Ana Sayfa Ana Sayfa Cilt 7. Tria Cilt 6. Nocens Cilt 5. Pink of Luplex Cilt 4. Crashing to Pink Cilt 3. Dream Star Cilt 2. Crashed405 Cilt 1. Crash Diğer siteler TheLake kimdir? Forum

Ne yazıyorsun, neden yazıyorsun?

BuffyTR ve WITWOAA için yazdığım BTVS ve ATS bölüm yorumları + senaryo kamera arkaları dışında son 2 senedir ciddi anlamda HP (Harry Potter) fanfiction ve kendi oluşturduğum orijinal bir evreni, CRASH'i yazıyorum. Son bir senedir HP yazmayı bıraktım ve sadece CRASH ile ilgileniyorum. Eğer "ağağa yeter artık bu ne!!" demezsem de CRASH'in temposu böyle devam edecek, HP konusunda kesin ve gaddarca bir bırakma kararı vermemiş olsam bile şu noktada ilham perilerimin onun için çalıştığını göremiyorum.

Neden yazıyorum? Tamamen keyiften. Ara sıra delirip "kitap yapacam ben bunu! bestseller olacak! JKR'ı alt edecem!" gibi ütopik ama sevimli düşüncelere de daldığım oluyor, ama şu an öyle bir girişim için vaktim olduğunu düşünmüyorum. Gelecek ne gösterir bilinmez, ama şu anda sadece kendi hayal gücümün beynime yaptığı baskıyı hafifletmek için harıl harıl yazıyorum.

Nasıl yazıyorsun, öyle kalkıp bir şeyler yazmak kolay bir şey mi?

Evet.
LOL. İlkokulda boşuna o fişleri kesip yapıştırmadık. Senelerce günlük tuttuk, okul için kompozisyonlar yazdık, sınavda cümleler kurduk, mektuplar yazdık. Aslında hep yazıyoruz. Benim yazım tarzımın tek farkı belirli bir başlığı ve olay örgüsü olması. Gerçek anlamda öykü yazmaya başladığım 9 Şubat 2006 tarihinde başlayıp yine 1 seneye yaklaşık bir zamanda bitirdiğim Heart of Time adlı HP fiction'ı aslında yazmanın ne kadar kolay, ama iyi yazmanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor. O zaman kurduğum cümlelerle ve düşünce yapısıyla şimdi CRASH'in 5. parçasını yazarken kullandığım cümleler ve düşünce yapısı çok farklı.

İyi yazdığımı söyleyebilir miyim? Evet. Şu anda etrafta okunan hikayeler arasında en tutarlı ve anlaşılır yazan yazarlardan biri olduğumu rahat rahat söyleyebilirim.

O 2 senede değişmiş yazım tarzı ve düşünce yapısı nasıl bir şey?

Yazım tarzım "gözünün önünde gördüklerini kağıda anında geçirme" tarzıdır. Hikayelerimi geniş zamanda yazarım ve sebebi de tamamen benim yazdığım şeyleri o anda görmemden kaynaklanır. Tabii o anda desem bile benim de bir beynim var ve işlem yapma süresi anlık değil doğal olarak :) Bazı sahneleri anlık yazıyor olsam bile bir çoğununu önceden görüp planlıyorum. Ama şunu söyleyebilirim, tasvirler ve olayların gidişatı planlı olsa bile diyaloglar ya da o anda kullanılan sıfatlar vs. önceden planlamış değil.

Ayrıca hikayelerimi yayınlamadan önce dönüp editlemiyorum. Belki yazdığım kısımları o anda tekrar okuyup içlerinden bazen bir şeyler çıkarıp eklediğim oluyor, ama THE END koyduktan sonra dönüp olay örgüsü değiştirdiğim hikaye yoktur. Bu hususta betaların ve Dilş'in rolü de önemlidir, çünkü ben yazarken onlar anlık okuyarak yazım hatalarını düzelttiklerinden geri dönüp düzeltilecek bir şey kalmıyor. Olay örgüsüne de dokunmadığımız sürece geri dönüp bakınca "okumaktan" başka yapacak bir şey kalmıyor.

Eminim ki editlemek için otursam şu anda ilk yazdığım zamanlardan milyonlarca şeyi değiştireceğim, ama hem HP'lerde hem de CRASH'de ilk zamanlarda yaptığım hatalar benim şu anda ne kadar ilerlediğimi gösterdiği için hiçbirine dokunmuyorum. Gerek anlatım, gerek cümle yapısı bakımından çok primitive şeyler görebilirsiniz, ilerleyen zamanlarda düzelecekler, o konuda garanti verebilirim. Ama hala okunuyor...
sanırım..

Şimdi ben de kalkıp yazıyorum desem ne derdin?

İçtenlikle tebrik ederdim ve işin sırrının alçak gönüllülük olduğunu söylerdim. gerçekten iyi bir yere gelmeden "ben çok iyiyim aslında, herkes yazar ne var bunda!" diyerek ilerlemek yerine "ilk yazdıklarım kötü olabilir, kabul ediyorum, ama şu kafamda dolaşan tilkileri bir şekilde çıkarıp atmalıyım!" şeklinde bir düşünce yapısı izlenirse daha yapıcı olacağına inanıyorum.

Tabii alçak gönüllü olacağım derken kendinizi ezin demiyorum. Ezmeyin! Eğer bir şeyi iyi yazdığınıza ve gösterdiğinize inanıyorsanız onun arkasında durun. Eleştirileri kabul edin, sadece yapıcı olanları. Eleştirmek de bir yetenektir, herkes o kadar kolay yapamaz, bunu da bilerek siz de sizi eleştireni eleştirin, eğer gerekli görüyorsanız..

Bunun dışında aklınıza ne gelirse yazın. İlk zamanlar mantığını düşünmekten çok hikayenin ilerlemesine çalışmak daha kolaydır. Dönüp bakınca "ama ben burada erkek demişim, sonra kadın olmuş bu!" gibi büyük hatalar görseniz bile dönüp önünüze bakın, 30 sayfa yazmışsınız, sizin başarınız ilk zamanlar o 30 sayfadır. Mantığı oturtmak değildir.

Sonra yavaş yavaş yazdığınız olayları karmaşıklaştırmaya, karakterleri arttırmaya başlayabilirsiniz. Diğer bir deyişle artık gerçek plotlar kurmaya başlayabilirsiniz. Başı ve sonu olan olaylar, etkilenen karakterler, ortaya serpilen sırları yaratmaya başlayabilirsiniz.
Zaman ilerledikçe ne yazdığınızı unutmamak da önemlidir. "Ben yazdım zaten nasıl unutacağım!?" demeyin, az önce 2 sayfa erkek yazıp, sonra kadın yapan ben değilim :))

Son olarak tarzınızı bulun ve olabildiğince ona sadık kalmaya çalışın. Elbette yeni şeyler deneyin, ama başkasının yaptığının aynısını yapmamaya çalışın. Mesela CRASH'in genel hatları Dilş'in 405'iyle benzerlik gösterir hatta Geleceğe Dönüş ve 5. Element filmleriyle de ilintilidir. Bir gün oturup Schindler'in Listesi'ne benzer bir plot da görülebilir. Normaldir, ben senelerdir onu okuyorum ve benim düşünce yapım o şekilde gelişti. Ama hiçbir zaman oturup "şimdi ben bir karakter yaratayım, adı Marty McFly olsun, sonra merkez sıra diye bir yeri yönetsin, ertesi gün de dünyadaki bir grup koloniyi esir kampından kurtarıp turuncu saçlı bir beşinci element kızla evlenip adını corbin dallas yapsın." demedim. Ayıp, göz var nizam var, adam kandırmıyoruz..

Daha önce kullanılmış kavramları genel hatlarıyla kullanmak serbesttir. Zaman, element, yönetim, gezegen, uzay.. Bunların hepsi birer kelime, nasıl şekillendireceğiniz size kalmış.

Ayrıca benim olaylara bakış açım daha komediye yatkın bir bakış açısı oldu her zaman. O yüzden bir Luplex Pembesi ortaya çıktı. Bir sayfa önce ben adam da öldürmüş olabilirim, ama benim yazım kişiliğim karanlığın ardından daha fazla karanlık getirmeye elverişli değildir. Bir bakarsınız o kadar adam ölmüş, sonra hızlı bir geçişle birilerinin düğününü yapıyoruz. Olabilir. Gerçek hayat da böyledir. üzüntüler olduğu gibi sevinçler de vardır. Bir yere takılmayın, siz kendinizi neyi yazarken rahat hissediyorsanız onu yazmaya çalışın. Farklı tadlar da katın, ama dönüp baktığınızda "evet bunu ben yazmışım" diyebilin.

Tabii bir karakterin bacağı koptuktan sonra diğer sayfadaki düğünde halay çekmesi önceki satırlarda değindiğim mantık konusuna ters düşebilir, ona göre bunun da ölçüsünü ayarlamayı bilin.

Ben sadece Ali ya da Ayşe'nin hikayesini yazabilirim, ama 3 kişiden fazla olunca aklım karışıyor, ne yapsam?

Aklınızı zorlayın.
Sürekli Ali ya da Ayşe'de takılmayın. Murat'ı da işin içine katın, sonra bir gün Murat'ın Amerika'dan bir arkadaşı gelsin. Ayşe bu adama aşık olsun, ama o anda bir bakın ki Ali deli gibi Ayşe'ye aşık. Sonra baktınız bu iş böyle olmayacak Ayşe'yi kıskandırın. Mine gelsin. Mine'nin sonunda Ali, Murat ya da Amerikalı'yla birlikte olabileceği ihtimali sizi heyecanlandırsın. Bu arada siz Mine için heyecanlanırken Ayşe aslında Amerikalı'yla ne kadar farklı insanlar olduğunu anlasın ve Ali'ye dönmek istesin. Ama o sırada bir de ne olsun! Murat'ın çok uzaktan bir kuzeni hırsız olmuş, aa meğer Ayşe avukatmış, hadi onu savunmaya gitsin. O sırada Ali ve Ayşe'nin yolları ayrılsın, ama Murat'ın bu durumda Ayşe'ye ne kadar minnettar olduğunu görelim..
gibi..

Hikaye'nin her zaman başrolleri olsun, ama yan rollerin de araya girip sahneyi çalmasından korkmayın. Bakın Amerika'lı hiç gelmeseydi bunlar olmayacaktı, değil mi? Belki de bu aslında Amerikalı'nın hikayesidir ama siz bilmiyorsunuzdur. Bu tip keşifler yapmaya izin verin, ilerde "Cin Ali'nin maceraları" şeklinde bir seri çıkarıp sadece Cin Ali'yi yazmak isteyeceğiniz zamanlar da gelecek. Geniş başlayın, örgüyü daraltmak kolaydır..

Ya ben böyle yazıyorum, okuyorum, ama okul, iş, arkadaş hep yalan oldu. Ne yapsak?

Zamanınızı akıllıca ayırmayı öğrenin.
Okumayı mı seviyorsunuz? Okuyun, yorumlayın, takip edin, delirin, fan olun, ama yarın işe ya da okula gitmek gerekiyorsa bunun sorumluluğunu da almayı bilin. Aynı şey tam tersi için de geçerli. Okulunuz mu var, iş mi var, çok mu yoğun, ama siz okumak da mı istiyorsunuz? Kendinize okul ve iş için bir hedef verin, ben şu gün şu işimden sonra oturup okuyacağım, adam gibi diyebilin ve kendinize verdiğiniz bu sözü de yerine getirin.
Hayat hep devam edecek. İş, okul, arkadaşlar hep etrafta olacak, ama siz okuma/yazma işini kendiniz için yapmaktan pişman olmayın. Ara vermeniz ve uzun bir süre okuyup/yazmanız mümkün olmayacaksa, onu da kabullenin. Dünyanın sonu değil, her şeyi olduğundan daha fazla ciddiye alıp kendinizi üzmeyin. Sorumluluğunuz olan insanlara bu durumu haber verin. okuyanlar için forum, yazanlar için kendi forumları/siteleri hep bu haberi vermek için yapılmış. Kullanın..

Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Dünya barışı ve mutluluk.
LOL. CRASH okunması sırasında her zaman sevgi ve beğeni olmasa bile bu yarattığımız evrende saygı diliyorum. Bir de iyi eğlenceler :)