaklarını ısırarak derhal
oradan uzaklaşır. Anna ve liv birbirlerine bakıyorken yumruğu havada kalan eliza da
onlara döner. Üç kız birbirlerine bakarak yüzlerini buruştururken az sonra
faye’in gelip eliza’yı çekiştirerek çıkışa yönelmesiyle liv ve anna da hızla
onları takip eder. Alexa sonunda büyünün kalkmasıyla yürümeyi bırakmış, ağrıyan
bacaklarını ovarak diğerlerini arıyordur. Birazdan sam ve jaden’ı görürken
onlara el sallayarak yanlarına gider ve ikisinin ortasına geçerek kollarına
girerken az önce kız gibi dövüşen delikanlılar bu sefer bir erkeklik yapıp
alexa’ya destek olurlar. Herkes birer ikişer ortadan kayboluyorken lonna elindeki cetvelin
alınmasıyla o tarafa döner ve jonathan’ı görürken delikanlı kolunu açmış,
şaşkınlıkla altına giren lonna’yı da alarak hayatlarının en garip balosuna bir
nokta koyar ve çıkışa ilerler.. ![]() |


