![]()
#43 – The Pulvu Boy(s) SOUNDTRACK / Christina
Aguilera – Christmas Time “3!” “2!” “1!” “MUTLU YILLAR!” herkes mutlulukla birbirine
sarılıyorken lucas bağıran büyüklerin arasında annesinin saçlarının arasına saklanmış,
babası ikisine de sarılarak öpüyorken büyüklerin ellerinden kurtulan kurbağalar
telefona saldırmak için koşturuyordur. Jonathan büyük bir zaferle telefonu ilk
ele geçiren olmuş, diğerlerine el sallayarak sessiz bir yere giderken kelebeğin
numarasını tuşlar ve telefonu kulağına götürürken telefon üç kere uzun uzun
çalar, sonra bir anda kalabalığın sesi gelirken cora gülerek telefona bağırır “rosethall malikanesi, ben cora!” “kelebek!” “jonathan! Bekle!” cora, delikanlının sesini duyunca
koşarak kalabalıktan çıkar ve parıltılı eteklerini toplayarak yukarı koşarken
odasına girdiğinde rahat bir nefes bırakarak kendini yatağına atar “mutlu yıllar..” “sana da, parti mi var?” “karnaval desek daha iyi olur, yine
topuklularla dolaştırıyorlar beni..” jonathan karşı taraftan awwlıyorken
cora gülümseyerek yastığının kenarıyla oynuyordur “haftaya yine okula dönüyoruz, beni
özledin mi?” “çok, sen?” cora hıhımlarken odasının
kapısı açılıp lonna nefes nefese içeri dalar ve kapıyı kapatıp ayağındaki
ayakkabıları bir köşeye atarken cora yatağından kalkar “lonna geldi-“ “kim arayan?” “jonathan-“ “mutlu yıllar..” “lonna mutlu yıllar diyor jonathan-o
da sana diyor, jaden da diyormuş..” lonna gülümseyerek cora’nın arkasından
yatağa yatar, cora usulca bir seni seviyorum fısıldayıp telefonu
kapatırken yanaklı al al olmuş, elindeki telefona bakıyorken lonna poposunu
çimdikleyince zıplayarak o tarafa döner “ne var!?” “aramayacak diye ağlıyordun, bak daha
1 dakika olmadı. Şükret yılbaşı ortak evren zamanı..” cora kocaman gülümserken ikizinin
yanına uzanır ve tavanı izlerken lonna da bacaklarının yavaş yavaş çözüldüğünü
hissediyor rahatlayarak gözlerini kapatır.. gwen iki kızının da yukarı koştuğunu
görmüş, artık partinin de bitme zamanı gelmişken genç kadın yavaş yavaş ayrılan
konukların arasında yürüyor, hepsine mutlu yıllar diliyorken birazdan david
tarafından alınarak sessiz bir köşeye götürülür. Genç adam güzel karısına
bakıyorken gwen altın rengi pırıl pırıl bir elbisenin içinde, açık sarı saçları
omuzlarından dökülüyorken kahverengi gözleri ona bakan adamı izliyordur “mutlu yıllar david..” “sana da hayatım..” genç adam eğilerek karısını öper, gwen
geri çekilecekken david öpüşü derinleştirdiğinde gwen karşı koymaz ve onun
zavallı aşk yemlerinden birini daha yutarken genç adamın aklını alarak onu
öper. Gwen geri çekildiğinde david’in gözleri hala kapalı, dudaklarını
yalayarak bekliyorken gwen onun yakasını düzelterek mırıldanır “konukların uğurlanması gerekiyor,
biraz daha sabret..” david başını sallarken gwen bütün
güzelliğiyle gülümser ve kocasının kollarından sıyrılarak tekrar büyük salona
dönerken bir köşede sürekli onları gözleyen koruması bay preston langley’le göz
göze gelerek hafifçe başını sallar. Uzun boylu, mavi gözlü ve hafif kır saçlı
adam her şeyin yolunda olduğunu anlamış, elindeki brandy kadehini hafifçe
kaldırarak miss rosenthall’a selam verir.. “dylan, kızların yanında kal..” dylan tüyleri diken diken olarak
gwen’e bakıyorken elindeki kadehi daha sıkı tutar “şimdi mi?” “sen kızların yanında ol, şimdi olan
bir şey yok..” dylan başını sallayarak gülümser ve
elindeki kadehi gwen’e vererek uzaklaşırken gwen kadehi yanından geçen bir
garsonun tepsisine koyarak ellerini birleştirir. Son konuklar da uşaklar
tarafından uğurlanıyorken gwen onlara da gülümser ve evin kahyasına temizliği
yarın yapmalarını söyleyerek preston’ın yanına gelir “mutlu yıllar bay langley..” “size de miss rosenthall..” “iyi geceler, yarın görüşmek üzere..” preston hafifçe başını sallayarak genç
kadını güzellik uykusuna yollar, kendisi de kadehindeki son yudumu alıp
tabakları mutfağa götüren garsonlara iyi geceler dileyerek salondan çıkar.. SOUNDTRACK / Rob Dougan -
Clubbed to Death (Kurayamino Mix) preston odasına girdiğinde kol saati
çıkarır ve yatağın üzerine koyarken odadaki kameraların dijital takip sesleri
duyuluyor, genç adam hepsinin nerede olduğunu bilerek hareket ederken komodinin
üzerine koyduğu saate bakılırsa güvenlik görevlisi değişimi 3 dakika içinde
olacak gibi görünüyordur. Preston gömleğinin yakasını da açarak
gardrobuna ilerler ve kapakları iki yana açtığında david rosenthall’ın
gardrobunun bir eşi karşısına çıkarken her şey o kadar rastgele konulmuştur ki,
özellikle bakıp karşılaştıran biri ancak aynı olabileceğini anlayacaktır. Preston, miss rosenthall’ın
direktifleri üzerine siyah bir ipek pijama takımı giyecek, şimdilik gri olanı
seçer ve yatağın üzerine bırakır. Kameralar onun her hareketini takip ediyorken
preston bir an durur ve pijamaları
tekrar gardroba koyarak kapının yanındaki elektrik düğmesine ilerler, ışığı
kapatıp tekrar yatağın başına gelirken kameralar gece görüşü olsa bile görüş
açıları zayıflamıştır. Preston pantolonunu çözer, gömleğini
de çıkarıp yatağa girerken miss rosenthall’ın ona verdiği kumanda elindedir.
Genç adam yorganların altına girdiğinde küçük kumandanın düğmesine basarken
güvenlik odasındaki kamerada kendi odasına ait görüntü yatakta huzurla uyuyan
bir preston göstermeye başlar. Preston kumandayı komodine koyarak yataktan
kalkarken hareketleri hızlanmış, gardroba ilerleyerek siyah pijama takımını
çıkarır, kumaşları yatağa bırakırken yatağın ayak ucundaki aynada genç adamın
yansıması david rosenthall olduğunı gösteriyordur... “yılbaşı akşamı çektiğimiz işkenceye
bak..” rosenthall malikanesinin güvenlik
odasında dönüşümlü görev yapan 3 adamdan bir tanesi bu akşamki şansına lanet
okuyarak otururken şöyle bir kameralara bakar. Miss rosenthall bilekliğini
çıkararak yatak odasına gidiyor, yatak odasının kameraları yılbaşı gecesine
özel olarak her sene olduğu gibi kapalı duruyorken görevli kendi hayatına bir
daha küfrederek diğer açılara göz atar. Çocukların odaları temiz, ikisi de
uyuyorken, görevlinin gözü miss dylan’ın odasına geldiğinde genç kadının
soyunduğunu görür ve keyifle arkasına yaslanarak izlerken yan taraftaki ekranda
preston langleynin odasının yanındaki misafir banyosundan bay rosenthall
çıkıyordur, görevli aldırmaz.. gwen yatak odasına girdiğinde david
yatağa girmiş, kalın bir dosyayı açmış okuyorken gwen’i görünce gülümser “bu ayın hasılatı muhteşem oldu,
yılbaşında bir sürü müşterimizi sevindirdin hayatım..” gwen sadece başını sallarken david
dosyayı kapatarak yataktan çıkar ve genç kadının sırtına elini koyarak yavaş
yavaş aşağı inerken dudakları boynunda geziyordur. Gwen tüyleri diken diken
olarak adamın son defa ona dokunmasına katlanıyorken biraz sonra kapı açılıp
içeri ikinci bir david girdiğinde gwen gülümser, asıl david ise ne olduğunu
anlayamamış, kendine bakar.. “üzgünüm geç kaldım..” “önemli değil, devam et lütfen, ben
kızlara bakmaya gidiyorum..” david görünümündeki preston başını
sallarken gwen kocasına dönerek gülümser “iyi geceler david-“ “bu ne demek oluyor!?” gwen onun sorularına aldırmadan odadan
çıkarken david arkasından atılacak olur, ama preston onu tutarken david şok
içinde, kendini tutan kendine bakıyorken gwen hemen döneceğini
söyleyerek kapıyı kapatır ve gülümseyerek koridorda yürürken bir anlık bir ses
duyar, ama sonra her şey sessizleşirken genç kadın adımlarını aksatmadan yürümeye
devam eder.. gwen tekrar odaya döndüğünde içerde
sadece preston vardır. Genç kadın yutkunarak etrafa bakarken tekrar preston’a
döndüğünde rahatlayarak başını eğer. Preston genç kadının omzundan tuttuğunda
gwen başını kaldırarak genç adamın yüzüne bakar “alarm sınırını kaçıracağından
korktum..” “ölen boyutların açılıp kapanması çok
çabuk olur miss rosenthall. İçindeki hiçbir şeyi geri göndermeyeceğinden de
emin olabilirsiniz..” gwen başını sallayarak tekrar teşekkür
ederken preston gülümser ve tekrar david olurken gwen ondan ayrılır. Preston
onu geçerek odadan çıkar ve bir adım attığı anda sahipsiz bir boyut kapısı
açılarak tam 2 saniye öyle kalır ve alarmlar çaldığı anda preston’ı yutarken
güvenlik görevlileri david rosenthall’ın saldırıya uğradığını düşünüyordur.
Aksine, preston kimliksiz boyutların biriyle evin bir yerinden diğerine geçmiş,
cisimlenmek yerine kendini boyuta yutturarak hem arkasından iz bırakmamış olur,
hem de görevini başarıyla yerine getirerek yatağına girerken komodinde
bıraktığı kumandayı alıp düğmeye tekrar basar. Bir saniye sonra preston
dehşetle yataktan fırlayıp alarmların sesiyle odadan çıkarken David Rosenthall
bir daha bulunmamak üzere kaybolmuştur.. alarmların sesiyle cora ve lonna yerlerinden
fırlamış, koridora çıktıklarında annelerini dylan’ın kucağında sarsılarak
ağlıyor bulduklarında o tarafa koşarlar “anne! ANNE NE OLDU?!” “baba-babanız-david-tanrım..” cora ve lonna dehşetle birbirlerine
bakıyorken dylan açıklar “david az önce tanımlayamadığımız bir
boyut tarafından çekildi. Ne olduğunu bilmiyoruz..” kızlar bakışları donarak dylan’a
bakıyorlarken lonna yutkunarak başını eğer. Annesi iki kızına da sarılarak
oturuyorken preston boyut görevlileriyle konuşarak ne tür bir saldırı olduğunu
soruyor, gerekli bilgileri alarak onları yönlendiriyordur.. SOUNDTRACK / Fariborz
Lachini – It’s Snowing 1 hafta sonra.. Rosenthallların haberi medyaya bomba
gibi düşmüş, herkes bu kadar iyi korunan bir aile evinde bu tip bir şeyin nasıl
olabileceğini anlayamıyorken olayın 3. gününde Gwen basının karşısına çıkarak
bir açıklama yapmıştır. Kocası David’in yıllar boyunca
kazandığı dostları kadar düşmanları da olduğunu, şu anda kimseyi suçlamadığını
ve araştırmalar devam ettikçe bu durumun da aydınlık kazanacağını söylemiştir.
Genç kadın o kadar yorgun, o kadar bitap görünmüştür ki basın mensupları soru
sormadan dylan onu kaldırıp götürdüğünde geri kalan günlerde david
rosenthall’ının arasının bozuk olduğu insanlar konuşulmuştur. Bu kadar sansasyona rağmen Gwen kimse
hakkında şikayetçi olmamış, genç kadının ruhsal durumu buna elvermiyorken
evdeki çalışmalar aralıksız devam ediyordur. Resmi kaynaklardan boyut
görevlileri geliyor, sürekli bir iz arıyorken Preston yanlarında oldukça
kimsenin iz bulamayacağını sadece gwen ve dylan biliyordur. Cora ve Lonna olanları sadece
izlemekle yetiniyor, tek bir soru bile sormuyorken cora’nın saçları bir
haftadır bembeyaz, lonna’nınki de beklendiği gibi simsiyahtır. İkizlerin durumu
bile olay için muhteşem bir maske oluyorken gwen bir haftanın sonunda
çocukların okullarının açılacağı gün onları biraz olsun rahatlatmak adına bir
şeyler yapmaya karar vermiştir. Cora eşyalarını topluyorken beyaz saçlarını
tepesinde toplamış, ama yüzü o kadar korkmuş görünmüyorken genç kız bir an
durur ve derin bir nefes alarak kendini bırakırken saçları yine sararmıştır.
Genç kız rol yapmaya artık daha fazla dayanamıyorken birazdan kapısı açılıp
içeri lonna ve annesi girdiğinde cora ayağa fırlar “anne, konuşmamız gerek..” gwen başını sallarken oturmasını
söyler “biliyorum tatlım..” cora hızla kardeşine bakarken lonna
saçları hala siyah, keskin mavi gözleriyle kardeşine bakıyordur. Cora annesine
dönerken bir şeyler söylemek istiyor, ama konuşmuyorken lonna’nın sesiyle o
tarafa döner “babamız dönmeyecek cora, buna alışsak
iyi olur. Boyut görevlileri umudun iyice azaldığını söyledi, annem de
onayladı.” Cora gözleri dolarak başını sallarken
annesine bakar, gwen özür diliyorken cora başını iki yana sallayarak annesine
atılır ve ona sımsıkı sarılarak ağlarken lonna da annesinin elini iki elinin
arasında tutuyor, biraz daha sıkar.. Melekler Okulu tekrar öğrencilerini
karşılıyorken her zaman yemyeşil olan bahçe bembeyaz bir örtüyle kaplanmış,
havadan bembeyaz pamuk parçaları gibi lapa lapa kar yağıyordur. Cora ve Lonna
özel arabadan dışarı adım attıklarında okulun sesi bir an onları sarar. İki
genç kız rengarenk öğrencilere, uzun binalara ve güvenli ikinci evlerine bakıyorken
lonna kardeşinin elini tutar, ikisi yavaş adımlarla okula ilerlerken yeni bir
sene ve hayat başlıyordur.. “gitmek zorunda mısın?” “gözümü korumalıyım..” cameron hafifçe gülerek önündeki adama
uzanır ve dudaklarını örterken mason onu tutuyor, saçlarını hafifçe okşayarak
geri çekilirken cameron onun yakalarını tutmuş, bırakmadan konuşur “işlerini bitirdiğinde geleceksin-“ “hayır, kaçacağım-“ “mason!” mason onun yalancı sinirine bakıyorken
cameron tuttuğu yakaları çekerek konuşur “ciddiyim, bu garipliğe çok alıştım,
tekrar eski halime dönersem beni zor bulursun..” mason çok korktuğunu söylüyorken
cameron gülümseyerek tekrar genç adamın dudaklarına uzanır. İkisi yatak
odasında öpüşüyorken salondaki carrie gitmeden önce son bir kez yağan karı
izliyordur.. latty sabah erkenden kapısı çaldığında
ewan’ın kapıya dayandığını düşünerek heyecanla yataktan kalkar ve sabahlığını
zar zor kollarına geçirerek aşağı koşarken kapıyı açtığında birini görmek
yerine ayaklarının dibine bırakılmış bir yılbaşı sepeti görür. Sepetin içinde
en sevdiği çikolatalar, meyveler ve çok şık cam bir şişede berrak bir su
duruyorken genç kadın olduğu yerde eğilerek sepetin üzerindeki kartı açar ve
okuduğunda başını kaldırarak yağan karı izler ve kapıya dayanırken elindeki
kartı yine sepetin üzerine bırakır Mutlu Yıllar, B. “bana kart yollamış, bana.
Nasıl yapar ewan!?” ewan telefondan gelen sese yüzünü
buruştururken konuşur “tek B biana mı latty-“ “elbette biana! Ne seviyorsam hepsini
koymuş, bir şişe de evrenin en pahalı suyundan bulmuş-o kadın hala para mı
alıyor?!” “çocuklarımın annesinden bahsediyorsun
latty..” latty sakinleşerek derin bir nefes
alır ve masanın üzerine koyduğu sepete bakarken kendini koltuğa bırakır “onu affetmek istemiyorum..” “zorunda değilsin, kendini iyi
hissetmek için yolladığına eminim. Bir cevap beklemiyordur..” latty tamam derken ewan da onaylar ve
birazdan tekrar arayacağını söyleyerek telefonu kapatırken colm’un ona
getirdiği dosyalara bakıyordur “robot mu yapacaksın?” “yapay zeka araştırma sektörüne destek
için ben başlatıyorum, çocuklara arkadaş olur..” ewan çizimleri ve sistem özelliklerini
inceliyorken tekrar en öndeki sayfaya döner ve beyaz, orta boylu, sevimli
robota bakarken gülümser “evreni yıkacak kadar akıllı olmadığı
sürece kabul ederim..” ve gerekli olan imzaların sonuncusunu
atarken colm da memnun olmuş, dosyayı alarak ofisten çıkar.. SOUNDTRACK / My Chemical
Romance - Teenagers 8 Ocak 7108, 16:42 - Luplex Nathan evin kapısını açıp kendini
içeri atarken üzerindeki karları silkeler, ayakkabıları çıkarıp paltosunu ve
çantasını bir kenara atarken mutfağa ilerler. Duvardaki incecik telefonun mesaj
sinyali yanıp sönüyorken nathan düğmeye basar ve mesajlar arkada duyulmaya
başlarken delikanlı buzdolabının kapağını açarak babasının vereceği süper
haberi dinler “Dax’in yapım onayını aldım, hadi
yine yaşadın. İsmini daha resmi olarak kayıtlara geçirmedim, ama isim
haklarının sana verildiğine emin olacağım. İlk robotun için kutlarım oğlum.
Ayrıca annen buzdolabına yemek bıraktığını söylememi istedi, abur cubur yeme.
Akşama görüşürüz..” Nathan annesinin bıraktığı yemeğe
bakıp burun kıvırır ve dünden kalmış cips sosunu alarak buzdolabını kapatır.. 8 Ocak 7108, 16:42 - Luplex Shia evin kapısını açıp kendini içeri
atarken üzerindeki karları silkeler, ayakkabıları çıkarıp paltosunu ve
çantasını bir kenara atarken mutfağa ilerler. Duvardaki incecik telefonun mesaj
sinyali yanıp sönüyorken shia düğmeye basar ve mesajlar arkada duyulmaya
başlarken delikanlı buzdolabının kapağını açarak babasının vereceği süper
haberi dinler “Dax’in bakımını tamamladım, hadi
yine yaşadın. Sen gelmeden önce eve bırakmış olmalılar, bu sefer devreleri
açarken dikkat et. Robotunu yüzüncü defa bozduğun için tekrar kutlarım oğlum.
Ayrıca annen buzdolabına yemek bıraktığını söylememi istedi, abur cubur yeme.
Akşama görüşürüz..” Shia annesinin bıraktığı yemeğe bakıp
burun kıvırır ve dünden kalmış cips sosunu alarak buzdolabını kapatır.. Shia elindeki büyük cips torbası ve
sos kasesiyle beraber odasına girerken yatağının ayak ucunda duran Dax’i
gördüğünde gülümser “naber dostum! Açalım seni şöyle bir
rahatla..” shia ağzına bir parça cips atıp dax’in
başına gider ve eğilerek robotun çenesinin altındaki optik okuyucuya parmağını
sürerek onay beklerken birkaç saniye sonra beyaz robotun ağzının yerindeki
yeşil ışıkların hepsi yanar, bütün eklemleri test için oynamaya başlarken shia
onun hazır olmasını beklerken bir cips parçasını daha sosa batırır.. 8 Ocak 7108, 16:52 - Luplex Nathan cips kutusunun içinde bir tane
daha alıp ağzına atar ve tekrar elindeki joystick’e abanırken karşı takımdaki
adam onu vurduğunda delikanlı küfrederek oyunun bitişini görür. O sırada kapı çalarken
nathan cips torbasını yatağını arkasına atar, sos kasesini de yatağının altına
saklayıp ağzındaki kırıntıları silkeleyerek aşağı koşarken annesi gelirse
arkada bir kanıt bırakmamıştır. Delikanlı merdivenleri inip kapıya asılır ve
açınca karşısında kenda’yı gördüğünde şaşırır “ne işin var senin burada?” “servisin motoru bozuldu. Tamiri
beklemek yerine buraya yürüdüm, hemen iki sokak aşağıdalar..” nathan iyi yapmışsın diyerek genç kızı
içeri alırken kenda koyu mavi kocaman beresini çıkarak saçlarını serbest
bırakır ve çizmelerini çözmek için eğilirken nathan ona aç olup olmadığını
soruyordur.. 8 Ocak 7108, 16:52 - Luplex Shia, dax’in önüne oturmuş, robotun
karnındaki bir şeyle uğraşıyorken beyaz robot da başını eğmiş, onu izliyordur.
Shia birazdan biteceğini söylerek masanın üzerine koyduğu incecik bir kalem
pili alır ve tam dax’in içine yerleştirecekken kapı çaldığında robot ve
delikanlı hızla birbirlerine bakarlar. Shia kocaman koyu yeşil gözleri
olduğundan daha da büyümüş, küfrederek etraftaki eşyaları saklıyorken dax de
dikkatlice karnındaki deliği kapatır ve normal pozisyonuna dönerken shia robota
bakar “şunları saklamam lazım! sen kapıya
bak dax-annemse tuvaletteyim!” dax dijital bir sesle tamam, shia
diyerek odadan çıkar ve yavaş adımlarla kapıya giderken zil ısrarla çalıyordur.
Odadaki shia küfrederek daha da hızlanırken dax aşağı inmiş, delialona’dan
öğrendiği gibi geliyorum diyerek kapıya gider ve açıp karşısındakini 14
salise süreyle inceler. Hemen ardından ağzını oluşturan yeşil ışıklar gülümseme
haline geçerken mutlu robot konuşur “Megan Collins, 14 yaşında-“ “tamam dax, çekil, donuyorum!” megan, dax’in kapıyı tutan kolunun
altından girip kapıyı iterek kapatırken shia merdivenlerden yuvarlanırcasına
inmiş, megan’ı görünce daha da şok olur “sen-sen neden geldin?” “servisin motoru bozuldu. Tamiri
beklemek yerine buraya yürüdüm, hemen iki sokak aşağıdalar-niye hayalet görmüş
gibisin sen?” shia öyle miyim!? diyerek
derhal yüzünü düzeltir ve sırıtırken ellerini açar “her hayalet senin gibi olsun megan,
bu güzellik, bu gözler-“ “tamam, kes..” shia keserken megan masmavi gözleri
parlayarak başındaki koyu mavi bereyi çıkarır ve siyah saçlarını serbest
bırakarak mutfağa ilerlerken shia onun arkasında bıraktığı parfüm kokusuna
eğilerek kokuyu havada yakalamaya çalışır, ama beceremezken megan yiyecek bir
şey olup olmadığını soruyordur, shia güzel kızın isteklerini yerine getirmek
için mutfağa gider.. “megan?” megan hazırladığı sandviçlerin içine
birer dilim domates koyuyorken başını kaldırarak keskin mavi gözleriyle shia’ya
bakar “shia?” “sana bir sırrımı versem saklayabilir
misin?” megan gözlerini kısarak hafifçe
gülümserken tezgaha dayanır “büyük mü küçük mü?” “devasa..” megan daha da gülümserken başını
sallar “hemen söyle-“ “sandviçleri de alalım, ihtiyacımız
olabilir..” megan tamam diyerek sandviçleri
yapmaya devam eder.. shia sandviçleri birer peçeteye
sardırmış, iki kutu da meyve suyu almışken odasına çıkıyordur. Megan da
delikanlının arkasından geliyorken konuşur “bir yere gideceksek annemi
arayacağım-“ “anneni ararsan nasıl sır olacak
megan!?” megan ellerini kaldırarak geriler “tamam, aramıyorum, sakin..” shia zaten sakin olduğunu homurdanarak
odaya girer, dax içerde onu bekliyorken shia robotunu görünce gülümser “dax, megan’ı da yanımıza alacağız..” “emin misin shia?” “eminim, sen kendini hazırla, pili
yerleştireceğim ve işimiz bitecek-“ “ne yapıyorsun sen? Pil falan?” shia büyük bir gururla megan’a döner ve
bir elinde sandviç, diğerinde meyve suyu, devasa sırrını açıklar “dax’ten bir zaman makinası yarattım!
Bugün ilk yolculuğumuzu yapacağız.” Megan’ın çenesi düşerek açılırken shia
daha da gülümser.. 500. SOUNDTRACK / Alan
Silvestri – A Science Experiment 8 Ocak 7108, 17:33 - Luplex “hesaplarıma göre, bu pili yerleştirip
Dax’in saatini bir saat ileri ayarlayacağım ve uyku devrelerini çalıştırdığımda
favian’ın doku örnekleriyle-“ “favian’ın doku örneğini
nereden bulduğunu sorabilir miyim!?” “çöp, saç, jilet-“ “tanrım, shia-“ megan midesi bulanarak yatağa
otururken shia genç kızın önünde yere çöker “bunların hepsi bilim için megan!
Zaman gezgini ya da boyut görevlisi olmadan zamanda gezebilmek-“ “eğer zamanda gezebilmek normal
insanların işi olsaydı zaten çoktan bir makine bulunurdu! Hem-ya kanun dışı bir
şey yapıyorsak!?” shia pfftlayarak amatör bilim
denemelerinde kanun dışı olan hiçbir şey olmayacağını söyler “eğer başarabilirsem artık kimse bana
ezik diyemeyecek-“ “sen ezik değilsin, üstün zekalısın..” shia, megan’a aldırmıyorken tekrar
dax’in önünde eğilmiş, masasının çekmecesine sakladığı pili çıkarır ve robotun
karnında açılmış küçük bölmeye yerleştirirken başını kaldırır “tamam dax, kapatabilirsin..” dax memnuniyetle denileni yapar,
bölmeyi kapatıp başını kaldırırken shia da kalkarak megan’a döner “hazır mısın?” “hayır.” shia sırıtarak önüne dönerken megan
arkadan o işin o kadar kolay olmadığını söyleniyordur. Shia onun söylediklerini
duymuyor, dax’in arkasına geçer ve sırtındaki paneli indirip uyku devrelerini
aktif hale getirirken geri çekilerek bekler “gözlerini kapat..” megan hala dik dik shia’ya bakıyorken
delikanlı ona dönerek bağırır “gözlerini kapat!” megan tamam diye bağırarak
gözlerini kapatırken bir an sonra etraf bembeyaz bir ışıkla parladığında shia
bağırarak gözlerini kapatır.. 8 Ocak 7108, 18:33 - Luplex Megan, shia’nın susmasıyla tek gözünü
açarak etrafına bakar, ama bir değişiklik göremezken delikanlı atılarak baş
ucundaki saate bakar “BAŞARDIM! BAK! 6 BUÇUK! BAŞARDIM-EVET
EVET EVET!” shia saati bir köşeye fırlatıp megan’a
atılır ve sarılırken genç kız da şaşkın, kolları havada sallanarak
sarsılıyordur. Shia sonunda onu bıraktığında dönerek etrafına bakar, her şey
aynı görünüyorken sandviçler ve meyve suları yoktur. Delikanlı kaşlarını
çatarken yerdeki joystick’i fark eder “bu burada değildi..” shia eğilerek joystick’i kaldırırken
megan yataktan kalkıyordur “ne demek orada değildi?” “biz giderken yerde bir şey yoktu-“ “saçmalama shia-“ ama o anda merdivenlerin tarafından
sesler gelirken shia joystick’i yatağa atıp eliyle megan’ın ağzını kapatır.
Genç kızın mavi gözleri dehşetle kapalı kapıya bakıyorken shia da yine gözleri
kocaman olmuş, yutkunarak seslerin yaklaşmasını dinliyordur. Adımlar
yaklaştıkça megan shia’nın kolunu sıkarak inlerken biraz sonra kapı açılıp
içeri nathan ve kenda girerken birbirini tanımayan gençler bir anda korkuyla
haykırarak odanın iki ayrı köşesine koşarlar.. “KİMSİNİZ SİZ!?” “ASIL SİZ KİMSİNİZ-BURASI BENİM EVİM!” shia şokla burasının evi olduğunu
iddia eden delikanlıya bakıyorken ağzı açılmış ileri bir adım atacak olur ama
megan onu kolundan tutup tekrar yanına çekerken dax ikisinin önüne geçmiş,
onları koruyordur “shia, etkisiz hale getirmemi ister
misin-“ “hayır
dax! Sakın!” “dax mi?” nathan şaşkınlıkla önündeki robota
bakıyorken ilk anın korkusundan sonra şimdi bu beyaz robotu yeni yeni fark
ediyor, yaslandığı duvardan ayrılarak büyük bir şaşkınlıkla konuşur “bu-bu benim robotum, dax-“ “HEY HEY! ROBOTA DOKUNMAK YOK!” shia atılarak dax’in koluna sarılırken
nathan da aynen geri çekilir “bir şey yapmayacaktım! Sen bu robotu
nereden buldun!?” “bir yerden bulmadım, babam benim için
yaptı-“ “baban kim-“ “sana ne!? senin baban kim!?” “evime giren sensin!” “burası benim evim-“ “COLM PULVU!” kenda ve megan aynı anda
bağırmışlarken shia ve nathan gözleri yerinden çıkacak gibi birbirlerine
bakıyor, nathan duvarla bir olurken shia dax’in kolunu daha sıkı tutuyordur.. “SENİN BABAN-“ “BENİM BABAM SENİN BABANLA-“ “AYNI ADAM MI!?” iki delikanlı aynı anda feryat
etmişken kenda artık dayanamayarak araya girer “siz kimsiniz? Buraya nasıl
geldiniz!?” shia uyanarak siyah saçlı güzel kıza
bakarken cevaplar “biz-yani en azından ben-ben oyum.” Shia, nathan’ı işaret ediyorken
delikanlı duvarda çekilerek doğrulur “nasıl osun!?” “burası normalde benim odam, benim
eşyalarım, her şey aynı-“ “ne saçmalıyorsun sen salak-“ “HEY!” “SANA HEY!” nathan ve shia yine alevlenirken kızlar
onları kollarından çekerek sakinleştirir. Kenda diğer kıza bakarak sorar “senin baban da ewan lysander mi?” “hayır kenda! Benim! Megan!” kenda şokla onu tanıyan kıza
bakıyorken megan ağlamaklı olmuş, onları tanımayan arkadaşına bakıyordur.. “Eidan’la Vien’in kızı, megan!” kenda başını iki yana sallarken
mırıldanır “ben megan diye birini tanımıyorum,
vien ve eidan’ın da bir tane bebekleri var, adı lucas-hatta hala bebek-“ “hayır-SHIA! BİZİ NEREYE GETİRDİN?!” shia bilmediğini söylüyorken büyük bir
hayretle başardığı şeyin büyüklüğünü kavramaya çalışıyordur.. “nathan, birilerini aramamız gerek..” nathan, kenda’nın fısıltısını
dinlemiş, ama gözleri hala karşı duvarın kenarında onlar gibi yere oturmuş
üçlüdeyken beyaz robot yanındaki delikanlıya dönerek konuşur “shia, babanı aramalıyız.” “babam burada değil dax..” dax hmmlayarak önüne dönerken
megan üzgün gözlerle kenda’ya bakıyordur, konuşur “bütün gün böyle oturacak mıyız?” “elbette hayır, ben telefon açmaya
gidiyorum..” kenda kalkıp odadan çıkarken megan da
onun arkasından gidecek olur, ama o anda nathan atılarak kalkarken konuşur “biriyle konuşana kadar hiçbirinin bu
odadan çıkmıyor-“ “evren yasalarına göre birini
evinde esir tutmak suçtur-“ “tamam dax, önemli değil..” dax dönerek shia’ya bakarken delikanlı
gerçekten önemli olmadığını söyleyerek başını sallıyordur. Dax sonra biraz
eğilerek megan’a bakarken yeşil ışıklı ağzı üzgün bir surat olmuş, konuşur “megan, üzülme lütfen..” megan iyi olduğunu söyleyerek başını
iki yana sallıyorken gözleri dolmuş, dax’e belli etmemek için başını yana
çevirir. Beyaz robot tekrar önüne dönerken karşısındaki delikanlının dik dik
ona baktığını görünce yeşil ışıklar zigzag şekline girerek akıllı robotun
rahatsızlığını gösterir.. ![]() |


