SOUNDTRACK / Pink Martini – Hang On Little Tomato

#46 – Hang On Little Tomato

 

SOUNDTRACK / Pink Martini – Hang On Little Tomato

When change is hard and not so nice, if you listen to your heart the whole night through,

Your sunny someday will come one day soon to you..

 

 

Kenda kahvaltı masasında bile bir şeyler not alıyorken diğer kurbağalar da onu izliyordur. Nathan bugün yine sessizken yeni gelen çocuklardan hiçbiri ortada görünmüyordur.

 

Kenda sonunda yazmayı bitirmiş, bir yudum süt alır ve başını kaldırarak diğerlerine bakar

 

“Sizin söylediklerinize göre saptayabildiğim en büyük fark benim doğumum. Annem beni doğururken güçlerini bana vermiş, ama kimseye söylememiş. Sonra olaylar patlak verince scrochio durumu aynı şekilde ortaya çıkmış. O dönem içinde eidan ve vien çocuk yapmayı denememiş olacak ki lucas geç doğmuş, o da sürekli scorchio’da vakit geçirdiği için 8 ayda bu kadar büyümüş-bir dakika..”

 

herkes çiğnemeyi bile bırakıp bir dakika beklerken kenda saçlarının ucunu parmağının etrafında kıvırarak kağıdına bakar

 

“peki çocukların geldiği zamanda durum neydi? Megan ne zaman doğdu mesela? Onlara da sormam gerek..”

 

kimse bir şey söylemezken kenda başını kaldırarak onlara bakar

 

“onların ne kadar zor durumda olduğunu da anlıyorum, siz de anlıyor musunuz?”

 

yine kimseden ses çıkmazken bir an sonra nathan konuşur

 

“hatıralarını kaybettiler, ama geri kalan her şey aynı..”

 

kenda dönerek arkadaşına bakarken gülümser

 

“onlara yardım etmezsek de hep öyle yarım kalacaklar..”

 

sonra diğerlerine dönerek sorar

 

“değil mi?”

 

başlar sallanırken kenda çok güzel diyerek yerinden kalkar

 

“ben gidip ikisinden birini bulacağım, katılmak isteyen?”

 

kimse şimdilik gönüllü olmazken kenda onları zorlamaz ve sabah kalktığında herkesten daha şanslı olduğuna karar veren su kıran iki zamana da hakim olmak için yemek salonundan çıkar..

 

 

“Voc!”

 

kısa boylu adam miss kenda’nın sesini duyunca o tarafa dönerek gülümser

 

“günaydın miss-“

“Voc, megan’ın nerede olduğunu biliyor musun?”

“megan?”

“megan ya da shia, yeni gelen çocuklar hani?”

 

Voc ohlayarak başını sallar

 

“shia robotunun yanında teknoloji departmanında, diğer miss’i hiç görmedim miss kenda, odasından çıkmamış olmalı..”

“odası-“

“6. kat, collinslerin yatak odasının karşısı..”

 

kenda çok teşekkür ederek asansörlere giderken Voc kısacık boyuyla yine hızlı adımlar atar ve işine döner..

 

 

Megan odada dolaşarak etrafı inceliyorken çalışma masasının üzerinde tek başına duran bilgisayarın karşısına geçer. Kendi bilgisayarındaki hiçbir şey burada değil, resimleri, yazıları, müzikleri, bütün her şeyi de diğer hatıraları gibi yok olmuştur.

 

Genç kız iç çekerek bilgisayarın başından kalkarken kapısı tıklatıldığında gerilerek o tarafa döner

 

“evet?”

megan benim, kenda, girebilir miyim?”

 

megan bir an duraksar, sonra başka çaresi olmadığını biliyor, kendi kendine başını sallayarak girmesini söyler. Kenda gülümseyerek içeri girerken kapıyı açık bırakır

 

“günaydın, nasılsın?”

 

megan hafifçe omzunu silkerek kesin bir şey söylemezken kenda elindeki kağıdı gösterir

 

“bu zamandaki değişiklikleri not alıyordum, sana da sizin zamanınızla ilgili bir şeyler soracaktım, sorabilir miyim?”

 

megan yatağına oturarak başını sallar, kenda bir iki adım daha ilerlerken sorar

 

“doğum günün ne zaman?”

“12 mart 7094”

 

kenda ohlarken megan kaşlarını kaldırır

 

“ne oldu?”

“sen burada mı büyüdün? Yani herkesle beraber?”

 

megan yine başını sallarken kenda kağıda onu da not alır ve gelip yatakta megan’ın yanına otururken sorar

 

“scorchio olayı ne zaman ortaya çıktı?”

“buraya gelmeden birkaç ay önce..”

“ben yine su kıran mıydım?”

 

megan başını sallayarak onaylarken konuşur

 

“biana sana güçlerini doğduğunda vermiş, ama kimseye söylememiş, ortaya çıkmamasını istiyormuş, ama sonra engelleyememiş. Dorian, maynard yangını falan..”

 

Kenda başını sallarken yeni zamanla Meganların zamanı eş görünüyordur. Genç kız dönerek mavi gözlü yeni arkadaşına bakarken gülümser

 

“anladım sanırım..”

 

megan başını sallayarak önüne dönerken kenda usulca konuşur

 

“iyi arkadaşlar mıydık?”

 

mavi gözler yine kenda’ya dönerken megan yine başını sallar ve konuşur

 

“aynı sene Mars’a gidemiyoruz diye çok üzülürdük..”

 

kenda gülümserken megan da hafifçe gülümser ve sorar

 

“diğer çocukla, adı neydi?”

“lucas..”

“onunla da iyi arkadaş olabilmiş misiniz?”

“Lucas burada büyümemiş, 8 ay önce doğmuş, hep scorchio’daymış. Ama aynı zamanda okula gideceğiz, o ikinci ligle beraber olacakmış..”

“abim olacak yani..”

 

kenda başını sallarken megan onun elindeki kağıda bakarak konuşur

 

“nathan da shia’nın abisi olacak o zaman..”

 

kenda o anda tekrar aklına gelerek shia’nın da doğum gününü sorarak onunla ilgili de bilgileri yazarken megan her şeyi teker teker cevaplar..

 

 

“baba biz-“

“EFENDİM!”

 

görevlinin bir tanesi kenda ve megan’ı ezmekten son anda sıyrılmış, ewan’ın odasına atılırken ewan kaşlarını çatarak bu kadar haşin bir çağrı için ne olduğunu merak ediyor, sorar

 

“çocukları ezecek kadar önemli şey nedir?”

“Wusla ve Edward Regan evrene giriş yaptı efendim..”

 

Ewan’ın yüzü beyazlarken kenda ve megan da aynı şokla gözleri büyüyerek birbirlerine bakarlar..

 

 

SOUNDTRACK / Alan Silvestri – Doc Returns

(bttf III – 2:51 olan)

 

 

Bütün oreon söylenenlerin gerçek olup olmadığını anlamak için ayaklanmış, koridorlarda herkes birbirine bir şey soruyorken ewan arkasında kızlarla beraber konuşan görevlileri geçiyor, herkesi işine yolluyordur. Biraz sonra geçitlerin birinin kapısı açılıp şok içinde bir delia dışarı fırladığında ewan onu tekrar geri ittirerek kızlarla beraber geçite girer. Kapılar kapandığında ewan önündeki kadını kollarına tutarak şok içinde ona bakan gözlerine bakar

 

“sakin-“

“annem, baba-“

“biliyorum.”

 

Delialona gözlerinin dolduğunun farkında değil, elleri titriyorken geçitin kapıları uçuş üssüne açılır ve içerdeki hengamenin sesi her yana dağılırken ewan delia’yı tutarak arkasını döner. Silahlı güvenlik görevlilerinin ortasında oldukça şaşkın bir wusla ve sinirleri tepesine çıkmış bir edward görürken yutkunur..

 

 

Delialona nefesini tutmuş, ilerde sapasağlam duran annesine ve babasına bakıyorken bir an başını döner ve dizleri çözülürken kenda ve megan genç kadını kollarından tutarak destek olurlar. Ewan onları bırakmış, görevlilerin arasından iki davetsiz misafire ilerliyorken edward hiç beklemeden konuşur

 

“nedir bu saçmalık!? Erken döneceğimizi 12 saat önceden haber verdik, kimse çalışımıyor mu?”

“edward-“

“silahları indirin.”

 

Ewan görevlilere başını sallarken silahlar yavaşça iner, edward herkese ölümcül mavi bakışlar atıyorken wusla onun kolunu tutarak ewan’a bakar

 

“biz yokken bir şey mi oldu? güvenlik seviyesi artışından haberimiz yok, neler oluyor ewan?”

 

ewan 13 senedir duymadığı sesi duyunca bir an sarsılmış, ama hemen sonra kendine gelerek hafifçe öksürür

 

“biz..şey-güvenlik normal. Siz..nerdeydiniz ki erken döndünüz?”

 

wusla sorunun garipliğine aldırmadan verona derken edward araya girer

 

“hepiniz topluca kafalarınızı bir yere çarpıp yamulmadıysanız yolumuzdan çekilin, karım hamile ve saatlerdir anlamsız bir uzay trafiğinde sıkışıp kaldık. Giriş onaylarını darmadağın eden ekibi de en kısa zamanda ofisime yolla ewan..”

 

edward karısını koluna takarak ewan’ı geçer ve geçitlere ilerlerken kapının önünde delialona ve diğer kızları görünce durur

 

“delia, tatlım iyi misin?”

 

delia usulca inleyerek başını tutarken wusla, edward’ı bırakarak kızının yanaklarını kavrar ve yüzüne bakar

 

“gel tatlım, sen bu halde neden buraya indin. Megan, sen bu çantayı tutar mısın hayatım?”

 

megan robot gibi sadece wusla’nın uzattığı çantayı tutar ve boş boş daha önce sadece resimlerde gördüğü kadına bakarken wusla ve edward delia’yı da alarak geçite girer. Kenda da onların arkasından içeri girivermiş, delialona’yla bakışır. Delia ise bitkin, titriyor, ellerini annesinin koluna sımsıkı yapıştırırarak rüyasından uyanmayı bekliyordur..

 

 

“BÜYÜK ANNEM Mİ GELMİŞ!?”

 

shia sesinin ölçüsüne hakim olamayınca megan onu kolundan çekiştirip susturur. O arada colm yarım saattir yaptığı gibi kafasını kaşımaya devam ediyorken ewan artık onun beynine doğru bir delik açmasından korkarak elini tutup çeker

 

“konuş.”

“ne diyeceğim?”

“delia yukarda onlarla beraber, kenda da yanlarında, senin de çıkman gerekecek...”

 

colm yine elini kafasına götürürken ewan tutup indirir. O sırada Lucinda kollarını kavuşturmuş, favian’la bakışıyorken konuşur

 

“megan’ı tanıdığını söylediniz. O zaman bizim zamanımızdan değiller. Kimleri ve neleri tanıyorlar, neleri biliyorlar öğrenmemiz gerek. Julia her şeyin neredeyse aynı olması gerektiğini söyledi, ama bir yerde büyük bir fark var, onu bulmamız gerek..”

“daha kaç kişi gelecek?”

 

herkes dönüp eidan’a bakarken vien üzüntüyle kocasının kolunu hafifçe sıkar. Su kıran diğerlerine bakıyorken kimse cevap vermiyordur. Eidan bütün cesaretini toplamış, hafifçe yutkunduktan sonra sorar

 

“ya franco da buralarda bir yerlerdeyse?”

“ya değilse?”

 

eidan dönerek odanın ucundaki dorian’a bakar. Ateş kıran güç kardeşine bakıyorken eidan iç çekerek önüne döner ve bir daha soru sormaz..

 

 

SOUNDTRACK / Fariborz Lachini – Autumn In My Heart

 

 

Delialona annesinin yardımıyla yatağına girerken gözlerinden yaşlar süzülüyor, ama o aldırmıyordur. Wusla kızının yorganını üzerine kapatırken gülümser

 

hasta olmayacakmış. sen kimi kandırıyorsun?”

 

edward da yatağın diğer yanından gelip kızının baş ucuna oturur ve saçlarını okşarken konuşur

 

“geldik, buradayız..”

 

delialona babasının dokunuşuyla kendini bırakarak bir anda hıçkırarak ağlamaya başlar. Wusla bir an kocasına bakıp sonra iç çekerek hasta küçük kızına dönerken delialona onları ellerinden kendine çekiyor, ikisine de sarılmaya çalışarak ağlıyordur. Kenda odanın bir köşesinden onları izliyorken yanağından süzülen yaşlarını elinin tersiyle yavaşça siler..

 

 

colm önünde nathan ve shia’yla birlikte yürüyor, annelerinin kapısına geldiğinde çocuklarına döner

 

“nathan, büyük annen ve büyük baban seni tanımıyor olabilirler-“

“biliyorum, şimdilik bir şey söylemeyeceğim..”

 

colm başını sallarken uzanarak oğlunun ensesininden tutar ve hafifçe sıkarken nathan da mavi gözleriyle babasına bakıyor, başını eğer. Colm oğlunun başına sarılmışken shia kapıyı yavaşça aralayarak içeri bakıyordur. yatakta ağlayan annesini ve ölü bildiği büyük annne ve babasını görünce gözleri kocaman olarak kapıyı tekrar kapatır ve babasına döner

 

“gerçekten gelmişler.”

 

Colm hafifçe gülümserken shia yutkunur ve bu sefer kapıyı doğru düzgün açarak içeri girerken edward torununu görünce konuşur

 

“annene iyi bak demedim mi ben? Yine gidip robotunla mı oynadın bütün gün, babasının oğlu..”

 

colm yanındaki nathan’ı tutuyorken edward torunu shia’yı yanına çağırır. Shia hala ruh gibi ölü adama bakıyorken edward elini bir kez daha sallar

 

“gel buraya..”

 

shia yavaş adımlarla o tarafa ilerler ve sonunda yatağın yanına geldiğinde annesinin perişan yüzünü görmüş, şaşkın gözlerine belli belirsiz bir hüzün çöker. Delialona hafifçe gülümsediğinde shia onun nasıl hissettiğini tahmin edebiliyor, annesini ve babasını kaybettikten sonra tekrar bulmanın nasıl olacağını az çok kestirebiliyorken dönerek dedesine bakar

 

“robotla oynamadım, o benimle oynadı daha çok..”

“cevap da hazır, getir kafayı..”

 

shia eğilerek başını uzatırken edward gülerek delikanlıyı kendine çeker ve boynundan sarılıp yanına oturturken delia yine gözleri dolarak babasının torunuyla şakalaşmasını izliyor, annesine biraz daha sokuluyordur. Odadaki diğer pulvu tanınmıyor, yıllardır görmeyi çok istediği dedesine ve büyük annesine sessizce bakıyorken biraz sonra elini başka bir el tuttuğunda sağına döner. Kenda delikanlıya gülümseyerek iki eliyle onun elini tutuyorken nathan usulca iç çekerek öne döner ve babasının yanında durmaya devam eder...

 

 

wusla kızının  saçlarını eliyle topluyorken dönerek colm’un yanındaki sessiz delikanlıya bakar

 

“shia, arkadaşını neden bize tanıştırmıyorsun?”

 

shia dönerek nathan’a bakarken delikanlı büyük annesine bakıyordur. Kimse bir şey söylemiyorken delialona annesinin elini tutarak konuşur

 

“anne-“

 

delia yıllardır annesine anne  dememiş, bir an yine boğazına bir şey otururken yine de konuşur

 

“size anlatmamız gereken çok önemli şeyler var..”

 

wusla hafifçe kaşlarını çatarak ne gibi diyorken edward bir hafta bile rahat durup duramadıklarını soruyordur. Delia yaşlı gözleriyle gülümserken başını iki yana sallar

 

“keşke bir hafta olsaydı, ama durum çok farklı baba. O gördüğünüz delikanlı, nathan..”

 

nathan’ın bakışları annesine dönerken delia oğluna gülümser

 

“edward nathan pulvu, bizim oğlumuz baba..”

 

nathan endişeli bakışlarını dedesine çevirirken edward bütün mantık düzeni alt üst olmuş, bir an başını silkeler

 

“ne zamandan beri bu yaşta bir oğlun olduğunu bizden saklıyorsun?”

 

delia biraz daha gülümserken yine başını iki yana sallar

 

“saklamıyorum-“

“dünden beri çok garip olaylar yaşıyoruz edward..”

 

edward bu sefer colm’a dönerken wusla da ona bakıyor, sorar

 

“peki bu olayları birisi bize de anlatacak mı?”

 

colm başını sallarken wusla güzel der. Edward çoktan shia’yla birlikte yataktan kalkmışken delia da annesiyle birlikte doğruluyordur..

 

 

çoklu zaman bütünlemesi mi?”

 

Toplantı odasında sadece wusla, edward ve lucinda oturuyor, lucinda ikisine de bildiklerini anlatmış, başını sallarken edward çenesini sıvazlıyor, wusla ise olanları kafasında tartarak düşünüyordur.

 

“peki biz hangi zamandan geliyoruz?”

“onu anlamaya çalışacağız wusla. Diğerleriyle görüşmeden önce ikinize de birkaç soru sormam gerek..”

 

wusla ve edward sessizce başlarını sallarken lucinda ilk sorusunu sorar

 

“maynard yangınıyla ilgili ne biliyorsunuz?”

 

edward refleksle wusla’nın masadaki elini tutarken lucinda bir şeyler yakalamış, edward’ın gözlerine bakar

 

“bizim bilgilerimize göre ikiniz de o yangından kurtulamadınız. Franco, ashley, odette, delora ve siz hayatınızı kaybettin-“

“delora ve favian bir ay önce döndüler, değil mi?”

 

lucinda başını sallarken wusla dönerek edward’a bakar, sonra tekrar lucinda’ya dönerken bildiklerini anlatır

 

“bizim yaşadığımız yangında ben ağır yaralandım, ama kurtulduk. Uzun bir süre rehabilitasyonda kaldık, sizin zamanınızdaki yokluğumuzun yerine geçecek kadar değil elbette, ama biz de yara aldık. Diğer kayıpların hepsi bizim için de geçerli..”

 

lucinda başını sallarken ikinci sorusuna geçer

 

“megan ve shia’yı tanıyorsunuz, ama lucas ve nathan’ı bilmiyorsunuz, değil mi?”

 

karşısındak çift olumusuz yanıt verdiğinde lucinda onu da not ederek kalem tutan eliyle hafifçe alnını kaşır

 

“biana ve kenda’nın durumunda da kenda’nın doğumunda annesinin güçleri aldığı gerçeğine sahipsiniz o halde..”

 

wusla kaşlarını çatarken edward hayır der

 

“biana’nın durumunu birkaç ay öncesine kadar bilmiyorduk.”

 

Lucinda ohlayarak bu değişikliği de not alırken mırıldanır

 

“o halde kenda ve biana bizim zamanımıza göre devam ediyor-peki megan ne zaman doğdu?”

“8 ay önce..”

 

lucinda pekala diyerek önündeki belgede dördüncü bir kolon yaratır ve wusla/edward çizgisi adını verirken şu anda ellerinde 4 farklı zaman çizgisi vardır. Lucinda kafasının karışmasına izin vermemeye çalışıyor, aldığı notlara göz gezdirirken wusla ve edward sessizce bekliyordur...

 

 

“elimizde dört farklı zaman çizgisi var. Nathan ve Kenda, Megan ve Shia, Wusla ve edward, son olarak da Lucas. Biz Lucas’ın gerçekliğinde yaşıyoruz.”

 

Lucinda büyük konferans salonuna oreon ekibini ve ailelerini toplamış, büyük dijital tahtada olabildiğince ayrıntılı şekilde elindeki bilgileri aktarmaya çalışıyordur.

 

“Lucas’in gerçekliğine göre kendisi 8 ay önce doğmuş, maynard yangınında ashley ellen, odette lysander, wusla ve edward regan, delora nobes ve franco valdez hayatını kaybetmiş. Nathan ve Lucas buradalar. Kenda da güçlerini doğumunda annesinden almış.”

 

Herkes notlarını düzenliyorken kenda da kendi kağıtarını işaretliyordur. Kurbağalar onun etrafında toplanmış, genç kız not aldıkça onlar da kafalarını sallıyorken lucinda devam eder

 

“ikinci zaman nathan ve kenda’nın zamanları. Onlara göre maynard yangını da lucas’ın bildiği gibi olmuş. Ancak onların bildiği nathan 1 hafta önce doğmuş ve şu anda hala bebek olması gerekiyor. Shia ve Megan burada değiller. Bir diğer fark da, nathan ve kenda’ya göre, biana güçlerini kenda’ya bir ay önce vermiş..”

 

kenda ve annesi bakışırken kızı gülümser ve tekrar önüne dönerek arkadaşlarıyla not almaya devam eder. Biana arka sıralarda yine yalnız başına oturuyor, lucinda’yı dinlemeye devam eder

 

“üçüncü zaman megan ve shia’ya ait. Onlar da maynard yangınını lucas, nathan ve kenda gibi biliyorlar. Nathan ve Lucas burada değiller, üstelik megan 15 sene önce doğmuş. Ayrıca onların bilgilerine göre de kenda’nın güçleri ona doğumunda verilmiş.”

 

Herkes tahtadaki üç zamanlı çizelgeye bakıyor, isimlerin karşılarında, olayların altındaki çarpıların çakışıtığı yerleri görmeye çalışıyorken lucinda onların işlerini kolaylaştırarak çakışan yerleri işaretler

 

“bu üç zamanda da ortak olan şeyler, maynard yangını, delora’nın dönüşü ve shia-megan ikilisinin olmaması.”

 

Başlar sallanırken lucinda dördüncü satıra geçer

 

“dördüncü zaman da wusla ve edward’ın çizgisi. Bu zamanda maynard yangınından ikisi kurtulabilmiş. Geri kalan kayıplar aynı. Delora yine diğer üç zamanda olduğu gibi favian’la geri dönebilmiş. Bu zamanda lucas ve nathan yok. Megan ise burada olmasına rağmen 8 ay önce doğmuş. Lucas’ın kendi zamanında doğduğu gibi. Yine bu zamanda kenda ve nathan’ın zamanıyla ortak olarak biana güçlerini 1 ay önce kenda’ya vermiş.”

 

Lucinda gerekli çarpıları koyarken bu zamanla diğer üç zamanı birleştiren kısmı işaretler

 

“şu anda elimizde olan her zamanın tek ortak noktası delora ve favian’ın dönüşü. İkisi de zamanda büyük bir dalgalanma yarattığı için bu tip bir bütünlemenin kilit olarak böyle bir anı seçmesinin doğal olduğu sonucuna vardık-“

 

lucinda’nın lafı konferans salonunun kapılarının açılıp bir görevlinin içeri koşturmasıyla kesilir. Lucinda yakasında mikrofonu kapatarak görevliye yaklaşırken duyduğu haberle dikleşir ve diğerlerine dönerek tekrar mikrofonunu açarken konuşur

 

“scott..”

 

scott oturduğu yerden hızla kalkarken lucinda başını sallar

 

“ashley telefonda. Eranthe rehabilitasyon merkezinden arıyor.”

 

Scott hayatında hiç yapmadığı kadar hızlı atılarak merdivenlere koşar ve üçer beşer inerek konferans salonundan çıkarken lucinda tahtaya dönerek beşinci bir satır ekler ve başına Ashley yazarak optik kalemini kapatır.

 

 

Eidan konferans salonunda dört dönüyorken ellerini saçlarından geçirir

 

“franco da burada olmalı-“

“eidan bu bir bulmaca değil-“

“AMA OLMALI!”

 

vien oturduğu yerden kalkarak kocasına ilerler ve koluna girerek onu dışarı çıkarırken lucas ve megan da aynı anda kalkmış, birbirlerine bakarlar. İkisi de oturmuyorken arkalarını dönerler ve farklı merdivenlerden inerek babalarının arkasından giderken geride kalanlar kapanan kapıyı izliyordur. Conrad yerinden kalkarak ellerini cebine sokar ve merdivenlere yönelirken konuşur

 

“böyle olması ölü olmalarından daha kötü..”

 

sonra dönerek wusla ve edward’a bakarken konuşur

 

“yanlış anlamayın. Sadece..”

 

conrad bir an düşünür, ama lafını bitirmeden önüne dönerek aşağı inmeye devam ederken brittany ve sienna da onun arkasından gidiyordur. Ewan kardeşini özleyen abisine bakıyorken yumruk yaptığı eli dudaklarına yaslanmış, bir şey söylemeden sessizce oturmaya devam eder..

 

 

“eve gitmek istiyorum, annemle konuşacağım..”

 

eidan elementlerin ofisindeki eşyalarını toparlıyorken vien onun yanında, çocuklarsa kapıdan ikisini izliyordur. Vien kocasının telefonunu da alıp ona uzatırken konuşur

 

“biz de gelelim..”

“tabii ki siz de geleceksiniz-“

 

eidan kapıdaki oğluyla kızına döner

 

“alacak eşyalarınız varsa gidin kapın çocuklar...”

 

ikisi de yerlerinden kıpırdamazken eidan güzel o zaman der ve çantasını omzuna atıp iki çocuğunu da kolunun altına alarak ofisten çıkar. Vien gülümseyerek üçünü takip ediyorken kendi telefonuyla norah’yı arayıp geleceklerini haber veriyordur..

 

 

 “anne! Biz geldik!”

 

eidan kapıyı açıp diğerlerini içeri alırken anahtarını kapıdan çıkarmaya uğraşıyordur. Üst kattan koşuşturmalar duyuluyorken lucas gayet rahat içeri girmiş, büyük annesinin salonuna ilerliyorken megan annesinin yakınında duruyor, neyin farklı olduğunu görmeye çalışıyordur. O sırada norah merdivenlerden iniyor, kapıdakileri görünce ellerini çırparak gülümser

 

“hoşgeldiniz!”

 

vien ve eidan gülümserken norah bütün sevgisiyle megan’a döner

 

“güzeller güzeli kızım da gelmiş..”

 

norah torununa sımsıkı sarılırken vien ve eidan şokla norah’ya bakıyor, salondaki koltuktan başını eğip olanları gören lucas dengesini kaybederek yere düşüyordur..

 

 

norah, megan’ın saçlarını okşuyorken megan sanki bir can simidi bulmuş, büyük annesine daha sıkı sarılıyorken norah gülümseyerek onun başını öper ve genç kızı bırakmadan salonda yerden kalkan delikanlıya bakıp, sonra eidan’a döner

 

“bu çocuk kim?”

 

eidan konuşamıyorken mutfaktan sarah elinde bir tepsi yanmış makarnayla gelir

 

“anne yanığın kokusu iki sokak öteden geliyor, nedir bu-siz de mi buradaydınız hey!”

 

megan halasının sesini duyunca büyük annesini bırakıp o tarafa bakar. Sarah da onu tanıyor, gülümseyerek kollarını açarken bir elinde çantası ve anahtarları, diğerinde yanık makarna tepsisiyle kollarını genç kıza açar

 

“bize de sevgi?”

 

megan gözleri dolarak güler ve halasına atılırken sarah tepsiyi dengeleyerek diğer eliyle genç kızı tutar.

 

“özlenmişiz bakıyorum.”

 

Megan çok diyorken sarah elindeki tepsiyi eidan’a sallar

 

“beziyle beraber tut-anne, franco aradı mı?”

 

norah daha cevap veremeden eidan’ın elindeki makarna tepsisi düşer ve bütün soslarıyla beraber makarnalar etrafa saçılırken bayanlar sıcak yemekten kaçarak feryat ederler..