SOUNDTRACK / Christina Aguilera – Car Wash

#35 – Saving Gwen

 

SOUNDTRACK / Christina Aguilera – Car Wash

 

 

1 hafta sonra..

 

 “kaldır-biraz daha-sağ-hayır sol-diğer sol jonathan!”

 

jonathan eeeh!leyerek yarım saattir yerini beğendiremediği dekoru bırakıp cora’ya döner

 

“prova yapıyoruz zaten, orada dursun!”

“durmasın! Asıl halini görmem lazım!”

 

jonathan genç kızı başından çekip dudaklarına yapışır ve gerçek halini gösterirken cora gülerek ona sarılıyordur. Onların yanından geçen nicole yüzünü buruşturarak kendi oyuncularına ilerlerken sağdan gelen liv’le çarpışır. İki kız birbirine bakar ve bir şey söylemeden ayrı yönlere giderken onları izleyen sam gözlerini devirerek elindeki dekor parçasını boyamaya devam eder..

 

 

“hala mı küs bunlar?”

 

faye jaden’a başını sallarken delikanlının üzerindeki gömleğin en üst düğmesini iliklemeye çalışıyordur

 

“başını kaldır biraz jaden-“

“çok sıkıyor-“

“dayanacaksın-tamam oldu, indirebilirsin..”

 

jaden başını indirip yakayla boynunun arasına parmağını sokarak nefes almaya çalışırken faye gözlerini devirir

 

“abartma, o kadar sıkı değil-“

“ikisini barıştırmamız lazım..”

 

faye önlerinde duran kravat yığınından partneri için bir tane seçmeye çalışıyorken jaden da eliyle kumaşları karıştıyordur

 

“sen de yardım edeceksin..”

“bence kendi haline bırakın-“

“bırakamam, nicole bir haftadır gıcıklıkta rekora koşuyor..”

 

faye gülümserken sonunda beğendiği kravatı çeker, kutu derhal başkaları tarafından alınırken jaden da arkasında asılı duran siyah ceketi alıyordur. Faye kravatı bağlarken konuşur

 

“ikisi de inat ediyor, bir iki gün sonra düzelirler. Sen istemiyorsan nicole’den uzak dur-“

“kravatları kim aldı biliyor musunuz?”

 

faye, piz’in sesiyle jaden’ın kravatını biraz daha sıkarak başını o tarafa çevirir, hızla az önce kutuları alan çocuğu gösterirken piz gülümseyerek teşekkür eder ve çocuğun tarafına uzaklaşırken faye tekrar önüne döndüğünde jaden onun kızarmış yanaklarına bakarak sırıtır

 

faaayee piz’ee aaa-şıııkk-“

“sus jaden.”

 

Jaden başka bir şey söylemek için ağzını açar, ama kravatı boğazını sıktığı anda susarken faye onun ceketini de düzeltip omuzlarına vurarak arkasını döner..

 

 

“boğazım acıdı, dinlenelim biraz..”

 

katharine yanındaki su şişesine uzanırken owen da parmaklarını açıp kapatarak dinlendiriyordur. Delikanlı ilerde elbise provası yapan eliza’yı izliyorken yanındaki katharine onunla konuşunca o tarafa döner

 

“eliza’yla çıkıyor musunuz owen?”

 

owen başını sallarken katharine gülümser

 

“prensi elimden kaçırdım desene..”

“artık prens sayılmam aslında..”

“eh üzülmeme gerek yok o zaman..”

 

owen gülerken katharine de gülüyor, onların sesini duyan eliza o tarafa dönüyorken onun elbisesini düzelten anna genç kızın eteğini çekiştirerek bir şey olmadığını söyler. Eliza tekrar önüne dönerken ellerini beline koyarak eteğinin uçlarını iğneleyen anna’ya bakar

 

“bir şey olduğundan bakmıyorum zaten-“

“owen yine katharine’e takılacak kadar salak değildir-“

“hiç belli olmaz-“

“sen onları bırakıp düz durursan daha çok işe yarayacaksın, dik dur.”

 

Eliza dik dururken anna aferin diyerek uzun siyah eteği iğnelemeye devam eder..

 

 

“şu şapkayı da al..”

 

jonathan ona uzatılan fötr şapkayı alıp kafasına takar, elindeki metal bastonu sallayarak poz verirken cora gülüyor, kendi kabarık eteğini sallarken biraz sonra ikisinin başının üstünde miss danielle’in madalyonunu taşıyan bir çift melek kanadı uçuşmaya başlar. Jonathan ve cora kanatların kime geldiğini anlamak için uzaklaşırken cora kendi başı üzerine yaklaşan kanatlarla kaşlarını çatar

 

“bir şey mi yaptım?”

“o elbiseyi giymen bile günah. Ondandır.”

 

Cora gülerek concon’a vurur ve eteklerini tutarak sahneden inerken salonun diğer tarafından lonna da başındaki melekle o tarafa geliyordur. İki rosenthall salondan çıkarken diğerleri bol bol gürültü yaparak 3 hafta sonraki dönem sonu gösterilerine hazırlanmaya devam ediyordur..

 

 

SOUNDTRACK / Pink - Eventually

 

 

Cora ve lonna miss danielle’in odasına girdiklerinde müdürün karşısında oturan bakır rengi dalgalı saçlarıyla genç bir kadın arkasını döner. Kızlar onu gördüklerinde bir an duraklarken genç kadın yüzündeki endişeli ifadeyi saklamak istercesine hafifçe gülümsediğinde cora eteklerini bırakarak sorar

 

“dylan, anneme bir şey mi oldu?”

“anneniz iyi-“

“sen neden geldin? Sen hiç gelmezsin dylan, ne oldu?”

 

dylan’ın yeşil bakışları lonna’ya dönerken miss danielle oturduğu yerden konuşur

 

“cora, lonna, lütfen oturun..”

 

ikizler müdürün sesiyle o tarafa bakarken miss danielle dylan’ın yanındaki iki boş koltuğu gösterir

 

“oturun lütfen. Miss Leary sizi bir süreliğine alıp annenizin şu anda istirahatte olduğu-“

“anneme ne oldu-“

“miss danielle, annem neden istirahatte-“

 

miss danielle elini kaldırarak dylan’ı işaret eder. Genç kadın oturduğu yerde biraz daha dönerek ikizlere bakar

 

“kızlar, annenizin bir süre dinlenmeye ihtiyacı var.. Endişelenecek bir şey yok, şu an iyi. Siz yokken tatsız şeyler yaşandı, inkar etmeyeceğim, o yüzden gwen sizi bir süre için yanında istiyor. Venüs’te değil. Trelia’ya taşındık-“

“Trelia!?”

“annem Trelia’ya gittiyse-“

“kızlar, lütfen. Gwen iyi-“

“kötü olduğu zamanlar neden gelmedin dylan!?”

 

lonna’nın sesinin yükselmesiyle miss danielle tekrar araya girer

 

“şu an tartışmak için uygun bir zaman değil, lütfen şimdi, zaman kaybetmeden gidip eşyalarınızı toplayın, 1 saat içinde tekrar burada olun. Miss Leary sizi benim yanımda bekleyecek.”

 

Lonna dişlerini sıkarak müdüre bakar ve sakince başını sallar

 

“teşekkürler miss danielle..”

“teşekkürler efendim.”

 

Miss danielle ikizlere bakarak hafifçe gülümser

 

“rica ederim, ders kitaplarınızı da yanınıza almayı unutmayın.”

 

İki kız da başlarını sallar ve yerlerinden kalkıp sessizce odadan çıkarken miss danielle ve dylan bakışır..

 

 

Cora kapıdan çıktığı anda gözlerinden yaşlar düşmeye başlarken lonna’nın kolunu tutar

 

“lonna annem trelia’ya gittiyse-“

“dylan anneniz iyi dediyse iyidir. Yürü cora, ağlayarak vakit kaybedemeyiz-“

“babam-“

 

lonna baba kelimesini duyunca tüyleri diken diken olarak cora’ya döner ve kısık bir sesle konuşur

 

“o adam bizim babamız değil. Gittiğimizde de orada olmayacak, kendini hazırlasan iyi edersin-“

“ne-neden?”

“cora, yürü. Yolda konuşacağız nasılsa, hadi..”

 

cora gözlerinden yaşlar akarak eteklerini toplar ve hızlı adımlarla lonna’yı takip ederken birazdan iki kardeş beraberce yönetim binasından çıkar..

 

 

cora burnunu çekerek kitaplarını bir çantaya koyuyorken odanın kapısı açılır ve alexa yanındaki jonathan’la gülerek odaya girer. Cora kızarmış gözlerle onlara döndüğünde ikisinin de gülüşleri solar, alexa arkadaşına atılıp ellerini tutarken dehşetle onun gözlerine bakıyordur

 

“cora-ne oldu!?”

“annem biraz rahatsızmış, dylan, asistanı, bizi almaya geldi-“

“iyi mi şimdi?”

 

cora başını sallar, ama hala ağlamaklı, konuşur

 

“şimdi iyiymiş, ama bir şeyler olmuş, dylan söylemedi..”

 

alexa iç çekerek arkadaşına sarılırken jonathan da onun alexa’nın sırtına koyduğu elleri alır ve hafifçe gülümseyerek öper

 

“şimdi iyiyse problem yok, değil mi kelebek?”

 

cora gözlerini yavaşça kapatıp açarak başını sallarken jonathan onu alexa’dan ayırıp yanına alır ve hala çıkartmadığı kabarık eteklerini tutarken gülümser

 

“bunlarla mı gideceksin?”

“çıkaramadım bile, kitaplarımı alıyordum-sonra kafam karıştı-“

 

güzel sarışın yine ağlamaya başlarken jonathan onu tutarak alexa’nın yatağına oturtur. Alexa arkadaşının kitaplarını toplayıp çantasını kapatır ve gardroptan giyecek bir şeyler alırken sorar

 

“venüs’e mi gidiyorsunuz?”

“Hayır, trelia’ya. Annemin kiraladığı boyutlardan bir tanesi. Seneler önce yine çok ciddi bir hastalık geçirdiğinde oraya gitmişti, şimdi dylan yine trelia’da diyince..”

 

cora burnunu çekerek başını eğer ve elinin tersiyle gözlerini silerken jonathan da onunla beraber eğilip bakışlarını yakalar

 

“ağlama kelebek, bak iyiymiş annen, hem ne güzel onunla beraber olacaksınız. Kiralık boyutlarda zaman çabuk akar, tatil yapmış olacaksınız. Çok çok kötü bir şey olmuş olsa hemen yanınıza gelirlerdi. Belli ki halletmişler, annen de iyileşince kızlarım da gelsin şöyle bir beraber sarılalım koklaşalım demiş, değil mi alexa?”

 

alexa da başını sallıyorken elindeki elbiseyi cora’ya gösterir

 

“gel hadi çıkar üzerini, yüzünü de yıka, saçlarını da tara, annen çirkin saç görmesin, sevmiyor demiştin..”

 

cora usulca başını sallar ve kalkıp elbiseyi alarak banyoya girerken kapı kapandığında alexa ve jonathan kaşlarını çatarak bakışırlar..

 

 

“ne olmuş, söyledi mi?”

 

lonna üzerine gri bir tişört geçirirken anna’yı cevaplar

 

“söylemedi. Dişini çektirmiş olsa da söylemezdi, annemin kesin talimatı vardır. Dylan gerek olmadıkça adını bile söylemez..”

 

Anna başını sallarken lonna saçlarını bir tokayla toplar, çantasını almak için aynanın önünden geçip topladığı saçları görünce durur, tokayı çekip pembe saçlarını eliyle düzeltir ve havalandırır, sonra dönüp çantasını alırken anna gülümser

 

“ben aç dediğimde açmıyorsun, anne sözü işte..”

 

lonna da hafifçe gülümser, ama hemen sonra ifadesi yine solarken sırt çantasını takar, etrafına bakıp unuttuğu başka bir şey olup olmadığını kontrol eder, hazır olduğunu düşündüğünde kotunun belini çekiştirerek anna’ya bakar

 

“Trelia’yla mars arasındaki zaman farkını bilmiyorum, ama çok uzun kalmayız herhalde..”

“haber verebilirseniz verin, merak etmeyelim..”

“eğer büyük bir şeyse her yerde duyarsınız zaten..”

“sence büyük bir şey mi?”

 

lonna başını sallarken sıkıntıyla iç çeker ve uzanarak anna’ya şöyle bir sarılır, sonra dönerek kapıyı açıp dışarı çıktığında kapıyı onun arkasından kapatan anna, lonna’nın boş yatağına bakarak dudağını kemirir..

 

 

dylan tekrar açılan ofisin kapısıyla o tarafa dönüp ayağa kalkarken kızlar sırt çantalarıyla kapıda bekliyordur. İkisi de konuşmayınca dylan miss danielle’e döner ve elini uzatır

 

“teşekkürler miss stevens.”

 

Miss danielle de ayağa kalkıp dylan’ın elini sıkarken konuşur

 

“rica ederim miss leary. Umarım melekleri uzun süre okuldan uzak tutacak kadar ciddi bir şey yoktur.”

“hayır efendim, kızlar en kısa zamanda dönecekler.”

 

Miss danielle gülümser ve arkada bekleyen ikizlere bakarak hafifçe başını sallarken cora ve lonna da aynı şekilde selam verir. Biraz sonra dylan ve ikizler odadan çıkıp kapı kapandığında cora derhal dylan’a döner

 

“konuşacak mısın?”

“eve gittiğimizde konuşacağım..”

 

cora başını sallarken hafifçe eğilerek dylan’ın yanındaki lonna’ya bakar, ama pembe saçlı kız önüne bakarak yürüyorken sarı kelebek de üzgün bakışlarla önüne döner..

 

 

SOUNDTRACK / Christina Aguilera – Oh Mother

 

 

Kısa bir araba yolculuğundan sonra Mars’taki geçiş merkezlerinden birine gelinmiş, Trelia için 3 kişi kayıtlara geçtiği anda ikizler ve dylan sadece onların girebileceği bir kapıyla trelia’da belirlenmiş noktaya geçiş yapmışlardır. İkizler yıllardır görmedikleri dağ evinin girişine adım attıklarında dylan’a dönerler. Genç kadının artık kaçışı kalmamış, yüzündeki yorgunluğu saklamadan konuşur

 

“anneniz iki hafta önce ağır bir kaza geçirdi..”

 

cora’nın elleri derhal ağzına kapanırken lonna tek eliyle kavradığı çantanın askısını sıkar. Dylan onlara bakıyorken konuşmaya devam eder

 

“David onu yatak odasında yaralı olarak bulmuş, o gün onu buraya getirdik, şimdi daha iyi. Yukarda uyuyor olmalı, ama onu gördüğünüzde sakin olun-

“neden?”

 

dylan nasıl söyleyeceğini bilmiyor, bir an duraksar-

 

neden dylan, annemin tam olarak nesi var-“

“yüzü yaralandı-“

“ne kadar-“

“oldukça,lonna. Sargıları geçen hafta çıkarıldı, ama hala tam olarak eski haline dönmedi. Gördüğünüzde sarsılmamanız için-“

“nasıl oldu?”

“bilmiyoruz, anlatmıyor.”

 

Lonna öfkeyle dişlerini sıkıyorken cora ağlıyordur. Dylan sarışın kızı kendine çekerek sarılırken lonna arkasını dönmüş, onları beklemeden hızla merdivenleri tırmanmaya başlar..

 

 

Lonna yatak odasının kapalı kapısını düşünmeden açıp içeri girerken yatakta yatan annesini gördüğünde karnına sert bir yumruk yemiş gibi bir adım geri atar. Genç kadının yüzü derin çiziklerin izleriyle dolu, üzerindeki uzun kollu geceliğin açık bıraktığı boynundan göğsüne kadar birkaç yara izi daha uzuyorken yorganının üzerine koyduğu elleri ara sıra titriyordur. Lonna gözleri dolarak kapıyı bırakır ve annesinin yanına ilerlerken onun arkasından giren cora dehşet içinde bir ses çıkarak dylan’a sokulur..

 

 

“anne? Biz geldik, duyuyor musun?”

 

lonna annesinin ellerini tutmuş, yatağın başında oturuyorken cora da diğer tarafta oturmuş, annesinin saçlarını okşuyordur. Gwen biraz sonra usul nefeslerle gözlerini açar, kahverengi gözleri önce pembe saçlı kızını görürken genç kadın hafifçe gülümser, sonra saçlarındaki dokunuşun sahibine dönerken diğer sarışın bebeği inci gibi yaşlar döküyordur. Gwen ellerini kaldırarak ikisine uzatır, kızları annelerinin eline sarılıp ona bakarken gwen bir an sonra ağlamaya başladığında kapıda onları izleyen dylan dışarı çıkarak kapıyı örter...

 

 

“anne ne oldu?”

 

gwen konuşmuyorken biraz sonra odada kocası david belirdiğinde lonna annesinin irkildiğini hisseder, kaşlarını çatarak david’in olduğu tarafa bakarken genç adam yüzünde endişeli bir ifadeyle kızlara bakıyor, konuşur

 

“kızlar, iyi misiniz?”

“baba-anneme ne oldu?”

 

cora annesinin yanından kalkacakken lonna bir anda atılır

 

“HAYIR!”

 

cora irkilerek tekrar yerine otururken lonna annesinin elini zorla bıraktığı gibi yataktan fırlar ve david’e atılarak suratına yumruğunu gömer

 

“DEFOL GİT BURADAN-“

“LONNA!”

 

gwen günlerdir çıkmayan sesiyle kızına bağırıyorken lonna onu dinlemiyor, bütün gücüyle david’e saldırıyorken dizini genç adamın bacak arasına geçirdiği anda david iki büklüm olur. O sırada içeri dylan dalmış, lonna’yı tutup geri çekerken genç kız ağlıyor, bağırıyor, tekmelerini savurmaya devam ediyorken yerde iki büklüm ona bakan adama haykırır

 

“PİSLİK HERİF! SEN YAPTIN! HEPSİNİ SEN YAPTIN!”

 

dylan şokla gözleri büyüyerek yerdeki david’e bakıyorken genç adam hızla gwen’e döner, genç kadın onun bakışıyla irkilerek yatakta gerilerken bu herkes için kanıt olmuş, cora annesine sarılarak başını tutuyorken dylan tek koluyla lonna’yı tutuyor, konuşur

 

“güvenliği gönderin-HEY! KIPIRDAMA DAVID.”

 

David olduğu yerde kalakalırken lonna yutkunarak başını dylan’a çevirir. Dylan daha önce elindeki güçleri hiç kullanmamış, ama şimdi sakınmıyorken david hareket etmek için kendini kasmaktan kızarmış, ama başaramazken biraz sonra odaya güvenlik görevlileri girdiğinde dylan onlara dönerek başıyla david’i işaret eder

 

“götürün.”

 

Görevliler bir de miss rosenthall’a bakar, genç kadın başını salladığında iki izbandut gibi adam david’in kollarına asılır ve onu yerden kaldırıp ite kaka götürürken dylan da onlara bakıyor, mırıldanır

 

“seni nereye götüreceklerse oraya gideceksin.”

 

David içinden bir şey çekiliyormuşçasına yine kasılırken kapı güvenliğin arkasından kapandığı anda dylan yataktaki gwen’e döner. Genç kadın gözlerinden iki damla yaş süzülerek cora’nın kollarında yatağa kendini bırakırken lonna da dylan’ın kollarından kurtulmuştur

 

“NEDEN SÖYLEMEDİN!? DYLAN HALLEDEMEZ MİYDİ?! NEREDEYDİ-DYLAN NEREDEYDİN!?”    

 

dylan cevap vermezken lonna kahroluyordur

 

“O ADAM SANA VURMUŞ, ZARAR VERMİŞ! NE İÇİN!? SEN NASIL SUSTUN!? BEN SENİ ZORLA OKUMASAM KONUŞMAYACAK MIYDIN!?”

 

lonna nefes nefese yere çökerken aklı yorulmuş, kolları, bacakları, her hücresi sarsılmışken bir an sonra mavi gözleri kararak kendinden geçtiğinde en son annesinin onun ismini bağırdığını duyar..

 

 

“gwen nasıl yaparsın?”

 

gwen dolu gözleriyle dylan’a bakıyorken sesi titreyerek konuşur

 

“kızları buradan çıkaramam artık, ikisini de bulup öldürecek-“

“neden!?”

gwen başını iki yana sallarken dylan genç kadının lonna’nın başından çeker. Cora yataktaki kardeşinin başında duruyorken artık ağlamaktan bile korkuyor, annesiyle dylan’ı izliyordur. Dylan gwen’in kolunu tutuyorken konuşur

 

“ne yaptın? Anlaşmayı mı bozdun-“

“boşanmak istedim, yaptığı hiçbir işi ihbar etmeyecektim! İnanmadı, onu bırakırsam kızları öldüreceğini söyledi-“

“gwen seni tehdit ettiği anda bana söylemeliydin!? Ben onunla baş ederdim-“

“ben seninle konuşana kadar o kızları bulurdu dylan, yapamazdım!”,

“peki seni nasıl bu hale getirdi!? ölebilirdin gwen!”

 

gwen ellerini yaralı yüzüne kapatarak yere çökerken dylan ellerini saçlarından geçirerek yataktaki kızlara bakar

 

“lonna iyi olacak cora, alışkın değil, biliyorsun-“

 

cora başını iki yana sallarken annesine bakar

 

“ne kadardır sürüyor bu anne?”

 

annesi cevap vermeyince cora dylan’a döner

 

“söyle dylan. Lonna bugün david’in burada olmayacağını söyledi, nefret doluydu, o bir şeyler biliyordu-“

“bir süredir devam ediyor cora-“

“ben neden bilmiyorum!?”

 

sarışın kızın gözleri dolmuş, sesi titriyorken lonna’yı bırakıp yataktan kalkar ve annesinin yanına gidip yere çöker

 

“söyle anne! Neden ben bilmiyorum!?”

“bilemezdin-çok küçüksünüz cora, size gösteremezdim-“

 

cora annesini bırakarak gerilerken sesi korku doludur

 

bizi de mi kandırdın? Gücünü bize karşı da mı kullandın-anne-

“zorundaydım! İkinizin rahat büyümesi için! Size zarar gelmemesi için! Bilemezdiniz cora!”

“o adam sana bunları yaptı, ama ben ona hala baba dedim.”

 

Cora titreyerek kollarını kendine sararken gwen yere tutunarak dylan’a bakar, o konuşmak üzereyken yatak odasının kapısı açılır

 

“MISS LEARY! SENOR ROSENTHALL KAÇTI EFENDİM! GÜVENLİKTEKİ ADAMLARIN BİR KAÇINI KAYBETTİK-“

“nasıl olur-“

“yalnız değildi, onun şifrelerini kopyalayan biri yardıma gelmiş olmalı. Boyutun kilitlerini değiştirdik, kimse girip çıkamıyor-“

“güzel, tamam, kimse yerinden kıpırdamasın, zarar gören adamlarla ilgilenin-“

“boyut kilitlerini merkez masa’dan izinsiz uzun süre kapalı tutamayız efendim.”

“biliyorum, ben halledeceğim. Siz işinize dönün.”

 

Görevli başını sallayarak çıkarken dylan diğerlerine döner

 

“bu odadan çıkmayın. Gwen, ne anlatılması gerekiyorsa cora’ya anlat. Ben birkaç telefon görüşmesi yapacağım..”

 

gwen başını sallarken dylan dışarı çıkar..

 

 

“neden bizi öldürmek istiyor anne? Biz ona ne yaptık-“

“siz bir şey yapmadınız bebeğim. David benim onun sırlarını satacağımdan korkuyor.”

 

Cora sakin kalmak ve anlamak için bütün gücünü harcıyorken bir an yanında uyuyan lonna’ya bakar, sonra tekrar annesine dönerken gwen, pembe saçlı kızına sarılmış, usulca saçlarını okşuyordur. Cora ikisini izliyorken sorar

 

“neden david’den bu kadar korkuyorsun? Güçlü bir adam değil-“

“beraber çalıştığı adamlar güçlü. Onları ailemizden uzak tutmaya çalıştım, ama başaramadım cora.”

 

Gwen dudaklarını ısırırken cora annesine bakıyor, onun yıllarca nasıl bu kadar şeyi saklayıp, içi acımadan o adama baba demelerini istediğini aklı almıyor, deli gibi korkuyorken aklının bir köşesi de sakin olmasını söylüyordur. Artık her şey değişecektir..

 

 

Dylan venüs merkez masa’sı temsilcilerinden biriyle konuşmuş, gerekli izinler birkaç saate kadar halledilecekken şimdilik en küçük problemleri hallolmuştur. Sırada en zorlarından biri vardır. Dylan david’i nasıl alt edeceklerini bilmiyorken yıllardır adamın ensesinde olmuş, gwen’e zarar vermemesi için gücünün yettiği her şeyi yapmışken gwen’in başına gelenler onun da ne kadar körleştiğini, uyuştuğunu gösteriyordur.

 

Yıllar önce gwen ilk defa kendi işini kurduğunda dylan onun asistanı olmuş, david’in karısı için ayarladığı yüzlerce aday arasından sıyrılmış ve sadece asistanı olup takvimini düzenlemekle kalmamış, aynı zamanda gwen’in koruması olmuştur.

 

Gwen Rosenthall yaşadığı evlilik içinde sırlarını bir tek dylan’la paylaşmış, sadece ona gerçekten olanları anlatmışken dylan tek kelime etmemiştir. David’e saygıda kusur etmemiş, bütün sorumluluğu gwen’in üzerinde olsa da onu da patronu gibi görmüş, asla ona ters gelecek bir şey yapmamıştır, ama hep izlemiştir.

 

Rosenthall markasının ardından dönen kara paralardan, david’in gwen’in yardımıyla bağladığı işlerden, örtbas edilen karanlık işlerden dylan hep haberdar olmuştur. Gwen cephesinde medyaya bir şey sızmaması, kimsenin rosenthall malikanesinin kapılarının ardında ne olduğunu bilmemesi hep dylan’ın eseridir. Genç kadın birkaç kez ikisinin kavga ettiğini görmüş, kırılan eşyaları görmüş, söylenen sözlere tanık olmuşken hiçbir zaman bu kadar ileri gidileceğini düşünmemiştir, düşünememiştir.

 

Genç kadın şimdi ne yapacağını düşünüyor, ortada gwen dışında korunması gereken iki çocuk olduğu sürekli beyninde yankılanıyorken bunu tek başına yapamayacağına karar vermiş, kalkarak telefonu bıraktığı yerden alır..

 

 

“ben bir süre için venüs’e dönmeliyim-“

 

dylan içeri girip lonna’yı uyanık bulduğunda lafını keserek gülümser

 

“iyi misin tatlım?”

 

lonna başını iki yana sallayarak sesini çıkarmazken dylan iç çekerek gwen’e bakar

 

“sen de dinlen gwen, bir saate kalmaz dönerim-“

“nereye gidiyorsun?”

“sizi koruması için biriyle anlaşacağım. Varolan güvenlik ekibi artık iş görmeyecek. David’in tanımadığı biri olmalı.”

“dylan kimsenin bilmeme-“

“bilmeyecek gwen. Bu zamana kadar bilmedi, şimdi de bilmeyecek merak etme.”

 

Gwen başını sallarken david’in yaptığı işlere ortaklık ettiği ortaya çıkarsa kendi başına da bela alacağını biliyor, en temiz şekilde işlerin hallolmasını umuyorken belki david’le konuşabilse-

 

“hayır, asla anne.”

 

Gwen başını lonna’ya çevirirken kızı annesine bakıyor, mavi gözleri öfkeyle doluyken konuşur

 

asla. Lütfen.”

 

Gwen başını sallarken lonna uzanarak annesinin yüzüne dokunur ve neredeyse iyilemiş olan yaraları parmağıyla takip ederken cora arkasından mırıldanır

 

“biz buradayken daha çabuk iyileşiyorsun..”

 

gwen küçük kızına bakarak gülümser

 

“siz yanımdayken hep daha iyiyim cora-“

“gitmeyelim anne, burada kalalım.”

“hayır tatlım, her şey normale döndüğünde okulunuza döneceksiniz. Ben bunların hepsine sizin hayatınızın normal olması için katlandım, şimdi vazgeçemeyiz. Anlıyorsunuz, değil mi?”

 

iki kız da başını sallarken anneleri gülümser ve kapıda bekleyen dylan’a döner

 

“dikkatli ol dylan..”

 

dylan gülümseyerek olacağını söyler ve kapıyı kapatarak koridora dönerken saatini kontrol eder, sonra koridorun sonunda kullanılmayan bir odanın kapısını açıp içeri girdiğinde venüs’teki rosenthall moda merkezinin en üst katındaki ofisine adım atar..

 

 

SOUNDTRACK / David Arnold – Looking For Clues

 

 

Dylan kendi ofisinden çıkmış, hemen yanındaki Gwen’in ofisine geçmişken ilk yaptığı şey patronunun bilgisayarının başına geçip ne var ne yoksa kontrol etmek olmuştur.

 

Faturalar, moda haftalarının özetleri, işe alınan ya da işten çıkarılan insanlar, fotoğraflar, Gralia’da düzenlenen moda haftası-

 

“grelia’da moda haftası mı düzenledik?”

 

dylan kaşlarını çatarak kendisinin bilmediği, ama 3 sene önce yine Trelia gibi bir kiralık boyutta düzenlenmiş çok özel moda haftasının bilgilerine girmek için simgeye tıklar, ama karşısına yeni bir şifre kutusu çıkarken genç kadın hmmlayarak ona verilen bütün şifreleri sırasıyla dener. Hepsinde başarısız sonuç almış, ama en az 10 tane şifre denemesine rağmen sistem kendini kilitlememiştir. Her kim bunu buraya koyduysa kendine fazlasıyla güveniyor olmalı-

 

“güzel, akıllı, güçlü dylan..”

 

dylan irkilerek başını kaldırır ve karşısında duran david’i görürken ellerini klavyeden çekerek ayağa kalkar

 

“şu anda seni tutuklatabilirim-“

“ama yapmazsın. Miss rosenthall’ın kocası şirkette asistanı tarafından tutuklattırıldı haberinin altına yazılacaklardan korktuğun için öyle bir şey yapmazsın, değil mi sadık dylan?”

“bu kadar korktuğumuzu düşünüyorsan neden gwen’i ve çocukları rahat bırakmıyorsun? Sırların açığa çıkmayacak..”

 

david kendi kendine gülerken mavi gözleri tekinsiz bir ifadeyle parlıyordur. Aynı mavi gözler yıllarca cora ve lonna’nın genlerinin bir uzantısı olarak düşünülmüş, ama asla öyle olmamışken aksine rosenthalların üzerine birer kara bulut gibi çökmüştür. Yıllarca David Paul Cormac, Gwen Rosenthall’ın hem yeteneğini, hem de soyadını kullanmış, ona sağladığı rahat hayat karşılığında ne isterse yaptırmıştır.

 

“beni yakalatmış olmanız hiçbir şeyi değiştirmez dylan. Her şey rosenthall adı altında yapıldı. Gwen’e ait bu kocaman şirketin çatısı altında. Her imza onun elinden çıktı-“

“bilmiyor muyum sanıyorsun. Elbette seni ele verirsek gwen de yanacak, bu yüzden ikinizin arasındaki o pislik her neyse senin de, gwen’in de güvencesi olmalı. Bırak ve git-“

“bu kadar ilerlemişken bırakamam, üzgünüm.”

 

David hafifçe gülümserken dylan içi donarak tekrar bilgisayar ekranına bakar ve bir şey söylemeden tekrar başını kaldırırken david konuşuyordur

 

“Gwen’e ve o uğursuz çocuklarına yaklaşamıyor olabilirim, ama bunu benim için yapacak bir sürü kaynağım var. Bunu aklında tutsun ve en kısa zamanda işlerinin başına dönsün. Bekleyen dosyalar var. Bunu aynen ilet dylan, olur mu?”

 

dylan dişlerini sıkıyorken cevap vermez, david hafifçe gülümser

 

“güzel, gwen döndüğünde maaşının artmasıyla ilgili bir şeyler düşünelim, hatırlat lütfen..”

 

ve senor rosenthall dönerek rahatça odanın kapısını açar, sonra çıkıp hisselerinin yarısına sahip olduğu şirketin koridorlarında rahatça yürürken arkada kalan dylan bilgisayar ekranındaki boş şifre kutusuna bakar..